Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

036-YASİN SURESİ - Elmaliorijinal - 36. Sayfa

036-YASİN SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        Yâsîn.

        Hikmetli Kur'anın hakkı için

        Emîn ol ki sen o risaletle gönderilen Peygamberlerdensin

        Bir sıratı müstakîm üzerindesin

        Tenziliyle o azîz rahîmin

        İnzar edesin: vehameti haber veresin diye bir kavme babalar inzar edilmedi de haberleri de yok gafiller

        Celâlim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler

        Çünkü biz onların boyunlarına kelepçekler geçirmişiz, onlar çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar

        Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler

        Ve onlarca müsavidir: ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar

        Ancak zikri ta'kıyb eden ve gaybde rahmana haşyet besliyen kimseyi sakındırırsın, işte onu hem bir mağrifetle hem bir ecri kerîm ile müjdele

        Hakıkat biz biziz, ölüleri diriltiriz ve takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz ve zaten her şey'i açık bir kütükte bir «İmamı Mübîn» de ihsa etmişizdir

        Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı

        O sıra ki onlara o ikiyi göndermiştik, bunları tekzib ettiler, biz de bir üçüncü ile ızzet (ve kuvvet) verdik de varıp dediler: haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş Resulleriz

        Siz, dediler: bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz, hem Rahman hiç bir şey indirmedi, siz sırf yalan söylüyorsunuz

        Dediler: rabbımız bilir, inanın biz gerçek size gönderilmiş, Resulleriz,

        açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze değil

        Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vaz geçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azâb dokunur

        Dediler: sizin şum kuşunuz beraberinizde, ya... nasıhat edilirseniz öyle mi? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavmsınız

        O esnada şehrin tâ ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim: dedi: uyun o gönderilen Resullere

        Uyun sizden bir ecir istemiyen o zatlara ki onlar hidayete irmişlerdir

        Hem neyime kulluk etmiyeyim ben, o beni yaradana? Hep de döndürülüp ona götürüleceksiniz

        Hiç, ben ondan başka ma'budlar mı tutarım? Eğer o Rahman bana bir keder irâde buyurursa onların şefaati benden yana hiç bir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar

        Şübhesiz ben o vakıt açık bir dalâl içindeyim

        Haberiniz olsun ki ben rabbınıza iyman getirdim, gelin dinleyin beni

        Denildi ki: haydi gir Cennete! ay, dedi, nolurdu kavmın bilselerdi? Rabbım bana ne mağrifet buyurdu

        Beni ikram olunan kullarından kıldı

        Arkasından ise kavmının üzerine Semâdan bir ordu indirmedik indirecek de değildik

        O yalnız bir sayha oldu derhal sönüverdiler:

        Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihzâ ediyorlardı

        Baksalar a kendilerinden evvel ne kadar karınlar helâk etmişiz, onlar hiç onlara dönüp gelmiyorlar

        Ancak hepsi toplanıp bizim kıtımıza ihzar edilmişlerdir

        Hem bir âyettir onlara ölü Arz: biz ona hayat verdik ve ondan habbeler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar

        Ve onda Cennetler yaptık, hurma bağçeleri, üzüm bağları, neler! içlerinde kaynaklar akıttık

        Yesinler diye mahsulünden ve kendi ellerinin ma'mulâtından, halâ şükretmiyecekler mi?

        Tenziyh o yardan sübhane bütün o çiftleri, hepsini, Arzın bitirdiklerinden ve kendi nefislerinden ve daha bilemiyecekleri neler, nelerden

        Bir âyet de onlara gece, ondan gündüzü soyarız bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar

        Güneş de; kendisine mahsus bir müstekarr için cereyan ediyor, o işte o azîzi alîmin takdiridir

        Aya da: menzil menzil ona mıktarlar biçmişizdir, nihayet dönmüş eski urcun gibi olmuştur

        Ne Güneş kendine aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçer, her biri birer felekte yüzerler

        Bir âyet de onlara o dolu gemide zürriyyetlerini taşımamız

        ve kendilerine o misilliden binecekleri şeyler yaratmamızdır

        Dilersek onları gark da ederiz o vakıt ne onlara feryadcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar

        Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka

        Hal böyle iken onlara önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete şayan olasınız denildiği zaman

        Kendilerine rablarının âyetlerinden her hangi bir âyyet de gelse mutlaka ondan yüz çevire geldiler

        Allahın size merzuk kıldığı şeylerden hayra sarfedin denildiği zaman da onlara o küfredenler iyman edenler için şöyle dediler, biz hiç yedirirmiyiz o kişiye ki Allah dilese ona yiyeceğini verirdi, siz ap açık bir dalâl içinde değil de nesiniz!

        Ve ne zaman bu va'd, doğru iseniz? diyorlar

        Başka değil, tek bir sayhaya bakıyorlar, bir sayha ki onlar çekişip dururlarken kendilerini yakalayıverir

        O zaman bir tavsıyeye bile kadir olamazlar, ailelerine de dönecek değillerdir

        Bir de sur üfürülmüştür ne baksınlar kabirlerinden rablarına doğru akın ediyorlardır

        Eyvah, başımıza gelenlere derler: kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? Bu işte, o Rahmanın va'd buyurduğu, doğru imiş o gönderilen Resuller

        Başka değil, sâde bir tek sayha olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza ihzar edilmişlerdir

        Artık bu gün hiç kimseye zerrece zulmedilmez, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz

        Cidden eshabı Cennet bu gün bir şuğl içinde zevk etmektedirler

        Kendileri ve zevceleri erîkeler üzerine kurulmuşlardır

        Onlara orada bir meyve var: hem onlara orada ne iddia ederlerse var

        Bir selâm, rahîm bir rabdan kelâm

        Ve haydin ayrılın bu gün ey mücrimler!

        And vermedim mi size? «Ey adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır» diye

        «Ve bana kulluk edin doğru yol budur» diye

        Böyle iken celâlıma karşı o içinizden bir çok cibilletleri yoldan çıkardı, ya o vakıt sizin akıllarınız yokmıy dı?

        Bu işte o Cehennem ki va'dolunur dururdunuz

        Bu gün yaslanın ona bakalım küfrettiğiniz için

        Bu gün ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve ayakları şehadet eyler: neler kesbediyorlardı

        Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?

        Daha dilesek kendilerini oldukları yerde meshediverdik de ne ileri gidebilirlerdi ne dönebilirlerdi

        Bununla beraber her kimin ömrünü uzatıyorsak hılkatte onu tersine çeviriyoruz, hâlâ da akıllanmıyacaklar mı?

        Biz ona şiir öğretmedik, ona yaraşmaz da, o sâde bir zikir ve parlak bir Kur'andır

        Hayatı olanı uyandırmak, nankörlere de o söz hakk olmak için

        Şunu da görmediler mi? Biz onlar için ellerimizin yaptıklarından bir takım (en'am) yumuşak hayvanlar yaratmışız da onlara malik bulunuyorlar

        Ve onları kendilerine zebun etmişiz de hem onlardan binidleri var, hem de onlardan yiyorlar

        Onlardan daha bir çok menfeatleri ve türlü içecekleri de var, hâlâ şükretmiyecekler mi?

        Tuttular da Allahdan başka bir takım ilâhlar edindiler gûya yardım olunacaklar

        Onların onlara yardıma gücleri yetmez, onlar ise onlar için hazırlanan askerler

        O halde onların lâkırdıları seni mahzûn etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da

        Görmedi mi o insan? biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi

        Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: kim diriltir o kemikleri onlar çürümüşken? dedi

        De ki onları ilk defa inşa eden diriltir ve o her halkı bilir

        O ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz

        Ya Gökleri ve Yeri yaratan onlar gibisini yaratmağa kadir değil midir? Elbette kadir, hallâk o, alîm o

        Onun emri bir şeyi murad edince ona sâde ol demektir, o oluverir

        Artık tesbiyh edilmez mi öyle her şeyin melekûtu yedinde bulunan sübhane! hep de dördürülüp ona götürüleceksiniz