Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

051 ZARİYAT SURESİ - Suudheyeti - 51. Sayfa

051  ZARİYAT SURESİ

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

[1-6] Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vadedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.

[7-9] İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).

[10] Kahrolsun o koyu yalancılar!

[11] Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

[12] Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.

[13] O gün onlar ateşe sokulacaklardır.

[14] Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)

[15-16] Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

[17] Geceleri pek az uyurlardı.

[18] Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

[19] Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

[20] Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır.

[21] Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?

[22] Semada da rızkınız ve size vadedilen başka şeyler vardır.

[23] Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaat, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

[24] İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)

[25] Onlar İbrahim'in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, "bunlar, yabancılar" demişti.

[26] Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabı) getirmiş,

[27] Onların önüne koyup "yemez misiniz?" demişti.

[28] Derken onlardan korkmaya başladı. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

[29] Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kısır bir kocakarıyım!" dedi.

[30] Onlar: "Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O, hikmet sahibidir, bilendir" dediler.

[31] (İbrahim:) O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.

[32] "Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik."

[33] "Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik)."

[34] (Bu taşlar,) aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlardır).

[35] Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

[36] Zaten orada müslümanlardan, bir ev halkından başka kimse bulmadık.

[37] Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.

[38] Musa'da da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.

[39] Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmiş: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" demişti.

[40] Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.

[41] Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

[42] Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

[43] Semûd kavminde de (ibretler vardır). Onlara: Bir süreye kadar faydalanın, denmişti.

[44] Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

[45] Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

[46] Bunlardan önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum idiler.

[47] Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.

[48] Yeri de döşedik. (Bak) ne güzel döşeyiciyiz!

[49] Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.

[50] O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

[51] Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

[52] İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.

[53] Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.

[54] Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.

[55] Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.

[56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

[57] Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

[58] Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

[59] Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

[60] Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!