Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

023 – MU’MiNUN SURESi - Talat - 23. Sayfa

23-MU'MİNÛN SÛRESİ


Kur"ân-ı Kerîm'in yirmi üçüncü sûresi olup 118 âyetten müteşekkildir, Mekke'de Enbiyâ sûresinden sonra nazil olmuştur. Sûrede mü'minlerin zaferlerinden ve müşriklerin de kötü akıbetlerinden bahsedildiği için, ona Mu'mimûn sûresi denilmiştir.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1 -         Mü'minler kurtuluşa ermişlerdir.
2-         Çünkü namazlarında huşu duyanlar onlardır;
3-         Boş şeylerden yüz çevirenler onlardır.

4.        Zekâtı verenler onlardır.
5-         Irzlarını koruyanlar onlardır.
6-         Ancak eşleri, yahut sahibi oldukları cariyeler bunun dışındadır ve bunlar yüzünden kötülenmezler.
7-         Bundan başkasını isteyenler ise, işte bunlar haddi aşanlardır.
8-         Keza emanetlerine ve ahidlerine riayet edenler onlardır.
9-         Namazlarını koruyanlar onlardır.
10-       İşte asıl vârisler bunlardır.
11-       Ve bunlar, Firdevs cennetlerine vâris olacaklar ve orada ebedî kalacaklardır.
12-       Şu bir gerçektir ki, biz insanı çamurun safından yarattık.
13-       Sonra onu sağlam bir kalış yerinde, bir nutfe yaptık,
14-       Sonra nutfeyi asılı bir hücre kümesine çevirdik; hücre kümesini bir et parçası haline getirdik; et parçasından kemik yaratık; kemiğe et giydirdik; nihayet onu bambaşka bir varlık olarak inşa ettik. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir.
15-       Sonra siz, bunun arkasından mutlaka öleceksiniz.
16-       Sonra, kıyamet günü yeniden diriltileceksiniz.
17-       Şu da bir gerçek ki, biz, sizin üzerinizdeki yedi tabaka göğü de yarattık ve yaratılanlardan hiçbir surette gâfıl olmadık.
18-       Gökten kâfi miktarda bir su indirdik ve onu yerde tuttuk. Biz onu gidermeye de elbet kaadiriz.
19-       İşte o su ile, sizin için içinde yeyip durduğunuz bir çok meyveler bulunan hurma ve üzüm bağları yetiştirdik.
20-       Keza Tûr-i Sînâ'da çıkan ve yiyenlere yağ ve katık veren zeytin ağacını da (o su ile yetiştirdik).
21-       Ehlî hayvanlarda da sizin için mutlaka bir ibret vardır. Karınlarındaki sütten size içiriyoruz. Onlarda sizin için pek çok menfaat vardır ve onlardan yiyip duruyorsunuz.
22-       Hem o hayvanlarda ve hem de gemilerde taşınıp durmaktasınız.
23-       Nuh'u kavmine göndermiştik de, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Sizin için kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a ibadet edin. Hiç sakınmaz mısınız?"
24-       Kavminin küfreden İleri gelenleri de demişlerdi ki: "Bu (adam), sizden üstün olmak isteyen sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Eğer Allah dileseydi melekler gönderirdi. İlk atalarımızdan bunu hiç işitmemiştik."
25-       "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir. Bu itibarla onu bir süre göz altında bulundurun."
26-       Nûh ise şöyle demişti: "Rabbıml Onların beni yalanlamalarına karşı bana yardım et."
27-       Biz de ona şunu vahyetmiştik: "Nezaretimiz altında ve vahyimize göre bir gemi yap. Emrimiz gelip sular kaynayınca, her cinsten birer çiftle, aleyhlerine hüküm verilmiş olanlar dışında aileni gemiye sok. Zulmedenlerin bağışlanmaları için bana başvurma. Onlar boğulacaklardır,"
28-       Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleşince de, bizi zâlim kimselerden kurtaran Allah'a hamd olsun de"
29-       "Ve yine de ki: Rabbım! Beni mübarek bir yere indir. Sen, indirenlerin en hayırlısısın."
30-       Biz. h«r ne kadar onları imtihan etmiş olsak bile, bunda, (insanlar için) ibretler vardır.
31-       Bunlardan sonra başka bir nesil getirdik.   .
32-       Onlara da kendi içlerinden "sizin için kendisinden başka ilah olmayan Allah'a ibadet edin. Hiç sakınmaz mısınız?" diyen bir peygamber gönderdik.
33-       Fakat kavminin küfreden ileri gelenleri, âhirete kavuşmayı yalanlayanlar ve kendilerini dünya hayatında refaha kavuşturduklarımız da demişlerdi ki: "Bu da
sizin gibi bir insandan başkası değil; sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor."
34-       "Kendiniz gibi bir insana itaat ettiğiniz takdirde, siz, muhakkak hüsrana uğrarsınız."
35-       "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik olduğunuz zaman, tekrar (kabirlerinizden) çıkarılacağınızı mı va'd ediyor?
36-       "Oysa va'dolunduğunuz şey ne kadar uzak, ne kadar!"
37-       Hayat sadece şu dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız. Tekrar dirilecek değiliz.'
38-       "O, Allah'a karşı yalan iftirada bulunan bir adamdan başkası değil. Biz ona inananlardan değiliz."
39-       O peygamber de şöyle demişti. "Rabbım Onların beni yalanlamalarına karşılık bana yardım el."
40-       Allah da buyurmuştu ki: "Birazdan muhakkak pişman olacaklardır."
41-        Nitekim onları o korkunç azâb yakalayıvermişti . Onları bir çöp yığını haline getirmiştik."; Uzak olsun öyle zâlim kavim.
42-       Sonra bunların ardından başka nesiller var ettik.
43-       Hiçbir ümmet ne kendi ecelinin önüne geçebilir; ne de ondan geri kalır.
44-       Sonra birbiri arkasına peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi gelince, onu yine yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasına helak ettik ve onları, (halkın biribirleririe anlattıkları) efsaneler yaptık. İman etmeyen böyle kavimler yok olsun.
45-       Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u âyetlerimizle ve apaçık delillerle gönderdik.
46-       Onları, Firavun ve adamlarına göndermiştik. Fakat onlar da büyüklendiler. Zaten kibirli bir kavim idiler.
47-       Bu yüzden: "Kavimleri bize kulluk edip dururken, bizim gibi iki insana mı îman edeceğiz?" demişlerdi.
48-       Böylece o iki peygamberi yalanlamışlar ve helak edilenlerden olmuşlardı.
49-       (Yahudiler) belki doğru yolu bulurlar diye, Musa'ya da kitap vermiştik.
50-       Meryem'in oğlunu ve annesini bir mucize kılmış ve her ikisini de, akar suyu olan, yüksek, meskûn bir yere yerleştirmiştik.
51-       Ey Peygamberler! Temiz yiyeceklerden yiyin; iyi iş işleyin; zira ben, sizin ne yaptığınızı hakkiyle bilirim.
52-       Gerçek şu ki, sizin dîniniz tek bir dîndir; ben de sizin Rabbınızım; bu itibarla benden sakının.
53-       Ne var ki peygamberlerin tabileri, dînlerini aralarında bölük pörçük etmişlerdir. Bu sebeple her gurup kendi yanındakiyle ferahlanmaktadır.
54-       Azabı görecekleri vakte kadar sen onları bırak.
55-56- Kendilerine bol bol mal ve oğul vermemizden, iyiliklerine koşuştuğumuzu mu zannediyorlar? Asla. Fakat onlar anlamıyorlar.
57-       Oysa Rablarının korkusundan titreyenler;
58-       Rablarının âyetlerine îman edenler;
59-       Rablarına şirk koşmayanlar.
60-       Rablarına döneceklerinden, verdiklerini kalbleri korkarak verenler;
61-       İşte, iyilik hususunda yarış edenler ve öne geçenler bunlardır.
62-       Biz, hiçbir nefse gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. Yanımızda hakkı dile getiren bir kitap vardır. Onlar, asla haksızlığa uğratılmazlar.
63-       Fakat o müşriklerin kalbleri, bu kitaptan gaflet içindedir. Onların bundan başka da amelleri vardır ve onları yapıp durmaktadırlar.
64-       Onların varlıklarını azâbla yakalayıp aldığımız zaman feryadı basacaklardır.
65-       (Fakat onlara deriz ki:)"Bugün feryad etmeyin. Artık bizden yardım göremezsiniz.
66-67- "Âyetlerim size okunuyordu da siz büyüklük taslayıp gece vakti hezeyanlar savurarak topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz."
68-       Onlar Kur*»1! hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa onlara gelip geçmiş atalarına gelmeyen bir şey mi gelmiş?
69-       Yahut peygamberlerini tanımamışlar da, onu o yüzden mi inkâr etmektedirler?
70-       Yahutta onda delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, Peygamber onlara hakkı getirmiştir; fakat onların çoğu haktan hoşnud değillerdir.
71-       Eğer hak, onların hevâ ve heveslerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve içindeki herkes, mutlaka boğulurdu. Oysa biz onlara, şân ve şereflerini ihtiva eden Kur'ân'ı getirdik; fakat onlar, bundan yüz çevirmektedirler.
72-       (Ey Muhammedi (Yoksa sen onlardan ücret mi istiyorsun ki? Rabbının ücreti daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
73-       Aslında sen onları dosdoğru bir yola davet ediyorsun.
74-       Âhirete inanmayanlar ise, o doğru yoldan sapmaktadırlar.
75-       Onlara merhamet etsek ve sıkıntılarını gidersek bile, sürdürüp geldikleri azgınlıklarına yine devam edeceklerdir.
76-   '   Bu sebeple onları azâb ile yakaladık; fakat onlar yine de Rablarına boyun
eğmemişler ve yalvarmamışlardır.
77-       Sonunda üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımız zaman, içinde şaşkın ve ümidlerini kaybetmiş bir halde kalacaklardır.
78-       Oysa sizin için kulak, göz ve kalb yaratan O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.
79-       Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'nun huzurunda toplanacaksınız.
80-       Size hayat veren ve öldüren de keza O'dur. Gece ve gündüzün birbiri arkasına gelip gitmesi de O'na aittir; hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?
81-       Fakat onlar, evvelkilerin söyledikleri gibi söylemektedirler.
62- Demektedirler ki; "Biz öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar diriltilecek miyiz?'
83-       "Biz ve daha önce atalarımız da bununla tehdit olunmuştuk. Oysa bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir."
84-       (Ey Muhammedi O müşriklere) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), yeryüzü ve yeryüzünde bulunanlar kimindir?"
85-       Diyeceklerdir ki: "Allah'ın." De ki: "O halde hiç düşünmüyor musunuz?"
86-       Yine de ki: "Yedi tabaka göğün Rabbı ve büyük Arş'ın Rabbı kimdir?"
87-       Onlar da diyeceklerdir ki: "Allah'tır." De ki: "O halde hiç korkmuyor musunuz?"
88-       Keza de ki: "Eğer biliyorsanız, (söyleyin bakalım) her şeyin hükümranlığı elinde olan, her şeyi himaye eden ve fakat kendisi himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
89-       Diyeceklerdir ki: "Allah". De ki: "O halde nasıl aldanıyorsunuz?"
90-       Hayır, biz onlara hakkı getirdik; onlar ise yalancıdırlar.
91-       Allah, hiçbir surette bir çocuk edinmemiştir ve O'nunla beraber hiçbir ilâh olmamıştır. Eğer öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığı ile gider ve birbirine üstün gelmeye çalışırdı. Oysa Allah, onların tavsif ettikleri şeylerden münezzehtir.
92-       O, gaybın da. hazır olanın da âlimidir. Allah, onların şirk koştukları şeylerden çok yücedir.
93-       (Ey Muhammedi) De ki: "Rabbım! Eğer onların tehdit olundukları azabı bana da gösterecek olursan";
94-       "Rabbım! Beni o zâlim kavmin içinde bulundurma."
95-       Biz, şüphesiz onlan tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye kaadiriz.
96-       Sen, yine de kötülüğü en güzel ile sav. Biz, onların vasf ettiklerini çok daha iyi biliriz.
97-       De ki: "Rabbım! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."
98-       "Onların, yanımda bulunmalarından sana sığınırım, Rabbım!
99-       Nihayet onlardan birine ölüm gelince demektedir ki: "Rabbım! Beni dünyaya geri döndür."
100-     "Ta ki yapmadan bıraktığım iyi işleri yapayım." Asla Söylediği sadece kendi sözüdür. Tekrar dirilecekleri güne kadar, arkalarında (dönüşlerine mâni olacak) bir engel vardır.
101-     Sûr'a üflendiği zaman, artık o gün, aralarında ne soy sop kalır; ne de biribirlerine onu sorarlar.
102-     Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtuluşa erenler onlardır.
103-     Kimin tartılan da hafif gelirse, işte ebedi kalacakları cehennemde kendilerine yazık edenler bunlardır.
104-     Ateş onların yüzlerini dağlayacak ve dişleri sırıtıp kalacaktır.
105- Onlara denilecektir ki: "Âyetlerim size okunmamış ve siz de onları yalanlamamış mıydınız?"
106-     Onlar ise, şöyle diyeceklerdir "Rabbimiz! İsyankârlığımız, üzerimize galebe çalmış ve sapık bir kavim olmuştuk."
107-     "Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar; (dünyaya geri döndür). Eğer yine (eski halimize) dönersek, işte o zaman, biz zâlim kişileriz (ve cezayı hak etmiş oluruz)"
108-     Allah da onlara buyuracaktır ki: "Susun orada ve konuşmayın."
109-     Zira kullarımdan bir gurup, "Rabbimiz! Biz îman ettik; bizi bağışla ve bize merhamet eyle. Sen merhametlilerin en hayırlısısın" diyorlardı da,
110-     "Siz onları, beni anmayı size unutturacak kadar eğlence edinmiştiniz ve alay edip onlara gülüyordunuz."
111-     "Ben de onları bugün, sizin eziyetlerinize sabretmeleri dolayısıyla mükâfatlandırdım. İşte asıl kurtuluşa erenler onlardır."
112-     Allah onlara buyuracaktır ki: "Yıllar sayısınca yeryüzünde ne kadar kaldınız?"
113-     Onlar da şöyle diyeceklerdir: "Bir gün, yahut bir günden daha az. Sayanlara sor."
114-     Allah da şöyle buyuracaktın "Çok az kaldınız. Keşke bunu gerçekten bilmiş olsaydınız...'
115-     "Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve bize geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"
116-     Kendisinden başka ilâh olmayan gerçek hükümdar, şerefi büyük Arşın Rabbı olan Allah çok yücedir.
117-     Kim Allah ile beraber, varlığına hiçbir delil bulunmayan başka bir ilâha ibadet ederse, onun hesabı Rabbı yanındadır. Gerçek şudur ki, kâfirler asla iflah olmayacaktır.
118-     (Ey Muhammedi) De ki: "Rabbim! Bağışla ve merhamet et. Sen, merhametlilerin en hayırlısısın."