Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

051-ZARİYAT SURESİ - Elmaliorijinal - 51. Sayfa

051-ZARİYAT SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        O tozdurup savuranlara

        Derken bir ağırlık taşıyanlara

        Derken bir kolaylıkla akanlara

        Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun

        Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur

        Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir

        O düzgün hâreli Semaya kasem ederim

        Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz

        Ondan çevirilen çevrilir

        O kahrolası yalancılar

        O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler

        Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevmi dîn)

        Ateş üzerinde kıvranacakları gün

        Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz

        Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır

        Alarak rablarının kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı âdet edinmişlerdi

        Geceden pek az uyuyorlardı

        Ve saher vakıtları hep istiğfar ederlerdi

        Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı

        Arzda da âyetler var iykan ehli için

        Nefislerinizde de, halâ görmiyecekmisiniz

        Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz

        İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin nâtık olmanız gibi

        Geldi mi sana İbrahimin ikram edilen müsafirlerinin kıssası?

        O vakıt ki üzerine girdiler de «selâm» dediler. «Selâm, görülmedik bir kavım» dedi

        Hemen bir bahâne ile ehline gitti, bir semiz daha getirdi de

        Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? Dedi

        O vakıt onlardan içine bir korku düştü Korkma dediler ve kendisine alîm bir oğlan tebşir ettiler

        Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzene çarptı ve akîm bir kocakarı, dedi

        Dediler: öyle Rabbın buyurdu, şübhesiz alîm o, hakîm o

        İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselûn, dedi

        Biz, de dediler: Mücrim bir kavme gönderildik

        Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için

        Rabbının nezdinde damgalanmışlar müsrifler için

        Binnetîce orada bulunan mü'minleri çıkardık

        Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık

        Ve öyle elîm azabdan korkacaklar için orada bir âyet bıraktık

        Bir de Musada: ki onu bir sultanı mübîn ile Fir'avne gönderdikde

        O bütün kuvvetiyle tersine gitti: sâhir veya mecnun, dedi

        Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik: namerdlik ederken o leîm

        Bir de Âd de: ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik

        Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu

        Bir de Semudda: ki onlara bir zamana kadar istifade edin denilmişti de

        Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o sâika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı

        O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler

        Daha evvel de Nûh kavmini, çünkü hep onlar yoldan çıkmış fâsık birer kavm idiler

        Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs'a malikiz

        Arzı da döşedik, bakınız biz ne güzel döşeriz

        Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz

        O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim

        Ve Allahla beraber başka bir Tanrı uydurmayın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim

        Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun

        Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar

        Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin

        Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir

        Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım

        Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum

        Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metîn o

        Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler

        artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...