Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 33. Sayfa - Baltacioglu

33. Sure

AHZAP SURESİ

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

Ey elçi! Allah’tan sakın. Tanımazlara, ikiyüzlülere sakın uyma. Çünkü Allah bilici, doğruyu bildirici olandır.

Çalabının senin gönlüne bildirdiğine uy. Çünkü Allah bütün işlediklerinizden bilgili olandır.

Allah’a dayan. Allah’ın gözetici olması yeter.

Allah kimsenin göğüs boşluğunda iki yürek yaratmamıştır. Allah ana yerine koyduğunuz karılarınızı ana tanımadığı gibi, kendinize çocuk edindiğinizi de sizin öz çocuklarınız olarak tanımadı. Bütün bunlar sizin ağzınızda dolaşan sözlerdir. Allah doğruyu söyler, doğru yola ileten de Odur.

Onları babalarının adıyla çağırın. Böylesi Allah’a karşı daha doğrudur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız onlar sizin din kardeşleriniz, hem de sevdikleriniz olurlar. Yanlışlık yaparsanız sizin için suç olmaz. Ancak bilerek, isteyerek işledikleriniz suç olur. Allah, yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

Peygamber inananlara kendilerinden daha yakındır. Onun karıları, inananların analarıdır. Aralarında kan yakınlığı bulunanlar da Allah’ı Kitap’ına göre biribirlerine öbür inanırlarla göçmenlerden daha yakındırlar. Ancak, sevdiğiniz insanlara töre uyarınca yapacağınız iyilik başka. Bu Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.

gün Biz peygamberlerden söz almıştık, senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan, Meryem oğlu İsa’dan da. Hem de bunlardan sapasağlam bir söz almıştık.

Böylelikle Allah doğrulardan doğruluklarını soracaktır. Tanımazlar için de acıklı bir azap düzmüştür.

Ey inananlar! Allah’ın size karşı olan iyiliklerini bir düşünün. O gün üzerinize ordular saldırmıştı da Biz onlara karşı hem bir yel, hem de sizin hiç görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah sizin bütün yaptıklarınızı görmekte olandır.

gün onlar yukarıdan, aşağıdan üzerinize saldırmışlardı. Sizin de gözleriniz evinizden fırlamış, yürekleriniz ağzınıza gelmişti. Siz Allah’a karşı türlü kuruntulara kapıldıkça kapılmıştınız.

İşte orada inananlar sınanmışlardı, büyük bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

gün iki yüzlülerle içi bozuk olanlar şöyle demişlerdi: “Allah ile elçisi verdikleri sözle bizi ancak aldatmış oldular.”

gün onlardan bir takımı şöyle demişlerdi: “Ey Yesrip’liler! Burası sizin için durulacak bir yer değil. Durmayın geri dönün! Birtakımı da: “Doğrusu bizim evlerimizin koruyucusu yoktur” diyerek peygamberden uygun istiyorlardı. Oysaki evlerinin koruyucusu vardı. Ancak, onlar yalnız kaçmayı düşünüyorlardı.

Eğer dolaylarından üzerlerine gelseler de ortalığı karıştırmalarını isteselerdi, ne de olsa hem bunu yaparlar, hem de yapmak için pek az gecikirlerdi.

Ant olsun ki onlar bundan önce “dönmiyeceğiz” diye Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen sözün sorumluluğu vardır.

De ki : “Eğer ölmekten, öldürülmekten kaçıyorsanız bu kaçma hiçbir işinize yaramaz. Böyle yapmakla ancak pek az gönenirsiniz.

Allah sizin için bir kötülük, ya da bir esirgeme diliyecek olursa kim sizi ondan geri bırakabilir? Onlar Allah’tan başka ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamazlar.

Gerçekten Allah içinizdeki savsaklayıcıları bir de kendileri gibi olanlara “Bizim yanımıza gelin” diyenleri bilir. Bunlardan ancak pek azı savaşa gelirler.

Onlar size karşı cimri davranırlar. Ancak korku gelip çatınca ölüm baygınlığı üzerlerine çöken kimseler gibi gözlerinin döne döne sana baktıklarını görürsün. Korku savuşunca da iyilik yapmakta yine cimrilikleri tutup o keskin dilleriyle sizi incitirler. İşte bunlar inanmıyanlardır. Allah da onların işlediklerini boşa çıkarmıştır. Bu da Allah için pek kolaydır.

Onlar düşman bölüklerini henüz savaşmamış sanırlar. Eğer onlar bir daha gelecek olurlarsa çöllerde, çöl arapları arasında bulunmak isterler ki böylece sizden bilgi edinebilsinler. Aranızda da bulunurlarsa ancak pek az vuruşacaklardır.

Ant olsun ki Allah’ın elçisi sizin için de, Allah’a bel bağlıyanlar, öbür dünyaya inananlar, Allah’ı sık sık ananlar için de en güzel bir örnektir.

İnanalar düşman bölüklerini görünce şöyle dediler: “İşte Allah’ın elçisinin sözü çıktı. Allah da, elçisi de doğru söylemiştir. Bu olay ancak onların inanmalarını, bağınmalarını artırdı.”

İnananlar arasında Allah’a verdikleri sözü tutan nice erler vardır. İşte onlardan kimi verdiği sözü yerine getirdi, kimi ise verdiği sözü tutup beklemektedirler. Onlar ne idilerse yine de odurlar.

Allah doğrulara doğruluklarının karşılığını verecek, ikiyüzlüleri dilerse azaba uğratacak, ya da tövbeye eriştirecektir. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

Allah öfke içinde olan bu tanımazları ters yüzüne çevirdi. Onlar hiç bir kazanç elde edememişlerdi. Allah savaşta inananlara yeter oldu. Allah güçlü, erkli olandır.

Allah kitaplılardan olup da onlara arka verenlerin yüreklerine korku salıp onları kalelerinden indirdi. Siz onlardan bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

Allah sizi onların yerlerine, yurtlarına, mallarına, henüz ayak basmadığınız topraklarına kondurdu. Allah her nesneye gücü yetici olandır.

Ey peygamber! Eşlerine de ki: “Eğer siz bu dünya yaşayışını, onun süsünü istiyorsanız gelin sizin ödeneğinizi vereyim, hem de sizi güzellikle bırakıvereyim.

Yok, eğer sizler Allah’ı, elçisini öbür dünya yurdunu diliyorsanız, işte Allah içinizden iyilik eden kadınlar için ulu bir karşılık düzmüştür.

Ey peygamberin kadınları! İçinizden her kim açıktan açığa bir çirkin iş işliyecek olursa onun azabı iki kat olur. Bu, Allah’a göre kolay olacaktır.

İçinizden herkim Allah’a, elçisine boyun eğip de iyi işler işliyecek olursa onun da karşılığını iki kat olarak vereceğiz. Onun için görklü bir geçim de düzdük.

Ey peygamberin kadınları! Siz herhangi kadın gibi değilsiniz. Eğer sakınıyorsanız söz söylerken kırıtmayın. Yoksa kötü huylu kişiler umuda düşerler. Töreye uygun olarak konuşun.

Evlerinizde eğleşin. Eski toyluk çağının kadınları gibi kırıta kırıta yürümeyin. Yalvarıya durun. Zekat verin. Allah’ın elçisine boyun eğin. Ey peygamber ailesi! Allah sizin çirkinliklerinizi gidermek, sizi arı sili kılmak ister.

Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini anın, doğrunun düşüncesini anın. Çünkü Allah bütün incelikleri bilicidir, bilgilidir.

Allah’a kendini veren erkeklerle kendini Allah’a veren kadınlar, inanan erkeklerle inanan kadınlar, boyun eğen erkelerle boyun eğen kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, katlanan erkeklerle katlanan kadınlar, Allah’tan ürken erkeklerle Allah’tan ürken kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, arılığını koruyan erkeklerle arılığını koruyan kadınlar, Allah’ı sık sık anan erkeklerle Allah’ sık sık anan kadınlar, Allah bunlar için yarlıgama , ulu bir karşılık düzmüştür.

Allah ile elçisi bir iş üzerine yargılarını verdikten sonra inanan erkekle inanan kadın için artık o işde istedikleri gibi davranmak doğru olamaz. Herkim de Allah’a , elçisine karşı gelecek olursa işte o açıktan açığa sapkınlığa uğramış olur.

gün Allah’ın iyiliğini gören, senin de iyiliğini gören kimseye: “Sakın karından ayrılma, Allah’tan sakın!” diyordun. Böylelikle sen Allah’ının ortaya koyacağını içinde saklıyordun. Çünkü insanlardan korkuyordun. Oysa ki korkulmaya değen Allah’ın kendisi idi. Sonunda Zeyt kadınla ilişiğini kesince Biz de onu seninle evlendirdik. Kendine oğul edindiklerinin ayrıldıkları kadınları almakta inananlara söz gelmesin diye. Böylece Allah’ı buyruğu yerine gelmiş oldu.

Allah’ın boynuna borç kıldığı bir işi yaptığın için peygambere söz gelmez. Nasıl ki önce gelip geçen peygamberler için de yol bu idi. Allah ne türlü yasada ise öyle olur.

peygamberler ki Allah’ın gönderdiklerini bildirirler, Allah’tan ürkerler, Allah’tan başka kimseden ürkmezler. Allah’ın hesap görücü olması yeter.

Muhammet sizlerden hiç birinin babası değildir. Ancak o, Allah’ın elçisi, peygamberlerin sonuncusudur. Allah her nesneyi bilici olandır.

Ey inanan kimseler! Allah’ı sık sık anın,

Onu erte, akşam ululayın.

Allah ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile esirger. Allah inanları esirgeyici olandır.

İnanların Allah’a kavuşacakları gün erişecekleri karşılık esenliktir. Allah onlar için en görklü karşılığı düzmüştür.

Ey peygamber! Doğrusu Biz seni yalnız tanık, müjdeleyici, uyarıcı olarak gönderdik,

Allah’a, Onun uygunuyla çağırıcı, aydınlatıcı bir ışıldak olarak gönderdik.

İnananlara müjdele ki Allah’ın kendilerine büyük bir vergisi olacaktır.

Tanımazlara, iki yüzlülere boyun eğme. Ezinçlerine de aldırış etme. Allah’a dayan. Allah’ın gözetici olması sana yeter.

Ey inananlar! İnanan kadınları alır, sonra da el sürmeden boşarsanız, onları bekletmiye hakkınız yoktur. Onları gönendirin. Onlara güzellikle yol verin.

Ey peygamber! Başlıklarını verdiğin kadınlarını, Allah’ın savaşta edindirdiği kadınları, seninle birlikte göçen amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendini peygambere başlıksız olarak bağışlıyan, peygamberin de kendisiyle evlenmek istediği kadını, ancak bunu bütün inananlar için değil, yalnız senin için helal kıldık. Biz inananların kadınlarının, kul kadınların boynuna neleri borç yazdığımızı biliriz, senin için hiçbir sıkıntı olmasın diye. Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

Bu kadınlardan dilediğini yanından uzaklaştırırsın, dilediğini de yanında alıkoyarsın. Yanından uzaklaştırdığını yine alman için hiç bir engel yoktur. Onların sevinmeleri, kaygılanmamaları için kendilerine verdiğinle kıvanmaları için en uygun olanı da budur. Allah gönüllerinizde olanı bilir. Allah bilicidir, yumuşak davranıcıdır.

Bunlardan sonra sana karı almak ya da başka karılarla değiştirmek, helal olmaz. Onların güzellikleri seni çekse bile. Kadın kölen olursa o başka. Allah her nesneyi gözleyici olandır.

Ey inananlar! Peygamberin evlerine çağrılmadan yemeğe gitmeyin. Yemek vaktini de gözlemeyin. Ancak çağrılınca girin. Yemeği yiyince de dağılın. Biribirinizle lakırdıya dalıp da kalmayın. Çünkü bu peygamberi incitir. O size söylemiye çekinir, ancak, Allah doğruyu söylemekten çekinmez. Eğer peygamberin karılarından bir nesne istiyecek olursanız onu perde arkasından isteyin. Böylelikle hem sizin yüreğiniz hem de onların yüreği daha arı kalır. Allah’ın peygamberini incitmek, kendinden sonra karılarıyla evlenmek sizin için doğru olmaz. Çünkü bunlar Allah’ın katında çok büyük suç sayılır.

Açıkça da yapsanız, gizlice de yapsanız bir. Çünkü Allah her nesneyi bilici olandır.

Peygamber karılarının babalarına, oğullarına, erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kızkardeşlerinin oğullarına, inanan kadınlara, kölelerine, kadın kölelerine örtüsüz görünmelerinde hiç bir günah yoktur. Allah’tan sakının. Çünkü Allah her nesneye tanıktır.

Gerçekten Allah ile melekleri peygamberi över. Ey inananlar! Siz de onu övün, bütün varlığınızla ona bağlanın.

Gerçekten o kimseler ki Allah’ı, elçisini incitirler, Allah onlara bu dünyada da lanet etmiş, onlara alçaltıcı bir azap düzmüştür.

kimseler ki erkek, kadın inananları işlemedikleri bir suçtan dolayı incitirler, onlar hem lekeleme suçunu, hem de apaçık bir günahı üzerlerine yüklenmişlerdir.

Ey peygamber! Karılarına, kızlarına, inanan kadınlara söyle de örtülerine bürünsünler. Böylesi onların tanınmaları, incitilmemeleri için daha elverişlidir. Allah yarlıgayıcı, esirgeyici olandır.

Eğer iki yüzlüler, içleri bozuk olanlar, kentte kötü haberleri yayanlar bu işten vazgeçmiyecek olurlarsa, kesenkes, seni onların üzerine göndereceğiz. Ancak, onların seninle birlikte bulunmaları pek az sürecektir.

Onlar lanetlik kimselerdir. Nerede bulunurlarsa orada tutulacaklar, kıyasıya öldürüleceklerdir.

Bundan önce gelip geçenler için de Allah’ın yolu bu idi. Allah’ın yolu ise hiç değişmez.

İnsanlar sana kalkış gününü sorarlar. De ki: “Bunu bilmek ancak Allah’a vergidir. Ne bilirsin, belki de kalkış günü pek yakındır.”

Gerçekten Allah tanımazlara lanet etmiştir. Onlar için alevli bir ateş düzmüştür.

Onlar hep orada kalacaklardır. Onlar ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamıyacaklardır.

gün onlar ateşin içinde bir yandan öbür yana döndürülürken şunu diyecekler: “Yazık oldu bize. Keşke Allah’a boyun eğseydik, elçisine boyun eğseydik.”

Diyecekler: “Ey çalabımız! Doğrusu biz başlarımıza, büyüklerimize boyun eğdik. Onlar ise bizi doğru yoldan saptırdılar.

Ey çalabımız! Sen onların azabını iki kat et. Sen onları lanetlerin en büyüğü ile lanetle.”

Ey inananlar! Sakın siz Musa’yı incitenler gibi olmayın. Allah onların dediklerine karşı Musa’yı akladı. O, Allah katında yüzü ak bir kimse idi.

Ey inananlar! Allah’tan sakının da sözün doğrusunu söyleyin.

Şunun için ki Allah işlerinizi düzeltsin, günahlarınızı yarlıgasın. Herkim Allah’a elçisine boyun eğecek olursa gerçekten o ulu başarıya ermiş olur.

Biz din ödevini önce yerlere, göklere yüklemek istedik. Ancak, onlar bunu yüklenmekten çekindiler, bundan kuşkulandılar. sonra bunu insan yüklendi. Çünkü o kıyan, sonunu hiç düşünmiyen bir varlıktır.

Çünkü Allah erkek olsun, kadın olsun, bütün iki yüzlüleri, eş koşanları azaba uğratacaktır. Allah inanan erkeklerin, inanan kadınların tövbelerini onayacaktır. Çünkü Allah yarlıgayıcı, esirgeyici olandır.