Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Yirmi Dördüncü Sure - Baltacioglu - 24. Sayfa

 

Yirmi Dördüncü Sure

NUR SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

1) Bu, Bizim bildirdiğimiz, hem de boynunuza borç kıldığımız bir suredir. Bu surede açıklayıcı ayetler vardır. Öğütlenesiniz diye.

2) Yoz yaklaşmada bulunan kadınla erkekten her birine yüz değnek vurun. Eğer Allah’a, son güne de inanıyorsanız, Allah’ın buyruğunu yerine getirirken onlara karşı yumuşaklık göstermeyin. İnananların bir takımı da onlara azap edildiğini gözleriyle görsün.

3) Yoz yaklaşan bir erkek ancak yoz yaklaşan, ya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Yoz yaklaşan bir kadın da ancak yoz yaklaşan ya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü inanırlara haram kılındı.

4) O kimseler ki arı sili kadınlara dil uzatırlar da dört tane tanık getiremezler, onlara seksener değnek vurun. Onların tanıklığını hiç üzerinize almayın. Çünkü onlar karıştırıcı kimselerdir.

5) Ancak, bunu ardından tövbe edip düzelen kimseler için söz yoktur. Çükü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

6) O kimseler ki kendi karılarının suçlu olduklarını ileri sürerler, kendilerinden başka tanıkları da yoktur, bunlardan her birinin tanıklığı, kesenkes doğru söylediğine dört defa Allah’ı tanık göstermesiyle,

7) Beşinci tanıklığı da eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lanetine uğramayı dilemesiyle olur.

8) Kadının da azabı üzerinden atması ise kocasının kesenkes yalan söylemekte olduğuna dört defa Allah’ı tanık göstermesiyle,

9) Beşinci tanıklığı da eğer erkek doğru söylüyorsa kesenkes Allah’ın lanetine uğramayı dilemesiyle olur.

10) Ya Allah’ın üstünlüğü, esirgeyiciliği sizin üzerinizde olmasaydı, ya Allah tövbeleri onayıcı, doğruyu bildirici olmasaydı?

11) İşte o yalan uyduranlar içinizden bir takımlarıdır. Bu yalanın size bir zararı olacağını sanmayın. Belki de sizin için iyilik getirir. Onlardan herbiri kazandığı günaha göre cezasını çekecektir. Onlardan günahın büyüğünü yüklenen kimse için de büyük bir azap vardır.

12) Erkek, kadın inanan herkes bu yalanı işitir işitmez kendilerinden olanlar için iyilik düşünüp de: “Bu, açıktan açığa yalandır” demeli değilmiydiler?

13) Onlar buna karşı dört tanık getirmeli değil miydiler? Getiremeyince de onlar Allah’ın yanında yalancı kimselerdir.

14) Eğer bu dünyada da, öbür dünyada da Allah’ın üstünlüğü,esirgeyiciliği sizin üzerinizde olmasaydı uydurduğunuz yalanlardan dolayı pek büyük bir azaba uğrardınız.

15) O gün siz bu yalanı ağzınızda dolaştırıp duruyordunuz. Hiç bir bilginiz olmadan onu ağzınıza alıyordunuz. Hem de bunu yaparken hiç bir sorumluluk da duymuyordunuz. Oysa ki Allah yanında bu pek büyük bir günahtır.

16) Siz bu yalanı duyunca: “ Bunu ağza almak bize yaraşmaz. Seni ulularız. Bu büyük bir karamadır.”demeli değil miydiniz?

17) Eğer siz inanan kimselerseniz Allah sizi bir daha bu gibi işlere girişmekten alıkoyar.

18) Allah size ayetlerini açıkça bildiriyor. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.

19) İşte o kimseler ki çirkin sözlerin inananlar arasında yayılmasını isterler, onlar için bu dünyada da acıklı bir azap vardır. Allah bilir de siz bilmezsiniz.

20) Ya Allah’ın bol vergisi, esirgeyiciliği üzerinizde olmasaydı? Gerçekten Allah gözeticidir, esirgeyicidir.

21) Ey inananlar! Adımlarınızı Şeytan’ın adımlarına uydurmayın. Herkim adımların Şeytan’ın adımlarına uyduracak olursa Şeytan onu çirkin uygunsuz işlere sürükler. Eğer Allah’ın bol vergisi, esirgeyiciliği size erişmiş olmasaydı, içinizden hiçbiri sonuna kadar arınamazdı. Ancak Allah odur ki herkimi dilerse onu arıtır. Allah işiticidir, bilicidir.

22) İçinizde üstünlüğü, genliği olanlar yakınlarına, düşkünlere, Allah uğrunda göçenlere vermemek için sakın ant içmesinler, onları bağışlasınlar, onlara göz yumsunlar. Siz Allah’ın sizi yarlıgamasını istemez misiniz? Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

23) O kimseler ki arı sili, yoz iş nedir bilmeyen kadınlara leke sürerler, onlar bu dünyada da öbür dünyada da lanete uğratıldılar. Onlar için pek büyük bir azap vardır.

24) Öyle bir gün ki , onların işlediklerine karşı kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları tanıklık edecektir.

25) O gün Allah onlara cezalarını dosdoğru olarak verecektir. İşte onlar artık anlıyacaklardır ki Allah apaçık doğrunun kendisidir.

26) Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara, arı sili kadınlar arı sili erkeklere, arı sili erkekler de arı sili kadınlara yaraşır. Bunlar onların dediklerinden uzaktırlar. Onlar için yarlıgama, görklü azık vardır.

27) Ey inananlar! Kendi evlerinizden başka evlere, onların ıssılarıyla tanışmadan, onları esenlemeden sakın girmeyin. Düşünürseniz böylesi sizin için yeydir.

28) Eğer orada kimseyi bulamazsanız içeri alınıncaya kadar oraya girmeyin. Eğer size geri dönün denecek olursa hemen geri dönün. Böylesi sizin için daha doğru olur. Allah bütün yaptıklarınızı bilicidir.

29) İçinde kimse oturmıyan, ya da içine girmek sizin için zararlı olan yerlere sormadan girmenizde sizin için suç değildir. Hem Allah sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.

30) İnanan erkeklere söyle de kötü gözle bakmaktan sakınsınlar, ut yerlerini de gizlesinler. Böylesi kendileri için daha doğrudur. Çünkü Allah bütün düzenlediklerinden bilgilidir.

31) İnanan kadınlara da söyle de kötü gözle bakmaktan sakınsınlar. Ut yerlerini gizlesinler. Bezeneklerini açmasınlar. Görünecek kısımları olursa başka. Başörtülerini yakaları üstüne kadar indirsinler. Bezeneklerini kendi kocalarından, kendi babalarından kocalarının babalarından, kendi oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğullarından, dindaşı olan kadınlardan, kölelerinden, cariyerelerinden, erkekliği kalmamış hizmetçilerden, kadınların ut yerini bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri bezenekleri göstermek için ayaklarını birbirine vurmasınlar. Allah’a tövbe edin ey inananlar, onasınız diye.

32) İçinizde evli olmıyanları, erkek, kadın kölelerinizden evlenmiye elverişli olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler Allah onları kendi vergisiyle varlığa kavuşturur. Allah her nesneyi kaplayıcıdır, bilicidir.

33) Evlenmiye güçleri yetmiyenlere gelince, bunlar da Allah kendilerini varlığa kavuşturuncaya dek arılıklarını korusunlar. Köleleriniz arasında hürlüğünü satın almak isteyenlere gelince, eğer onları iyi olarak tanıyorsanız, onlarla yazışın. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Kumalarınızı, kendileri arı sili kalmak isterlerken siz onları dünya yaşayışının geçici kazancını elde etmek için, yoz yaklaşmıya zorlamayın. Herkim onları böyle zorlıyacak olursa, ne de olsa Allah bu zorlamamdan sonra o kadınları yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

34) Ant olsun ki Biz size açıklayıcı ayetler,sizden önce gelip geçenlerden örnekler, sakınanlar içinde öğütler gönderdik.

35) Allah yerlerin, göklerin ışığıdır. Onun ışığı sanki bir hücredir de içinde bir aydınlatıcı vardır. Bu aydınlatıcı da bir kandil içindedir. Bu kandil parıl parıl parıldayan bir yıldız gibidir. Kutlu bir ağacın, zeytin ağacının yağıyla tutuşturulmuştur. Bu yağ ne Doğu’nunkidir, ne de Batı’nınkidir. Onun yağı ateş dokunmadan da hemen ışık verecek gibidir. Işık ışık üstüne! Allah dilediğini ışığına kavuşturur, insanlar için örnekler gösterir. Allah her nesneyi bilicidir.

36) Allah’ın yüksek tutulmasını, içlerinde adının da anılmasını buyurduğu evlerde, işte onların içinde erle akşam kendisini arılıyanlar,

37) Onlar o kişilerdir ki ne ticaret, ne alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, yüreklerin titreyeceği, gözlerin evinden fırlayacağı o kalkış gününden korkarlar.

38) Şunun için ki Allah onları işlediklerinin daha güzelleriyle karşılıyacak, vergisinin bolluğundan daha çoğunu verecektir. Allah kimi dilerse onu sayısız azıklandırır.

39) O kimseler ki tanımazlar, onların işledikleri çöldeki serap gibidir. Susayan kimse onu su sanır. Yanına varınca onu bulmaz da yalnız Allah’ı bulur. O da onun hesabını görür. Allah hesabı çabuk görücüdür.

40) Ya derin bir denizdeki karanlıklar gibidir ki onun üstünü bir dalga örtmektedir. Bunun üstünde yine bir dalga, onun da üstünde bir bulut. Hep biribiri üstüne yığılmış karanlıklar! Eğer insan orada elini kaldıracak olursa onu göremez. Allah’ın ışık vermediği kimseye artık ışık yoktur.

41) Görmüyor musun, işte yerlerde, göklerde olanlar, kanat çırpa çırpa uçan kuşlara varıncaya kadar hepsi Allah’ ulularlar. Gerçekten hepsi de kendine göre yalvarmasını, ululamasını bilmektedir. Allah işlenenlerin hepsini bilicidir.

42) Yerlerin, göklerin hakanlığı Allah’ındır. Sonunda ancak Ona dönülecektir.

43) Görmüyor musun, işte Allah bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getiriyor. Sonra onları biribiri üzerine yığıyor. İşte görüyorsun, yağmur bunların arasından çıkıyor, gökten dolu yüklü sağnaklar indirip dilediğini onunla vuruyor, dilediğini de ondan koruyor. Onun şimşeğinin parıltısı gözleri söndürecek gibidir.

44) Allah gece ile gündüzü biribirine döndürür. İşte bunda gören gözler için kesin bir öğrence vardır.

45) Allah bütün hayvanları sudan yarattı. İşte bunlar arasında karnı üzerinde sürünenler, iki ayak üzerinde yürüyenler, dört ayak üzerinde yürüyenler vardır. Allah ne dilerse onu yaratır. Çünkü Allah’ın her nesneye gücü yeticidir.

46) Ant olsun ki biz açıklayıcı ayetler gönderdik. Allah kimi dilerse onu doğru yola iletir.

47) Derler: “ Allah’a da, elçisine de inandık, boyun eğdik.” Sonra bunun ardı sıra içlerinden bir takımları yüz çevirirler.

48) Onlar aralarının yargılanması için, Allah’a, elçisine çağrılınca, içlerinden bir takımları hemen yüz çevirirler.

49) Eğer haklı olanlar kendileri ise bu sefer de koşa koşa ona gelip boyun eğerler.

50) Onların yüreklerinde bir yamukluk mu vardır? Yoksa şüphe mi ediyorlar? Yoksa Allah’ın, elçisinin kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Yok, kıyıcı olanlar onların kendileridir.

51) Aralarını yargılamak üzere Allah ile peygamberine çağırıldıkları vakit inananların sözü: “ Dinledik, boyun eğdik” demek olur. İşte onanlar bunlardır.

52) Herkim Allah’a, elçisine boyun eğer, Allah’tan ürker. Ondan sakınırsa işte umduklarına erenler bunlardır.

53) Eğer onları çağıracak olursan, onlar savaşa çıkacakları üzerine bütün varlıklarıyla Allah’a ant ederler. De ki: “ Ant etmeyin. Söz dinlemeniz yeter. Çünkü Allah işlediklerinizin hepsinden bilgilidir.”

54) De ki: “ Allah’a boyun eğin, elçisine boyun eğin.” Yine de yüz çevirecek olursanız elçiye düşen, yalnız kendine yükletilen ödevdir. Eğer elçiye boyun eğecek olursanız doğru yolu tutmuş olursunuz. Elçiye düşen, yalnız apaçık bir bildiridir.

55) Allah içinizden inanıp iyilik edenlere söz verdi, kendilerini yeryüzünde onların yerine geçirecek. Nasıl ki kendilerinden önce gelenleri de onlardan önce gelenlerin yerine geçirmişti. Onlar için seçtiği dini iyice yerleştirecek, bundan sonra onların korkularını kesin olarak güvenliğe çevirecektir ki Bana tapsınlar, hiçbir nesneyi Bana eş koşmasınlar. Herkim bundan böyle tanımazlık edecek olursa işte bu gibiler karıştırıcıların kendileridir.

56) Namaz kılı, zekat verin, elçiye boyun eğin ki esirgenesiniz.

57) Sakın o tanımazların yeryüzünde bizi yıldıracaklarını sanma. Onların dönecekleri yer Cehennem’dir. Doğrusu, ne kötü dönüştür o!

58) Ey inananlar! Elinizin altındaki kadın, erkek köleler, bir de aranızda henüz erginlik çağına girmemiş olanlar üç vakitte, sabah namazından önce, öğle sıcağında giyeceğinizi çıkarınca, bir de yatsı namazından sonra yanınıza girerken sizden izin istesinler. Çünkü bu üç vakit sizin için yalnız kalma vaktidir. Bunların dışında biribirinizi görmenizde ne sizin için ne de onlar için hiç bir suç yoktur. Allah size ayetlerini böyle açıkça anlatır. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.

59) Sizin olan çocuklarınız erginlik çağına varınca kendilerinden öncekiler nasıl izin istedilerse onlarda öyle izin istesinler. Allah size ayetlerini böyle açıkça anlatır. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.

60) Artık doğuramaz, ere de varamaz olan kadınlar bezeneklerini göstermemek üzere hafif giyinecek olurlarsa onlara günah yoktur. Ancak bundan kaçınacak olurlarsa kendileri için yeydir. Allah işticidir, bilicidir.

61) Kör, topal, hasta olan kimselerin sizin evinizden yiyip içmesine, sizler içinde kendi evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, kardeşlerinizin evlerinde, kızkardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarı elinizde olanların, sevdiklerinizin evlerinde yiyip içmenizde hiçbir engel yoktur. Bir arada olsun, ayrı ayrı olsun, yiyip içmenizde hiçbir engel yoktur. Evlere girdiğiniz vakit de sizden olanları Allah’tan iyilik, güzellik dileyerek esenleyin. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar, düşünesiniz diye.

62) İşte inananlar o kimselerdir ki, ancak Allah’a , elçisine inanırlar, elçi ile birlikte toplu olarak bir işe sarılınca da onun uygunu olmadan o işten ayrılmazlar. İşte senin uygununu isteyenler Allah’a, elçisine inanan kimselerdir. Öyleyse onlar bazı işleri için senin uygununu almak istediklerinde sen de onlara dilediklerine uygununu ver, hem de kendileri için Allah’tan yarlıgama dile. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

63) Elçiyi kendi aranızda biribirinizi çağırır gibi çağırmayın. Gerçekten Allah içinizden biribiri ardına gizlenip sıvışanları bilir. Artık onun buyruğuna karşı duranlar başlarına bir kötülük gelmesinden, ya da acıklı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.

64) Bilin ki yerlerde, göklerde ne varsa hep Allah’ındır. Gerçekten o sizin ne durumda olduğunuzu,sizin ne gün kendisine döndürüleceğinizi bilir. O gün neler yaptıklarını da onlara bildirecektir. Allah her nesneyi bilicidir.