Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

015 HİCR SURESİ - Suudheyeti - 15. Sayfa

015  HİCR SURESİ

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

[1] Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın âyetleridir.

[2] İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler.

[3] Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

[4] Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.

[5] Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.

[6] Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"

[7] "Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin."

[8] Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

[9] Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

[10] Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.

[11] Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.

[12] İşte böylece biz onu, (inkarcılığı) suçluların kalplerine sokarız.

[13] Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâla buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

[14-15] Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de "Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.

[16] Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.

[17] Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.

[18] Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.

[19] Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.

[20] Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.

[21] Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

[22] Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.

[23] Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.

[24] Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.

[25] Şüphesiz Rabbin onları (kıyamette) toplayacaktır. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir.

[26] Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.

[27] Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.

[28] Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım."

[29] "Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!"

[30] Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.

[31] Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.

[32] (Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.

[33] (İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.

[34] Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!

[35] Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır!

[36] (İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.

[37-38] Allah: Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.

[39] (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!

[40] Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna.

[41] (Allah) şöyle buyurdu: "İşte bana varan dosdoğru yol budur."

[42] "Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak sana uyan azgınlar müstesna."

[43] Muhakkak cehennem, onların hepsine vadolunan yerdir.

[44] Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır.

[45] (Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.

[46] "Oraya emniyet ve selametle girin" (denilir, onlara).

[47] Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

[48] Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.

[49] (Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.

[50] Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.

[51] Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.

[52] Onun yanına girdikleri zaman, "selam" dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.

[53] Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.

[54] (İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.

[55] Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

[56] (İbrahim) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?

[57] ''Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?" dedi.

[58] Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik."

[59] "Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız."

[60] "(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik."

[61-62] Elçiler Lût ailesine gelince, Lût onlara: "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

[63] Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

[64] Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.

[65] Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin."

[66] Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."

[67] Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.

[68] (Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.

[70] "Biz seni, elâlemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.

[71] (Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.

[72] (Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

[73] Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

[74] Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

[75] İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.

[76] Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.

[77] Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.

[78] Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.

[79] Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.

[80] Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

[81] Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

[82] Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.

[83] Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.

[84] Kazanmakta oldukları şeyler onlardan hiçbir zararı savmadı.

[85] Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.

[86] Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.

[87] Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik.

[88] Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.

[89] De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.

[90] Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.

[91] Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır. (Bir kısmını kabul edip bir kısmını da reddedenlerdir. Veya Kur'an'a şiir, kehanet ve masal diyenlerdir.)

[92-93] Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.

[94] Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!

[95] (Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

[96] Onlar Allah ile beraber başka bir ilah edinenlerdir. (Kimin doğru olduğunu) yakında bilecekler!

[97] Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.

[98] Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!

[99] Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!