Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 39. Sayfa - Baltacioglu

39. Sure

ZÜMER SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

 

1) Bu Kitap eğriyi, doğruyu bildirici olan Allah’ın yönünden bildirilmiştir.

2) Gerçekten Biz bu Kitap’ı sana doğru olarak bildirdik. Öyleyse sen de Allah’a dini bütün olarak tap.

3) Bilesin ki öz din, Allah’ın dinidir. Allah’ı bırakıp da başkalarını kendilerine koruyucu edinenler derler: “Biz bunlara ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tapıyoruz.” İşte Allah onların aralarında çekişip durdukları üzerinde yargısını verecektir. Allah yalancı, tanımaz olan bu kimseleri doğru yola iletmez.

4) Eğer Allah kendine çocuk edinmek isteseydi, kesenkes yarattıklarından kimi dilerse onu seçerdi. Allah uludur. O Allah ki bir tektir, kendi başına buyruktur.

5) Yerleri, gökleri gereğince yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye doladı. Güneşi ayı buyruk altına aldı. Hepsi de belli bir sona kadar yürüyüp gidiyor. Bilesin ki o erklidir, çok yarlıgayıcıdır.

6) O sizi bir tek özden yarattı, sonra ondan da eşini var etti. Sizin için davar olarak sekiz çift gönderdi. Sizi analarınızın karnında üç karanlık bölgede yaradılışdan yaradılışa götürerek yarattı. Çalabınız olan Allah bu. Hakanlık Onundur. Ondan başka tanrı yoktur. Şimdi siz nasıl oluyor da Ondan döndürülüyorsunuz?

7) Eğer Allah’ı tanımazlık edecek olursanız, besbelli ki Allah kendine yeticidir. O, kullarının tanımaz olmasını dilemez. Eğer Allah’a şükrederseniz kendiniz için dileğini elde etmiş olursunuz. Hiç kimse bir başkasının günahını çekmez. Sonunda dönüp varacağınız Allah’tır. İşte O, bütün işlediklerinizi size bildirecektir. Çünkü O, içinizde olanları bilicidir.

8) İnsanın başı sıkıldı mı, bütün varlığı ile çalabına dönüp Ona yalvarır. Sonra Allah ona kendiliğinden iyilikte bulundu mu, ondan önce Ona yalvarmış olduğunu unutur da insanları Onun yolundan çıkarmak için Ona eş koşmıya kalkışır. De ki: “Sen tanımazlığınla gönene dur. Çünkü sen ateşliklerdensin.”

9) O tanımaz kimse yoksa öbür dünyanın azabından çekinerek çalabının esirgemesini diliyerek, gecenin saatlerinde yere kapanarak, dikilip tapkıda bulunan kimse gibi midir? De ki: “Bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak sağ düşünenler öğütlenirler.”

10) De ki: “Ey inanan kullarım. Çalabınızdan sakının. Bu dünyada iyilik işliyenler için iyilik vardır. Allah’ın toprakları geniştir. Ancak katlananların karşılıkları sayısız olarak ödenecektir.”

11) De ki: “Bana buyrulan, Allah’a tapmam, Onun dinine yürekten bağlanmamdır.

12) Bir de bana buyrulan, Allah’a bağınanların ilki olmamadır.”

13) De ki : “Eğer çalabıma karşı ayaklanacak olursam, O ulu günün azabından korkarım.”

14) De ki: “Ben dinimde yürekten bağlı olarak yalnız Allah’a taparım.”

15) Haydi, siz Allah’ı bırakıp da dilediğinize tapın da görelim. De ki: “Kendilerine yazık edenler kalkış günü kendilerine de kendilerinden olanlara da yazık etmiş olacaklardır.” Bilesin ki açıktan açığa kendine yazık etmek işte budur.

16) Onların üstlerinde kat kar ateş altlarında kat kat ateş vardır. İşte Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım. Benden sakının.

17) Tağut’tan, ona tapmaktan kaçınıp da Allah’a dönenlere gelince, onlar için de müjde vardır. Öyleyse kullarıma müjdele.

18) O kullarım ki söz dinlerler, bu sözlerin en güzeline de uyarlar, sen onlara müjdele, işte Allah’ın doğru yola ilettikleri bunlardır. Sağ düşünenler de işte bunlardır.

19) kendisine azap gerekmiş olan kimseyi ateşten kurtarmak senin elinde midir?

20) Ancak çalaplarından sakınanlar için kat kat üzerine yapılmış, altlarından ırmaklar akan konaklar vardır. Allah’ın verdiği sözdür bu! Allah verdiği sözden dönmez.

21) Görmüyor musun, Allah gökten su indiriyor, derken bu suyu yeryüzündeki kaynaklara yerleştiriyor, sonra onunla türlü renklerde ekinler bitiriyor. Sonra onları kurutuyor, gördüğün gibi saratıyor. Sonra da onlardan ufak taneleri var ediyor. İşte bunda sağ düşünenler için öğüt vardır.

22) Allah’ın, gönlünü islam dinine açtığı için ışığa kavuşmuş olan kimse başkasıyla bir olur mu? Vay Allah’ı anmamaktan yürekleri katılaşmış olan o kimselere! İşte bunlar açıktan açığa sapkınlık içinde oalnlardır.

23) Allah sözlerin en güzeli olan Kitap’ı bildirmiştir. Onun ayetleri biribirine benzer, hem da ikişer ikişerdir. O kimseler ki çalaplarından ürkerler, bu Kitap karşısında ürperirler, sonra da içleri daralır, sonra Allah’ı anınca ürpermeleri geçer, içleri açılır. İşte bu, Allah’ın bir kılavuzudur. Onunla kimi dilerse onu doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösterecek hiçbir kimse bulunmaz.

24) Kalkış günü kıyıcılara “Ettiğinizi bulun şimdi” denilince, kalkış gününün o ağır azabından kendini kim sakınabilecek?

25) Onlardan öncekiler de gönderilenleri böyle yalan saymışlardı da hiç ummadıkları yerden azap gelip kendilerine çatıvermişti.

26) Onun için Allah da onlara dünyada yaşarken sürünmenin tadını tattırdı. Öbür dünyadaki azap ise daha büyüktür. Bunu bir bilselerdi.

27) Biz bu Kur’an da insanlar için örneklerin her türlüsünü verdik, öğütlensinler diye.

28) Kur’an’ı da eğrisiz büğrüsüz arapça olarak bildirdik, sakınsınlar diye.

29) Allah şu örneği verdi. Biribiriyle geçinemiyen bir kaç efendisi olan bir köle ile tek efendisi olan bir köle, bir olur mu? Övülmek yalnız Allah’a yaraşır. Ancak onların pek çoğu bunu bilemezler.

30) Gerçekten sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

31) Sonra hepiniz kalkış gününde çalabınızın katında duruşacaksınız.

32) Allah’a karşı yalan söyliyenden, doğru erişince de onu yalan sayandan daha kıyıcı kim olabilir? Tanımazlar için Cehennem de yer mi yoktur?

33) O kimse ki doğruyu getirir, onu doğrular, işte bu gibiler sakınanlardır.

34) Bu sakınanlar çalaplarının katında bütün dilediklerini bulacaklardır. İşte iyilik edenlerin karşılığı budur.

35) Çünkü Allah bununla onların işlemiş oldukları bütün kötülükleri silecek, onlara işlediklerinin en güzeliyle de karşılıklarını verecektir.

36) Allah kendi kuluna yetmez olur mu? Onlar seni Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah her kimi doğru yoldan saptıracak olursa artık onu doğru yola iletecek bir kimse yoktur.

37) Allah her kimi de doğru yola iletecek olursa artık onu şaşırtacak bir kimse de yoktur. Allah erkli olan, öç alıcı olan değil midir?

38) Eğer onlara “Bu yerleri, gökleri kim yarattı?” soracak olursan kesenkes “Allah yarattı” diyeceklerdir. De ki: “Söyleyin bana Allah bana sıkıntı vermek isterse sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız Onun verdiği bu sıkıntıyı giderebilirler mi? Ya da Allah bana karşı bir esirgeyicilikte bulunmak istese onlar Onun önüne geçebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Dayanacak olanlar da Ona dayansınlar.”

39) De ki: “Ey ulusum. Siz elinizden geleni yapın. Ben de elimden geleni yapacağım. İşte yakında öğrenirsin.

40) Alçaltıcı azap kimin başına gelecekmiş, kimin üzerine çöküp kalacakmış.”

41) Gerçekten Biz san o Kitap’ı insanların yararına, doğru olarak bildirdik. Onun için herkim doğru yolu tutacak olursa kendi yararınadır. Her kim de doğru yoldan şaşacak olursa kendine karşıdır. Onları gözetecek olan sen değilsin.

42) Allah ölüm sırası gelen insanların canını alır. Sırası gelmiyenlerinkini de uykuda iken alır. Ölmesini yargıladıklarının canını alır, öbürlerini belli bir sona kadar bırakır. İşte bunda düşünenler takımı için belgeler vardır.

43) Yoksa onlar Allah’tan başkalarını kendilerine kayırıcı mı edindiler? De ki : “Bu kayırıcıların güçleri yetmez, akılları ermez olsalar, yine de mi?”

44) De ki: “Kayırma yalnız Allah’a yaraşır. Yerlerin, göklerin hakanlığı Onundur. Sonunda sizler ancak Ona döndürüleceksiniz.”

45) Allah bir tek olarak anılınca öbür dünyaya inanmıyanların yürekleri daralır. Allah’tan başkaları anılınca da yürekleri sevinçle dolar.

46) De ki: “Ey yerlerin, göklerin yaratıcısı olan, görünürü, görünmezi bilen çalabımız! Kullarının aralarında bütün çekiştiklerini yargılayacak olan yalnız Sensin.”

47) Yeryüzünde olanlarla onların bir katı daha kıyıcıların olsaydı kalkış günü uğrıyacakları ağır azaptan kendilerini kurtarmak için hepsini birden karşılık olarak verirlerdi. Allah’tan onların karşısına hiç de ummadıkları çıkacaktır.

48) Onların işledikleri kötülükler önlerine serilecek, eğlenip durdukları nesneler onları kuşatacaktır.

49) İnsan başı sıkılınca Bize yalvarır. Sonra Biz ona karşı bir iyilikte bulunduk mu, “Doğrusu, ben bunu kendi bilgimle elde ettim” der. Oysaki bu, bir sınamadır. Ancak, pek çoğu bunu bilmez.

50) Gerçekten onlardan öncekiler de sözü söylemişlerdi de kazandıkları kendilerinin hiçbir işine yaramamıştı.

51) İşte ettikleri ayaklarına dolandı. Bunların arasında kıyıcı olanların ettikleri de yakında ayaklarına dolanacaktır. Onlar Bizi yıldıramazlar.

52) Onlar bilmiyorlar mı ki, işte Allah dilediğinin azığını bollaştırır, dilediğinin azığını da darlaştırır. İşikilsiz bunda inananlar takımı için kesin belgeler vardır.

53) De ki: “Ey kendilerini tüketenler. Allah’ın esirgeyiciliğinden umut kesmeyin. Çünük Allah bütün günahları yarlıgar. Çünkü O yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

54) Size azap gelip çatmadan çalabınıza dönün. Ona bağının. Çünkü sonra yardım göremezsiniz.

55) Çalabınızdan size bildirilenlerin en güzeline, Kur’an’a uyun, hiç beklemediğiniz azap size gelip çatmadan önce.”

56) Şunun için:Ç Kimse demesin ki: “Allah’a karşı ettiklerimden dolayı bana yazık oldu, çünkü eğlenenlerden bir de bendim.”

57) Kimse demesin ki : “Allah beni doğru yola iletseydi kesenkes ben de sakınanın biri olurdum.”

58) Azabı görünce kimse demesin ki : “Ah ne olurdu bir kere daha dünyaya dönebilseydim ben de iyilik edenlerden biri olurdum.”

59) Yok. Sana bunca belgelerim geldi de sen onları yalan saydın, büyüklük tasladın. Bunun üzerine tanımazın biri oldun.

60) Allah’a karşı yalan uyduranların kalkış günü yüzlerinin kararmış olduğunu göreceksin. Büyüklük taslıyanlar için Cehennem’de yer mi yok!

61) Allah sakınanları başarılarından ötürü kurtaracaktır. Onlara kötülük gelmiyecek, onlar için kaygı da yoktur.

62) Allah her nesneyi yoktan var edendir. O, her nesneyi de gözeticidir.

63) Yerlerin, göklerin anahtarları Onun elindedir. Allah’ın belgelerini tanımıyanlar kendilerine yazık edenlerdir.

64) De ki: “Ey kendini bilmezler. Siz beni Allah’tan başkalarına mı tapmıya sürüklemek istiyorsnuz?”

65) Ant olsun ki senin de, senden öncekilerin de gönlüne hep şu bildirilmiştir: “Eğer Allah’a eş koşacak olursanız kesenkes kendinize yazık etmiş olursunuz.”

66) Yok, yalnız Allah’a kulluk et, Ona şükredenlerden ol.

67) Onlar Allah’ı gereği gibi değerlendirmediler. Oysaki kalkış günü yeryüzü Onun buyruğu altında olacaktır. Gökler ise Onun gücüyle dürülecektir. O, kendine eş koşulanlardan uzaktır, yücedir.

68) Boruya üfürülünce yerlerde, göklerde canlı olarak ne varsa hepsi yok olacaktır, yalnız Allah’ın diledikleri kalacaktır. Sonra Ona bir daha üfürülünce onlar hemen ayağa kalkacaklar, bakınmıya başlıyacaklardır.

69) Yer çalabının ışığıyla ışıldanır. Kitap ortaya konur. Elçiler, tanıklar getirilir. Araları doğrulukla yargılanır. Kimseye kıyılmaz.

70) Herkes ettiğini bulur. Allah onların işlediklerini çok iyi bilir.

71) Tanımazlar Cehennem’e bölük bölük sürülürler. Sonunda Cehennem’e varınca da Cehennem’in kapıları açılır. Cehennem’in bekçileri onlara derler: “Size içinizden elçiler gelip de çalabınızın belgelrini okumadı mı, bu güne kavuşacağınızı söyleyip sizi uyarmadı mı?” onlar diyecekler: “Evet, ancak tanımazlar için azap çekmek gerekmiştir.”

72) Onlara denilecek: “Cehennem’in kapılarından girin. Sizler hep orada kalacaksınız. Bakın, büyüklük taslıyanların yurdu ne kötü imiş.”

73) Çalplarından sakınanlar ise bölük bölük Cennet’e götürülürler, sonunda oraya varıp da kapıları açılınca bekçileri onlara derler: “Esen olun. Arı sili kimselerdiniz sizler. Şimdi buraya girin de hep burada kalın.”

74) Derler: “Övülmek yalnız O Allah’a yaraşır ki verdiği sözü tuttu, bize Cennet toprağını verdi, onun neresine istersek orasına konuyoruz. Çalışanların karşılığı ne güzeldir!”

75) Melekleri görürüsün ki, çalaplarının egeliğini kuşatmışlar, Onu öve öve ululuyorlar. Kulların araları doğrulukla yargılanır. Onlar da derler: “Övülmek yalnız Allah’a yaraşır. O Allah ki bütün varlıkların çalabıdır.”