Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

037 – SAFFAT SURESi - Talat - 37. Sayfa

37-SAFFAT SURESİ

 

Kur'ân-ı Kerîm 37nci sûresi olup 182 âyetten müteşekkildir. Mekke'de En'âm Sûresinden sonra nazil olmuştur. Sûre adını.ilk âyetinde, saf saf olmuş melekler üzerine yemin edilirken onların durumunu ifade eden "sâffât kelimelerinden almıştır.

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 

1-5-    Sâf sâf olan, sürdükçe süren andıkça anan meleklere yemin ederim ki, göklerin ve yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbı ve doğuların Rabbı olan

İlâhınız, muhakkak ki birdir.

6-7-    Biz, dünya semasını, itaatten çıkan her türlü şeytandan korumak için bir ziynette, yıldızlarla süsledik.

8-9-    Artık o şeytanlar 'mele-i âlâ'yı (yüce âlemi) dinleyemezler; her taraftan kovularak atılırlar.

10-        Ancak kim bir haber kapacak olursa, onu da delici bir alev takip eder.

11-       (Ey Muhammedi) Şimdi o müşriklere sor: Yaratılış yönünden onlar mı daha zor, yoksa bizim şu yarattıklarımız mı? Oysa biz onları yapışkan bir çamurdan yaratmıştık.

12-        Hayır, sen bu deliller karşısında hayret ediyorsun; onlar da seni alaya alıyorlar.

13-        Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüt almıyorlar.

14-        Bir mucize gördükleri zaman onunla alay ediyorlar.

15-        Ve diyorlar ki: "Bu, apaçık sihirden başka bir şey değil."

16-17- Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, biz, yahut evvelki atalarımız muhakkak dirilecek miyiz"?

18-        (Ey Muhammedi) De ki: "Evet; hem de zelil olarak."

19-        O, sadece korkunç tek bir sayha (ses)dir ki, işte o zaman, onlar, her şeyi göreceklerdir.

20-        Ve diyeceklerdir ki: "Yazıklar olsun bize; bu, ceza günüdür."

21-        "Evet, bu, sizin yalanlamış olduğunuz iyiyle kötüyü birbirinden ayırt etme günüdür,"

22-23- (Meleklere denir ki:) "Küfürleriyle o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplayın; sonra da cehennem yoluna şevke din".

24-        "Bir yerde onları durdurun; çünkü sorguya çekileceklerdir".

25-        (Onlara da denir ki:) "Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz"?

26-        Hayır edemezler; onlar artık teslim olmuşlardır.

27-        Yine de biribirlerine dönüp sorarlar;

28-        Ve derler ki: "Dünyada iken siz bize hep sağdan gelir (sûret-i haktan görünür) diniz".

29-        Diğerleri de şöyle derler: "Hayır, aksine; siz, mü'min kimseler değildiniz".

30-        "Bizim, sizin üzerinizde bir nüfuzumuz yoktu; fakat siz, isyan etmiş bir kavim idiniz".

31-        "Artık  üzerimize   Rabbımızın   azâb   sözü  vacib   oldu.   Biz onu  herhalde tadacağız".

32-        "Sizi azdırdık; zira biz de azgınlardan idik".

33-        Velhâsıl o gün onlar azâbta birleşirler.

34-        Biz, şüphesiz, suçlulara işte böyle yaparız.

35-        Zira onlar, kendilerine "Allah'tan başka ilâh yoktur" denil-diği zaman, büyüklük taslarlardı.

36-        Ve derlerdi ki: "Biz, deli bir şâir için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz"?

37-        Hayır, (o ne deli ve ne de şâirdir; fakat) hakkı getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştır.

38-        Siz, muhakkak o acı azabı tadacaksınız.

39-        Şu var ki, yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle cezalandırılmazsınız.

40-        Ancak amellerinde ihlâs sahibi olan Allah'ın kulları bunun dışındadır. 41.44. İşte onlar için belirli bir rızık, meyveler vardır. Onlar, nimet cennetlerinde, karşılıklı sedirler üzerinde ikram olunurlar.

45-46- Aralarında, içenlere lezzet veren, bembeyaz kaynaktan doldurulmuş kadehler

dolaştırılır.

47-      O, ne baş ağrısı verir; ne de ondan sarhoş olurlar,

48-49- Yanlarında da, sanki hiç el değmemiş yumurta renginde, gözlerini yalnız

kendilerine çevirmiş güzel gözlü eşler vardır.

50-       Birbirlerine dönüp sorarlar.

51 -      İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı".

52-        "Bana derdi ki: Sen gerçekten yeniden dirilmeyi tasdik edenlerden misin"'?

53-         'Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, yeniden diriltilip cezalandırılacağız"?

54-        (Yine o kişi, cennetteki arkadaşlarına)der ki: "Şimdi onun halini bilir misiniz"?

55-        İşte o zaman, (dünyada iken bunları söyleyen arkadaşının haline) muttali' olur ve onu cehennemin ortasında görür.

56-        der ki: "Allah'a yemin ederim ki, sen, neredeyse beni de mahvedecektin'.

57-        'Eğer Rabbımın nimeti olmasaydı, ben de azâb için oraya şevke dilenlerden olacaktım".

58-59- "De ki ölümümüzden sonra, artık biz bir daha ölecek değiliz, değil, mi? Ve biz hiç

azâb görmeyeceğiz"?

60-      işte bu, muhakkak ki en büyük kurtuluştur.

61 -      Çalışanlar da, bunun gibi bir netice almak için çalışsınlar.

62-        Şimdi misafire ikram olarak bu mu daha iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?

63-        Biz o ağacı zâlimlere âhiret azabı yaptık.

64-        O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

65-        Tomurcuklan, sanki şeytanların başları gibidir.

66-        İşte cehennemdekiler, onun bu meyvelerinden yerler ve karınlarım onunla doldururlar.

67-        Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar su ile karıştırılmış bir içecek vardır.

68-        Sonra onların dönüşleri yine cehennemedir.

69-        Onlar, babalarım şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

70-        Ve bu yüzden de, onların izleri üzerinden koşturmuşlardı.

71-        Kendilerinden önce, evvelkilerin çoğu da doğru yoldan çıkmışta.

72-        Onlara da, elbette uyarıcılar göndermiştik.

73-74- Allah'ın ihlâs sahibi kulları dışında, o uyarılanların akıbeti ne oldu, bir bak:

75-        Nuh, yardım istemek için bize seslenmişti. Biz ne güzel, duaya icabet edenleriz.

76-        Nitekim onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

77-        Onun soyunu ise, bakî kılmıştık.

78-79- Daha sonrakiler arasında ona, "âlemlerden Nuh'a selâm olsun* diye bir ün bırakmıştık. 80-       İşte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız. 81 -       O, şüphesiz mü'min kullarımızdan idi.

82-        Diğerlerini ise suda boğmuştuk.

83-        ibrahim de, muhakkak onun yolunda gidenlerden idi.

84-        Hani Rabbına salim bir kalb ile gelmişti.

85-        Babasına ve kavmine demişti ki: "Siz nelere ibadet ediyorsunuz1?

86-        Allah'tan başka, uydurma ilahlar mı istiyorsunuz"?

87-         "Alemlerin Rabbı hakkında sizin zannınız nedir"?

88-90- (Bir bayram günü) yıldızlara göz atmış ve demişti ki: "Ben hastayım". Bunun üzerine, diğerleri arkalarını dönüp ondan uzaklaşmışlardı

91-92- O da gizlice onların putlarına gitmiş ve demişti ki: "Hiç yemiyor musunuz? Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz"?

93-94- Sonra sessizce üzerlerine gitmiş ve şiddette vurmuştu. Putperest kavmi de koşarak ona gelmişlerdi.

95-96- Onlara şöyle demişti: "Yonttuğunuz putlara mı ibadet ediyorsunuz? Halbuki sizi ve yaptığınız şeyleri Allah yaratmıştır".

97-        Onlar da demişlerdi ki: "Onun için bir bina inşa edin ve onu ateşe atın".

98-        Ona bir tuzak kurmak istemişler, biz de onları zelil etmiştik.

99-        ibrahim şöyle demişti: "Burayı terke dip Rabbıma gideceğim; O beni doğru yola iletecektir".

100-      "Rabbım! Bana iyilerden bir çocuk ihsan eyle" diye duâ etmişti.

101 -     Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdelemiştik,

102-      Çocuk kendisiyle birlikte yürüyebilecek yaşa erişince, ona şöyle demişti: "Ey oğulcuğum! Ben rüyamda, seni kestiğimi görüyorum; s en ne dersin, bak"? O da demişti ki: "Ey babam! Sana emrolunanı yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın".

103-     Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, ibrahim onu alnı üzerine yatırmıştı. 104 -     Ey ibrahim!" diye seslenmiştik

105-      "Rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz biz, iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız".

106-     Bu, muhakkak ki apaçık bir imtihandı.

107-109- Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık vermiş, ve sonra gelenler arasında,

onun hakkında "ibrahim'e selâm olsun" denilecek bir ün bırakmıştık. 110-    İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

111 -    ibrahim de mü'min kullarımızdan idi.

112-       Ona, sâühlerden bir peygamber olarak İshak’ı müjdelemiştik.

113-     Kendisini de, İshak’ı da mübarek kılmıştık, ikisinin de soyundan hem iyi olanlar gelmişti, hem de kendisine apaçık zulmedenler gelmişti.

114-       Mûsâ ve Harun'a da lûtufta bulunmuş,

115-     Hem onları, hem de kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

116-       Onlara yardım etmiştik de galip gelenler onlar olmuşlardı.

117-     ikisine de açık anlaşılan bir kitap vermiş;

118-     Her ikisini de dosdoğru yola hidayet etmiştik.

119-120- Daha sonrakiler arasında kendilerine "Mûsâ ve Harun'a selam olsun denilecek bir de ün bırakmıştık.

121 -     Şüphesiz biz, iyi davrananları işte böyle mükafatlandırırız.

122-     Her ikisi de mü'min kullarımızdan idiler.

12 3 -     İlyas da, muhakkak peygamb erlerdendi.

124-     Kavmine demişti ki: 'Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz"?

125-126- "Yaratıcıların en güzelini, Rabbınız ve evvelki atalarınızın Rabbı Allah'ı terkedip Ba'l putuna mı yalvarıyorsunuz"?

127-128- Buna rağmen onu yine de yalanlamışlardı. Bu yüzden onlar, Allah'ın hâlis kulları hariç, hepsi de azâb için mutlaka getirileceklerdir.

129-130- Daha sonrakiler arasında "llyas'a selâm olsun" denilecek bir ün bırakmıştık.

131 -     Şüphesiz biz, iyi davrananları işte böyle mükâfatlandınız.

13 2 -     O, mü'min kullarımızdan idi.

13 3 -     Lût da muhakkak ki peygamberlerden idi.

134-135- Geride kalanlar içinde bulunan yaşlı bir kadın dışında, onu da ailesini de hepbirden kurtarmıştık.

136-     Sonra diğerlerini helak etmiştik.

137-138- Siz (ey insanlar!) halen sabah akşam onların üzerinden gelip geçiyorsunuz da hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?

139-     Muhakkak ki Yûnus da peygamberlerdendi.

140-141- Efendisinden izinsiz dolu bir gemiye binmişti de kur'aya katılmış ve kaybedenlerden olmuştu.

142-    Kınanacak bir iş yapmış olduğu halde (kendisini denize atmış), bir balık da onu yutmuştu.

143-144-Eğer Allah'ı teşbih edenlerden olmasaydı yeniden diriltilecekler) güne kadar balığın kamında kalırdı.

145-146- Buna rağmen biz onu, hasta olduğu halde boş bir yere çıkarmış üzerine de (gölgelik olarak) geniş yapraklı bir ağaç bitirmiştik.

147-      Sonra da onu,   yüz bin,   yahut daha fazla  insana  peygamber olarak göndermiştik.

148-      Onlar îman etmişler, biz de onları bir süreye kadar (dünya hayatından) faydalandım! işlik.

149-      (Ey Muhammedi)   Müşriklere sor  bakalım,   kızlar Rabbının   da oğlanlar kendilerinin mi?

150-      Yoksa onların huzurunda mı biz melekleri dişi olarak yarattık?

151-152- Bilesiniz ki, onlar, iftiraları yüzünden Allah doğurdu diyorlar ve elbette yalan söylüyorlar

153-     Allah, kızları oğlanlara tercih mi etmiştir?

154-      Sizin neyiniz var; nasıl hükmediyorsunuz?

15 5 -     Hiç düşünmüyor musunuz?

156-      Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var?

157-     Eğer böyle ise, sözünüzde de sadık iseniz kitabınızı getirin.

158-     Allah ile cinler arasında bir soy birliği uydurmuşlardır. Şurası gerçektir ki, cinler bile, bu iftirayı yapanların azab için cehenneme getirileceklerini bilmişlerdir

159-     Allah, onların isnad ettikleri sıfatlardan münezzehtir.

160-     Ancak Allah'ın ihlaslı kullan, cehenneme getirileceklerden müstesnadır.

161-163-Ey müşrikleri Ne siz ve ne de ibadet ettikleriniz, cehenneme girecek olanlardan başka hiç kimseyi Allah'a karşı ifsad edemezsiniz.

164-     Melekler derler ki: "İçimizden her birinin belli bir makamı vardır".

165-      "Saf saf olanlar biziz".

166-     Allah'ı her an teşbih edenler biziz".

167-169- Gerçi müşrikler: "Evvelkilerde olduğu gibi bizim de yanımızda bir kitap olsaydı Allah'ın ihlaslı kulları olurduk" demişlerdir.

170-     Fakat o kitap gelince de, onu inkar etmişlerdir. Şu var ki, bu inkarlarının akıbetini çok yakında göreceklerdir. Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

171 -     Gerçek olan şudur ki peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında önceden söz vermişizdir:

17 2 -     Onlara mutlaka yardım e dile c ektir.

173-       Ve galip gelecek olanlar mutlaka bizim ordumuzdur.

174-      (Ey Muhammed) Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

175-      (Azab kendilerine gelince) onları gözle. Onlar da çok yakında göreceklerdir

176-     Azabımızı görmeye acele mi ediyorlar?

177-      O azab bulundukları yere indiği zaman, o korkutulanların sabahı ne kötü olacaktır.

178-       (Ey Muhammed!)

179-      (Azab kendilerine gelince) onları gözle. Onlar da çok yakında göreceklerdir.

180-     Daima kuvvet ve galebenin Rabbı olan Rabbın, onların isnad ettikleri Sıfatlardan münezzehtir.

181 -     Peygamberlere selam olsun

182-     Hamd, alemlerin Rabbı Allah'a mahsustur.