Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

068 KALEM SURESİ - Gultekinonan - 68. Sayfa

68 KALEM SURESİ

68/1. Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
68/2. Sen, rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin.
68/3. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
68/4. Ve kuşkusuz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
68/5. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler.
68/6. Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup-çıldırdığını'.
68/7. Elbette senin rabbin, kimin kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.
68/8. Şu halde yalanlayanlara itaat etme.
68/9. Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp-uzlaşacaklardı.
68/10. Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık,
68/11. Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),
68/12. Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, abildiğince günahkar,
68/13. Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik,
68/14. Mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye,
68/15. Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır" diyen.
68/16. Yakında biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız.
68/17. Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.
68/18. (Bu konuda) Hiç bir istisna yapmıyorlardı.
68/19. Fakat onlar, uyuyorlarken, rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela onun üstünü sarıp-kuşatıverdi.
68/20. Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi.
68/21. Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
68/22. "Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın."
68/23. Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler:
68/24. "Bugün sakın oraya hiç bir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
68/25. (Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
68/26. Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
68/27. "Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
68/28. (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Tanrı'yı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
68/29. Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçeklen bizler zalim imişiz."
68/30. Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
68/31. "Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.
68/32. "Belki rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca rabbimize rağbet eden kimseleriz."
68/33. İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
68/34. Doğrusu, muttaki olanlar için rableri katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
68/35. Öyleyse, müslümanları suçlu-günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız?
68/36. Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
68/37. Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
68/38. İçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
68/39. Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
68/40. Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?"
68/41. Yoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse, ortaklarını getirsinler.
68/42. Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.
68/43. Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.
68/44. Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
68/45. Ben, onlara süre tanıyorum. Elbette benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.
68/46. Sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar?
68/47. Yoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri yazıp duruyorlar?
68/48. Şimdi sen, rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (rabbine) çağrıda bulunmuştu.
68/49. Eğer rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
68/50. Fakat rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.
68/51. O küfredenler zikri (Kuran'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.
68/52. Oysa o (Kuran), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.