Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

058 – MUCADiLE SURESi - Talat - 58. Sayfa

58-MÜCÂDELE SÛRESİ

 


Kur'ân'-ı Kerim'in elli sekizinci sûresi olup 22 ayetten müteşekkildir. Medine'de Munâfıkûn sûresin den sonra nazil olmuştur. Hazreti Peygamberin ashabından Evs b. Sabit, eşi Havle Bint Sa'lebe'ye 'sen, bana anamın sırtı gibisin" demişti. Arablar arasında kocanın karısına bu sözü söylemesi, "zıhar yapmak" demekti. Bu söz söylendiği zaman, kadın boş düşmese bile, kocasına ebediyen haram oluyor ve dolayısıyla bir ayrılma sebebi sayılıyordu. Evs b. Sabit, eşi Havte'ye bu sözü söyleyince, Havle, ağlayarak Hazreti Peygambere gelmiş ve başına geleni anlatıp bir hal çaresi bulması için yalvarmıştı. Hazreti Peygamberin, "zıhar, ayrılık sebebidir, yapacak bir şey yok" demesi, hiçbir fayda sağlamamış ve kadın bir taraftan sızlanıp şikâyet etmiş, bir taraftan da ısrarını sürdürmüştür. Nihayet Cenab-ı Hak, kadının yalvarıp yakarmalarını karşılıksız bırakmamış ve zıhara keffaretle dönülebilir muvakkat bir mahiyet kazandıran bu sûrenin ilk âyetlerini indirmiştir.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1-         Allah, kocası hakkında seninle münakaşa eden ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözlerini elbette işitmiştir. Allah sizin konuşmanızı zaten işitiyordu. Şüphesiz Allah, hakkıyle işitendir; hakkıyle görendir.
2-         İçinizden kadınlarını zıhar yapıp analarına benzetenlerin, onlar, hiçbir surette anaları değillerdir. Onların anaları, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Gerçek şu ki, onlar, çirkin ve yalan olan söz söylemektedirler. Allah, şüphesiz affedicidir, bağışlayıcıdır.
3-         Kadınlarına zıhar yapıp, sonra da söylediklerinden dönenlerin, birbirleriyle temas etmeden önce bir köle âzad etmeleri gerekir. İşte size bununla öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyle haberdârdır.
4-         Fakat kim azad edecek köle bulamazsa, yine birbiriyle temas etmeden önce, bir biri arkasına iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen altmış düşkün doyurur. Bu keffaret, Allah'a ve Rasûlüne îman etmeniz için dir. Bunlar, Allah'ın hudududur. Kâfirler için elîm bir azâb vardır.
5-         Kendi koydukları hudûd ile Allah'ın ve Rasûlünün hududuna karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin uğradıkları gibi bir zillete uğratılacaklardır. Gerçek şu ki, biz, apaçık âyetler indirdik. Kâfirler için zelil edici bir azâb vardır.
6-         Allah, onların hepsini dirilttiği gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, onları bir bir zabt etmiştir; onlar ise, yaptıklarını unutmuşlardır. Allah, her şeye şâhiddir.
7-         Allah'ın, göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Üç kişinin hiçbir gizlisi yoktur ki, O, dördüncüleri olmasın; beş kişinin hiçbir gizlisi yoktur ki. O, altıncıları olmasın. İster bundan daha az, ister daha çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar, O, onlarla beraberdir; sonra da kıyamet günü, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyle bilendir.
8-         Gizli toplantılardan menolunup da sonra menolundukları şeye tekrar dönerek günâh, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizli gizli konuşanları bilmez misin? Sana geldikleri zaman, seni, Allah'ın seni selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. Kendi kendilerine de şöyle diyorlar: Söylediklerimizden dolayı Allah'ın bize azâb etmesi gerekmez mi?" Girecekleri cehennem onlara yeter. Ne kötü gidiştir o.
9-         Ey îman edenler! Gizli konuştuğunuz zaman, günâh için, düşmanlık için ve Peygambere karşı gelmek için konuşmayın; iyilik ve takva için konuşun. Kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
10-       (Günâh ve düşmanlık için) gizli buluşup görüşme, îman edenlerin üzülmesi için şeytandandır. Oysa şeytan. Allah'ın izni olmadan hiçbir şekilde zararlı olamaz. Bu itibarla

müminler, Allah'a güvenip dayansınlar.
11-       Ey îman edenler! Size "meclislerde yer açın" denildiği zaman, yer açın ki Allah da size cennette yer açsın. "Kalkın" denildiği zaman da. hemen kalkın ki, Allah da içinizden îman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyle haberdârdır.
12-       Ey îman edenleri Peygambere gizli bir şey söyleyeceğiniz zaman, konuşmanızın önünden bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer verecek bir şey bulamazsanız, şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
13-       Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki, vermediniz? Allah da sizi bundan affetti. Siz, yine namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyle haberdârdır.
14-       Allah'ın gadab ettiği bir kavmi, kendilerine dost edinenleri görmüyor musun? Onlar sizden de değillerdir, onlardan da. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
15-       Allah, onlar için şiddetli bir azâb hazırlamıştır. Yapmış oldukları şey çok kötüdür.
16-       Yeminlerini kalkan edinmişler ve böylece insanları Allah'ın yolundan saptırmışlardır. Onlar için zelil edici bir azâb vardır.
17-       Onların ne mallan ve ne de evladları, Allah'ın azabından hiçbir şeyi onlardan sayamayacaktır. Onlar cehennem ehlidirler; orada daimîdirler.
18-       Allah, onların hepsini dirilttiği gün. size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin birşey üzerinde olduklarını zannedeceklerdir Haberiniz olsun ki, işte asıl yalancılar onlardır.
19-       Şeytan onları hükmü altına almış ve Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte bunlar, şeytanın taraftarlarıdır. Haberiniz olsun ki, asıl hüsrana uğrayacak olanlar. muhakkak ki şeytanın taraftarlarıdır.
20-       Allah'a ve Rasûlüne karşı gelenler, işte bunlar, insanların en alçakları içindedirler.
21-       Allah, "ben ve peygamberlerim mutlaka gâlib geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah, dâima kuvvetlidir; gâlibtir.
22-       Allah'a ve âhiret gününe îman eden bir kavmin, babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahutta akrabaları bile olsalar, Allah'a ve Rasûlüne karşı gelen kimselere sevgi beslediklerini göremezsin. İşte bunlar, Allah'ın, kalblerine îmanı yazdığı ve kendinden bir rûh ile kuvvetlendirdiği kimselerdir. Onları, içinde ebediyyen kalacakları, (ağaçlan)altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. İşte bunlar da Allah taraftarı olanlardır. Allah onlardan razı olmuştur; onlar da Allah'tan.. Haberiniz olsun ki, asıl kurtuluşa erenler de. şüphesiz, Allah taraftarlarıdır.