Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

037-SAFFAT SURESİ - Elmaliorijinal - 37. Sayfa

037-SAFFAT SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        Kasem olsun ol kuvvetlere: o saf dizip de duranlara

        O haykırıp da sürenlere

        Ve o yolda zikr okuyanlara

        Ki ilâhınız birdir sizin

        Hep o Göklerin Yerin ve aralarındakilerin rabbı ve bütün meşrıkların rabbı

        Bakınız biz o Dünya Semayı (o yakın Göğü) bir ziynetle donattık: kevakib

        Hem mütemerrid ve her şeytandan koruduk

        Onlar melei a'lâyı dinleyemezler, tard için her taraftan sıkıya tutulurlar

        Ve onlara ayrılmaz bir azâb vardır

        Ancak bir çalıp çarpan, onun da peşine bir şihabı sâkıb takılır

        Şimdi sor onlara yaradılışca kendileri mi daha çetin yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık

        Fakat sen taaccüb ettin onlar eğleniyorlar

        Ihtar edildiklerinde de düşünmüyorlar

        Bir mu'cize gördükleri vakıt da eğlence yerine tutuyorlar

        Ve, bu, diyorlar başka bir şey değil, ap açık bir sihir

        öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt mı? biz mi ba'solunacakmışız?

        Evvelki atalarımız da mı?

        De ki: evet, hem siz çok hor, hakîr olarak

        Çünkü o bir zorlu kumandadan ıbarettir derhal gözleri açılıverir

        Eyvah bizlere derler bu o din günü

        Bu işte o sizin yalan dediğiniz fasıl günü

        Toplayın mahşere o zulmedenleri ve eşlerini ve Allahdan başka taptıkları şeyleri

        Toplayın da götürün onları sırata; Cehennem köprüsüne doğru

        Ve tevkıyf edin onları, çünkü sor guya çekilecekler

        Ne oldu sizlere yardımlaşmıyorsunuz?

        Hayır bu gün onlara teslim olmuşlardır

        Ve ba'zısına dönmüş soruyorlardır:

        Siz diyorlardır: bize sağdan gelir dururdunuz

        Yok, diyorlardır: siz inanmamıştınız

        Ve bizim size karşı cebredebilecek bir saltanatımız yoktu, fakat siz azmış bir kavm idiniz

        Onun için üzerimize rabbımızın kavli hakk oldu, her halde hepimiz tadacağız

        Evet biz sizi kışkırttık, çünkü biz azgındık

        O halde hepsi o gün azâbda müşterektirler

        İşte biz mücrimlere böyle yaparız

        Çünkü onlar «la ilahe illallah» denildiği zaman kafa tutuyorlardı

        Ve «hiç biz mecnun şâır için ilâhlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı

        Hayır o hakk ile geldi ve bütün Peygamberleri tasdık eyledi

        Elbette siz o elîm azâbı tadacaksınız

        Maamafih başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalanacaksınız

        Müstesnâ ancak Allahın ıhlâs verilmiş kulları

        Onlar için bir «ma'lûm rızık» var

        Meyveler, ve onlar hep ikram olunurlar

        Naîm Cennetlerinde

        Karşılıklı tahtlar üzerinde

        Maînden bir ke's ile üzerlerine pırlanılır

        Bembeyaz, içenlere lezzet

        Onda ne bir gaile vardır, ne de başlarına vurur

        Yanlarında iri gözlü nazarlarını kasretmiş nazenînler

        Sanki saklı yumurtalar

        Derken ba'zısı ba'zısına dönmüş soruyorlardır:

        İçlerinden bir söyliyen «benim der: bir karînim vardı

        Derdi: sen cidden inananlardan mısın?

        Öldüğümüz de bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt hakıkaten biz cezalanacak mıyız?»

        Nasıl der bir bakıştırır mısınız:

        Derken bakmış onu tâ Cehennemin ortasında görmüştür

        Tallahi, der: doğrusu sen az daha beni helâk edecektin

        Rabbımın ni'meti olmasa idi ben de bu ihzar edilenlerden olacaktım

        Nasılmış bak? Biz ölecek değiliz

        ilk ölümümüzden başka. Ve biz muazzeb değiliz

        Bu işte hiç şübhesiz o büyük murad, büyük kurtuluş

        Böyle bir murad için çalışsın çalışan erler

        Nasıl bu mu hayırlı konmak için yoksa o zakkum ağacı mı?

        Ki biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır

        O bir ağaçtır ki Cehennemin kökünde çıkar

        Tomurcukları Şeytanların başları gibidir

        Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır

        Sonra üzerine onların hamîmden bir haşlamaları vardır

        Sonra da dönümleri şübhesiz ki Cehennemedir

        Çünkü onlar babalarını dalâlette buldular

        Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar

        Hakıkat onlardan evvel eskilerin ekserisi dalâlette idi

        Celâlim hakkı için içlerinde inzar edici Peygamberler de gönderdik

        Sonra da bak o inzar edilenlerin akıbeti nasıl oldu?

        Ancak Allahın ıhlâs ile seçilen kulları başka

        Celâlim hakkı için bize Nuh nidâ etmişti, biz de hakıkat ne güzel mücîbiz

        Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık

        Hem zürriyyetini bâkıy kalanlar kıldık

        Hem de namına bıraktık sonrakiler içinde

        Selâm Nuha bütün âlemler içinde

        Biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere

        Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan

        Sonra da diğerlerini suya boğduk

        Şübhesiz İbrahim de onun kolondan

        Çünkü rabbına selîm bir kalb ile geldi

        Çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi: siz nelere tapıyorsunuz?

        Yalancılık etmek için mi Allahdan başka ilâhlar istiyorsunuz?

        Siz rabbül'âlemîni ne zannediyorsunuz?

        Derken bir bakım baktı da nücume

        Ben dedi: hastayım

        O vakıt arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler

        Derken kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da buyursanız a, dedi, yemez misiniz?

        Neyiniz var söylemiyorsunuz

        Diyerek bir takrib ile onlara kuvvetli bir darbe indirdi

        Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler

        A, dedi siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?

        Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı

        Haydin dediler, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın

        Böyle ona bir tuzak kurmak istediler, biz de tuttuk kendilerini daha alçak düşürdük

        Bir de dedi ki: ben rabbıma gidiyorum, o bana yolunu gösterir

        Rabbım! bana salihînden ihsan buyur

        Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik

        Vakta ki yanında koşmak çağına erdi, ey yavrum! dedi ben menamda görüyorum ki ben seni boğazlıyorum, artık bak ne görüyorsun! ey babacığım dedi: ne emrolunuyorsan yap! beni inşaallah sabirînden bulacaksın

        Vaktâ ki bu suretle ikisi de teslim oldular ve onu tuttu şakağına yıktı

        Ve şöyle ona nida ettik: ya İbrahim!

        Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere

        Şübhesiz ki bu açık bir ibtilâ, kat'î bir imtihan

        Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik

        Namına da bıraktık sonrakiler içinde

        Selâm İbrahime

        Böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere

        Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan

        Bir de onu salihînden bir Peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik

        Hem ona hem İshaka bereketler verdik. İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden

        Celâlim hakkı için Musâ ile Harûnu da minnetdâr eyledik

        Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık

        Hem yardım ettik onlara da galibler onlar oldular

        Hem kendilerine o belli kitabı verdik

        Ve kendilerini doğru yola çıkardık

        Sonrakiler içinde de namlarına şunu bıraktık

        Selâm Musâ ile Haruna

        Biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinîne

        Çünkü ikisi de bizim mü'min kullarımızdan

        Şübhesiz İlyas da mürselînden

        Zira kavmine demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

        Bir ba'le mi yalvarıyorsunuz bırakıb da o ahsenülhâlikîni

        O rabbınız ve evvelki atalarınızın da rabbı olan Allahı?

        O vakıt onu tekzib ettiler, şübhesiz ki onlar da ıhzâr edildiler

        Müstesnâ Allahın ıhlâslı kulları

        Ona da sonrakilerde şunu bıraktık

        Selâm, ilyasîne

        Biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinîne

        Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan

        Şübhesiz Lût da mürselînden

        Zira kurtardık onu ve bütün ehlini

        kalan bir karıdan başka batanlar içinde

        Sonra diğerlerini tedmir eyledik

        Ve siz elbette onlara uğrar ve üzerinden geçerseniz, sabahleyin

        Ve geceleyin, ya akıl edip de düşünmez misiniz

        Şübhesiz Yunüs de o mürselînden

        Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,

        kur'a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu

        Derken kendisi balık yuttu melâmette idi

        Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi

        Her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı

        Hemen biz onu alana attık hasta idi

        Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik

        Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı

        O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik

        Şimdi sor o seninkilere: rabbına kızlar, onlara oğullar öyle mi?

        Yoksa biz Melâikeyi dişi yaratmışız da onlar şâhid mi bulunuyorlarmış?

        Ha!.. onlar şübhesiz ki yalancıdırlar

        «Allah doğurdu» derler ve elbette bunlar yalancıdırlar

        Kızları oğullara tercih mi etmiş?

        Nah sizlere! nasıl hukmediyorsunuz?

        Hiç demi düşünmezsiniz?

        Yoksa sizin için açık bir ferman mı var?

        O halde getirin kitabınızı sadıksanız

        Bir de onunla Cinler beyninde bir neseb uydururlar. Celâlim hakkı için Cinler bilirler ki onlar ihzar olunacaklardır

        Münezzeh sübhan o Allah onların isnad ettikleri vasıflardan

        Lâkin Allahın ıhlâs ile secilen kulları başka

        Çünkü siz ve taptıklarınız

        Ona karşı kimseyi meftun edemezsiniz

        Meğer ki Cahîme saldıran olsun

        Bizden ise her birimiz için bir makamı ma'lûm vardır

        Ve biz elbette biz o saf dizenleriz

        Ve biz elbette biz o tesbih edenleriz

        Ve gerçek avvel şöyle diyorlardır:

        «eğer yanımızda evvelkilerinkinden bir zikrolsa idi

        Her halde Allahın ıhlâs ile seçilmiş kullarından olurduk

        Fakat şimdi ona küfrettiler, artık ileride bilecekler

        Celâlim hakkı için risaletle gönderilen kullarımız hakkında şu kelimemiz sebkat etmiştir:

        «Onlar elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır

        Ve elbette bizim askerlerimiz mutlak onlar galib geleceklerdir»

        Onun için yüz çevir de onlardan bir zamana kadar

        Gör onları: yakında görecekler

        Ya şimdi bizim azâbımızı mı iviyorlar?

        Amma onların sahasına indiği vakıt ne fenadır o acı haber verilenlerin sabahı!...

        Yine sen yüz çevir de onlardan bir zamana kadar

        Gör, yakında görecekler

        Tesbiyh o ızzetin sahibi rabbına onların vasıflarından

        Ve selâm mürselîne

        Ve hamd âlemlerin rabbı Allaha