005 MAİDE SURESİ - Gultekinonan - 5. Sayfa
5
MAİDE SURESİ
5/1.
Ey inananlar, akitleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymaksızın
ve size okunacaklar dışta tutulmak üzere, hayvanlar size helal kılındı.
Kuşkusuz Tanrı dilediği hükmü verir.
5/2.
Ey inananlar, Tanrı'nın şiarlarına, haram olan aya, kurbanlık hayvanlara,
(onlardaki) gerdanlıklara ve rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i
Haram'a (doğru) gelenlere (ammiyn) sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız
mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından
dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik
ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve
Tanrı'dan korkup-sakının. Gerçekten Tanrı (ceza ile) sonuçlandırması pek
şiddetli olandır.
5/3.
Leş, kan, domuzun eti ve Tanrı'dan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş,
yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz
canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç- dikili taşlar üzerinde boğazlanan
(hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar
fısktır. Bugün kafirler, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut
kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi
tamamladım ve size din olarak islamı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta
kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim
göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü
Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
5/4.
Sana kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: "Bütün temiz
şeyler size helal kılındı." Tanrı'nın size öğrettiği gibi öğretip-yetiştirdiğiniz
avcı hayvanların yakalayıverdiklerinden de -üzerine Tanrı'nın adını anarak-
yiyin. Tanrı'dan korkup-sakının. Kuşkusuz Tanrı hesabı
çabuk görendir.
5/5.
Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin
yiyeceği size helal, sizin de yiyeceğiniz onlara helaldir. İnançlılardan özgür
ve iffetli (olanlar) ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve
iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar
edinmemişler olarak -onlara mehirlerini ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı).
Kim inancı / inanmayı tanımayıp küfrederse elbette onun yaptığı boşa
çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır.
5/6.
Ey inananlar, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar
ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı
da (yıkayın). Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin). Eğer hasta veya
yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan gelmişse yahut kadınlara
dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda temiz bir toprakla teyemmüm edin
(hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Tanrı size güçlük çıkarmak
istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki
şükredersiniz.
5/7.
Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik"
dediğinizde sizi kendisiyle bağladığı mİsakını anın/anımsayın. Tanrı'dan
korkup-sakının. Kuşkusuz Tanrı sinelerin özünde olanı bilendir.
5/8.
Ey inananlar, adil şahitler olarak, Tanrı için, hakkı ayakta tutun. Bir
topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya
daha yakındır. Tanrı'dan korkup-sakının. Kuşkusuz Tanrı yapmakta
olduklarınızdan haberi olandır.
5/9.
Tanrı, inananlara ve salih amellerde bulunanlara vaadetmiştir, onlar için bir
bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.
5/10.
Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar da alevli ateşin halkıdır.
5/11.
Ey inananlar Tanrı'nın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk size
ellerini uzatmaya yeltenmişti de (Tanrı) onların ellerini sizlerden geri
püskürtmüştü. Tanrı'dan korkup-sakının. İnançlılar yalnızca
Tanrı'ya tevekkül etsinler.
5/12.
Andolsun, Tanrı İsrailoğullarından misak almıştı. Onlardan on iki güvenilir
gözetleyici göndermiştik. Ve Tanrı onlara: "Gerçekten ben sizinle
birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz
ve Tanrı'ya güzel bir borç verirseniz, kuşkusuz sizin kötülüklerinizi örter
(keffirenne) ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım.
Bundan sonra sizden kim küfrederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."
5/13.
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalplerini kaskatı
kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerden saptırırlar. (Sık sık)
Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden
birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları affet, aldırış
etme. Kuşkusuz Tanrı iyilik yapanları sever.
5/14.
Ve: "Biz Hristiyanız" diyenlerden misak almıştık. Sonunda onlar
kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz
de kıyamete kadar aralarına kin ve düşmanlık saldık. Tanrı yapageldikleri şeyi
onlara haber verecektir.
5/15.
Ey kitap ehli, kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir
çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Tanrı'dan bir nur ve apaçık bir kitap
geldi.
5/16.
Tanrı, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırrır ve onları kendi
izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir.
5/17.
Andolsun, "Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir olmuşlardır /
küfretmişlerdir (keferelleziyne). De ki: "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i,
onun annesin ve yeryüzündekilerin tümünü helak etmek isterse, Tanrı'dan [bunu
önlemeye] kim birşeye malik olabilir? Göklerin, yerin ve bunların
arasındakilerin tümünün mülkü Tanrı'nındır; dilediğini yaratır. Tanrı herşeye
güç yetirendir.
5/18.
Yahudiler ve Hristiyanlar: "Biz Tanrı'nın çocuklarıyız ve
sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan
dolayı azablandırıyor?" Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz.
O, dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Göklerin, yerin ve bunların
arasındakilerin tümünün mülkü Tanrı'nın dır. Son varış O'nadır.
5/19.
Ey kitap ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de,
uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan
elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Tanrı herşeye
güç yetirendir.
5/20.
Hani Musa kavmine (şöyle) demişti: "Ey kavmim, Tanrı'nın üzerinizdeki
nimetini anın. İçinizden peygamberler çıkardı, sizden yöneticiler kıldı ve
alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi."
5/21.
"Ey kavmim, Tanrı'nın sizin için yazdığı (girmenizi emrettiği) kutsal yere
girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin (fetenkalibu); yoksa kayba uğrayanlar
olarak haşredilirsiniz.
5/22.
Dediler ki: "Ey Musa, orada zorba bir kavim vardır, onlar çıkma-dıkları
sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Şayet oradan çıkarlarsa, biz de muhakkak
gireriz."
5/23.
Korkanlar arasında olup da Tanrı'nın kendilerine nimet verdiği iki kişi:
"Onların üzerine kapıdan girin. Girerseniz, kuşkusuz sizler galibsiniz.
Eğer inançlılarsanız yalnız Tanrı'ya tevekkül edin" dedi.
5/24.
Dediler ki: "Ey Musa, biz onlar durduğu sürece ebediyen oraya
girmeyeceğiz. Sen ve rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız."
5/25.
(Musa:) "Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik
olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar kavminin arasını sen ayır" dedi.
5/26.
(Tanrı) Dedi ki: "Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır.
Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar kavmine üzülme.
5/27.
Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Tanrı'ya)
yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş,
diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: "Seni
mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de:) "Tanrı ancak korkup-sakınanlardan
kabul eder."
5/28.
"Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek
için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin rabbi olan Tanrı'dan
korkarım."
5/29.
"Kuşkusuz kendi günahını ve benim günahımı yüklenmeni ve böylelikle ateşin
halkından olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası budur."
5/30.
Sonunda nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı; böylece onu öldürdü, bu
yüzden hüsrana uğrayanlardan oldu.
5/31.
Derken Tanrı ona yeri eşeliyerek kardeşinin cesedini nasıl gömece-ğini
gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu
karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o
pişman olmuştu.
5/32.
Bu nedenle (ecli) İsrail oğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse
ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse,
sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel
olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz
onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu
yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.
5/33.
Tanrı'ya ve resulune karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa
çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle
ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu,
dünyadaki aşağılanma-larıdır; ahirette onlar için büyük bir azab vardır.
5/34.
Ancak, sizin (kendilerine, -i) güç-yetirmenizden /
ele-geçirmenizden
önce tevbe edenler başka. Bilin ki, kuşkusuz Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
5/35.
Ey inananlar, Tanrı'dan korkup-sakının ve (sizi) O'na
(yaklaştıracak) vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa
erersiniz.
5/36.
Gerçek şu ki, kafirler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı
daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye
vermeye kalkışsalar, yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab
vardır.
5/37.
(Orada) Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlar için sürekli
bir asab vardır.
5/38.
Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Tanrı'dan
'tekrarı önleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Tanrı üstün ve
güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
5/39.
Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse,
kuşkusuz Tanrı onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Tanrı bağışlayandır,
esirgeyendir.
5/40.
Göklerin ve yerin mülkünün Tanrı'ya ait olduğunu bilmiyor musun? O kimi dilerse
azablandırır, kimi dilerse bağışlar. Tanrı her şeye güç yetirendir.
5/41.
Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık"
diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar,
yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber
toplayanlar)dır. Onlar kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar.
"Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler.
Tanrı kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Tanrı'dan hiç
birşeye malik olamazsın. İşte onlar, Tanrı'nın kalplerini arıtmak
istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük
bir azab vardır.
5/42.
Onlar yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında
hükmet ve onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz cevirecek olursan, sana hiç
birşeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet.
Kuşkusuz Tanrı adaletle hüküm yürütenleri sever.
5/43.
İçinde Tanrı'nın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem
kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar inançlı kimseler
değildir.
5/44.
İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Müslüman peygamberler
onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de
Tanrı'nın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine
tanık olurlardı. Halkı ululamayın, beni ululayın ve ayetlerimi ucuz bir fiyata
satmayın. Tanrı'nın indirdiği ile hüküm vermeyenler kafirlerdir. [Bu ayetin
çevirisinde önemli yanlışlıklar olduğunu düşünüyorum]
5/45.
Biz onda onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa
kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu
sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Tanrı'nın
indirdiğiyle hükmetmezse, İşte onlar zalim olanlardır.
5/46.
Onların (peygamberleri) ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak
Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki
Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için bir kılavuz ve öğüt olan İncil'i verdik.
5/47.
İncil ehli de Tanrı'nın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Tanrı'nın
indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıktır.
5/48.
Sana da (Ey Muhammed) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici'
olarak kitabı (Kuran'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet
ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir
şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Tanrı dileseydi, sizi tek bir ümmet
kılardı; ancak (bu) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda
yarışınız. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz
şeyleri size haber verecektir.
5/49.
Aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Tanrı'nın
sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için onlardan sakın.
Şayet yüz çevirirlerse, bil ki Tanrı bir kısım günahları nedeniyle onlara bir
musibet tattırmak istemektedir. Kuşkusuz insanların çoğu fasıktır.
5/50.
Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk
için, hükmü Tanrı'dan daha güzel olan kimdir?
5/51.
Ey inananlar, Yahudi ve Hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar
birbirinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz onlardandır.
Kuşkusuz Tanrı zalimler topluluğuna hidayet vermez.
5/52.
Kalplerinde hastalık olanların "zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp
bize /
bizi çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çaba harcadıklarını /
çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Tanrı, bir fetih veya katından bir
buyruk getirecek de, onlar nefslerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman
olacaklardır.
5/53.
İnananlar dedi ki: "Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik
olduklarına ilişkin Tanrı'ya yemin edenler bunlar mıdır? Onların bütün yapıp-ettikleri
boşa çıkmıştır, böylece hüsrana uğrayanlar olmuşlardır."
5/54.
Ey inananlar, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Tanrı
(yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, inançlılara
karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu', Tanrı yolunda cihad
eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Tanrı'nın
bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Tanrı (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.
5/55.
Sizin dostunuz (veliniz) ancak Tanrı, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz
kılan ve zekatı veren inananlardır.
5/56.
Kim Tanrı'yı, elçisini ve inananları veli edinirse, hiç kuşku yok, galip
gelecek olanlar Tanrı'nın taraftarlarıdır.
5/57.
Ey inananlar, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun
(konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer
inançlılarsanız Tanrı'dan korkup-sakının.
5/58.
Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu)
edinirler. Bu gerçekten onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.
5/59.
De ki: "Ey kitap ehli, yalnızca Tanrı'ya, bize indirilene ve önceden
indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? (Oysa) Sizin çoğunuz
fasıktır.
5/60.
De ki: "Tanrı katında 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü
haber vereyim mi? Tanrı'nın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazaplandığı ve
onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; İşte bunlar,
yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."
5/61.
Size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir
ve yine onunla çıkmışlardır. Tanrı, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
5/62.
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız
kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
5/63.
Bilgin-yöneticileri (rabbaniyun) ve yüksek-bilginleri (ahbar), onları,
günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi?
Yapmakta oldukları ne kötüdür.
5/64.
Yahudiler, "Tanrı'nın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı
ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli açıktır, nasıl
dilerse (öyle) infak eder. Andolsun, rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun
taşkınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününne
kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir
ateş alevlendirdilerse Tanrı onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa
çalışırlar. Tanrı ise bozguncuları sevmez.
5/65.
Eğer kitap ehli inanıp sakınsaydı, elbette onların kötülüklerini örter
(kefferna) ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.
5/66.
Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine rablerinden indirileni ayakta
tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından [sayısız nimeti]
yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı-olmayan (mutedil) bir ümmet vardır.
Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.
5/67.
Ey peygamber, rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini)
yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Tanrı seni
insanlardan koruyacaktır. Kuşkusuz Tanrı kafir bir kavmi hidayete erdirmez.
5/68.
De ki: "Ey kitap ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size rabbinizden indirileni
ayakta tutmadıkça hiç birşey üzerinde değilsiniz." Andolsun, rabbinden
sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Sen
de kafirler kavmine karşı üzüntüye kapılma.
5/69.
Gerçek şu ki, inananlarla yahudiler, sabiiler ve hristiyanlardan Tanrı'ya,
ahiret gününe inananlar ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur,
onlar mahzun da olmayacaklardır.
5/70.
Andolsun, biz İsrailoğullarından misak almış ve onlara elçiler göndermiştik.
Onlara ne zaman nefslerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir
bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.
5/71.
Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Tanrı,
tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar.
Tanrı yapmakta olduklarını görendir.
5/72.
Andolsun, "Kuşkusuz Tanrı, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler
küfretmiştir. Oysa Mesih'in dediği (şudur): "Ey İsrailoğulları, benim de
rabbim, sizin de rabbiniz olan Tanrı'ya ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak
koşana kuşkusuz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir.
Zulmedenlere yardımcı yoktur."
5/73.
Andolsun "Tanrı üçün üçüncüsüdür" diyenler küfretmişlerdir. Oysa tek
bir Tanrı'dan başka Tanrı yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse,
onlardan küfredenlere mutlaka (acı) bir azab dokunacaktır.
5/74.
Yine de Tanrı'ya tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Tanrı
bağışlayandır, esirgeyendir.
5/75.
Meryem oğlu Mesih yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun
annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl
açıklıyoruz? (Yine) Bir bak, onlar ise nasıl çevriliyorlar?
5/76.
De ki: "Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen, Tanrı'dan başka şeylere
mi tapıyorsunuz? Oysa Tanrı işitendir, bilendir."
5/77.
De ki: "Ey kitap ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve
daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun
hevalarına uymayın."
5/78.
İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet
edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir.
5/79.
Yapmakta oldukları münkerden1 (kötülüklerden) birbirlerini
sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi.
5/80.
Onlardan çoğunun kafirlerle dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için
nefslerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Tanrı onlara gazablandı ve onlara
azabda ebedi kalacaklardır.
5/81.
Eğer Tanrı'ya, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dostlar edinmezlerdi.
Fakat onların çoğu fasıktır.
5/82.
Andolsun, insanlar içinde, inananlara en şiddetli düşman olarak yahudileri ve
müşrikleri bulursun. Onlardan, inananlara sevgi bakımından en yakın olarak da
"Hristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve
rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.
5/83.
Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin
yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse
bizi şahidlerle birlikte yaz."
5/84.
"Hem rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye
Tanrı'ya ve bize haktan gelene inanmayalım?"
5/85.
Böylelikle Tanrı, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları,
altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
5/86.
Kafirlerler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar çılgın ateşin
arkadaşlarıdır.
5/87.
Ey inananlar, Tanrı'nın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın
ve haddi aşmayın. Kuşkusuz Tanrı haddi aşanları sevmez.
5/88.
Tanrı'nın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin.
Kendisine inançlı olduğunuz / bulunuduğunuz Tanrı'dan korkup-sakının.
5/89.
Tanrı sizi yeminlerinizdeki 'rasgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı
sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu
tutar. Onun (yeminin) kefareti, ehlinize (ailenize) yedirdiklerinizin
ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi
özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç
(vardır). Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir.
Yeminlerinizi koruyunuz. Tanrı size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki
şükredersiniz.
5/90.
Ey inananlar, içki kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden
olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
5/91.
Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi
Tanrı'yı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?
5/92.
Tanrı'ya itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eğer yüz
çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.
5/93.
İnananlar ve salih amellerde bulunanlar için korkup-sakındıkları,
inandıkları ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup-sakındıkları ve sonra
(yine) korkup-sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan
önce) dedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Tanrı iyilik yapanları
sever.
5/94.
Ey inananlar, Tanrı görünmezlikte (gaybte) kendisinden kimin korktuğunu ortaya
çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği avdan bir şeyle andolsun
sizi deneyecektir. Artık kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için acı bir azab
vardır.
5/95.
Ey inananlar, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak
(taammüden) öldürürse, cezası, hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da,
Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi
hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir
kefaret vardır. Böylelikle buyruğunun / buyrultunun vebalini tatmış olsun.
Tanrı geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa Tanrı ondan öc alacaktır.
Tanrı üstün ve güçlü olandır, öc sahibidir.
5/96.
Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir yarar olarak helal
kılındı. İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. O'na
(götürülüp) toplanacağınız Tanrı'dan korkup-sakının.
5/97.
Tanrı Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi bir kıyam (evi) kıldı. Haram ayı,
kuranı ve boyunlardaki gerdanlıkları da. Bu, Tanrı'nın göklerde ve yerde ne
varsa tümünü bildiğini ve Tanrı'nın gerçekten her şeyi bilen olduğunu bilmeniz
içindir.
5/98.
Bilin ki, Tanrı gerçekten cezası pek şiddetli olandır. Ve Tanrı bağışlayandır,
esirgeyendir.
5/99.
Elçiye tebliğden başka (yükümlülük) yoktur. Tanrı açığa vurduklarınızı da,
gizli tuttuklarınızı da bilir.
5/100.
De ki: "Murdar ile temiz -murdarın çokluğu hoşuna gitse de-
bir olmaz. Ey temiz akıl sahipleri, Tanrı'dan korkup-sakının. Umulur ki
kurtuluşa erersiniz.
5/101.
Ey inananlar, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kuran
indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Tanrı onu affetti. Tanrı
bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır.
5/102.
Sizden önce bir topluluk onu sormuştu da sonra kafir olmuşlardı (sbh-830).
5/103.
Tanrı Bahriye'den Saibe'den, Vasiyle'den ve Ham'dan hiç birini (meşru)
kılmamıştır. Ancak küfredenler, Tanrı'ya karşı yalan düzüp-uyduruyorlar. Onların
çoğu akletmez.
5/104.
Onlara: "Tanrı'nın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde,
"Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya
ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?
5/105.
Ey inananlar, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefslerinizdir. Siz doğru yola
erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. O size
yaptıklarınızı haber verecektir.
5/106.
Ey inananlar, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında,
aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun). Veya yolculukta olup size
ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun.
İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da
(size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz
ve Tanrı'nın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette
günahkarlardan oluruz" diye Tanrı adına yemin etsinler.
5/107.
Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi
olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak
sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o
ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa
gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Tanrı'ya yemin ederler.
5/108.
Bu, gerektiği gibi şahidliği yapmalarına veya yeminlerinden sonra yeminlerin
reddedilmesinden korkmalarına daha yakındır. Tanrı'dan korkup-sakının
ve dinleyin. Tanrı, fasıklar kavmini hidayete erdirmez.
5/109.
Tanrı, elçileri toplayacağı gün şöyle diyecek: "Size verilen cevap
nedir?" Onlar da: "Bizim bilgimiz yoktur; şüphesiz gaybleri bilen
sensin, sen" derler.
5/110.
Tanrı şöyle diyecek : "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi
hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim; beşikte iken
de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve
İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da
iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı ve alacalıyı
iznimle iyileştiriyordun. (Yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun.
İsrail oğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan küfredenler "Bu
apaçık bir büyüden başka bir şey değil" demişlerdi (de) İsrailoğullarını
senden geri püskürtmüştüm.
5/111.
Hani Havarilere: "Bana ve elçime inanın" diye vahyetmiştim; onlar da:
"İnandık, gerçekten müslüman (teslim) olduğumuza sen de tanık ol"
demişlerdi.
5/112.
Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, rabbin bize gökten bir sofra indirebilir
mi?" demişlerdi. O da "Eğer inançlılarsanız Tanrı'dan korkup-sakının"
demişti.
5/113.
(Bu sefer havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun;
senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden
olalım" demişlerdi.
5/114.
Meryem oğlu İsa: "Tanrım, rabbimiz, bize gökten bir sofra indir de öncemiz
ve sonramız için bir bayram ve senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen
rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.
5/115.
Tanrı, "Onu size indireceğim." dedi, "Kim artık bundan sonra
küfrederse, onu, alemlerden hiç kimseye vermediğim bir azapla
cezalandıracağım."
5/116.
Tanrı: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Tanrı'yı bırakarak
iki tanrı edinin diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih
ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse
mutlaka sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı
bilmem. Gerçekten, gaybleri bilen sensin, sen."
5/117.
"Ben onlara bana buyurduklarının dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da
şuydu:) 'Benim de rabbim, sizin de rabbiniz (olan) Tanrı'ya kulluk edin.'
Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim
hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici sendin. Sen herşeyin üzerine
şahid olansın."
5/118.
"Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır; eğer
onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan sensin, sen."
5/119.
Tanrı dedi ki: "Bu, doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür.
Onlar için altlarından ırmaklar akan ve orada ebediyen2 kalacakları cennetler
vardır. Tanrı onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte
büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."
5/120.
Göklerin, yerin ve içlerinde olanların tümünün mülkü Tanrı'nındır. O, her şeye
güç yetirendir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi