Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

026-ŞUARA SURESİ - Elmaliorijinal - 26. Sayfa

026-ŞUARA SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        Ta, Sin, Mim.

        Bunlar sana o mübin kitabın âyetleri

        Sen âdetâ kendine kıyacaksın mü'min olmıyacaklar diye

        Dilersek üzerlerine Semadan bir âyet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır

        Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar

        Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek

        Arza bir bakmadılar da mı? biz onda her hoş çiftten ne kadar bitirmişiz.

        Şübhesiz ki bunda mutlak bir âyet var, hemde ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şübhesiz ki rabbın o öyle azîz, öyle rahîm

        Bir vakıt da rabbın, Musaya nidâ buyurdu: git o zalim kavme dedi

        Fir'avn kavmine, daha sakınmıyacaklar mı?

        Yarab! dedi: doğrusu ben korkarım ki beni tekzib ederler

        ve Göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harûna da risalet ver

        Hem onlara üzerinde bir günah var, ondan dolayı korkarım ki hemen beni öldürürler

        Hayır, buyurdu: haydi ikiniz bir, âyetlerimizle gidin, her halde biz sizinle beraberiz, dinliyoruzdur

        Haydin Fir'avne varın da deyin: inan biz, rabbülaleminin resulüyüz

        Beni İsraili bizimle beraber salıver

        Â, dedi: seni çocukken bizde büyütmedik mi? hem bizde ömründen senelerce kaldın

        Hem de o yaptığın fi'li yaptın, o halde sen o nankör kâfirlerdensin

        O vakıt, dedi: o fi'li yaptım şaşkınlardandım

        Onun üzerine vaktâki sizden korktum, içinizden kaçtım, derken rabbım bana huküm ihsan buyurdu ve beni mürselinden kıldı

        O başıma kakdığın bir ni'met de Beni İsraili kul, köle edinmiş olmandır.

        Fir'avn, rabbülâlemin de nedir? dedi

        Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, eğer ehli yakîn iseniz dedi

        Etrafındakilere dinlemezmisiniz? dedi

        Rabbınızın ve evvelki atalarınızın rabbı dedi

        Her halde size gönderilmiş olan resulünüz mutlak mecnun dedi

        Meşrık ve Mağrıbın ve bütün aralarındakilerin rabbı, eğer siz âkıl iseniz dedi

        Yemin ederim ki dedi: eğer benden başka bir ilâh tutarsan seni mutlak ve muhakkak zindandakilerden ederim

        Ya, dedi: sana ap açık isbat edecek bir şey getirdimse demi?

        Haydi, dedi: getir onu bakayım sadıklardan isen

        Bunun üzerine Asasını bırakıverdi, ap açık bir ejderha kesiliverdi

        Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bem beyaz oluverdi

        Etrafındaki cem'ıyyete bu, dedi: her halde bilgiç bir sihirbaz

        Sihrile sizi yerinizden çıkarmak istiyor, binaenaleyh ne emredersiniz?

        Bunu ve kardeşini dediler; eğle, şehirlere de derleyiciler yolla

        Bütün bilgiç sihirbazları getirsinler

        Bu suretle ma'lûm bir gün miykat ta'yin olunarak sihirbazlar cemolundu

        Ve halka siz toplu musunuz denildi

        Sanırız bizler sihirbazlara tabi' olacağız şayed onlar olursa galibler

        Derken vaktâ ki sihirbazlar geldiler Firavne elbette: biz galip gelirsek bize mutlak ecir var ya? dediler

        Evet, dedi: hem siz o vakıt muhakkak mukarrebîndensiniz

        Mûsâ onlara atın dedi: siz ne atacaksanız

        Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve Firavnin ızzeti hakkı için elbette biz galibiz, şüphesiz, dediler

        Mûsâ da Asasını koyuverdi, bir de baktılar ki o, her ne dolap çeviriyorlarsa yutuyor

        Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar

        «iyman ettik rabbül'âlemîne

        Musâ ve Hârunun rabbına» dediler

        Ona, dedi: ben size izin vermeden iyman ettiniz, anlaşıldı ki o size sihri ta'lim eden büyüğünüzmüş, o halde mutlak yakında bileceksiniz, çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazına kestireceğim, hem muhakkak hepinizi çarmıha gerdireceğim»

        Dediler: zararı yok, her halde biz rabbımıza döneceğiz

        Her halde biz mü'minlerin evveli olduğumuzdan dolayı rabbımızın bize mağfiret buyuracağını ümid ederiz.

        Hem Musâya şu vahyi yerdik: kullarımı gece yürüt çünkü ta'kıb edileceksiniz

        Firavn de şehirlere asker toplayıcılar gönderdi

        Şunlar şübhe yok ki bir şirzimei kaliledirler

        Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar

        Biz ise uyanık ihtiyatlı bir cem'ıyyet bulunuyoruz. diyordu

        Bu suretle bunları bostanlardan, pınarlardan

        Hazinelerden, ve dilrubâ makamlardan çıkardık

        Ve onları Beni İsraile miras kıldık

        Derken arkalarına düştüler Güneş doğmuştu

        Vaktâ ki iki cem'ıyyet biribirine göründü Musânın eshabı yakalandık dediler

        Hayır asla, dedi: rabbım muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir

        Bunun üzerine Musâya «vur Asan ile denize» diye vahyeyledik, vurunca bir infilak etti her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

        Ötekileri de buraya yanaştırmıştık

        Musâyı ve maıyyetindekileri tamamen necata çıkardık

        Sonra da ötekileri gark ettik

        Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şübhesiz ki rabbın o öyle azîz öyle rahîm

        Onlara İbrahimin kıssasını da oku

        O bir vakıt babasına ve kavmine: siz neye taparsınız? dedi

        Bir takım putlara taparız da dediler: onlar sayesinde toplanırız

        Onlar, dedi: dua ettiğiniz vakıt işidirler mi?

        Veya size bir menfeat verir yâhud bir zarar ederler mi

        Yok dediler: atalarımızı bulduk, böyle yapıyorlardı

        Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı

    Hep onlar benim düşmanım ancak o rabbül'âlemîn başka

        O ki beni yarattı sonra da bana o hidayet eder

        Ve o ki bana o, yedirir, o içirir,

        Hastalandığım vakıt da bana o şifa verir

        Ve o ki beni öldürür, sonra beni yine diriltir

        Ve o ki ceza günü ben onun günahımı afivbuyurmasını niyaz ederim

        Yarab, bana bir huküm ıhsan et ve beni sâlihine ilhak buyur

        Ve bana sonrakiler içinde bir «lisanı sıdık» tahsıys eyle

        Ve beni naıym cennetinin varislerinden eyle

        Babama da mağfiret buyur, çünkü o yanlış gidenlerden idi

        Ve utandırma beni ba's olunacakları gün

        O gün ki ne mal faide verir ne oğulları

        Ancak Allaha selim bir kalb ile varan başka

        Hem müttekiler için cennet yaklaştırılmış

        Azgınlar için de Cehennem hortlatılmıştır

    Ve bunlara hani nerede o Allahın gayrıdan taptıklarınız? Nasıl size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarıyorlar mı? denilmekte

        Ve arkasından hep onlar o Cehennemin içine fırlatılmaktadır

    Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler

        Tallahi biz doğrusu açık bir dalâl içinde imişiz

        Çünkü sizi rabbül'âlemîn seviyyesinde tutuyorduk

        Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı

        Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var

        Ne de yakın bir sadîk

        Bari bizim için geriye bir dönmek olsa idi de mü'minlerden olsa idik

        Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şüphesiz ki rabbın o öyle azîz öyle rahîm

        Nuh kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti

        O vakıt ki kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

        Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, bir eminim

        Gelin Allahdan korkun, bana itaat edin

        Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir

        Gelin Allahdan korkun bana itaat edin

        A, dediler: hiç biz sana inanır mıyız? Senin ardına hep o ezrail düşmüş?

        Benim ne ılmim olabilir? dedi: onlar ne yapıyorlarmış

        Sizin şuurunuz olsa onların hısabı ancak rabbıma aiddir

        Hem ben iyman edenleri koğmaya me'mur değilim

        Ben ancak açık, bir nezirim

        And ederiz ki dediler; eğer vazgeçmezsen yâ Nuh! Mutlak ve muhakkak recm edilenlerden olacaksın

        Yâ reb! dedi: anlaşıldı ki kavmım beni tekzib ettiler

        Artık benimle onların arasını nasıl ayırd edeceksen et de bana ve beraberimdeki mü'minlere necat ver

        Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri o dolu gemide necata çıkardık

        Sonra da arkasından kalanları garkettik

        Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var

        öyle iken ekserîsi mü'min olmadı ve şübhesiz ki rabbın, o öyle azîz, öyle rahîm

        Âd, gönderilen Resulleri tekzib etti

        O vakıt ki kardeşleri Hûd onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

        Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm' emînim

        Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

        Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum. benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir

        Siz her tepeye bir alâmet bina eder eğlenir misiniz?

        Bir takım masnuat da ediniyorsunuz ki sanki muhalled kalacaksınız

        Hem tuttuğunuz vakıt merhametsiz, cebbarcasına tutuyorsunuz

        Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin

        O Allahdan korkun ki size o bildiğiniz şeylere imdad buyordu

        En'am, oğullar

        Cennet gibi bağlar, bahçeler, menba'lar ile size imdad buyurmakta

        Cidden ben size büyük bir günün azâbından korkuyorum

        Sen, dediler: ha va'zetmişin ha va'zedenlerden olmamışın bizce müsavidir

        Bu sırf eskilerin âdeti

        Biz ta'zib olunmayız

        Diye onu tekzib ettiler de kendilerini helâk ediverdik. Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle azîz öyle rahîm

        Semûd gönderilen Resulleri tekzib etti

        O vakıt ki kardeşleri Salih onlara demişti: Allahdan korkmaz mısınız?

        Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

        Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

        Buna karşı ben sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir

        Siz burada emn-ü eman ile bırakılacak mısınız?

        O Cennetler, pınarlar

        Lâtıf tal'ı sarkmış hurmalar, ekinler içinde

        Ki bir de dağlardan keyfli keyfli evler yontuyorsunuz

        Gelin Allahdan korkun da bana itaat eyleyin

        İtaat etmeyin o kimselere ki

        yer yüzünü gesada verirler de islâh etmezler

        Sen dediler: çok büyülenmişlerdensin

        Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin? Haydi bir âyet getir eğer sadıklardan isen

        Ha, dedi: işte bir naka ona bir şirb hakkı' size de ma'lûm bir günün şirb hakkı

        Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin ki o yüzden sizi büyük bir günün azâbı yakalar

        Derken onu vurdular, fakat nâdim oldular

        Çünkü kendilerini azâb yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir âyet var öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şüphesiz rabbın o, öyle azîz öyle rahîm

        Lût kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti

        O vakıt ki kadeşleri Lût onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

        Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

        Gelin Allahdan korkun da bana itaat edin

        Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir

        Âlemîn içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?

        Bırakıyorsunuz da sizin için yarattığı çiftleri? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

        And ederiz ki dediler vazgeçmezsen ya Lût, mutlak ve muhakkak çıkarılanlardan olacaksın

        Ben, dedi: doğrusu sizin amelinize buğz edenlerdenim

        Yâ rabb! Beni ve ehlimi bunların amellerinin şumundan halâs et

        Biz de onu ve ehlini temamen halâs ettik

        ancak bir acüze kaldı

        Sonra geridekileri hep tedmir eyledik

        Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru

        Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle azîz öyle rahîm

        Eshabı Eyke gönderilen Resulleri tekzib etti

        O Vakit ki Şuayb onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

        Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, emînim

        Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

        Buna karşı sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'âlemîne aiddir

        Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

        Ve doğru terazi ile tartın

        Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yer yüzünü ihtilâlcılıkla fesada vermeyin

        O sizi ve sizden evvelki cibileti yaratan hâlıktan korkun

        Sen, dediler: muhakkak sihirlilerdensin

        Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz

        Üzerimize Semâdan bir kıt'ayı düşürüver haydi sâdıklardan isen

        Rabbım a'lemdir, dedi: yaptıklarınıza

        Hasılı onu tekzib ettiler, kendilerini de o zulle gününün azâbı alıverdi ki o cidden büyük bir günün azâbı idi

        Şüphesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı

        Ve şüphesiz ki rabbın o, öyle azîz öyle rahîm

        Ve hakıkat bu (kur'an) rabbül'âlemînin şübhesiz bir tenkizilidir

        Onu Ruhı emîn indirdi

        Senin kalbin üzerine ki o münzirlerden olasın

        Açık parlak bir Arabi lisan ile

        Hem o şübhesiz evvelkilerin kitablarında da var

        Onu Beni İsrail ulemasının bilmesi de onlara bir âyet (bir delil) değil mi

        Eğer onu Arabca bilmiyenlerin birine indirseydik de

        o kendilerine kıraet etse idi yine iyman etmiyeceklerdi

        Biz onu mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuzdur.

        İyman etmezler ana tâ o elim azâbı görecekleri deme kadar

        Ki geliversin de kendilerine ansızın, hiç farkında değillerken

        Desinler ki acaba bize bir müsaade edilir mi?

        Ya şimdi azâbımızı iviyorlar mı?

        Gördün a artık onlara senelerce zevk ettirsek

        Sonra kendilerine edilen vaid gelip çatarsa

        O yaşatıldıkları zevkın kendilerine hiç faidesi olmıyacaktır

        Maamafih biz hangi memleketi helâk ettikse her halde onu inzar edenler olmuştur

        İhtar edilmiştir, ve biz zulmetmiş değilizdir

        Ve bunu Şeytanlar indirmedi

        Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez?

        Onlar işitmekten sureti kat'ıyyede azledilmişlerdir

        Binaenaleyh sakın Allah ile beraber diğer bir ilâha çağırma ki o ta'zib edileceklerden olmıyasın

        Hem en yakın hısımlarını inzar et

        Ve sana ittiba' eden mü'minlere kanadını indir

        Bunun üzerine sana ısyan ederlerse ben sizin amellerinizden beriim de

        Ve o, azîz rahime mütevekkil ol

        O ki görüyor kıyam ettiğin vakıt seni

        Ve secdekârlar içinde dolaşmanı

        Çünkü o öyle semi öyle alîmdir

        Haber vereyim mi size Şeytanlar kimin üzerine inerler?

        Vebal yüklenici her bir sahtekâr üzerine inerler

        Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler

        Şairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer

        Görmez misin bunlar her vâdide hayran olurlar

        hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler

        Ancak iyman edip iyi ameller işliyenler ve Allahı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra öclerini alanlar müstesna, yarın bilecek o zulmedenler hangi ınkılâba münkalib olacaklar