Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

074 MUDDESSİR SURESİ - Suudheyeti - 74. Sayfa

074  MUDDESSİR SURESİ

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

[1] Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)!

[2] Kalk, ve (insanları) uyar.

[3] Sadece Rabbini büyük tanı.

[4] Elbiseni tertemiz tut.

[5] Kötü şeyleri terket.

[6] Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

[7] Rabbinin rızasına ermek için sabret.

[8] O Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya,

[9] İşte o gün zorlu bir gündür.

[10] Kafirler için (hiç de) kolay değildir.

[11] Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak!

[15] Üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.

[16] Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.

[17] Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!

[18] Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

[19] Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!

[20] Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!

[21-25] Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda, kibrini yenemeyip sırt çevirdi de: "Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil."

[26] Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.

[27] Sen biliyor musun sekar nedir?

[28] Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.

[29] İnsanın derisini kavurur.

[30] Üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır.

[31] Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkarcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?" desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.

[32] Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,

[33] Dönüp gitmekte olan geceye,

[34] Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,

[35-37] O (cehennem), insanlık için, sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için büyük uyarıcı musibetlerden biridir.

[38] Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;

[39] Ancak sağdakiler başka.

[40-42] Onlar cennetler içindedirler. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye (uzaktan uzağa) sorarlar.

[43] Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,

[44] Yoksulu doyurmuyorduk,

[45] (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,

[46] Ceza gününü de yalan sayıyorduk,

[47] Sonunda bize ölüm geldi çattı.

[48] Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

[49-51] Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar?

[52] Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor.

[53] Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

[54] Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!

[55] Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

[56] Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.