015-el-HİCR - Diyanetvakfi - 15. Sayfa
15-el-HİCR
Hicr sûresi, 99 (doksandokuz)
âyet olup 87'si Medine'de, diğerleri
Mekke'de inmiştir. Hicr, bir yer adıdır. 80-84. âyetlerde Hicr'den bahsedildiği
için sûreye bu ad verilmiştir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1.
Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın âyetleridir.
2.
İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler.
İnkar edenlerin zaman zaman bu arzuyu
taşımalarına rağmen yine de iman etmemiş olmalarının sebebi, onların dünya
menfaatlerine düşkün olmaları, kötülük ve inkarlarıyla şartlanmış
bulunmalarıdır. Ayetten, kafirlerin ahirette “Keşke dünyada iken iman etmiş
olsaydık!” diye hayıflanacakları da anlaşılabilir.
3. Onları bırak; yesinler,
eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!
4. Helâk ettiğimiz hiçbir ülke
yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.
Gerek arazisini yere batırmak ve gerekse
halkını yok etmek suretiyle veya başka afetlerle helak edilen memleketlerin
hiçbiri, körükörüne, tesadüfi olarak helak edilmiş değildir. Allah tarafından
tayin ve takdir edilip levh-i mahfuz’da yazılmış şaşmaz, unutulmaz ve gaflet
edilmez bir yazı gereğince helak olmuşlardır. Demek ki, devlet ve milletlerin
de fertler gibi takdir edilmiş belli ömürleri vardır. Fertler doğduğu,
geliştiği, ihtiyarladığı nihayet öldüğü gibi, devletler de kurulur, gelişir ve
nihayet Allah’ın takdir ettiği gün gelince yıkılıp tarihe karışırlar. Fertler
gibi bunların da bazıları uzun ömürlü, bazıları ise kısa ömürlü olur.
5. Hiçbir millet, ecelinin önüne
geçemez, ve onu geciktiremez.
6. Dediler ki: "Ey kendisine
Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"
7. "Eğer doğru söyleyenlerden
idiysen, bize melekleri getirmeliydin."
Eski Araplar şairin cinden ilham aldığına
inanırlardı. Resulullah, belağat ve fesahat bakımından şiirden ve edebi
nesirden daha üstün bir kitap getirdiği için ona “mecnun şair” dediler.
8. Biz melekleri ancak hak ile
indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
9. Kur an'ı kesinlikle biz
indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
Bu ayet açıkça göstermektedir ki,
Kur’an-ı Kerim Allah’ın koruması altındadır ve kaybolmaksızın, en ufak bir
tahrife uğramaksızın kıyamete kadar aslını muhafaza edecektir.
10. Andolsun, senden önceki
milletler arasında da elçiler gönderdik.
11. Onlara bir peygamber
gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.
12. İşte böylece biz onu,
(inkârcılığı) suçluların kalplerine sokarız.
13. Öncekilerin başına gelenlerden
ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.
14. Onlara gökten bir kapı açsak da
oradan yukarı çıksalar,
15. "Gözlerimiz boyandı, daha
doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.
16. Andolsun, biz gökte birtakım
burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.
Burç, aslında yüksek köşk demektir.
Gökyüzünde özel bir şekilde toplanmış olan birtakım yıldızlar kümesine de bu
manada burç denilir. Bu kümelerin meşhurları oniki tane olmakla beraber, ayet-i
kerimede “buruc” kelimesi, nekre ve çoğul olarak zikredildiğine göre,
gökyüzünde daha keşfedilmemiş bir çok yıldız kümelerinin var olduğuna işaret
edilmektedir.
17. Onları, taşlanmış (kovulmuş) her
şeytandan koruduk.
18. Ancak kulak hırsızlığı eden
müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
19. Yeri uzatıp yaydık, orada sabit
dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
20. Orada hem sizin için hem de
rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
21. Her şeyin hazineleri yalnız
bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
22. Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak
gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz
bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.
Ayette rüzgarın bir aşılayıcı olarak
gönderildiği ifade edilmektedir ki, bugün ilim, yağmurun yağmasında rüzgarın
büyük rol oynadığını; aynı zamanda bitkiler üzerinden eserken, onların erkek
tohumlarını dişi tohumlarının üzerine kondurmak suretiyle onları aşıladığını
isbat etmektedir. Bu ayette ayrıca, gökten inen suların yer katmanlarında stok
edildiği ve buralardan insanlığın ihtiyacı karşılandığı ifade edilmektedir.
23. Şüphesiz biz diriltir ve biz
öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.
24. Andolsun biz, sizden önce gelip
geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.
25. Şüphesiz Rabbin onları
(kıyamette) toplayacaktır. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir.
26. Andolsun biz insanı, (pişmiş)
kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
27. Cinleri de daha önce zehirli
ateşten yaratmıştık.
28. Hani Rabbin meleklere demişti
ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan
yaratacağım."
29. "Ona şekil verdiğim ve ona
ruhumdan ütlediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!"
30. Meleklerin hepsi de hemen secde
ettiler.
31. Fakat İblis hariç! O, secde
edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
32. (Allah:) Ey İblis! Secde
edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.
33. (İblis:) Ben kuru bir çamurdan,
şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.
34. Allah şöyle buyurdu: Öyle ise
oradan çık! Artık kovuldun!
35. Muhakkak ki kıyamet gününe kadar
lânet senin üzerine olacaktır!
36. (İblis:) Rabbim! Öyle ise,
(varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
37. Allah buyurdu ki: "Sen
mühlet verilenlerdensin"
38. "Allah katında bilinen
vaktin gününe kadar..."
39. (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni
azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların
hepsini mutlaka azdıracağım!
40. Ancak onlardan ihlâslı kulların
müstesna.
41. (Allah) şöyle buyurdu:
"İşte bana varan dosdoğru yol budur."
42. "Şüphesiz kullarım üzerinde
senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna."
43. Muhakkak cehennem, onların
hepsine vâdolunan yerdir.
44. Cehennemin yedi kapısı vardır.
Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır.
Cehennemin yedi kapısından maksat bazı
tefsirlere göre yedi tabakadır. “Cüz’ün maksum” da o kapılardan girerek
yerlerini alacak olan guruplardır. Bazı rivayetlere göre bu tabakalardan ilki
olan Haviye, günahkar müminler için, ikincisi Sakar, yahudiler için, dördüncüsü
Cahim Sabie için, beşincisi Leza ateşperestler için, altıncısı Hutame putperestler
için ve pek çok adlarla anılan yedincisi münafıklar içindir.
45. (Allah'ın azabından korkup
rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında
olacaklar.
46. "Oraya emniyet ve selâmetle
girin" (denilir, onlara).
47. Biz, onların gönüllerindeki kini
söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler
olacaklar.
Allah Teala, dünyada birbirinden incinmiş
ve birbirine kin beslemiş olan müminlerin kalplerinden o kini çıkaracak ve
müminler, kardeş olarak sohbet edeceklerdir.
48. Onlara orada hiçbir yorgunluk
gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.
49. (Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok
bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.
50. Benim azabımın elem verici bir
azap olduğunu da bildir.
51. Onlara İbrahim'in
misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
52. Onun yanına girdikleri zaman,
"selam" dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
53. Dediler ki: Korkma; biz sana
bilgin bir oğul müjdeliyoruz.
54. (İbrahim:) Bana ihtiyarlık
çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
55. Sana gerçeği müjdeledik, sakın
ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.
56. (İbrahim:) dedi ki: Rabbinin
rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?
57. "Ey elçiler! (Başka) ne
işiniz var?" dedi.
Hz.İbrahim onların Allah tarafından
gönderilmiş melekler olduklarını anlayınca, böyle bir melek cemaatinin sadece
bir müjde için gelmiş olmayacağını, daha başka mühim vazifelerinin de
olabileceğini tahmin ederek bu soruyu sordu.
58. Dediler ki: "Biz, suçlu bir
topluma (onları helâk etmeye) gönderildik."
59. "Ancak Lût ailesi hariç.
Onların hepsini kurtaracağız."
60. "(Fakat Lût'un) karısı
müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik."
61. Melek olan elçiler Lût âilesine
gelince,
62. Lût onlara: "Hakikaten siz
tanınmayan kimselersiniz" dedi.
63. Dediler ki: "Bilakis, biz
sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
64. Sana gerçeği getirdik; biz,
hakikaten doğru söyleyenleriz.
65. Gecenin bir bölümünde aile
fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp
de ardına bakmasın, istenen yere gidin."
66. Ona (Lût'a) şu hükmümüzü
vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş
olacaktır."
67. Şehir halkı, birbirlerini
kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiIer.
Çünkü genç erkekler suretinde gelen
melekler onların eşcinsellikten doğan kötü arzularını uyandırmıştı.
68.
(Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın;
69.
Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
70.
"Biz seni, elâlemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.
71.
(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
72.
(Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
73.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
74.
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş
taşlar yağdırdık.
Lüt kavmi, homoseksüellik gibi kötü bir
günahı işledikleri için Allah Teala, onlara önce korkunç bir ses duyurmuş,
sonra memleketlerinin altını üstüne getirmiş, daha sonra da üzerlerine taş
yağdırmıştı ki, bir milletin yok olup tarih sahnesinden silinmesi için bundan
daha şiddetli felaket olamaz.
75. İşte bunda ibret alanlar için
işaretler vardır.
76. Onlar hâla gözler önünde duran
bir yol üzerindedirler.
77. Hakikaten bunda iman edenler
için bir ibret vardır.
78. Eyke halkı da gerçekten zalim
idiler.
Ayette sözü edilen Eyke, sık ormanlık
demektir. Şuayb Peygamber ve kavminin oturduğu ülke ormanlık olduğu için onlara
Eyke halkı denilmiştir.
79. Biz onlardan da intikam aldık.
İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
80. Andolsun, Hicr halkı da
peygamberleri yalanlamıştı.
Hicr, Salih Peygamber’in kavminin
yaşadığı bölgenin adıdır. Burada yaşamış olan halk Semud kavmi diye anılmıştır.
81. Biz onlara mucizelerimizi
vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
82. Onlar, dağlardan emniyet içinde
kalacakları evler oyarlardı
83. Onları da sabaha çıkarlarken o
korkunç ses yakaladı.
84. Kazanmakta oldukları şeyler
onlardan hiçbir zararı savmadı.
85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin
arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir.
Şimdilik onlara güzel muamele et.
86. Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan
pek iyi bilendir.
87. Andolsun ki, biz sana
tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
Resulullah’dan rivayet edilen bir hadise
göre bu yedi ayet, namazların her rek’atında tekrar edilen Fatiha suresi’dir.
88. Sakın onlardan bazı sınıflara
verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak
gönüllü ol.
89. De ki: Şüphesiz ben apaçık bir
uyarıcıyım.
90. Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara
ayıranlara azabı indirmişizdir.
91. Onlar, Kur'an'ı bölüp
ayıranlardır.
Kur’an’ı bölüp ayıranlar, onun bir kısmını kabul edip, bir kısmını da
reddedenlerdir. Veya Kur’an’a şiir, kehanet ve masal diyenlerdir.
92. Rabbin hakkı için, mutlaka
onların hepsini sorguya çekeceğiz.
93. Yaptıklarından dolayı.
94. Sana emrolunanı açıkça söyle ve
ortak koşanlardan yüz çevir!
Bu ayetlerde de görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim’in bir kısmına inanıp, bir
kısmına inanmayanlardan Allah “müşrikler” diye söz ediyor. Bakara suresi 85.
Ayetinde Kur’an’ın bir kısmına inanıp, bir kısmına inanmayanların cezasının
dünyada rüsvaylık, ahirette de en şiddetli azabı çekme olduğu bildiriliyor.
Nisa suresi 150. Ve 151. Ayetlerinde ise Allah’la peygamberleri birbirinden
ayıran ve “Bir kısmına inanırız, bir kısmına da inanmayız” diyenlerin gerçek
anlamda kafir oldukları vurgulanıyor.
95. (Seninle) alay edenlere karşı
biz sana yeteriz.
96. Onlar Allah ile beraber başka
bir tanrı edinenlerdir. (Kimin doğru olduğunu) yakında bilecekler!
97. Onların söyledikleri şeyler
yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
98. Sen şimdi Rabbini hamd ile
tesbih et ve secde edenlerden ol!
99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye
kadar Rabbine ibadet et!
İslami Okul Okulların En Önemlisi