Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

059 – HASiR SURESi - Talat - 59. Sayfa

59. HAŞR SÛRESİ


Kur'ân-ı Kerîm'in elli dokuzuncu sûresi olup 24 âyetten müteşekkildir. Medine'de Beyyine sûresinden sonra nazil olmuştur. Uhud savaşında müslümanların bozguna uğramaları üzerine, Benû Nadir Yahudîleri, Mekkelî müşriklerle, müslümanlara karşı bir andlaşma yapmışlar, müslümanlarla olan andlaşmalarını da bozmuşlardı. Bunun üzerine Yahudilerin reisi Ka'b b. Eşraf, süd kardeşi Muhammed b. Mesleme tarafından öldürülmüş, Hazreti Peygamber de Benû Nadirin köylerini kuşatarak on gün içinde çıkıp gitmelerini emretmiştir. Ancak, bazı münafıklardan da destek gören Yahudilerin, bir taraftan savaş hazırlığına girişmeleri, bir taraftan da Hazreti Peygambere suikast teşebbüsünde bulunmaları, kuşatmanın daha fazla sıkıştırılmasına sebep olmuş ve nihayet yahudiler, Medine'den çıkıp gitmek zorunda kalmışlardır, işte, sûrenin 17 inci âyetine kadar bu olaylardan bahsedilmesi dolayısıyle, ona, bir topluluğu, bir yerden başka bir yere sürüp çıkarmak manâsına "Haşr" adı verilmiştir.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1-         Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı teşbih etmektedir. O, dâima gâlibtir; hikmet sahibidir.
2-         Kitap ehlinden inkâr edenleri kendi ülkelerinden ilk sürgünde çıkaran O'dur. Oysa siz (ey mü'minler), onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'ın cezasından koruyacağını zannediyorlardı. Fakat Allah'ın azabı hiç hesab etmedikleri bir yerden kendilerine gelmiş ve kalblerine bir korku salmıştır. Öyle ki evlerini kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle tahrib etmişlerdir. Ey akıl sahipleri! Bundan ibret alın.
3-         Eğer Allah, onlara, yurtlarından çıkarılmayı yazmamış olsaydı, dünyada onlara muhakkak azâb ederdi. Onlar için âhirette de cehennem azabı vardır.
4-         Bu ceza, onların, Allah'a ve Rasûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
5-         Hurma ağaçlarından her neyi kesmiş, yahut kesmeyip kökleri üzerinde dikili bırakmışsanız, o da Allah'ın izniyle ve fâsıklan rezil etmesi içindir.
6-         Allah'ın, onların mallarından Rasûlüne verdiği ganimete, siz ne at koşturdunuz, ne de sürdünüz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat eder. Allah, her şeye kaadirdir.
7-         Allah'ın, şehir halkının mallarından Rasûlüne verdiği ganimetler de, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın diye, Allah'a, Rasûl'e. yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve yolda kalan yolculara aittir. Peygamber size neyi verirse, onu alın; neden sizi nehyederse, ondan da sakının. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
8-         Keza bu ganimetler, yurtlarından ve mallarından atılmış, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk arayan, Allah'a ve Rasûlunün dînine yardım eden muhacir fakirlere âttır, işte asıl doğru olanlar da bunlardır.
9-         Muhacirler gelmezden önce Medine'yi yurt edinenler ve îmanı kalblerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir hasedlik hissetmezler; kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onlan kendilerinden önce tutarlar. Kim nefsinin mal hırsından korunursa, işle asıl kurtuluşa erenler bunlardır.
10-       Onlardan sonra gelenler de derler ki: "Rabbımız! Bizi ve bizden önce îman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla, îman edenlere karşı kalblerimizde bir hasedlik yaratma. Rabbımız! Şüphe yoktur ki sen, çok şefkatli, çok merhametlisin.
11-       (Ey Muhammed!) Şu münafıklık edenleri görmüyor musun? Kitap ehlinden inkâr eden Yahudilere diyorlar ki: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Sizinle savaşırlarsa mutlaka size yardım ederiz." Allah şâhidlik eder ki onlar muhakkak yalancıdırlar.
12-       Onlar gerçekten çıkarılsalar, münafıklar onlarla beraber asla çıkmazlar; onlarla savaşılsa, onlara asla yardım etmezler. Onlara yardım etseler bile, arkalarını dönüp kaçarlar;sonra da kendilerine bir daha yardım edilmez.
13-14-Şu bir gerçektir ki, sizin, onların kalblerine yerleşmiş olan korkunuz, Allah korkusundan daha şiddetlidir. Bu da, onların anlamayan bir kavim olmaları dolayısıyledir. Sizinle toplu olarak değil de ancak surlarla çevrilmiş kasabalarda, yahut duvarların arkasında dövüşürler. Kendi aralarındaki kavgaları ise, serttir. Sen onları birlik sanırsın; kalbleri dağınıktır. Bu da onların, akıllarını kullanmayan bir kavim olmaları dolayısıyledir.
15-       O Yahudilerin durumu, yaptıklarının akıbetini tadmış olanların durumu gibidir. Onlar için çok acı bir azâb vardır.
16-       O münâfıklann durumu da, insana "inkâr et" diyen, o inkâr edince de, "ben senden uzağım; ben; âlemlerin Rabbı olan Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir,
17-       Böylece, her ikisinin de akıbetleri, içinde daimî kalacakları cehennem ateşi olmuştur. Bu, zâlimlerin cezasıdır.
18-       Ey îman edenler! Allah'tan korkun. Her nefis, yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun. Şüphe yoktur ki Allah, yapmış olduğunuz şeylerden hakkıyle haberdârdır.
19-       Allah'ı unutan ve bu yüzden de Allah'ın kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte asıl fâsık olanlar bunlardır.
20-       Cehennem ehliyle cennet ehli bir değildir. Asıl kurtuluşa erenler de cennet ehlidir.
21-       Biz bu Kur'ân'ı bir dağ üzerine indirseydik, onun, Allah korkusundan baş eğip parça parça olduğunu görürdün. Biz bu misalleri, insanlara, belki düşünürler diye veriyoruz.
22-       O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'tır. Gaybı ve hazır olanı bilendir. O, Rahman'dır; Rahîm'dir.
23-       O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'tır. Hükümdardır; Mukaddestir; Selâmdır; güvenlik verendir; gözetip koruyandır; dâima gâlib; istediğini yaptıran ve büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
24-       O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde bulunan her şey O'nu tesbîh eder. O, dâima gâlibtir; hikmet sahibidir.