Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 44. Sayfa - Baltacioglu

44. Sure

DUHAN SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

 

1) Ha, Mim.

2) Apaçık anlatan Kitap’a ant olsun ki,

3) Biz onu kutlu bir gecede bildirdik. Gerçekten Biz onunla insanları uyarmış olduk.

4) Doğrunun bilgisine uygun olan her iş de o gece ayırt edilir,

5) Bizden gelen bir buyrukla. Çünkü Bizim elçiler gönderdiğimiz de olmuştur,

6) Bu da senin çalabının bir esirgeyiciliği olarak. Çünkü O, işiticidir, bilicidir.

7) Eğer kanasıya inanmak istiyorsanız bilin ki yerlerin, göklerin, ikisinin arasında olanların çalabı Odur.

8) Ondan başka tanrı yoktur, dirilten de Odur, öldüren de O. Sizin de çalabınız Odur, sizden önceki atalarınızın çalabı da O.

9) Ancak onlar şüphe içinde oyalanmaktadırlar.

10) Öyleyse gökyüzünün katı bir duman savuracağı o günü gözle.

11) Bu duman insanları bürüyecek, Onlar: “Ne acıklı azap bu!” diyecekler.

12) “Ey çalabımız! Bu azabı üzerimizden kaldır. Çünkü biz inannanlarız.”

13) Kur’an’dan onlara ne? Onlara açıklayıcı elçiler de gelmişken,

14) yine ondan yüz çevirdiler de: “Ona öğretmişler, delinin biri o!” dediler.

15) İşte Biz bu azabı kısa bir zaman için üzerinizden kaldıracağız. Ancak siz, yine de tanımazlığa döneceksiniz.

16) O gün Biz onları sıkıştırdıkça sıkıştıracağız. Çünkü Biz onlardan öç alacağız.

17) Ant olsun ki Biz onlardan önce Firavun ulusunu da sınadık. Onlara görklü bir elçi gelmişti.

18) “Allah’ın kullarını bana verin de götüreyim. Çünkü ben sizlere inanılır bir elçi olarak gönderildim.

19) Sakın Allah ile boy ölçüşmeye kalkışmayın. Bakın, ben size apaçık kanıt da getirdim.

20) Eğer beni taşlamıya kalkışacak olursanız işte ben benim de, sizin de çalabınız olan Allah’a sığınırım.

21) Eğer bana inanmıyorsanız beni yalnız bırakın.”

22) Bunun üzerine Musa çalabına yalvardı: “Doğrusu bunlar suçlu kimseler” dedi.

23) Allah da buyurdu: “Öyleyse kullarımla birlikte geceleyin çık git. Çünkü onlar ardınızdan geleceklerdir.

24) Denizi ikiye bölünmüş olarak bırak. Çünkü onların ordusu boğulacaktır.”

25) Onlar nice bahçeleri, pınarları bırakıp gittiler,

26) nice ekinleri, nice görklü konakları,

27) tadını tattıkları nice iyilikleri de.

28) İşte böyle, Biz de onların nesi var nesi yoksa hepsini başka bir ulusa bıraktırdık.

29) Onlar için ne gök ağladı, ne de yer. Onlara göz açtırmadık.

30) Ant olsun ki Biz İsrailoğullarını alçaltıcı bir azaptan kurtardık,

31) Firavun’un elinden. Çünkü o, kendini beğenmiş azgının biriydi.

32) Ant olsun ki Biz İsrailoğullarını bile bile bütün uluslardan üstün kıldık.

33) Onlara öyle belgeler de verdik ki her birinde apaçık bir sınama vardı.

34) Gerçekten onlar kesenkes şöyle derler:

35) “Biz yalnız bir defa öleceğiz. Öldükten sonra da artık bir daha dirilmiyeceğiz.

36) Eğer sizler doğru kimselerseniz babalarımızı diriltip getirin bakalım.”

37) Bunlar Tübba ulusundan, onlardan önce gelenlerden de üstün müdürler? Böyleyken Biz onları da yok ettik. Çünkü onlar da suç işlemişlerdi.

38) Biz yerleri, gökleri, aralarındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık.

39) Biz bütün bunları ancak gerektiği gibi yarattık. Ancak, pek çoğu bunu bilmezler.

40) İşte ayırt günü, hepsinin toplanacağı gün.

41) O gün sevdik sevdiğin işine yaramıyacaktır, kimse kimseden yardım görmiyecektir.

42) Meğer ki Allah’ın esirgedikleri ola. Çünkü O, erklidir, acıyıcıdır,

43) işte zakkum ağacı!

44) Günaha düşkün olanların yiyeceğidir o.

45) Erimiş maden gibidir, karınlarında kaynıyacaktır,

46) kaynar su kaynar gibi.

47) “Tutun onu da sürükliye sürükliye Cehennem’in ta ortasına atın.

48) Sonra da başından aşağı o kaynar suyu dökün.”

49) “Tat bunu. Çünkü sen erkli, görklü olandın!

50) İşte bu, senin varlığından işkillenmiş olduğun azaptır.”

51) Sakınırlara gelince, onlar korkusuz bir yerdedirler,

52) cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

53) Onlar ipekli sırmalı kumaşlar giyeceklerdir, karşı karşıya oturacaklardır.

54) İşte bu böyle olacaktır. Ahu gözlülerle de yoldaş olacaklardır.

55) Orada canlarının istediği her yemişi bulmakta hiç güçlük çekmiyeceklerdir.

56) Orada ilk ölümlerinden başka ölüm tatmıyacaklardır. Allah onları Cehennem azabından da koruyacaktır.

57) Bütün bunlar senin çalabının büyük bir vergisidir. İşte bu ulu bir başarıdır.

58) Biz o Kur’an’ı senin dilinle bildirerek anlaşılmasını kolaylaştırmış olduk, öğütlensinler diye.

59) Artık onları gözle, çünkü onlar da gözliyeceklerdir.