Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

056 VAKIA SURESİ - Gultekinonan - 56. Sayfa

56 VAKIA SURESİ

56/1. Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
56/2. Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
56/3. O aşağılatıcı, yücelticidir.
56/4. Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
56/5. Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
56/6. Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu,
56/7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
56/8. İşte o 'Ashab-ı Meymene', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Meymene'.
56/9. 'Ashab-ı Meş'eme' ne (mutsuz ve uğursuzdur o) 'Ashab-ı Meş'eme'.
56/10. Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
56/11. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
56/12. Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde;
56/13. Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
56/14. Birazı da sonrakilerden.
56/15. 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler.
56/16. Karşılıklı yaslanmışlardır.
56/17. Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır.
56/18. Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
56/19. Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
56/20. Arzulayıp-seçecekleri meyveler,
56/21. Canlarının çektiği kuş eti.
56/22. Ve iri gözlü huriler,
56/23. Sanki saklı inciler gibi;
56/24. Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
56/25. Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.
56/26. Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam."
56/27. 'Ashab-ı Yemin', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Yemin'.
56/28. Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),
56/29. Üstüste dizili meyveleri sarkmış muı ağaçları,
56/30. Yayılıp-uzanmış gölgeler,
56/31. Durmaksızın akan su(lar);
56/32. Ve (daha) birçok meyveler arasında,
56/33. Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).
56/34. Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler).
56/35. Gerçek şu ki, biz onları yeni bir inşa (yaratme) ile inşa edip-yarattık.
56/36. Onları hep bakireler olarak kıldık,
56/37. Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
56/38. 'Ashab-ı Yemin' olanlar için.
56/39. (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
56/40. Birçoğu da sonrakilerdendir.
56/41. 'Ashab-ı Şimal', ne (mutsuzdur o) 'Ashab-ı Şimal'.
56/42. Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
56/43. Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.
56/44. Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).
56/45. Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
56/46. Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
56/47. Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
56/48. "Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?"
56/49. De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."
56/50. "Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
56/51. Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,
56/52. Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
56/53. Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.
56/54. Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
56/55. Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
56/56. İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
56/57. Sizleri biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
56/58. Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
56/59. Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı biz miyiz?
56/60. Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir;
56/61. (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
56/62. Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?
56/63. Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?
56/64. Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
56/65. Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.
56/66. (Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık."
56/67. "Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."
56/68. Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
56/69. Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren biz miyiz?
56/70. Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
56/71. Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
56/72. Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden biz miyiz?
56/73. Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
56/74. Şu halde büyük rabbini ismiyle tesbih et.
56/75. Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
56/76. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
56/77. Elbette bu, bir Kuran-ı Kerim'dir.
56/78. Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.
56/79. Ona temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
56/80. Alemlerin rabbinden indirilmedir.
56/81. Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz?
56/82.Ve rızkınız (Kuran'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
56/83. Hele can boğaza gelip dayandığında,
56/84. Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
56/85. Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.
56/86. İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz.
56/87. Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
56/88. Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,
56/89. Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlede donatılmış cennet onundur).
56/90. Ve eğer 'Ashab-ı Yemin'den ise,
56/91. Artık, 'Ashab-ı Yemin'den selam sana.
56/92. Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,
56/93. Artık (onun için ) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.
56/94. Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
56/95. Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l Yakin).
56/96. Öyleyse büyük rabbini ismiyle tesbih et.