Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

068 – KALEM SURESi - Talat - 68. Sayfa

68-KALEM SÛRESİ


Kur'ân-ı Kerîm'in altmış sekizinci sûresi olup 52 âyetten müteşekkildir. Alak sûresinden sonra nazil olmuştur; bu sebeple Mekke'de nazil olan ilk sûrelerden sayılır. Ancak 17-33 üncü âyetleriyle 48-50 inci âyetleri Medine'de nazil olmuştur, ilk âyetinde Allah Teâlâ, kaleme ve kalemle yazılan kitaba yemin ettiği için, sûreye Kalem sûresi denilmiştir. Keza ilk âyet, hurûf-ı mukattaadan nün harfiyle başladığı için, sûre, Nün sûresi diye de adlandırılmıştır.


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


1-2- Nûn. Kaleme ve onunla yazılanlara yemin ederim ki, (ey Muhammedi) sen Rabbının nimetiyle (Peygamber oldun; yoksa) bir mecnûn değilsin.
3-         Gerçek şu ki. senin için kesintisiz bir ecir vardır.
4-         Ve sen, büyük bir ahlak üzeresin.
5-6-     Hanginizin mecnûn olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7-         Şüphesiz kendi yolundan sapanları en iyi bilen Rabbındır; doğru yolu bulanları da en iyi bilen O'dur.
8-         Bu itibarla, (ey Muhammedi) seni yalanlayanlara asla itaat etme.
9-         İsterler ki, sen onların dinlerine karşı müsamahakâr davranasın; böylece onlar da sana müsamaha gösterirler.
10-14- (Ey Muhammedi) Eğriye doğruya hep yemin edene, fakir olana, dâima ayıplayana. lâf getirip götürene, hayra engel olana, hakka tecavüz edene, günahkâra, bütün bunlardan sonra halka karşı kaba davranana ve kötülükleriyle maruf olana, mal ve oğul sahibi olmasından dolayı itaat etme.
15-       Böylesine âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
16-       Yakında, onun burnu üzerine damgasını vuracağız.
17-18- Hiç istisna yapmaksızın, sabah vakti meyvelerini mutlaka toplayacaklarına yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik.
19-20- Onlar daha uykuda iken, Rabbın tarafından gönderilen bir bela bahçeyi sarmıştı da, bahçe simsiyah kesilivermişti.

21-22-   Sabahleyin   "eğer   mahsulünüzü   toplayacaksanız   erkenden   çıkın"   diye
birbirlerine seslenmişlerdi.
23-25- Kendi aralarında "bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yürümüşler ve yoksullara yardım etmeye kadir oldukları halde, buna engel olmak üzere erkenden gitmişlerdi.
26-27- Fakat bahçeyi görünce de, "biz mutlaka yolu şaşırdık. Belki de mahrum bırakıldık" demişlerdi.
28-       Ortancaları ise şöyle demişti: "Ben size demedim mi, Allah'ı tesbîh etmeniz gerekmez mi idi?"
29-       Onlar da demişlerdi ki: "Rabbımızı teşbih ederiz; biz gerçekten zâlim kişiler imişiz"!
30-32- Bundan sonra da, biribirlerini kötülemeye başlamışlar ve demişlerdi ki: "Yazıklar olsun bize; biz azgın kimseler imişiz. Belki Rabbımız bize, o bahçeden daha iyisini verir. Biz artık dileklerimizi Rabbımıza yöneltiyoruz."
33-      İşte azâb böyledir. Eğer bilmiş olsalardı, âhiret azabı bundan daha büyüktür.
34-       Allah'tan sakınanlar için, Rabları katında nimet cennetleri vardır.
35-       Müslümanları o günahkârlarla bir mi tutacağız?
36-       Hem size ne oldu ki, nasıl hükmediyorsunuz?
37-       Yoksa sizin, içinden ders aldığınız bir kitabınız mı var?
38-       Her halde o kitapta bugün seçtiklerinizi bulmuş olacaksınız?
39-       Yoksa kıyamet gününe kadar sürecek size verilmiş söz ve yeminlerimiz vardır da ona dayanarak her vereceğiniz hüküm size âit mi olacak?
40-       (Ey Muhammedi) Sor bakalım onlara, onların hangisi buna kefil olacak?
41-       Yoksa onların ortakları mı var? O halde eğer sözlerinde doğru iseler ortaklarını getirsinler.
42-43- Bacakların açıldığı ve gözleri düşmüş, üzerlerini de bir zillet kaplamış olarak secdeye davet olundukları gün, buna güçleri yetmeyecektir. Oysa dünyada iken sapasağlam oldukları halde secdeye davet olunup duruyorlardı.
44-       (Ey Muhammedi) Şimdi sen, bu sözü yalanlayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmediği bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
45-       Onlara mühlet veriyorum; şüphesiz benim tuzağım çok sağlamdır.
46-       Yoksa, (ey Muhammedi), sen onlardan bir ücret isliyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
47-       Yoksa gayb onların yanındadır da bunu onlar mı yazıyorlar?
48-       (Ey Muhammedi) Rabbının hükmü karşısında sabret. Hani îman etmeyen kavmine kızgın bir halde Rabbına seslenen balık sahibi Yûnus gibi olma.
49-       Eğer Rabbından ona bir nimet ulaşmasaydı, kötülenmiş bir kimse olarak çıplak bir araziye atılıverirdi.
50-       Buna rağmen Rabbı onu seçmiş ve sâlih kullarından eylemiştir.
51-       O inkâr edenler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleriyle yere yıkacaklardı.Senin hakkında "o muhakkak bir mecnundur' diyorlardı.
52-       Halbuki Kurân, bütün âlemlere uyarıdan başka bir şey değildir.