Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 53. Sayfa - Elmaliorijinal

053-NECM SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

        O necme kasem ederim indiği dem ki

        Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da

        Ve hevadan söylemiyor

        O sade bir vahiydir ancak vahyolunur

        Ta'lim etti ona kuvveleri şiddetli

        Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı

        Ve o en yüksek ufukta idi

        Sonra yaklaştı da tedellî etti

        «kabe kavseyni ev edna» oldu da

        Verdi kuluna verdiği vahyi

        Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi

        Şimdi siz ona o görüşüne karşı mücadele mi ediyorsunuz?

        Kasem olsun ki o onu bir deha da inişinde gördü

        Sidrei müntehanın yanında

        Ki Cennetül'me'vâ onun yanında

        O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu

        Göz, ne şaştı ne aştı

        Vallahi gördü rabbının âyâtından en büyüğünü gördü

        Siz de gördünüz değilmi Lât-ü Uzzayı?

        Üçüncü olarak da menatı uhrayı?

        Size erkek ona dişi öyle mi?

        Bu öyle ise çok hayflı bir taksim

        Onlar hiç bir şey değil sırf sizin ve babalarınızın taktığınız kuru isimler, Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi, yalnız zanna ve nefislerin sevdasına tabi' oluyorlar, halbuki rablarından kendilerine doğru yolu gösteren, geldi

        Yoksa varmı insana her kurduğu hulya

        Fakat Allahındır Âhıret ve olâ

        Göklerde nice Melâike vardır da Allah dileyip razıy olduğuna izin vermezden evvel şefaatleri hiç bir şey'e yaramaz

        Evet Âhırete iymanı olmıyanlar Melâikeye dişi adı takıp duruyorlar

        Maamafih ona dair bir bilgileri olduğundan değil sırf zanne tabi' oluyorlar, halbuki zann haktan hiç bir şey'i muğnî olmaz

        O halde bakma sen o bizim zikrimizden yüz çevirip te Dünya hayattan ötesini istemiyen kimselere

        İşte odur onların ılimden irebildikleri gaye, şübhesiz ki rabbın, odur en bilen yolundan sapanı, hem de odur en bilen hidayeti tutanı

        Hem bütün Göklerdeki ve Yerdeki hep Allahındır akıbet kötülük yapanları yaptıklarıyle cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandıracak

        Onlar ki günahın büyüklerinden: vebalden, fuhşiyyattan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusur başka, şübhesiz ki rabbın geniş mağfiretlidir, hem sizin her hallerinize a'lemdir, sizi Arzdan inşa ettiği sıra ve sizler analarınızın karınlarında cenînler iken, şimdi nefislerinizi tezkiyeye kalkışmayın odur en bilen müttakı olanı

        Şimdi gördün a? o çevrileni

        Ve biraz verip de dayatıvereni

        Gayb ılmi yanında da artık görüyor mu?

        Yoksa haber mi verilmedi Musânın suhufundaki

        Ve çok vefakâr olan İbrahiminkindeki

        Ki doğrusu bir vizir çeken başkasının vizrini çekecek değil

        Doğrusu insanın sa'yinden başkası kendinin değil

        Ve elbette sa'yi yarın görülecek

        Sonra ona en değerli mükâfat verilecek

        Ve elbette nihayet rabbına gidilecek

        Hakıkat odur güldüren ağlatan

        Hakıkat odur öldüren, dirilten

        Hakıkat odur erkeği dişiyi iki eş yaratan

        Bir nutfeden ekildiği zaman

        Şübhesiz ona aiddir neş'eti uhrâ da

        Hakıkat zengin eden, sermaye veren o

        Ve hakıkat Şi'ranın rabbı o

        Ve fil'vakı' o helâk etti evvelki Âdı

        Ve Semûdu da hiç bırakmadı

        Daha evvel de Nuhun kavmını, çünkü bunlar pek zâlim, pek azgındılar

        Mü'tefikeyi de Haviyeye attı

        Sardırttı da onlara o sardırdığını

        Şimdi rabbının hangi eltafına şekkedersin?

        Bu işte o evvelki inzarlardan bir inzar

        Yaklaştı yaklaşıcı

        Yoktur ona Allahdan başka açıcı

        Şimdi siz bu kelâma mı teaccüb ediyorsunuz

        ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

        Siz mi kafa tutuyorsunuz hey gafiller?

        Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin