Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

023-MÜMİNUN SURESİ - Elmaliorijinal - 23. Sayfa

023-MÜMİNUN SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        Hakikat felâh buldu o mü'minler

        Ki onlar namazlarında huşu'ludurlar

        Onlar ki bîyhude işe, boş lâfa bakmazlar

        Onlar ki zekât vermek için çalışırlar

        Ve onlar ki ırzlarını korurlar

        Ancak zevcelerine ve kendilerinin milki olan cariyelerine karşı müstesnâ, çünkü bunlar levm olunmazlar

        Kim de bundan ötesini ararsa işte artık onlar haddi aşanlardır

        Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkârdırlar

        Onlar ki namazlarının üzerine muhafızlık ederler

        İşte onlardır o vârisler

        Ki Firdevse vâris olacak, onda muhallad kalacaklardır

        Şanım hakkı için biz insanı çamurdan, bir sülâleden yarattık

        Sonra onu oturaklı bir karargâhta bir nufte yaptık

        Sonra o nufteyi bir aleka yarattık. derken o alakayı bir mudga yarattık derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona diğer bir hılkat neş'eti verdik, bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli

        Sonra siz bunun arkasından muhakkak öleceksiniz

        Sonra siz Kıyamet günü muhakkak ba'solunacaksınız

        Filhakıka biz, sizin fevkınızda yedi tarıyk yarattık ve halktan gafil olmadık

        Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskân eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz

        Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurmalıklar, üzümlükler kabîlinden bağlar, bağçeler yaptık ki içlerinde sizin için bir çok yemişler var onlardan yer ve geçiniriz

        Ve bir ağaç ki Turı siynadan çıkar, yağ ve yiyenlere bir katıkla biter

        En'amda da sizin için cidden bir ıbret vardır, karınlarındakinden sizi iska ediyoruz sizin için de onlarda hem bir çok menafi' vardır, hem de onlardan yersiniz

        Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz

        Celâlim hakkı için biz Nuhu kavmine Resul gönderdik de dedi ki: ey benim kavmim: Allaha ıbadet edin, ondan başka bir tanrınız yoktur, binaenaleyh korunmaz mısınız?

        Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh şöyle dedi: bu, başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, üstünüze geçmek istiyor, eğer Allah dilese idi elbette bir takım Melekler gönderirdi, biz evvelki atalırımız içinde bunu işitmedik

        Her halde o öyle bir adam ki kendisinde bir cinnet var, binaenaleyh gözetin bunu bir zamana kadar

        Dedi: ya rab! Beni tekzib etmelerine karşı sen bana nusrat ver

        Biz de ona şöyle vahyettik: bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap, sonra emrimiz gelip de tennur feveran edince hemen ona topundan bir iki çift ve aleyhinde söz sebketmiş olandan başka ehlini sok ve o zulm edenler hakkında bana bir hıtabda bulunma, çünkü onlar gark olunacaklardır

        Binaenaleyh sen maıyyetindekilerle geminin üzerine çıktığında da de ki: hamd o Allaha ki bizi o zalim kavminden kurtardı

        Ve de ki: rabbım! Beni bir mübarek menzile kondur, konuklıyanların en hayırlısı sensin

        İşte bunda çok âyetler vardır ve hakıkat biz pek imtihancıyızdır

        Sonra arkalarından başka bir karn inşa eyledik

        Onların içinde de kendilerinden bir Resul gönderdik şöyle ki: Allaha ıbadet edin ondan başka bir tanrınız yok, artık korunmaz mısınız?

        Dünya hayatta kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip Âhıret likasını tekzib eyliyen kavminden o (mele') kodaman güruh ise şöyle dedi: «bu başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor

        ve şayet sizin gibi kat'ıyyen husrandasınızdır

        Siz öldüğünüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğunuz vakıt muhakkak çıkarılacaksınız diye mi va'dediyor?

        Heyhât o va'dolunduğunuz şey ne kadar uzak

        O, bizim Dünya hayatımızdan başka bir şey değildir, ölürüz ve yaşarız, fakat biz ba's olunmayız

        O ancak öyle bir adam ki bir yalanı Allaha iftira etti, biz ona inanacak değiliz

        Ya rab! dedi: beni tekzib ettikleri cihetle öcümü al

        Buyurdu ki: az bir zamanda nâdim olacaklar

        Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!

        Sonra arkalarından başka karnlar inşâ ettik

        Hiç bir ümmet, ecelini sebkedemez ve geriletemezler

        Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmetle Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler

        Sonra bir takım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musâyı ve kardeşi Harûnu gönderdik

        Fir'avna ve cem'ıyyetine de bunlar kibirlerine yediremediler ve dik başlı bir kavm idiler

        Onun için biz, dediler, bizim gibi iki beşere iyman mı ederiz? Halbuki onların kavmi bize kulluk ediyor

        Bu suretle onları tekzib ettiler de helâk edilenlerden oldular

        Şanım hakkı için berikiler doğru yolu tutabilsinler diye Musâya o kitabı da verdik

        İbni Meryemi de anasiyle bir âyet kıldık ve ikisini bir oturaklı ve temiz sulu bir tepeye barındırdık

        Ey Resuller! Halâl ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın, çünkü ben ne yaparsınız tamamen bilirim

        Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve rabbınız da ben, artık hep bana korunun

        Derken kumandalarını aralarında kitab kitab parçalaştılar, her hızib kendilerininkine güveniyor

        Şimdi sen onları bırak dalgınlıkları içinde tâ bir deme kadar

        Kendilerine imdad ettiğimiz mal ve evlâd ile sanıyorlar mı ki

        Onların hakıkaten hayırlarına müsareat ediyoruz Hayır, şuurları yok

        Her halde rablarının haşyetinden titreyenler

        Ve rablarının âyetlerine iyman edenler

        Ve rablarına hiç şirk koşmıyanlar

        Ve rablarının huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler

        İşte bunlar hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve hem onun için ileri giderler

        Maamafih biz kimseye vüs'unden başka teklif etmeyiz, ve nezdimizde bir kitab vardır hakkı söyler, onlar da zulm edilmezler

        Fakat onların kalbleri bundan bir dalgınlık içindedir, hem onların ondan başka bir takım işleri vardır ki hep onlar için çalışırlar

        Nihayet refahlı olanlarını azâba çekiverdiğimiz zaman hemen feryada başlıyacaklardır

        Feryad etmeyin bu gün, çünkü siz bizden kurtarılamazsınız

        Karşınızda âyetlerim okunuyordu da siz ardınıza dönüyordunuz

        Ona kafa tutarak, müsamere yaparak hezeyanlar ediyordunuz

        Ya hâlâ o kelâmı tedebbür etmezler mi? Yoksa onlara evvelki atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?

        Yoksa Peygamberlerini tanımadılar mı da onun için inkâr ediyorlar?

        Yoksa onda bir Cinnet var, mı diyorlar? Hayır, o onlara hakk ile geldi fakat ekserisi hakkı hoşlanmıyorlar

        Eğer hak onların keyflerine tâbi' olsa idi Semavât ve Arz ve bunlardaki kimseler kat'ıyyen fâsid olurdu, hayır, biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar zikirlerinden ı'raz ediyorlar

        Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbının harâcı daha hayırlıdır, hem o, rezzakların en hayırlısıdır

        Doğrusu sen onları dosdoğru bir caddeye çağırıyorsun

        Fakat Âhırete inanmıyanlar caddeden sapmaktadırlar

        Eğer biz onlara acıyıb da baskılarını açıversek mutlaka tuğyanlarında ınad eder hiç bir şey görmezler

        Filhakika biz, onları azâba tuttuk da yine rablarına karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar

        Nihayet üzerlerine şedid azâblı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir

        Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri, o Gönülleri inşa eden o siz, pek az şükrediyorsunuz

        Ve sizi Arzda yaratıp yayan o, hep ona haşrolunacaksınız

        Ve o öldüren ve dirilten o, gece ve gündüzün ıhtilâfı da hep onun için, artık akıllanmıyacak mısınız

        Hayır, evvelkilerin dedikleri gibi dediler

        «öldüğünüz ve bir türab, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mı, cidden biz mi mutlak ba'solunacağız?

        Yemîn ederiz ki bize de, atalarımıza da bu, bundan evvel va'dolundu, bu eskilerin masallarından başka bir şey değil» dediler

        Kimin o Arz ve ondaki kimseler, eğer biliyorsanız? De

        Allahın diyecekler, o halde düşünmez misiniz? De

        Kim o yedi Semânın rabbı ve o azametli Arşın rabbı? De

        Allahın diyecekler, o halde korkmaz mısınız? De

        Kim o her şeyin melekûtü yedinde ve o kayırır da ona karşı kayırılmaz olan eğer ılminiz varsa? de

        Allahın diyecekler, o halde nereden büyüleniyorsunuz? De

        Doğrusu biz onlara hakkı getirdik ve şüphesiz onlar yalancılar

        Allah, hiç veled ittihaz etmedi, beraberinde bir tanrı da yok O surette her tanrı kendi yarattığı ile giderdi ve elbette biri diğerine kibrederdi, o isnad ettikleri vasıflardan sübhan o Allah

        O gayb-ü şehadetin âlimi, binaenaleyh onların koştukları çok yüksek

        De ki: rabbım! eğer onlara edilen vaîdi bana behemehal göstereceksen

        Beni o zalimler güruhunda bulundurma rabbım!

        Şübhesiz ki siz, onlara yaptığımız vaîdi sana göstermeğe elbette kadiriz

        Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz

        Ve de ki: sana sığınırım rabbım! O Şeytanların dürtüşmelerinden

        Ve sana sığınırım rabbım! huzuruma gelmelerinden

        Nihayet Her birine ölüm geldiği vakıt diyecek ki: rabbım! döndür, döndür beni döndür

        Belki ben o baktığımda salih bir amel işlerim, hayır hayır! O bir kelimedir ki onu o söyler, ötelerinden ise bir berzah vardır, tâ ba's olunacakları güne kadar

        O vakıt Sûr üfürüldü mü artık beyinlerinde o gün ne ensab vardır ne de soruşurlar

        O zaman her kimin tartıları ağır gelirse işte onlar o felâh bulanlardır

        Her kimin de tarıları yeğni gelirse işte onlar kendilerine yazık edenler, Cehennemde kalanlardır

        Ateş yüzlerini yalar, o halde ki içinde dişleri sırıtır

        Değil mi idi âyetlerim size okunuyor du siz onları tekzib ediyordunuz?

        Rabbımız! derler: bize şekavetimiz galebe etti ve biz bir sapgın bir kavm idik

        Ey bizim rabbımız! çıkar bizleri bundan, döner bir daha edersek her halde bizler zalimiz

        Buyurur ki sinin orada, söylemeyin bana

        çünkü kullarımdan bir fırka vardı «rabbena amenna fağfirlena verhamna fein udna feinna zalimun» diyorlardı da

        siz onları mashara yerine tutunuz, hattâ size benim yâdımı unutturdular, onlara öyle gülüyordunuz

        İşte onlara ben sabretmelerine mukabil bu gün bu mükâfatı verdim, onlardır onlar, murada erenler

        Arzda seneler sayısı ne kadar kaldınız? Buyurur

        Bir gün veya bir günün birazı, sayanlara sor derler

        Buyurur ki bilmiş olsanız cidden pek az kaldınız

        Ya zannettiniz mi ki biz, sizi sırf bir abes yarattık? ve siz, bize irca' edilmiyeceksiniz?

        Demek ki Allah, o hak padişah yüksek çok yüksek, başka tanrı yok ancak o, o Arşı kerîmin rabbı

        Ve her kim Allahın beraberinde diğer bir tanrı da'vâ ederse onun ona hiç bir bürhanı yoktur ve ancak rabbının ındinde hisabı vardır, hak bu ki kâfirler felâh bulmazlar

        Hem şöyle de: «Râbbım! bana magrifet, merhamet buyur, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.»