040-el-MÜ'MİN - Diyanetvakfi - 40. Sayfa
40-el-MÜ'MİN
Aynı zamanda Gâfir
adını da taşıyan bu sûre, 85
(seksenbeş) âyettir. 56 ve 57. âyetleri Medine'de inmiştir. Adını,
Firavun ailesinden inanan bir kişinin vasıflarının sayıldığı 28 - 45. âyetlerden alır.
Rahmân ve Rahîm
(olan) Allah'ın adıyla.
1. Hâ. Mîm.
Bu harflerin tefsiri için Bakara suresi,
1. Ayete bakın.
2. Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla
bilen, lütuf sahibi Allah tarafından indirilmiştir.
3. O, günahı bağışlayan, tevbeyi
kabul eden, azabı çetin,lütuf sahibi Allah'tandır ki. O'ndan başka hiçbir ilâh
yoktur, dönüş ancak O'nadır.
4. İnkâr edenler müstesna, hiç
kimse Allah'ın âyetleri hakkında tartışmaz. Onların şehirlerde (rahatlıkla)
gezip dolaşması seni aldatmasın.
İnkarcıların dolaşmaları, ticaret ve
karlı kazançlar için korkusuz ve tehlikesizce seyahat etmeleri, dünyada
sağladıkları üstünlük ve buna karşı Cenab-ı Hakk’ın kendilerine mühlet vermesi
şeklinde tefsir edilmiştir.
5. Onlardan önce Nuh kavmi ve
bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi
peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele
etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın
nasıl olduğunu gör!
Ayette, Mekke kafirlerinden önce gelen,
Ad, Semud ve Lut kavimleri gibi birtakım milletlerin inkarlarına,
peygamberlerini yakalayıp öldürme çabalarına, buna karşılık da Cenab-ı Hakk’ın
inkarcıları helak edişinin, görünür örneklerine işaret edilmektedir. Çünkü
inkarcıların harap yurtları ve feci akıbetleri bunu göstermektedir.
6. İnkâr edenlerin cehennem ehli
olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.
7. Arş'ı yüklenen ve bir de onun
çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman
ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve
ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri
bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).
Arşı taşıyanlar, “Hamele-i arş” denilen
meleklerdir. Rivayete göre sayıları dörttür. Ancak, Hakka suresinde (69/17)
kıyamette bunların sayısının sekiz olacağı bildirilmiştir. Arşın korunma ve
tedbirine memur oldukları için, bu isim kendilerine mecazen verilmiştir. Arşın
çevresindeki melekler, arşı tavaf eden meleklerdir. Devamlı şöyle derler:
8. Rabbimiz! Onları da, onların
atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine
vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin!
9. Bir de onları, her türlü
kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu
rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.
10. İnkâr edenlere şöyle seslenilir:
Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan kötülüğünüzden elbette daha büyüktür.
Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.
11. Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa
öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu
ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.
Birinci ölüm, dünya hayatının sonunda,
ikinci ölüm ise kabirde ilk sorgulama yapıldıktan sonra vuku bulacaktır. Buna
göre birinci dirilme kabirde sorgulama için, ikinci dirilme ise kıyametten
sonraki ebedi hayat içindir. İnkarcıların ateşten çıkmak için sordukları yol
ise, er veya geç cehennemden çıkış, Allah’a itaat ediş veya tekrar dünyaya
dönüş çarelerini aramaları şeklinde yorumlanmıştır.
12. (Onlara denir ki:) İşte bunun
sebebi şudur: Tek Allah'a ibadete çağrıldığı zaman inkâr edersiniz. O'na ortak
koşulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır.
13. Size âyetlerini gösteren, sizin
için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Gösterilen “ayetler” ilahi kudrete
delalet eden harika eserler ve kemal yollarını gösteren şeylerle; indirilen
“rızık” da, rızkın sebebi olan yağmur, güneş ve hava ile izah edilmiştir.
14. Haydi, kâfirlerin hoşuna gitmese
de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâslı olarak dua edin!
15. Dereceleri yükselten, Arş'ın
sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle
ilgili vahyi indirir.
“Dereceleri yükselten” tabiri, gökleri
birbiri üstüne kurup yükselten, dünyada kullarına yüce mertebeler veren,
cennetteki yerlerini yücelten, meleklerin, Arş’a veya göklere yükselmelerini
temin eden, müminlerin sevap derecelerini yükselten şeklinde açıklanmıştır.
Ayette geçen “ruh”tan maksat Allah’ın, kullarından dilediğine ihsan ettiği
ilahi vahiydir. “Kavuşma günü” kıyamet günüdür. Çünkü o günde göklerde ve
yerdekiler, öncekiler ve sonrakiler, abidle mabud, zalimle mazlum, hep orada
buluşacaklardır.
16. O gün onlar (kabirlerinden)
meydana çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranlık
kimindir? Kahhâr olan tek Allah'ındır.
Soran da cevabını veren de Allah’tır.
17. Bugün herkese kazandığının
karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk
görendir.
18. Yaklaşan gün hususunda onları
uyar! Çünkü o onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir.
Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçısı vardır.
19. Allah, gözlerin hain bakışını ve
kalplerin gizlediğini bilir.
20. Allah, adaletle hükmeder. O'nu bırakıp
taptıkları ise, hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve
görendir.
21. Onlar, yeryüzünde gezip
dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğunu
görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da
üstündüler. Böyleyken Allah onları günahları yüzünden yakaladı. Onları Allah'ın
gazabından koruyan da olmadı.
22. Bunun sebebi, peygamberleri
kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da
kendilerini tutup yakalayıverdi. Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.
23. Andolsun ki biz Musa'yı
mucizelerimiz ve apaçık hüccetle, gönderdik.
24. Firavun'a,Hâmân'a ve Karun'a da
onlar: "Bu, çok yalancı bir sihirbazdır! "dediler.
25. İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine
hakkı getirince: Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınları
sağ bırakın! dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.
Bu üç kişiden Firavun ve Haman,
Kıptilerin ileri gelenlerinden Karun da İsrailğullarındandır. Daha sonraki
ayetlerden de anlaşılacağı gibi Onunla beraber iman edenlerin oğullarını
öldürün, kadınlarını sağ bırakın diyen Firavun’dur. Ona bu fikri verenin de
Haman olduğu rivayet edilmektedir.
26. Firavun: Bırakın beni, dedi.
Musa'yı öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsın! Çünkü ben onun, dininizi
değiştireceğinden, yahut yeryüzünde fesat çıkaracağından korkuyorum.
Firavun’un, bırakın beni, Musa’yı
öldüreyim diye konuşması, onun öldürmekten alıkonduğunu göstermektedir. Çünkü
Firavun’a Musa için bu senin korkacağın bir kimse değildir. Eğer onu
öldürürsen, halkın kalbine bir şüphe sokmuş olursun. Herkes senin açık delille
tartışmaktan aciz olduğuna hükmeder demişlerdi. Bununla beraber Firavun’un
zikredilen ifadesi, kendisinin Musa (a.s.)’dan ne derece korktuğunu da
göstermektedir.
27. Musa da: Ben, hesap gününe
inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım, dedi.
28. Firavun ailesinden olup, imanını
gizleyen bir mümin adam şöyle dedi: Siz bir adamı "Rabbim Allah'tır"
diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler
getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa sizi
tehdit ettiğinin (azâbın), bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah,
haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez.
Firavun’un ailesinden imanını gizleyen bu
kişinin, Firavun’un amcazadesi olduğu söylenmiş, ismi hakkında da ihtilaf
edilmiştir. Firavun ailesinden inanmış kişi sözlerine şöyle devam etti:
29. Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne
hakim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip
çatarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve
yine size ancak doğru yolu gösteriyorum dedi.
30. İman etmiş olan dedi ki :
"Ey kavmim! Doğrusu ben ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi, bir
günün gelmesinden korkuyorum."
31. "Nuh kavminin, Âd, Semud ve
onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarına bir zulüm dileyecek
değildir."
32. "Ey kavmim! Gerçekten sizin
için o bağrışıp çağrışma gününden, korkuyorum.
33. "O gün arkanıza dönüp
kaçacaksınız.Fakat sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur.
Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur."
34. Andolsun ki, (Musa'dan) önce
Yusuf da size açık deliller getirmişti ve onun size getirdiği şeyler hakkında
şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince "Allah ondan sonra
peygamber göndermez" dediniz. İşte Allah o aşırı giden şüphecileri böyle
saptırır.
Bazı müfessirler “Buradaki Yusuf’tan
maksat, Hz. Yusuf’un torunu Yusuf b. Efraim’dir” demişlerse de Yusuf b.
Ya’kup’dur diyen rivayet daha kuvvetli görülmektedir.
35. Kendilerine gelmiş hiçbir delil
olmadığı halde Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenler gerek Allah yanında,
gerekse iman edenler yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah, büyüklük
taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.
36. Firavun:" Ey Hâmân, bana
yüksek bir kule yap; belki yollara erişirim."
37."Göklerin yollarına erişirim
de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece
Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un
tuzağı tamamen boşa çıktı.
38. O iman eden kimse: Ey kavmim!
dedi, siz bana uyun, sizi doğru yola götüreceğim.
39. Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya
hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur.
40. Kim bir kötülük işlerse, onun
kadar ceza görür. Kim de kadın veya erkek, mümin olarak faydalı bir iş yaparsa
işte onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsız rızık verilecektir.
41. Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben
sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.
42. Siz beni, Allah'ı inkâr etmeye
ve hiç tanımadığım nesneleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi,
azîz ve çok bağışlayan Allah'a davet ediyorum.
43. Gerçek şu ki, sizin beni davet
ettiğiniz şeyin dünyada da ahirette de davete değer bir tarafı yoktur.
Dönüşümüz Allah'adır, aşırı gidenler de ateş ehlinin kendileridir.
44. Size söylediklerimi yakında
hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını
çok iyi görendir.
45. Nihayet Allah, onların
kurdukları tuzakların kötülüklerinden bu zatı korudu, Firavun'un kavmini ise
kötü azap kuşatıverdi.
46. Onlar sabah akşam o ateşe
sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun
(denilecek)!
Kabir azabının gerçek olduğuna bu ayetle
de istidlal edilmiştir.
47. (Kâfirler) ateşin içinde
birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size
uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler.
48. O büyüklük taslayanlar ise:
Doğrusu hepimiz bunun içindeyiz. Şüphe yok ki Allah kulları arasında vereceği
hükmü verdi, derler.
Allah’ın vereceği hüküm, müminleri
cennete, kafirleri de cehenneme sokmasıyla ilgili hükümdür.
49. Ateşte bulunanlar cehennem
bekçilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azabı hafifletsin!
diyecekler
50. (Bekçiler:) Size
peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da:
Getirdiler, cevabını verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarın,
derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.
Bekçiler, “Kendiniz yalvarın derken”
kafirlere şefaat etmeyeceklerini ifade etmektedirler.
51. Şüphesiz peygamberlerimize ve
iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım
ederiz.
Şahitler, meleklerdir. Çünkü melekler,
peygamberlerin ahkamı tebliğ ettiklerine, kafirlerin ise bunları
yalanladıklarına şahitlik edeceklerdir. Ayrıca insanlara şehadet edecek olan
melekler, peygamberler ve müminler, şahitlerden sayılmışlardır.
52. O gün zalimlere, özür dilemeleri
hiçbir fayda sağlamaz. Artık lânet de onlarındır, kötü yurt da onlarındır!
53. Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti
verdik ve İsrailoğullarına, o Kitab'ı miras bıraktık.
54. O, akıl sahipleri için bir öğüt
ve doğruluk rehberidir.
55. (Resûlüm!) Şimdi sen sabret.
Çünkü Allah'ın vâdi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah
Rabbini hamd ile tesbîh et.
Allah’ın vadi dostlarını muzaffer kılması
biçiminde yorumlanmıştır. Firavun’un karşısında Musa’nın durumu bunun
delilidir. Hz. Peygamber’in sabah-akşam hamd ve tesbihi, aynı zamanda ümmete
bırakılan bir sünnettir.
Rivayet
edildiğine göre bir takım yahudiler Resulullah (s.a.)’a gelerek “Ahir zamanda
Deccal bizim içimizden gelecek ve olacaklar işte o zaman olacak!” dediler.
Bunun üzerine aşağıdaki ayet nazil oldu.
56. Kendilerine gelmiş kesin bir
delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe
yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden
başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.
57. Elbette göklerin ve yerin
yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların
çoğu bilmezler.
58. Körle gören, inanıp iyi
amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!
59. Kıyamet günü mutlaka gelecektir,
bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
Dünya insanlar için bir imtihan yeri
olduğuna, insanlar da birtakım görevlerle yükümlü tutulduğuna göre bunun
muhakeme ve muhasebesi için ikinci bir hayat zorunlu görünmektedir. Üstelik şu
evrenin bir başlangıcı olduğu gibi elbette bir de sonu vardır. Ölüm gerçeği
karşısında dünyanın, insanlara ait asıl karargah olmadığı da gözler önündedir.
Yaratılış ve ölüm her an tekrarlanarak gerçekleştiği gibi kıyamet ve ahiret de
mutlaka gerçekleşecektir. Kıyamet bu hayatın sona ermesi, ahiret de ikinci
hayatın ismidir.
60. Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua
edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar
aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.
61. İçinde dinlenesiniz diye geceyi,
görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı
lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
62. İşte O, her şeyin yaratıcısı
olan Rabbiniz Allah'dır. O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl olup da
döndürülüyorsunuz!
63. Allah'ın âyetlerini inatla inkâr
edenler işte (haktan) böyle döndürülür.
64. Yeri sizin için yerleşim alanı,
göğü de bir bina kılan, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz
besinlerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin
Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
65. O daima diridir; O'ndan başka
hiçbir tanrı yoktur. O halde dinde ihlâslı ve samimi kişiler olarak O'na dua
edin. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
66. (Resûlüm)! De ki: Bana Rabbimden
apaçık deliller gelince, sizin Allah'ı bırakıp o taptıklarınıza kulluk etmem
bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
67. Sizi topraktan, sonra meniden,
sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak çıkaran, sonra
sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlamanız -ki içinizden daha
önce vefat edenler de vardır- ve belli bir vakte ulaşmanız için sizi yaşatan
O'dur. Umulur ki düşünürsünüz.
Ayette, ilk insan Adem (s.a.)’in
topraktan yaratılmadığına işaret edildikten sonra, insanın ana rahminden
ihtiyarlığına kadar çeşitli safhaları tasvir ediliyor.
68. O, hem dirilten hem de
öldürendir. O, herhangi bir işin olmasını dilediği zaman yalnız "Ol!"
der, o da oluverir.
69. Allah'ın âyetleri hakkında
tartışanlara bakmadın mı? Nasıl döndürülüyorlar (onu tasdike yanaşmıyorlar)!
70. Onlar, Kitab'ı ve
peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar yakında (gerçeği)
anlayacaklar!
71. O zaman boyunlarında demir
halkalar ve zincirler olduğu halde, sürüklenecekler,
72. Kaynar suda,sonra da ateşte
yakılacaklardır.
73. Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da
koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek.
74. O Allah'tan başka
(taptıklarınız). Onlar da:"Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir
şeye tapmıyorduk", diyecekler.İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
Müşriklere sorulduğunda, taptıkları
putlarını inkar ettikleri anlaşılmaktadır. Ancak Cenab-ı Hak taptıklarını
karşılarına dikince şaşırıp kalacaklardır.
75. Bu, sizin yeryüzünde haksız
olarak şımarmanızdan ve aşırı derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
76. İçinde ebedî kalmak üzere
cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne
çirkindir!
77. Onun için (Resûlüm), sen sabret!
Şüphesiz Allah'ın vâdi gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya
sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasıl olsa onlar bize
döneceklerdir.
78. Andolsun, senden önce de
peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var,
durumlarını sana bildirmediğimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'ın
izni olmaksızın herhangi bir âyeti kendiliğinden getiremez. Allah'ın emri
gelince de hak uygulanır ve o zaman bâtılı seçenler hüsrana uğrayacaklardır.
Gönderilen peygamberlerin sayısını
Allah’tan başkasının bilemeyeceği muhakkak olmakla beraber, tefsirlerde, yüce
Allah’ın 124.000 peygamber gönderdiği rivayet edilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de bunlardan sadece 25 tanesinin isimleri zikredilmekte, hayatları ve Allah’ın emirlerini tebliğ hususunda verdikleri mücadelelerden bahsedilmektedir.
Ayet-i kerimede ayrıca, peygamberlerin kendiliklerinden ortaya çıkmadıkları, getirdikleri mucizeleri de Allah’ın emri ve izni ile getirdikleri ifade edilmektedir.
79. Allah, kimine binesiniz, kimini
yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.
80. Onlarda sizin için daha nice
faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulaşırsınız. Onların
ve gemilerin üstünde taşınırsınız.
81. Allah size âyetlerini
gösteriyor. Şimdi, Allah'ın âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
82. Onlar yeryüzünde gezip
dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler!
Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da
daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.
83. Peygamberleri onlara apaçık
bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşeri) bilgiye güvendiler (onu
alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.
84. Artık o çetin azabımızı
gördükleri zaman: Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik,
derler.
85. Fakat azabımızı gördükleri zaman
imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında
süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi