037-es-SÂFFÂT - Diyanetvakfi - 37. Sayfa
37-es-SÂFFÂT
Adını, saf tutmuş
meleklere işaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu
sûre, Mekke'de inmiştir. 182
(yüzsekseniki) âyettir. İlk üç âyette, saf tutmuş meleklere, bulutları sevk ve
idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'ın bir
olduğu gerçeği ortaya konmuştur.
Rahmân ve Rahîm
(olan) Allah'ın adıyla.
1. Saf saf dizilenlere,
2. O haykırıp sürenlere,
3. Ve o zikir okuyanlara,
4. Yemin ederim ki, ilâhınız
birdir.
Burada “saf saf dizilenler, toplayıp sürenler ve ziki okuyanlar”ın melekler
olduğu söylenmiştir. Ayrıca bunların gök cisimleri, ruhlar, kudsi cevherler,
Kur’an ayetleri, alimler ve gaziler olduğunu söyleyenler de vardır.
5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi
arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
Yıl boyunca güneş farklı yerlerden doğduğu için “doğular” denilmiştir.
6. Biz yakın göğü, bir süsle,
yıldızlarla süsledik.
7. Ve (gökyüzünü) itaat dışına
çıkan her şeytandan koruduk.
8. Onlar, artık mele-i a'lâ'ya
(yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
9. Kovulup atılırlar. Ve onlar için
sürekli bir azap vardır.
10. Ancak (meleklerin
konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip
eder.
11. Şimdi sor onlara! Yaratma
bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz
kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
12. Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki
onlar alay ediyorlar.
13. Kendilerine öğüt verildiği vakit
öğüt almazlar.
14. Bir mucize görseler alay
ederler.
15. Bu ancak açık bir büyüdür,
derler.
Bu sözü ayın ikiye ayrılması mucizesi gerçekleştiği zaman söylemişlerdi.
16. "Gerçekten biz öldüğümüz,
toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?"
17. "İlk atalarımızda mı
(diriltilecek)?"
18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir
olarak (diriltileceksiniz).
19. O (diriltme) korkunç. bir sesten
ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
Buradaki korkunç ses ikinci Sur’un üfürülüşüdür.
20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah
bize! Bu ceza günüdür, derler.
21. İşte bu; yalanlamış olduğunuz
hüküm günüdür.
22. (Allah, meleklerine emreder:)
''Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın''.
23. ''Allah'tan başka . Onlara
cehennemin yolunu gösterin''.
24. ''Onları tutuklayın, çünkü onlar
sorguya çekilecekler!
25. Size ne oldu ki birbirinize
yardım etmiyorsunuz?
26. Evet, onlar o gün zilletle boyun
eğeceklerdir.
27. (İşte bu duruma düştükleri
vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya
çalışırlar.
28. (Uyanlar, uydukları adamlara:)
Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
29. (Ötekiler de:) "Bilâkis,
derler, siz inanan kimseler değildiniz".
30. "Bizim sizi zorlayacak bir
gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."
31. "Onun için Rabbimizin hükmü
bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız."
32. "Biz sizi azdırdık. Çünkü
kendimiz de azmıştık."
33. Şüphesiz o gün onlar azapta
ortaktırlar.
34. İşte biz, suçlulara böyle
yaparız.
35. Çünkü onlara: Allah'tan başka
tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
36. "Mecnun bir şair için biz
tanrılarımızı bırakacak mıyız?" derlerdi.
Kafirlerin “mecnun,şair” dedikleri zat, Hz. Muhammed idi. Onu uyup putları
bırakmak kendilerine zor geldiği için böyle diyorlardı.
37. Hayır! O, gerçeği getirdi ve
peygamberleri de doğruladı.
38. Kuşkusuz siz acı azabı
tadacaksınız.
39. Çekeceğiniz ceza yapmakta
olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
40. (Bu azaptan) Ancak Allah'ın
hâlis kulları istisnâ edilecek.
41. Bunlar için bilinen bir rızık
vardır.
42. (Türlü türlü) meyveler vardır.
Ve onlar ağırlanırlar.
43. Naîm cennetlerinde .
44. Tahtlar üzerinde karşılıklı
otururlar.
45. Onlara pınardan (doldurulmuş)
kadehler dolaştırılır.
46. Berraktır, içenlere lezzet
verir.
47. O içkide ne sersemletme vardır
ne de onunla sarhoş olurlar.
48. Yanlarında güzel bakışlarını
yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta
gibi bembeyazdır.
50. İşte o zaman, birbirlerine
dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
51. İçlerinden biri: "Benim,
bir arkadaşım vardı" der.
Rivayete göre bu zatın arkadaşı, öldükten sonra dirilmeyi inkar eden
birisiydi. Bazı müfessirlere göre bu arkadaştan maksat şeytandır. Bazılarına göre de, Sure-i Kehf’de 32.
Ayette geçen iki kişidir.
52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye)
inananlardan mısın?
53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak
haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
54. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi
bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine
vâkıf mısınız? dedi.
55. ( İşte o zaman konuşan baktı,
arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
56. "Yemin ederim ki, sen az
daha beni de helâk edecektin.
57. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi
ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha
biz ölmeyecek miyiz?
59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm
yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!"
60. Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
61. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş
için çalışsınlar.
62. Şimdi ziyafet olarak, cennet
ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.
63. Biz onu (zakkumu) zalimler için
bir fitne (imtihan) kıldık.
Dünyada kafirler bunu inkar ettiler. Ateşin içinde ağaç olur mu? dediler.
Cehennemde biten ağaç sözü geçince: Ateş, ağacı yakarken cehennemde nasıl ağaç
olur? diye alay etmişlerdi. Bu bakımdan bu söz onlar için bir imtihan oldu. Bu
sözden kasdedilen manayı anlamadıklarından iyice küfre düştüler. Allah’ın,
isterse, cehennemin yakmayacağı bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler.
64. Zira o, cehennemin dibinde bitip
yetişen bir ağaçtır.
65. Tomurcukları sanki şeytanların
başları gibidir.
66. (Cehennemdekiler) ondan yerler
ve karınlarını ondan doldururlar.
67. Sonra zakkum yemeğinin üzerine
onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
68. Sonra kesinlikle onların dönüşü,
çılgın ateşe olacaktır.
69. Kuşkusuz onlar atalarını
dalâlette buldular .
70. Şimdi de kendileri onların
peşlerinden koşturuyorlar.
71. Andolsun ki, onlardan önce eski
milletlerin çoğu dalâlete düştü.
72. Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar
göndermiştik.
73. Uyarılanların âkıbetinin ne
olduğuna bir bak!
74. Allah'ın ihlâslı kulları
müstesna.
Bundan sonra gelen ayetlerde Hz. Nuh ile kavminin kıssası anlatılır.
75. Andolsun, Nuh bize yalvarıp
yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
Hz. Nuh: Rabbim! Ben mağlup durumdayım, bana yardım et! Diye dua etmiş,
Allah da duasını kabul buyurarak kavmini suda boğmak suretiyle helak etmişti.
76. Kendisini ve ailesini büyük
felâketten kurtardık.
77. Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı
kıldık.
Hz.Nuh’un soyunun dışındakilerin hepsi helak edilmiş ve Nuh tarafından sonra
yeryüzündeki insanların nesli Hz. Nuh’tan gelmiştir.
78. Sonradan gelenler içinde ona iyi
bir nam bıraktık
79. Bütün âlemlerden Nuh'a selam
olsun!
80. İşte biz iyileri böyle
mükâfatlandırırız.
81. Zira o, bizim inanmış
kullarımızdan idi.
82. Nihayet ötekileri (inanmayanları)
suda boğduk.
Bundan sonra Hz. İbrahim’in kıssasından bir safha anlatılmış semavi dinler
ile gönderilen peygamberlerin hepsinin birbirini tasvip ve tasdik ettiği
vurgulanmıştır.
83. Şüphesiz İbrahim de onun
(Nuh'un) milletinden idi.
Aralarında uzun asırlar geçmesine rağmen, dini esaslarında Hz. İbrahim Nuh’a
bağlı idi.
84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile
geldi.
85. Hani o, babasına ve kavmine: Siz
kime kulluk ediyorsunuz? demişti.
86. "Allah'tan başka bir takım
uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?"
87. "O halde âlemlerin Rabbi
hakkındaki görüşünüz nedir?"
Hz. İbrahim’in kavmi, yıldızlara bakar, onlarla kahinlik yaparlardı. Bir
bayram günü İbrahim’e kendileriyle beraber bayram yerine gelmesini söylediler.
88. Bunun üzerine İbrahim yıldızlara
şöyle bir baktı.
89. Ben hastayım, dedi.
90. Ona arkalarını dönüp gittiler.
91. Yavaşça putlarının yanına vardı.
(Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
92. Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
93. Bunun üzerine, yanlarına gelip
sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
94. (Putperestler) koşarak İbrahim'e
geldiler.
Neden putları kırdığını sordular.
95. İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi
ibadet edersiniz!
96. Oysa ki sizi ve yapmakta
olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
97. Onun için bir bina yapın ve
derhal onu ateşe atın! dediler.
98. Böylece ona bir tuzak kurmayı
istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
99. (Oradan kurtulan İbrahim:)
"Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek".
100. O : "Rabbim! Bana
sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi.
Böylece Hz. İbrahim küfür diyarından hicret ederek Şam’a gitti.
101. İşte o zaman biz onu uslu bir
oğul ile müjdeledik.
102. Babasıyla beraber yürüyüp
gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir
düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap.
İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
Bu ayetlerde Hz. İsmail’in kurban edilmesi anlatılır. Bu kıssa bir
imtihandır. Bu imtihan, peygamber olan baba ile oğlu arasında cereyan etmiştir.
Şöyle ki, Hz. İbrahim’in iki oğlu vardı: İsmail ve İshak. Kur’an-ı Kerim’de
kurban edilecek çocuğun isminden söz edilmez. Ama tefsircilerin kanaatine göre
bu, İsmail’dir. Zira olay göçten hemen sonra olmuştur ki, o zaman İsmail vardı.
Ayıca olay Mekke’de geçmiştir. Mekke’ye gelen de İsmail’dir. İbrahim(a.s.) gece
rüyasında, birisinin kendisine: “Allah sana oğlunu boğazlamanı emrediyor”
dediğini duymuş, sabah olunca bunun şeytandan mı, Rahman’dan mı olduğu
hususunda tereddüt etmiş, üç gece rüyayı üst üste görünce bunun Allah’tan
olduğunu anlamıştır.
103. Her ikisi de teslim olup, onu
alnı üzerine yatırınca:
104. Biz ona: " Ey
İbrahim!" diye seslendik.
105. Rüyayı gerçekleştirdin.Biz iyileri
böyle mükâfatlandırırız.
106. Bu, gerçekten, çok açık bir
imtihandır.
107. Biz, oğluna bedel ona büyük bir
kurban verdik.
108. Geriden gelecekler arasında ona
(iyi birnam) bıraktık:
109. İbrahim'e selam! dedik.
110. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
111. Çünkü o, bizim mümin
kullarımızdandır.
Son Peygamber’in ümmeti ona salatü selam okurken Hz. İbrahim’i de anar, onu
hayırla yadederler.
112. Sâlihlerden bir peygamber olarak
O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik.
113. Kendisini ve İshak'ı mübarek
(kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı
gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
Bu cümleden olmak üzere İbrahim’e çok evlat verilmiş, İshak’ın neslinden,
Hz. Ya’kub’dan başlamak üzere bir çok peygamberler gelmiştir. İkisinin
neslinden iyilerin yanısıra kötülerin de çıkması, soy ve ırkın hidayet ve
dalalette rolü olmadığını gösterir.
114. Andolsun biz Musa'ya da Harun'a
da nimetler verdik.
115. Onları ve kavimlerini o büyük
sıkıntıdan kurtardık.
116. Kendilerine yardım ettik de
galip gelen onlar oldu.
117. Her ikisine de apaçık anlaşılan
bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.
118. Her ikisini de doğru yola
ilettik.
119. Sonra gelenler içinde, namlarına
şunu bıraktık.
120. Musa ve Harun'a selam olsun.
121. Doğrusu biz, iyileri böylece
mükâfatlandırırız.
122. Şüphesiz, ikisi de mümin
kullarımızdandı.
123. İlyas da şüphe yok ki,
peygamberlerdendi.
124. (İlyas) milletine: (Allah'a
karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
125. Yaratanların en iyisini bırakıp
da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.
126. "Sizin de Rabbiniz, sizden
önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı?"
Ba’l, Şam’da Bek adındaki şehir halkının taptığı altın putun adı idi. Şimdi
buraya adı idi. Şimdi buraya Ba’lebek denmektedir.
127. Bunun üzerine İlyas'ı
yalanladılar. Onun için onların hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.
128. Ancak Allah'ın ihlâslı kulları
müstesna.
129. Sonra gelenler içinde, kendisine
bir ün bıraktık,
130. "İlyas'a selâm!"
dedik.
131. Şüphesiz biz, iyileri işte böyle
mükâfatlandırırız.
132. Çünkü o, bizim mümin
kullarımızdandı.
Burada, Hz. Lut’un kıssasından bir bölüm anlatılır.
133. Lût da elbette
peygamberlerdendi.
134. Hani biz Lût'u ve ailesinin
hepsini kurtardık.
135. Ancak geridekiler arasında kalan
yaşlı bir kadın dışında,
136. Sonra diğerlerini yok ettik.
137. (Ey insanlar!) Siz onların
yanlarından geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
138. Ve geceleyin. Hâla
akıllanmayacak mısınız?
139. Doğrusu Yunus da gönderilen
peygamberlerdendi.
Bundan sonraki ayetlerde de Hz. Yunus’un kıssası anlatılır:
140. Hani o, dolu bir gemiye binip
kaçmıştı.
141. Gemide olanlarla karşılıklı
kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
Yunus kıssası için bak. Enbiya 21/87’nin açıklaması.
142. Yunus kendini kınayıp dururken
onu bir balık yuttu.
143. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden
olmasaydı,
144. Tekrar diriltilecekleri güne
kadar onun karnında kalırdı.
Yunus (a.s.)ın tesbihi şöyle idi: La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü
mine’z-zalimin: Senden başka ilah yoktur, şüphesiz ben zalimlerden oldum.
145. Halsiz bir vaziyette kendisini
dışarı çıkardık.
146. Ve üstüne (gölge yapması için)
kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.
147. Onu, yüz bin veya daha çok
kişiye peygamber olarak gönderdik.
Hz.Yunus’un peygamber olarak gönderildiğini yerin, Musul’da Ninova şehri
olduğu kaydedilmiştir.
148. Sonunda ona iman ettiler, bunun
üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
149. Putperestlere sor: Kızlar
Rabbinin de erkekler onların mı?
150. Yoksa biz melekleri onların gözü
önünde kız olarak mı yarattık?
151. Dikkat edin, kesinlikle yalan
uydurup söylüyorlar ki;
152. "Allah doğurdu"
diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
153. Allah, kızları oğullara tercih
mi etmiş!
154. Ne oluyor size? Nasıl
hükmediyorsunuz?
155. Hiç düşünmüyor musunuz?
156. Yoksa sizin açık bir deliliniz
mi var?
Sorulan delil, müşriklerin meleklerle ilgili düşünceleri ve onların Allah’ın
kızları olduklarına dair inançları içindir.
157. Doğru sözlülerden iseniz,
kitabınızı getirin!
158. Allah ile cinler arasında da bir
soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine
götürüleceklerini bilirler.
159. Allah, onların isnat
edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
160. Allah'ın ihlâsa erdirilmiş
kulları müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir).
161. Sizler ve taptığınız şeyler!
162. Hiçbiriniz, Allah'a karşı
azdırıp saptıramazsınız.
163. Cehenneme girecek kimseden
başkasını.
164. "(Melekler şöyle derler:)
Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır."
165. " Şüphesiz biz,orada sıra
sıra dururuz."
166. "Ve şüphesiz Allah'ı tesbih
ederiz."
167. "Putperestler şöyle
diyorlardı".
168. "Eğer öncekilere
verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı",
169. "Mutlaka Allah'ın ihlâslı
kulları olurduk!" .
170. İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama
ileride bileceklerdir!
171. Andolsun ki, peygamber
kullarımıza söz vermişizdir:
172. Onlar mutlaka zafere
ulaşacaklardır.
173. Bizim ordumuz şüphesiz üstün
gelecektir.
174. Onun için sen bir süreye kadar
onlara aldırma.
175. Onların halini gör, onlar da
görecekler.
176. Azabımızı acele mi istiyorlar?
177. Azap yurtlarına indiğinde,
uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
178. Sen bir zamana kadar onlara
aldırma.
179. Onların halini gör, onlar da
göreceklerdir.
180. Senin izzet sahibi Rabbin,
onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.
181. Gönderilen bütün peygamberlere
selam olsun!
182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da
hamd olsun!
İslami Okul Okulların En Önemlisi