059 – HASiR SURESi - Talat - 59. Sayfa
59. HAŞR SÛRESİ
Kur'ân-ı Kerîm'in elli dokuzuncu sûresi olup 24
âyetten müteşekkildir. Medine'de Beyyine
sûresinden sonra nazil olmuştur.
Uhud savaşında
müslümanların bozguna uğramaları üzerine, Benû
Nadir Yahudîleri, Mekkelî müşriklerle,
müslümanlara karşı bir
andlaşma yapmışlar, müslümanlarla olan
andlaşmalarını da bozmuşlardı. Bunun üzerine
Yahudilerin reisi Ka'b b. Eşraf,
süd kardeşi Muhammed b.
Mesleme tarafından öldürülmüş, Hazreti Peygamber de
Benû Nadirin köylerini kuşatarak on gün içinde
çıkıp gitmelerini emretmiştir. Ancak, bazı münafıklardan da destek gören
Yahudilerin, bir taraftan savaş hazırlığına girişmeleri, bir taraftan da
Hazreti Peygambere suikast teşebbüsünde bulunmaları, kuşatmanın daha fazla
sıkıştırılmasına sebep olmuş ve nihayet yahudiler,
Medine'den çıkıp gitmek zorunda kalmışlardır, işte,
sûrenin 17 inci âyetine kadar bu olaylardan bahsedilmesi
dolayısıyle, ona, bir topluluğu, bir yerden
başka bir yere sürüp çıkarmak manâsına "Haşr"
adı verilmiştir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Göklerde ve yerde bulunan her şey
Allah'ı teşbih etmektedir. O, dâima
gâlibtir; hikmet sahibidir.
2- Kitap ehlinden inkâr edenleri kendi ülkelerinden ilk sürgünde
çıkaran O'dur. Oysa siz (ey mü'minler), onların çıkacaklarını sanmamıştınız.
Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'ın cezasından koruyacağını
zannediyorlardı. Fakat Allah'ın azabı hiç hesab
etmedikleri bir yerden kendilerine gelmiş ve kalblerine
bir korku salmıştır. Öyle ki evlerini kendi elleriyle, hem de
mü'minlerin elleriyle
tahrib etmişlerdir. Ey akıl sahipleri! Bundan ibret alın.
3- Eğer Allah, onlara, yurtlarından çıkarılmayı yazmamış olsaydı,
dünyada onlara muhakkak azâb ederdi. Onlar için âhirette de cehennem azabı
vardır.
4- Bu ceza, onların, Allah'a ve Rasûlüne
karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın
cezası çok şiddetlidir.
5- Hurma ağaçlarından her neyi kesmiş,
yahut kesmeyip kökleri üzerinde dikili bırakmışsanız, o da Allah'ın izniyle
ve fâsıklan rezil etmesi içindir.
6- Allah'ın, onların mallarından Rasûlüne
verdiği ganimete, siz ne at koşturdunuz, ne de sürdünüz. Fakat Allah,
peygamberlerini dilediği kimselere musallat eder. Allah, her şeye
kaadirdir.
7- Allah'ın, şehir halkının mallarından
Rasûlüne verdiği ganimetler de, içinizden yalnız zenginler arasında
dolaşan bir şey olmasın diye, Allah'a, Rasûl'e.
yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve yolda kalan yolculara aittir. Peygamber
size neyi verirse, onu alın; neden sizi nehyederse,
ondan da sakının. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah'ın cezası çok
şiddetlidir.
8- Keza bu ganimetler, yurtlarından ve mallarından atılmış,
Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk arayan, Allah'a
ve Rasûlunün dînine
yardım eden muhacir fakirlere âttır, işte asıl doğru olanlar da bunlardır.
9- Muhacirler gelmezden önce Medine'yi yurt edinenler ve
îmanı kalblerine
sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilen
şeylerden dolayı içlerinde bir hasedlik
hissetmezler; kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile,
onlan kendilerinden önce tutarlar. Kim nefsinin mal hırsından
korunursa, işle asıl kurtuluşa erenler bunlardır.
10- Onlardan sonra gelenler de derler ki: "Rabbımız! Bizi ve bizden
önce îman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla, îman
edenlere karşı kalblerimizde bir
hasedlik yaratma. Rabbımız! Şüphe yoktur ki sen,
çok şefkatli, çok merhametlisin.
11- (Ey Muhammed!) Şu münafıklık edenleri görmüyor musun? Kitap
ehlinden inkâr eden Yahudilere diyorlar ki: "Eğer siz yurdunuzdan
çıkarılacak olursanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı
hiç kimseye itaat etmeyiz. Sizinle savaşırlarsa mutlaka size yardım ederiz."
Allah şâhidlik eder ki onlar muhakkak
yalancıdırlar.
12- Onlar gerçekten çıkarılsalar, münafıklar onlarla beraber asla
çıkmazlar; onlarla savaşılsa, onlara asla yardım etmezler. Onlara yardım
etseler bile, arkalarını dönüp kaçarlar;sonra da
kendilerine bir daha yardım edilmez.
13-14-Şu bir gerçektir ki, sizin, onların
kalblerine yerleşmiş olan korkunuz, Allah
korkusundan daha şiddetlidir. Bu da, onların anlamayan bir kavim olmaları
dolayısıyledir. Sizinle toplu olarak değil de
ancak surlarla çevrilmiş kasabalarda, yahut
duvarların arkasında dövüşürler. Kendi aralarındaki kavgaları ise, serttir.
Sen onları birlik sanırsın; kalbleri dağınıktır.
Bu da onların, akıllarını kullanmayan bir kavim olmaları
dolayısıyledir.
15- O Yahudilerin durumu, yaptıklarının akıbetini
tadmış olanların durumu gibidir. Onlar için çok acı bir azâb vardır.
16- O münâfıklann durumu da, insana "inkâr
et" diyen, o inkâr edince de, "ben senden uzağım; ben; âlemlerin Rabbı olan
Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir,
17- Böylece, her ikisinin de akıbetleri, içinde daimî kalacakları
cehennem ateşi olmuştur. Bu, zâlimlerin
cezasıdır.
18- Ey îman edenler! Allah'tan korkun. Her
nefis, yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun. Şüphe yoktur ki
Allah, yapmış olduğunuz şeylerden hakkıyle haberdârdır.
19- Allah'ı unutan ve bu yüzden de Allah'ın kendilerini kendilerine
unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte asıl fâsık
olanlar bunlardır.
20- Cehennem ehliyle cennet ehli bir değildir. Asıl kurtuluşa erenler
de cennet ehlidir.
21- Biz bu Kur'ân'ı bir dağ üzerine indirseydik, onun, Allah
korkusundan baş eğip parça parça olduğunu
görürdün. Biz bu misalleri, insanlara, belki düşünürler diye veriyoruz.
22- O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'tır. Gaybı ve hazır olanı
bilendir. O, Rahman'dır; Rahîm'dir.
23- O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'tır. Hükümdardır;
Mukaddestir; Selâmdır; güvenlik verendir; gözetip koruyandır;
dâima gâlib;
istediğini yaptıran ve büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların ortak
koştukları şeylerden münezzehtir.
24- O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler
O'nundur. Göklerde ve yerde bulunan her şey O'nu
tesbîh eder. O, dâima
gâlibtir; hikmet sahibidir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi