047 – MUHAMMED SURESi - Talat - 47. Sayfa
47-MUHAMMED SÛRESİ
Kur'ân-ı Kerim in kırk yedinci sûresi olup 38
âyetten müteşekkildir. Medine'de Hadîd
sûresinden sonra nazil olmuştur. Yalnız 13 üncü
âyetin Mekke'den Medine'ye hicret sırasında,
yolda nazil olduğu bilinmektedir. Sûrenin 2 inci
âyetinde Hazreti Peygamberin adının zikredilmiş olması
dolayısıyle ona bu ad verilmiştir.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
1- İnkâr
edenlerin ve Allah'ın yolundan saptıranların amellerini Allah boşa çıkarır.
2- İman edenlerin, sâlih amel işleyenlerin ve Muhammed'e Rablarından
hak olarak indirilen Kur'ân'a inananların kötülüklerini ise örter ve
hallerini ıslâh eder.
3- Bu da, inkâr edenlerin bâtıla; îmân
edenlerin ise Rablarından gelen hakka tâbi olmaları
dolayısıyledir. İşte Allah insanlara kendileriyle ilgili misallerini
böyle verir.
4- İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınız zaman boyunlarını vurup
öldürün; onları çokça öldürüp iyice sindirdiğiniz zaman da onları esir edin.
Savaştan sonra da ya karşılıksız onları salıverin,
yahutta savaş, ağırlıklarını bırakıp hiç kalmayıncaya kadar fidye
alarak bırakın. Eğer Allah dileseydi onlardan kendisi intikam alırdı. Fakat
savaş, bazınızı bazınızla imtihan etmek içindir. Allah yolunda
öldürülenlerin amellerini Allah asla zayi etmiyecektir.
5- Onlara hidayet edecek ve hallerini düzeltecektir,
6- Onları, kendilerine tarif ettiği cennete koyacaktır.
7- Ey îman edenler! Siz Allah'a yardım
ederseniz Allah da size yardım eder ve tâatında
sizi devamlı kılar.
8- İnkâr edenlere gelince, yüzüstü gidiş de onlar içindir. Allah
onların âmellerini de iptal etmiştir.
9- Bu, onların, Allah'ın indirdiklerinden hoşlanmamaları
sebebiyledir. Allah da onların amellerini iptal etmiştir.
10- Yeryüzünde hiç dolaşıp da kendilerinden öncekilerin
âkıbetlerinin nasıl olduğuna bir bakmıyorlar mı?
Allah onları (malları, mülkleri ve evlâdlarıyle) helak etmiş. Kâfirler için
işte böyle akıbetler vardır.
11- Bu, Allah'ın, îman edenlerin dostu
olması, kâfirlerin ise hiçbir dostlarının bulunmaması dolayısıyladır
12- Allah, îman edenleri ve salih amel işleyenleri (ağaçlan) altından
ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkâr edenler ise, dünyada faydalanırlar,
hayvanların yedikleri gibi yerler; fakat ateş, onların meskenleridir.
13- (Ey Muhammedi) Seni içlerinden çıkaran kasaba halkından çok daha
kuvvetli nice kasaba halkları helak etmişizdir; onların hiçbir yardımcısı
yoktu.
14- Rabbından apaçık bir delil üzerinde olan kimse, kötü ameli kendisi
için süslenilen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
15- Allah'tan korkanlara va'dolunan ve
içinde tadı ve kokusu değişmeyen sudan, tadı bozulmayan sütten, içenlere
lezzet veren şaraptan ve süzme baldan ırmaklar, her çeşit meyveler ve
Rablarından bir de mağfiret bulunan cennetteki bir kimse, ateşte
dâimi olan, kaynar su içirilip de bağırsakları
parça parça dökülen kimse gibi midir?
16- İçlerinde, seni dinleyip de yanından çıktıkları zaman, kendilerine
ilim verilmiş olanlara "demincek ne söyledi?" diyenler vardır, işte bunlar,
Allah'ın kalblerini mühürlediği kendi heveslerine tâbi olan kimselerdir.
17- Hidayete erenler ise, Allah, onların hidayetlerini arttırmış ve
takvalarını korumuştur.
18- (Artık herşeylerini tamamlamışlardır
da, şimdi onlar) sadece kıyametin ansızın kendilerine gelmesini mi
bekliyorlar? Oysa onun alâmetleri gelmiştir. O halde bekledikleri kıyamet
kendilerine geldiği zaman İbret almaları neye yarar?
19- (Ey Muhammedi) Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur.
Günâhların için, erkek ve kadın mü'minlerin günâhları için Allah'tan
mağfiret dile. Allah, dolaştığınız yeri de, varıp duracağınız yeri de bilir.
20-21- İman edenler "(cihadı emreden) sûre
indirilemez miydi?" demektedirler. İçinde savaşın zikredildiği muhkem bir
sûre indirildiği zaman, kalblerinde bozukluk olan
kimselerin, sana, ölüm korkusundan üzerine baygınlık gelmiş kimsenin
bakışıyle baktıklarını görürsün. Oysa onlara
düşen itaat ve güzel sözdür. İş ciddileşip karar verilince de ona uymak.
Eğer Allah'a bağlı kalsalardı bu kendileri için daha hayırlı olurdu.
22- Ey münafıklar! Halkın işlerini üstlendiğiniz takdirde, sizden
yeryüzünde bozgunculuk etmeniz ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi?
23- İşte bunlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği ve bu yüzden
kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.
24- Bunlar Kuranı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbleri üzerinde
kilitleri mi var?
25- Kendileri için hidayet apaçık belli olduktan sonra arkalarını
dönüp tekrar küfre yönelenlere şeytan işlerini kolaylaştırmış, ümidlerini
artırmıştır.
26- Bu da, onların, Allah'ın indirdiklerinden hoşnud olmayanlara,
"biz, bazı hususlarda size itaat edeceğiz" demiş olmalarındandır. Oysa
Allah, onların bütün sırlarını bilir.
27- Melekler, yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını almaya
geldikleri zaman, halleri nasıl olacak?
28- Bu da, Allah'ı gazâblandıran şeylere uymalarından ve O'nun
rızasından hoşnud olmamalarındandır. Bu yüzden de Allah, onların amellerini
boşa çıkartmıştır.
29- Yoksa kalblerinde bozukluk olanlar, kinlerini Allah'ın asla açığa
çıkaramayacağını mı zannediyorlar?
30- Eğer dileseydik (ey Muhammedi), onları sana muhakkak gösterirdik.
Sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları,
konuşmalarının üslûbundan yine de bilirsin. Allah, bütün amellerinizi bilir.
31- Sizi mutlaka deneyeceğiz; tâ ki
içinizden cihada çıkanları ve sabredenleri bilelim; îmanınızı deneyelim.
32- Kendilerine hidayet apaçık belli olduktan sonra, inkâr edenler,
insanları Allah'ın yolundan saptıranlar ve Peygambere karşı gelenler,
Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, onların bütün işlerini boşa
çıkaracaktır.
33- Ey îman edenleri Allah'a itaat edin;
Rasûlüne de itaat edin ve amellerinizi heder etmeyin.
34- İnkâr edenleri, insanları Allah'ın yolundan saptıranları, sonra da
kâfir olarak ölenleri, Allah asla bağışlamaz.
35- Ey mü'minler! Düşmanlardan üstün olduğunuz halde, onların
karşısında gevşeklik göstermeyin ve bağış istemeye kalkışmayın. Allah,
sizinle beraberdir. Amellerinizin sevabını eksiltmeyecektir.
36- Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder ve
sakınırsanız, Allah size ecirlerinizi verir ve sizden mallarınızın tamamını
istemez.
37- Eğer tamamını isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz ve
kininizi ortaya çıkarırdı.
38- Nitekim işte sizler, Allah yolunda sarfetmeye
davet olunuyorsunuz; içinizde yine de cimrilik edenler vardır. Oysa cimrilik
eden, ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur. Allah zengindir; sizler ise,
fakirsiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah sizi başka bir kavimle değiştirir
de, onlar sizin gibi olmazlar.
İslami Okul Okulların En Önemlisi