022 – HAC SURESi - Talat - 22. Sayfa
22-HAC SURESİ
Kur'ân-ı Kerim'in yirmi ikinci sûresi olup 78 âyetten müteşekkildir. 52-55 inci âyetleri dışında sûre Medinede nazil olmuştur. Bununla beraber sûrenin Medine de mi, yoksa Mekkede mi nazil olduğunun kesinlikle bilinemediğini gösteren görüşler de vardır. Gerçek olan şudur ki, sûre içerisinde, hem Mekke, hem de Medine devrinde nazil olmuş âyetler yer almıştır. Sûrede Hacc erkânı anlatıldığı için, ona Hacc sûresi denilmiştir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Ey
insanlar! Rabbınızdan korkun; kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
2- Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğinden geçer; her hâmile
çocuğunu düşürür. İnsanları, sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi
görürsün.Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
3- İnsanlardan, Allah hakkında bilgisizce mücadele eden ve her azılı
şeytana uyan kimseler vardır.
4- O şeytan hakkında şu takdir olunmuştur ki , kim onu dost
edinirse, o onu saptırır ve cehennem azabına sevkeder.
5- Ey insanlar! Eğer öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphe içinde
iseniz, biliniz ki, (kudretimizi) size göstermek için. sizi önce topraktan,
sonra nutfeden ve sonra asılı hücre kümesinden, sonra yaradılışı belli
belirsiz bir parça etten yarattık. Sizi dilediğimiz belli bir süreye kadar
rahimlerde tutarız. Sonra sizi çocuk olarak çıkarırız. Sonra da siz bulûğ
çağına ulaşırsınız, içinizden kimi ölür, kimi de her şeyi bilip öğrendikten
sonra hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye, ömrün en düşkün dönemine
ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görür-sün; fakat üzerine yağmur suyunu
indirdiğimiz zaman, (toprak) harekete geçer; kabarır ve her çeşit güzel
bitkilerden bitirir.
6- İşte bütün bunlar, Allah'ın hak olduğunu, ölüleri dirilttiğini ve
her şeye kaadir olduğunu gösterir.
7- Kıyamet vakti mutlaka gelecektir: Bunda hiçbir şüphe yoktur. Ve
Allah, kabirlerde olanları tekrar diriltecektir.
8-9- İnsanlardan, bilgisi, delili ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan, sırt
Allah'ın yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında mücadele
edenler vardır. Dünyada rezillik onlar içindir. Âhirette de onlara yangın
azabını taddıracağız.
10- Onlara denilecektir ki: "Bu azâb, kendi işlediklerinizden
dolayıdır".
11- Bir de insanlardan, Allah'a gönülsüzce ibadet eden vardır ki, eğer
ona bir hayır isabet ederse, onunla içi rahatlar; fakat başına bir kötülük
gelirse, yüzüstü (dînden) döner; böylece dünyayı da âhireti de kaybeder.
İşte bu, apaçık bir kayıptır.
12- Allah'ı bırakıp kendisine ne zararı ve ne de faydası dokunan şeylere
yalvarır. İşte çok uzak sapıklık budur.
13- Zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü bir yardımcı ve ne
kötü bir arkadaş!..
14- Allah, îman edenleri ve iyi iş yapanları, (ağaçları) altından ırmaklar
akan cennetlere sokar. Allah, şüphesiz istediğini yapar.
15- Her kim, Allah'ın dünya ve âhirette Peygamberine asla yardım
etmiyeceğini zannediyorsa, kendini asmak için göğe bir ip uzatsın, sonra da
kessin. Bakalım bu hilesi, kendisini öfkelendiren (yardımı) giderecek mi?
16- İşte biz, Kur'ânı apaçık âyetler olarak böyle indirdik. Allah,
şüphesiz, istediğini doğru yola iletir.
17- îman eden (müslüman)ler Yahudi olanlar, sabitler, hıristiyanlar,
mecûsîler ve müşrikler arasında, kıyamet günü Allah hüküm verecektir. Allah,
şüphesiz her şeye şâhiddir.
18- Bilmiyor musun, göklerde ve yerde olan herkes, güneş, ay,
yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar, insanların da çoğu Allah'a secde
ederler; çoğunun üzerine de azâb vâcib olmuştur. Allah kimi hor yaparsa,
artık ona ikram edecek kimse yoktur. Allah, şüphesiz dilediğini yapar.
19- İşte şu iki hasım, Rabları hakkında çekişmeye girmişler.
Küfredenler için ateşten bir gömlek biçilmiştir. Başlarının üzerinden de
kaynar su dökülür.
20- Bu su ile karınlarındaki şeyler ve deriler eritilir.
21- Onlar için demirden kırbaçlar vardır.
22- Oradan, uğradıkları o şiddetli üzüntüden her çıkmak
isteyişlerinde, oraya tekrar döndürülürler ve onlara "yangın azabını tadın"
denir.
23- îman edenleri ve iyi iş yapanları ise, Allah, (ağaçları) altından
ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada, altın ve inciden bilezikler
takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektir.
24- Bunlar, sözün güzeline ve çok hamdedilen Allah'ın yoluna
iletilmişlerdir.
25- Küfredenlere, insanları hem Allah'ın yolundan, hem de ister yerli
olsun ister dışarıdan gelsin, bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i
Harâm'a girmekten menedenlere ve orada zulm ile doğru yoldan saptırmak
isteyenlere acı bir azâb taddırırız.
26- Hani "bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, namaza
duranlar, rükû edenler ve secdeye varanlar için evimi temiz tul" diyerek
İbrahim'i Kabe'nin bulunduğu yere indirmiştik.
27- İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya deve üzerinde bütün uzak
yollardan
sana gelsinler.
28- Kendi menfaatlerine şâhid olsunlar ve belirli günlerde,
kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken, Allah'ın adını
zikretsinler. Siz de ondan yeyin ve çaresiz kalmış fakire yedirin.
29- (Saç ve tırnak gibi) pis olan yerleri temizlesinler; adaklarını
yerine getirsinler ve Kabe'yi tavaf etsinler.
30- İşte böyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygılı davranırsa, bu,
kendisi için Rabbı katında daha hayırlıdır. Size, (Kitapla) okunanlar
dışında bütün hayvanlar helâl kılınmıştır.Pis putlardan ve yalan sözden
sakının.
31- (Bütün bunları), Allah'ı birleyerek ve O'na şirk koşmadan yapın.
Kim Allah'a şirk koşarsa, sanki o, gökten düşmüş de kuş kapmış, yahut rüzgâr
kendisini uzak bir yere sürüklemiş gibi olur.
32- İşte bu da böyledir. Kim Allah'ın alâmetlerine saygılı davranırsa,
bu, kalblerin takvasındandır.
33- Bu alâmetlerde, belirli bir süreye kadar sizin için faydalar
vardır. Sonra onların varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe) dir.
34- Allah'ın kurbanlık hayvanlardan kendilerine rızık olarak verdiği
şeyler üzerine Allah ismini zikretmeleri için her ümmete kurban ibadeti
koyduk. Zira ilâhınız tek bir ilâhtır. Bu itibarla O'na teslim olun. (Ey
Muhammedi) O huzû ve huşu duyanları müjdele.
35- Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer; başlarına gelene
karşı sabırlıdırlar; namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan infak
ederler.
36- Biz o kurbanlık deveyi de Allah'ın alâmetlerinden yaptık. Onda
sizin için bir hayır vardır. Onları ayakları üzerinde durur vaziyette kurban
ederken Allanın ismini anın. Yanları üzerine düşünce de (ondan kesip) yeyin.
Kıt kanaat geçinip istemeyene de, isteyecek durumda olana da yedirin. Belki
şükredersiniz diye, o büyük hayvanları sizin emrinize işte böyle boyun
eğdirdik.
37- Onların etleri de kanları da Allah'a elbette ulaşmayacaktır. Fakat
O'na sizden takva ulaşacaktır. Allah'ın size (dînin esaslarını öğrenmek
hususunda) hidayet etmesi dolasıyısle, O'nu tekbîr etmeniz için o koca
hayvanları size işte böyle boyun eğdirmiştir, (Ey Muhammedi) ibadetlerini
iyi yapanları müjdele.
38- Allah, şüphesiz, îman edenleri savunur. Allah, hiçbir hâin nankörü
de sevmez.
39- Kendileriyle savaş edilenlere, zulmedilmeleri dolayısıyle
(savaşmalarına) izin verilmiştir. Allah, şüphesiz onlara yardım etmeye
kaadirdir
40- Onlar, "Rabbımız Allah'tır" demekten başka bir sebep yokken,
haksız yere yurtlarından çıkarılmıştır. Eğer Allah'ın, insanları
biribirleriyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve
içinde Allah isminin çok zikredildiği mescidler yıkılıp giderdi. Allah,
kendisine yardım edene muhakkak yardım eder. Allah, şüphesiz çok
kuvvetlidir; dâima gâlibdir.
41- O yurtlarından çıkarılanları, biz yeryüzünde yerleştirdiğimiz
takdirde, namazı kılarlar, zekâtı verirler; iyiliği emredip kötülükten
menederler. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
42- (Ey Muhammedi) Eğer seni yalanlıyorlarsa, (sen, yalanlananların
ilki değilsin). Onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd kavimleri de
(peygamberlerini) yalanlamışlardı.
43- Keza İbrahim kavmi ile Lût kavmi de yalanlamıştı.
44- Medyen halkı da yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlanmıştı. Bunun üzerine
kâfirlere mühlet verdim; sonra da onları yakaladım. Şimdi inkâr nasılmış
görsünler.
45- Nice kasabalar vardır ki, zâlim oldukları için onları helak
etmişizdir; artık onların duvarları, çökük çatıları üzerine yıkılmıştır.
Keza körelttiğimiz nice kuyu ve yıktığımız nice yıkık saray vardır.
46- Bu yalanlayanlar yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki, orada onların
akıl edecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçi bazan gözler kör olmaz
da, yalnız göğüsteki kalbi ar kör olur.
47- (Ey Muhammedi) Senden, azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah,
va'dinden asla dönmez. Rabbının katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin
yıl gibidir.
48- Nice kasabalar vardır ki, zâlim oldukları halde, onlara mühlet
vermişimdir. Sonra da onları yakalamışımdır. Sonunda dönüş yalnız banadır.
49- (Ey Muhammedi) De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık
bir uyarıcıyım"
50- îman edenler ve iyi iş işleyenler için mağfiret ve bol rızık
vardır.
51- Âyetlerimizin reddi hususunda yarış edercesine gayret
sarfedenler ise,
cehennem ehlidirler
52- (Ey Muhammedi) Senden önce hiçbir rasûl, hiçbir nebiy göndermedik
ki, o bir temennide bulunduğu zaman, şeytan onun temennisine bir şey sokmuş
olmasın. Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da âyetlerini
sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir;hikmet sahibidir.
53- Bu, şeytanın soktuğu şeyi, kalblerinde hastalık elan ve kalbleri
katılaşan kimselere bir imtihan vesilesi yapmak içindir. Zâlimler, şüphesiz
çok uzak bir ayrılık içindedirler.
54- Ve yine bu, kendilerine ilim verilenlerin (Kur'ân'ın), Rabbından
gelen bir hak olduğunu bilmeleri, ona îman etmeleri ve kalblerinin mutmain
olması içindir. Allah, şüphesiz îman edenleri doğru yola hidayet edecektir.
55- Küfredenler ise, kendilerine ölüm birden bire gelinceye, yahut
müstesna bir günün azabı gelip çatıncaya kadar ondan şüphe içindedirler.
56- İşte o gün, hükümranlık yalnız Allah'a mahsustur; aralarında O
hüküm verir, îman edenler ve iyi iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
57- Küfredenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise, işte bunlar için
zelil edici bir azâb vardır.
58- Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler, yahut ölenler,
işte, Allah onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, şüphesiz
rızık verenlerin en hayırlısıdır.
59- Onları, hoşnud olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, her
şeyi hakkıyla bilendir; ceza vermekte de aceleci değildir.
60- İşte bu böyledir. Kim cezalandırıldığı kadar cezalandırır, sonra
da kendisine yine saldırılırsa, Allah ona muhakkak yardım eder. Allah, çok
affedici, çok bağışlayıcıdır.
61- Bu da böyledir; çünkü Allah, geceyi gündüze sokar; gündüzü de
geceye sokar. Allah, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
62- Keza bu da böyledir; çünkü Allah, işte, hak olan asıl O'dur. O'nun
yerine ilâh olarak yalvardıkları ise, bâtıldır. Allah, işte çok yüce, çok
büyük olan da O'dur.
63- Görmüyor musun, Allah, gökten bir su indiriyor da, yer yemyeşil
oluyor. Allah, şüphesiz Latîf'tir, her şeyden haberdârdır.
64- Göklerde ve yerde her ne varsa O'na aittir. Allah, işte her şeyden
müstağnî olan O'dur; hamdolunmaya lâyıktır.
65- Görmüyor musun, Allah, yeryüzündeki her şeyi ve kendi emriyle
denizde yüzen gemileri size boyun eğdirmiştir. Keza izni olmaksızın yer
üzerine düşmemesi için göğü de tutmaktadır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı
çok şefkatlidir; çok merhametlidir.
66- Size önce hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra tekrar hayata
döndürecek olan O'dur. Fakat insan çok nankördür.
67- Biz, her ümmet için, yapa geldikleri bir takım ibadet tarzları
koymuşuzdur. Bu itibarla, (ey Muhammed.) bu hususta seninle münakaşaya
kalkışmasınlar. Rabbına davet et. Hiç şüphe yoktur ki, sen, dosdoğru bir yol
üzerindesin.
68- Eğer seninle mücadeleye kalkışırlarsa, de ki: "Allah, sizin
yaptıklarınızı daha iyi
bilir.'
69- Allah, kıyamet günü, ihtilaf ettiğiniz hususlarda, aranızda hüküm
verecektir.
70- Bilmiyor musun ki Allah, gökte ve yerde olan her şeyi bilir; bu
Levh-ı Mahfûz'da yazılıdır. Bu, şüphesiz Allah'a kolaydır.
71- Müşrikler, Allah'ı bırakıp (ibadet edilebilecekleri hakkında)
Allah'ın hiçbir delil indirmediği ve kendilerinin de hakkında hiçbir
bilgileri olmadığı şeylere ibadet etmektedirler. Oysa (küfürleriyle)
zulmedenler için hiçbir yardımcı yok.
72- Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, küfredenlerin
yüzlerindeki inkar alâmetlerini hemen tanırsın. Neredeyse ayetlerimizi
kendilerine okuyanlara saldıracak olurlar. (Ey Muhammedi Onlara) de ki:
"Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın küfredenlere va'd
ettiği ateşi.. O, ne kötü bir akıbettir."
73- Ey insanlar! Size bir misal veriliyor: onu dinleyin: Allah'ı
bırakıp da yalvarıp yakardıklarınız, biraraya gelseler bile, bir sineği dahî
yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu, ondan kurtaramazlar.
İsteyen de âciz, istenen de.
74- Allah'ı hakkıyla takdir edememişlerdir. Gerçek şudur ki, Allah çok
kuvvetlidir; dâima gâlibtir.
75- Allah, meleklerden de insanlardan da elçiler seçmiştir. Allah,
şüphesiz hakkıyla işitendir; hakkıyla görendir.
76- Önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. Bütün işler Allah'a
döndürülür
77- Ey îman edenleri Rükû edin; secde edin; Rabbınıza ibadet edin;
hayır işleyin.Belki böylece kurtuluşa erersiniz.
78- Allah yolunda, O'na lâyık bir şekilde cihad edin. O, sizi seçmiş
ve dînde babanız İbrahim'in dîni olarak, üzerinize herhangi bir güçlük
yüklememiştir. Daha önceki kitaplarda ve bu Kitapla, Peygamberin size şâhid
olması, sizin de diğer insanlara şâhid olmanız için, sizi müslüman diye
isimlendirmiştir. Bu itibarla namazı dosdoğru kılın; zekâtı verin ve Allah'a
sımsıkı sarılın. O sizin mevlânızdır. O, ne güzel bir mevlâ ve ne güzel bir
yardımcıdır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi