Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

068-KALEM SURESİ - Elmaliorijinal - 68. Sayfa

068-KALEM SURESİ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

            Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için

            Sen rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin

            Ve tükenmez bir ecir var muhakkak senin için

            Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin

            Yakında göreceksin ve görecekler

            Hanginizde imiş o fitne, o cünun?

            Şübhesiz rabbındır en bilen yolundan sapını, yine odur en bilen hidayete irenleri

            O halde tanıma o yalan diyenleri

            Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi

            Ve tanıma şunların hiç birini: çok yemin edici, değersiz

            gammaz koğuculukla gezer

            Hayır engeli, mütecâviz vebâl yüklü

            zobu, sonrada dakma (zenîm)

            Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye

            Karşısında âyetlerimiz okunurken «eskilerin masalları» dedi

            Haberiniz olsun ki biz onlara belâ vermişizdir

            O bağ sahiblerini belâlandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi: sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi

            Bir istisna da yapmıyorlardı

            Derken ona rabbından bir dolaşan dolaşıvermişti onlar uyuyorlardı

            Sabaha kadar o bağ sırıma dönüvermişti

            Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler

            Haydin kesecekseniz harsinize (kültürünüze) irkence koşun dediler

            Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:

            Sakın bu gün aranıza bir miskîn sokulmasın diyorlardı

            Sırf bir men'a gücleri yeterek erkenden gittiler

            Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz

            Yok biz mahrum edilmişiz

            Ortancaları (en mu'tedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz

            Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz

            Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı

            Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız

            Ola ki rabbımız bize onun yerine daha hayırlısını vere, her halde biz bütün rağbetimizi rabbımıza çeviriyoruz

            İşte böyledir azâb, ve elbette Âhıret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi

            Şübhesiz ki korunan müttakîler içindir rablarının ındinde na'îm Cennetleri

            Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız?

            Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz?

            Yoksa size mahsus bir kitab var da onda şu dersi mi okuyorsunuz

            Siz âlemde her neyi ıhtiyar ederseniz o her halde sizin olacak diye?

            Yoksa size karşı üzerimizde Kıyamet gününe kadar sürecek yemînler, teahhüdler mi var

            Siz her ne hukm ederseniz her halde öyle olacak diye?

            Sor bakalım onlara içlerinde ona kefîl hangisi?

            Yoksa onların şerikleri mi var? O halde şeriklerini getirsinler, sadık iseler

            O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt gücleri yetmez

            Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ sâlim iken da'vet olunuyorlardı

            O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız

            Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü fendim sağlamdır

            Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun damı cereme vermekten ezilmişler?

            Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

            O halde sabret rabbının hukmüne de sahibi hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti

            Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı

            Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı

            Ve gerçek o küfr edenler o zikri işittikleri vakıt az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı, bir de durmuşlar o her halde bir mecnun diyorlar. Halbuki o halis bir zikirdir bütün ukalâ âlemleri için