Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

049 – HUCURAT SURESi - Talat - 49. Sayfa

49-HUCURÂT SÛRESİ


Kur'ân-ı Kerim 'in kırk dokuzuncu sûresi olup 18 âyetten müteşekkildir. Medine'de Mücadele sûresinden sonra nazil olmuştur. "Hucurât" odalar manasına gelir. 4 üncü âyette, Hazreti Peygambere odaların arkasından seslenip görgü kurallarını ihlâl eden kimselerden söz edilmesi dolayısıyla süreye bu ad verilmiştir. Esasen sûrenin gayesi de, mü'minlerin Hazreti Peygambere ve biribirlerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini göstermek, âdâb ve erkânı öğretmektir.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1-         Ey îman edenler! Allah'ın ve Rasûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyle işitendir; hakkıyle bilendir.
2-         Ey îman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesi üzerine yükseltmeyin. Farkına varmadan amellerinizin boşa gitmemesi için, birbirinize karşı bağırarak konuştuğunuz gibi, Peygambere karşı da bağırarak konuşmayın.
3-         Allah'ın Rasûlü yanında, seslerini kısarak konuşanların kalblerini Allah takva ile denemiştir. Onlar için mağfiret ve büyük mükâfat vardır.
4-         Sana odaların arkasından seslenenlerin çoğu, akıllarını kullanmayan kimselerdir.
5-         Halbuki sen, onlara çıkıncaya kadar sabretselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
6-         Ey îman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse, hallerini bilmediğiniz kimselere kötülük etmekten korkarak haberin aslını araştırın; aksi halde yaptığınıza pişmanlık duyanlardan olursunuz.
7-8 Bilesiniz ki, içinizde Allah'ın Peygamberi vardır. Eğer o. bir çok işte size uymuş olsaydı, kötü durumlara düşerdiniz. Fakat Allah, size îmanı sevdirmiş ve onu kalblerinizde süslemiştir. Küfrü, fışkı ve isyanı da size kötü göstermiştir. İşte Allah'tan bir lütuf ve bir nimet olmak üzere doğru yolu bulanlar bunlardır. Allah, her şeyi hakkıyle bilendir; hikmet sahibidir:
9-         Eğer mü'minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa, aralannı düzeltin. Eğer biri diğerine tecavüz ederse, Allah'ın emrine donünceye kadar, tecavüz edenle savaşın. Eğer Allah'ın emrine dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Allah, şüphesiz adil davrananları sever.
10-       Mü'minler kardeştirler; kardeşlerinizin aralarını düzeltin ve Allah'tan sakının ki merhamet olunasınız.
11-       Ey îman edenleri Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; mümkündür ki, alay edilen, diğerinden daha hayırlıdır. Keza kadınlarda, başka kadınlarla alay etmesinler; belki de alaya alınanlar, diğerlerinden daha hayırlıdır. Birtakım işaretlerle kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; îmandan sonra kötü isim (ile çağrılmak) ne fenadır. Bütün bunları yapıp da kim tövbe etmezse, işte asıl zâlimler onlardır.
12-       Ey îman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bazısı günâhtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Kimse kimseyi gıybet etmesin; içinizden biri, hiç ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir; çok merhametlidir.
13-       Ey insanlar! Biz sizi, bir erkek bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışıp anlaşmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında sizin en üstün olanınız, Allah'tan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyle bilendir, her şeyden hakkıyle haberdardır.
14-       Bedeviler "îman ettik" demektedirler. (Ey Muhammedi) De ki: "Siz îman etmediniz. Fakat islam olduk, deyin. Çünkü îman, henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Rasûlüne itaat ederseniz, Allah amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
15-       Asıl mü'minler, Allah'a ve Rasûlüne inanıp hiç şüphe etmeyenler ve Allah yolunda mallarıyle canlarıyla cihad edenlerdir. İşte îmanlarında sâdık olanlar bunlardır.
16-       (Ey Muhammedi) De ki: "Siz Allah'a dîninizi mi öğreteceksiniz? Allah, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyle bilendir.
17-       (Ey Muhammedi) Müslüman olmalarından, seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: "Müslüman olmanızdan, beni minnettar kılmayın. Fakat îmanınızda eğer samimi iseniz, sizi îmana hidayet etmesiyle Allah sizi minnettar kılar".
18-       Allah, şüphesiz, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyle görendir.