Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

070 MEARİC SURESİ - Suudheyeti - 70. Sayfa

070  MEARİC SURESİ

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

[1-3] Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkarcılara gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabı istedi!

[4] Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

[5] (Resûlüm!) Şimdi sen güzelce sabret.

[6] Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.

[7] Biz ise onu yakın görmekteyiz.

[8] O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.

[9] Dağlar da atılmış yüne döner.

[10] Dost, dostu sormaz.

[11-14] Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.

[15] Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.

[16] Derileri kavurup soyar.

[17-18] Yüz çevirip geri dönen, (servet) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağırır!

[19] Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.

[20] Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.

[21] Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.

[22-23] Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler;)

[24-25] Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;

[26] Ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar;

[27-28] Rablerinin azabından korkanlar, ki Rablerinin azabına (karşı) emin olunamaz;

[29-31] lrzlarını koruyanlar -ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir-;

[32] Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;

[33] Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;

[34] Namazlarını koruyanlar;

[35] İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.

[36-37] (Resûlüm!) O kafirlere ne oluyor ki, bölük bölük sağından ve solundan sana doğru koşuyorlar.

[38] Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

[39] Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).

[40-41] Şu halde (işin gerçeği) öyle (umdukları gibi) değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.

[42] Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.

[43-44] o gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!