Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

050 KAF SURESİ - Gultekinonan - 50. Sayfa

50 KAF SURESİ

50/1. Kaf. 'Şerefli üstün' Kuran'a andolsun.
50/2. Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler.
50/3. "Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır)."
50/4. Doğrusu biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır.
50/5. Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı (emrin meriyc) içinde bulunuyorlar.
50/6. Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiç bir çatlak yok.
50/7. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.
50/8. (Bunlar,) 'içten Tanrı'ya yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir.
50/9. Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.
50/10. Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da.
50/11. Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.
50/12. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.
50/13. Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri,
50/14. Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.
50/15. Ya, biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler.
50/16. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
50/17. Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken.
50/18. O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.
50/19. O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "işte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).
50/20. Sura da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
50/21. (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
50/22. "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin. İşte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir."
50/23. Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."
50/24. Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı kafiri atın cehennemin içine.
50/25. Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi.
50/26. Ki o Tanrı'yla beraber başka bir tanrı edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.
50/27. Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."
50/28. (Tanrı:) "Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim."
50/29. "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve ben kullara zulmedici değilim."
50/30. O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.
50/31. Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
50/32. Bu size vaadolunandır; [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab), [islam'ın hükümlerini](?) koruyan;
50/33. Görmediği halde Rahmana karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Tanrı'ya yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir.
50/34. "Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."
50/35. Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.
50/36. Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp'yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
50/37. Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
50/38. Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı.
50/39. Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.
50/40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et.
50/41. Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;
50/42. O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
50/43. Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren biziz, biz. Ve dönüş de bizedir.
50/44. O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar, ) hızla koşarlar. İşte bu, bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi bir arada toplama)dır.
50/45. Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kuran ile öğüt ver.