Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

022 – HAC SURESi - Talat - 22. Sayfa

22-HAC SURESİ

 

Kur'ân-ı Kerim'in yirmi ikinci sûresi olup 78 âyetten müteşekkildir. 52-55 inci âyetleri dışında sûre Medinede nazil olmuştur. Bununla beraber sûrenin Medine de mi, yoksa Mekkede mi nazil olduğunun kesinlikle bilinemediğini gösteren görüşler de vardır. Gerçek olan şudur ki, sûre içerisinde, hem Mekke, hem de Medine devrinde nazil olmuş âyetler yer almıştır. Sûrede Hacc erkânı anlatıldığı için, ona Hacc sûresi denilmiştir.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1-         Ey insanlar! Rabbınızdan korkun; kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
2-         Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğinden geçer; her hâmile çocuğunu düşürür. İnsanları, sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi görürsün.Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
3-         İnsanlardan, Allah hakkında bilgisizce mücadele eden ve her azılı şeytana uyan kimseler vardır.
4-         O şeytan hakkında şu takdir olunmuştur ki , kim onu dost edinirse, o onu saptırır ve cehennem azabına sevkeder.
5-         Ey insanlar! Eğer öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphe içinde iseniz, biliniz ki, (kudretimizi) size göstermek için. sizi önce topraktan, sonra nutfeden ve sonra asılı hücre kümesinden, sonra yaradılışı belli belirsiz bir parça etten yarattık. Sizi dilediğimiz belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi çocuk olarak çıkarırız. Sonra da siz bulûğ çağına ulaşırsınız, içinizden kimi ölür, kimi de her şeyi bilip öğrendikten sonra hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye, ömrün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görür-sün; fakat üzerine yağmur suyunu indirdiğimiz zaman, (toprak) harekete geçer; kabarır ve her çeşit güzel bitkilerden bitirir.
6-         İşte bütün bunlar, Allah'ın hak olduğunu, ölüleri dirilttiğini ve her şeye kaadir olduğunu gösterir.
7-         Kıyamet vakti mutlaka gelecektir: Bunda hiçbir şüphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları tekrar diriltecektir.
8-9- İnsanlardan, bilgisi, delili ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan, sırt Allah'ın yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında mücadele edenler vardır. Dünyada rezillik onlar içindir. Âhirette de onlara yangın azabını taddıracağız.
10-      Onlara denilecektir ki: "Bu azâb, kendi işlediklerinizden dolayıdır".
11-     Bir de insanlardan, Allah'a gönülsüzce ibadet eden vardır ki, eğer ona bir hayır isabet ederse, onunla içi rahatlar; fakat başına bir kötülük gelirse, yüzüstü (dînden) döner; böylece dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
12- Allah'ı bırakıp kendisine ne zararı ve ne de faydası dokunan şeylere yalvarır. İşte çok uzak sapıklık budur.
13- Zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir arkadaş!..
14- Allah, îman edenleri ve iyi iş yapanları, (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, şüphesiz istediğini yapar.
15-       Her kim, Allah'ın dünya ve âhirette Peygamberine asla yardım etmiyeceğini zannediyorsa, kendini asmak için göğe bir ip uzatsın, sonra da kessin. Bakalım bu hilesi, kendisini öfkelendiren (yardımı) giderecek mi?
16-       İşte biz, Kur'ânı apaçık âyetler olarak böyle indirdik. Allah, şüphesiz, istediğini doğru yola iletir.
17-       îman eden (müslüman)ler Yahudi olanlar, sabitler, hıristiyanlar, mecûsîler ve müşrikler arasında, kıyamet günü Allah hüküm verecektir. Allah, şüphesiz her şeye şâhiddir.
18-       Bilmiyor musun, göklerde ve yerde olan herkes, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar, insanların da çoğu Allah'a secde ederler; çoğunun üzerine de azâb vâcib olmuştur. Allah kimi hor yaparsa, artık ona ikram edecek kimse yoktur. Allah, şüphesiz dilediğini yapar.
19-       İşte şu iki hasım, Rabları hakkında çekişmeye girmişler. Küfredenler için ateşten bir gömlek biçilmiştir. Başlarının üzerinden de kaynar su dökülür.
20-       Bu su ile karınlarındaki şeyler ve deriler eritilir.
21-       Onlar için demirden kırbaçlar vardır.
22-       Oradan, uğradıkları o şiddetli üzüntüden her çıkmak isteyişlerinde, oraya tekrar döndürülürler ve onlara "yangın azabını tadın" denir.
23-       îman edenleri ve iyi iş yapanları ise, Allah, (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada, altın ve inciden bilezikler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektir.
24-       Bunlar, sözün güzeline ve çok hamdedilen Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.
25-       Küfredenlere, insanları hem Allah'ın yolundan, hem de ister yerli olsun ister dışarıdan gelsin, bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'a girmekten menedenlere ve orada zulm ile doğru yoldan saptırmak isteyenlere acı bir azâb taddırırız.
26-       Hani "bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, namaza duranlar, rükû edenler ve secdeye varanlar için evimi temiz tul" diyerek İbrahim'i Kabe'nin bulunduğu yere indirmiştik.
27-       İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya deve üzerinde bütün uzak yollardan
sana gelsinler.
28-       Kendi menfaatlerine şâhid olsunlar ve belirli günlerde, kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken, Allah'ın adını zikretsinler. Siz de ondan yeyin ve çaresiz kalmış fakire yedirin.
29-       (Saç ve tırnak gibi) pis olan yerleri temizlesinler; adaklarını yerine getirsinler ve Kabe'yi tavaf etsinler.
30-       İşte böyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygılı davranırsa, bu, kendisi için Rabbı katında daha hayırlıdır. Size, (Kitapla) okunanlar dışında bütün hayvanlar helâl kılınmıştır.Pis putlardan ve yalan sözden sakının.
31-       (Bütün bunları), Allah'ı birleyerek ve O'na şirk koşmadan yapın. Kim Allah'a şirk koşarsa, sanki o, gökten düşmüş de kuş kapmış, yahut rüzgâr kendisini uzak bir yere sürüklemiş gibi olur.
32-       İşte bu da böyledir. Kim Allah'ın alâmetlerine saygılı davranırsa, bu, kalblerin takvasındandır.
33-       Bu alâmetlerde, belirli bir süreye kadar sizin için faydalar vardır. Sonra onların varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe) dir.
34-       Allah'ın kurbanlık hayvanlardan kendilerine rızık olarak verdiği şeyler üzerine Allah ismini zikretmeleri için her ümmete kurban ibadeti koyduk. Zira ilâhınız tek bir ilâhtır. Bu itibarla O'na teslim olun. (Ey Muhammedi) O huzû ve huşu duyanları müjdele.
35-       Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer; başlarına gelene karşı sabırlıdırlar; namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.
36-       Biz o kurbanlık deveyi de Allah'ın alâmetlerinden yaptık. Onda sizin için bir hayır vardır. Onları ayakları üzerinde durur vaziyette kurban ederken Allanın ismini anın. Yanları üzerine düşünce de (ondan kesip) yeyin. Kıt kanaat geçinip istemeyene de, isteyecek durumda olana da yedirin. Belki şükredersiniz diye, o büyük hayvanları sizin emrinize işte böyle boyun eğdirdik.
37-       Onların etleri de kanları da Allah'a elbette ulaşmayacaktır. Fakat O'na sizden takva ulaşacaktır. Allah'ın size (dînin esaslarını öğrenmek hususunda) hidayet etmesi dolasıyısle, O'nu tekbîr etmeniz için o koca hayvanları size işte böyle boyun eğdirmiştir, (Ey Muhammedi) ibadetlerini iyi yapanları müjdele.
38-       Allah, şüphesiz, îman edenleri savunur. Allah, hiçbir hâin nankörü de sevmez.
39-       Kendileriyle savaş edilenlere, zulmedilmeleri dolayısıyle (savaşmalarına) izin verilmiştir. Allah, şüphesiz onlara yardım etmeye kaadirdir
40-       Onlar, "Rabbımız Allah'tır" demekten başka bir sebep yokken, haksız yere yurtlarından çıkarılmıştır. Eğer Allah'ın, insanları biribirleriyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah isminin çok zikredildiği mescidler yıkılıp giderdi. Allah, kendisine yardım edene muhakkak yardım eder. Allah, şüphesiz çok kuvvetlidir; dâima gâlibdir.
41-       O yurtlarından çıkarılanları, biz yeryüzünde yerleştirdiğimiz takdirde, namazı kılarlar, zekâtı verirler; iyiliği emredip kötülükten menederler. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
42-       (Ey Muhammedi) Eğer seni yalanlıyorlarsa, (sen, yalanlananların ilki değilsin). Onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı.
43-       Keza İbrahim kavmi ile Lût kavmi de yalanlamıştı.
44-       Medyen halkı da yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlanmıştı. Bunun üzerine kâfirlere mühlet verdim; sonra da onları yakaladım. Şimdi inkâr nasılmış görsünler.
45-       Nice kasabalar vardır ki, zâlim oldukları için onları helak etmişizdir; artık onların duvarları, çökük çatıları üzerine yıkılmıştır. Keza körelttiğimiz nice kuyu ve yıktığımız nice yıkık saray vardır.
46-       Bu yalanlayanlar yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki, orada onların akıl edecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçi bazan gözler kör olmaz da, yalnız göğüsteki kalbi ar kör olur.
47-       (Ey Muhammedi) Senden, azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah, va'dinden asla dönmez. Rabbının katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
48-       Nice kasabalar vardır ki, zâlim oldukları halde, onlara mühlet vermişimdir. Sonra da onları yakalamışımdır. Sonunda dönüş yalnız banadır.
49-       (Ey Muhammedi) De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım"
50-       îman edenler ve iyi iş işleyenler için mağfiret ve bol rızık vardır.
51-       Âyetlerimizin   reddi   hususunda  yarış   edercesine   gayret  sarfedenler ise,
cehennem ehlidirler
52-       (Ey Muhammedi) Senden önce hiçbir rasûl, hiçbir nebiy göndermedik ki, o bir temennide bulunduğu zaman, şeytan onun temennisine bir şey sokmuş olmasın. Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir;hikmet sahibidir.
53-       Bu, şeytanın soktuğu şeyi, kalblerinde hastalık elan ve kalbleri katılaşan kimselere bir imtihan vesilesi yapmak içindir. Zâlimler, şüphesiz çok uzak bir ayrılık içindedirler.
54-       Ve yine bu, kendilerine ilim verilenlerin (Kur'ân'ın), Rabbından gelen bir hak olduğunu bilmeleri, ona îman etmeleri ve kalblerinin mutmain olması içindir. Allah, şüphesiz îman edenleri doğru yola hidayet edecektir.
55-       Küfredenler ise, kendilerine ölüm birden bire gelinceye, yahut müstesna bir günün azabı gelip çatıncaya kadar ondan şüphe içindedirler.
56-       İşte o gün, hükümranlık yalnız Allah'a mahsustur; aralarında O hüküm verir, îman edenler ve iyi iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
57-       Küfredenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise, işte bunlar için zelil edici bir azâb vardır.
58-       Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler, yahut ölenler, işte, Allah onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, şüphesiz rızık verenlerin en hayırlısıdır.
59-       Onları, hoşnud olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; ceza vermekte de aceleci değildir.
60-       İşte bu böyledir. Kim cezalandırıldığı kadar cezalandırır, sonra da kendisine yine saldırılırsa, Allah ona muhakkak yardım eder. Allah, çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
61-       Bu da böyledir; çünkü Allah, geceyi gündüze sokar; gündüzü de geceye sokar. Allah, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
62-       Keza bu da böyledir; çünkü Allah, işte, hak olan asıl O'dur. O'nun yerine ilâh olarak yalvardıkları ise, bâtıldır. Allah, işte çok yüce, çok büyük olan da O'dur.
63-       Görmüyor musun, Allah, gökten bir su indiriyor da, yer yemyeşil oluyor. Allah, şüphesiz Latîf'tir, her şeyden haberdârdır.
64-       Göklerde ve yerde her ne varsa O'na aittir. Allah, işte her şeyden müstağnî olan O'dur; hamdolunmaya lâyıktır.
65-       Görmüyor musun, Allah, yeryüzündeki her şeyi ve kendi emriyle denizde yüzen gemileri size boyun eğdirmiştir. Keza izni olmaksızın yer üzerine düşmemesi için göğü de tutmaktadır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir; çok merhametlidir.
66-       Size önce hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra tekrar hayata döndürecek olan O'dur. Fakat insan çok nankördür.
67-       Biz, her ümmet için, yapa geldikleri bir takım ibadet tarzları koymuşuzdur. Bu itibarla, (ey Muhammed.) bu hususta seninle münakaşaya kalkışmasınlar. Rabbına davet et. Hiç şüphe yoktur ki, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
68-       Eğer seninle mücadeleye kalkışırlarsa, de ki: "Allah, sizin yaptıklarınızı daha iyi
bilir.'
69-       Allah, kıyamet günü, ihtilaf ettiğiniz hususlarda, aranızda hüküm verecektir.
70-       Bilmiyor musun ki Allah, gökte ve yerde olan her şeyi bilir; bu Levh-ı Mahfûz'da yazılıdır. Bu, şüphesiz Allah'a kolaydır.
71-       Müşrikler, Allah'ı bırakıp (ibadet edilebilecekleri hakkında) Allah'ın hiçbir delil indirmediği ve kendilerinin de hakkında hiçbir bilgileri olmadığı şeylere ibadet etmektedirler. Oysa (küfürleriyle) zulmedenler için hiçbir yardımcı yok.
72-       Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, küfredenlerin yüzlerindeki inkar alâmetlerini hemen tanırsın. Neredeyse ayetlerimizi kendilerine okuyanlara saldıracak olurlar. (Ey Muhammedi Onlara) de ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın küfredenlere va'd ettiği ateşi.. O, ne kötü bir akıbettir."
73-       Ey insanlar! Size bir misal veriliyor: onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvarıp yakardıklarınız, biraraya gelseler bile, bir sineği dahî yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu, ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
74-       Allah'ı hakkıyla takdir edememişlerdir. Gerçek şudur ki, Allah çok kuvvetlidir; dâima gâlibtir.
75-       Allah, meleklerden de insanlardan da elçiler seçmiştir. Allah, şüphesiz hakkıyla işitendir; hakkıyla görendir.
76-       Önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. Bütün işler Allah'a döndürülür
77-       Ey îman edenleri Rükû edin; secde edin; Rabbınıza ibadet edin; hayır işleyin.Belki böylece kurtuluşa erersiniz.
78-       Allah yolunda, O'na lâyık bir şekilde cihad edin. O, sizi seçmiş ve dînde babanız İbrahim'in dîni olarak, üzerinize herhangi bir güçlük yüklememiştir. Daha önceki kitaplarda ve bu Kitapla, Peygamberin size şâhid olması, sizin de diğer insanlara şâhid olmanız için, sizi müslüman diye isimlendirmiştir. Bu itibarla namazı dosdoğru kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O sizin mevlânızdır. O, ne güzel bir mevlâ ve ne güzel bir yardımcıdır.