068 – KALEM SURESi - Talat - 68. Sayfa
68-KALEM SÛRESİ
Kur'ân-ı Kerîm'in altmış sekizinci sûresi olup 52
âyetten müteşekkildir. Alak
sûresinden sonra nazil olmuştur; bu sebeple Mekke'de nazil olan ilk
sûrelerden sayılır. Ancak 17-33 üncü âyetleriyle
48-50 inci âyetleri Medine'de nazil olmuştur, ilk âyetinde Allah
Teâlâ, kaleme ve kalemle yazılan kitaba yemin
ettiği için, sûreye Kalem sûresi denilmiştir. Keza ilk
âyet, hurûf-ı
mukattaadan nün harfiyle başladığı için, sûre, Nün sûresi diye de
adlandırılmıştır.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1-2-
Nûn. Kaleme ve onunla yazılanlara yemin ederim
ki, (ey Muhammedi) sen Rabbının nimetiyle (Peygamber oldun; yoksa) bir
mecnûn değilsin.
3- Gerçek şu ki. senin için kesintisiz
bir ecir vardır.
4- Ve sen, büyük bir ahlak üzeresin.
5-6- Hanginizin mecnûn olduğunu yakında sen
de göreceksin, onlar da görecekler.
7- Şüphesiz kendi yolundan sapanları en iyi bilen
Rabbındır; doğru yolu bulanları da en iyi bilen
O'dur.
8- Bu itibarla, (ey Muhammedi) seni yalanlayanlara asla itaat etme.
9- İsterler ki, sen onların dinlerine karşı müsamahakâr davranasın;
böylece onlar da sana müsamaha gösterirler.
10-14- (Ey Muhammedi) Eğriye doğruya hep yemin
edene, fakir olana, dâima ayıplayana. lâf getirip
götürene, hayra engel olana, hakka tecavüz edene, günahkâra, bütün bunlardan
sonra halka karşı kaba davranana ve kötülükleriyle maruf olana, mal ve oğul
sahibi olmasından dolayı itaat etme.
15- Böylesine âyetlerimiz okunduğu zaman,
"eskilerin masalları" der.
16- Yakında, onun burnu üzerine damgasını vuracağız.
17-18- Hiç istisna yapmaksızın, sabah vakti
meyvelerini mutlaka toplayacaklarına yemin eden bahçe sahiplerini
denediğimiz gibi onları da denemiştik.
19-20- Onlar daha uykuda iken, Rabbın tarafından
gönderilen bir bela bahçeyi sarmıştı da, bahçe simsiyah kesilivermişti.
21-22- Sabahleyin
"eğer mahsulünüzü toplayacaksanız erkenden çıkın" diye
birbirlerine seslenmişlerdi.
23-25- Kendi aralarında "bugün hiçbir yoksul
bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak
yürümüşler ve yoksullara yardım etmeye kadir oldukları halde, buna engel
olmak üzere erkenden gitmişlerdi.
26-27- Fakat bahçeyi görünce de, "biz mutlaka
yolu şaşırdık. Belki de mahrum bırakıldık" demişlerdi.
28- Ortancaları ise şöyle demişti: "Ben size demedim mi, Allah'ı
tesbîh etmeniz gerekmez mi idi?"
29- Onlar da demişlerdi ki: "Rabbımızı
teşbih ederiz; biz gerçekten zâlim kişiler
imişiz"!
30-32- Bundan sonra da,
biribirlerini kötülemeye başlamışlar ve demişlerdi ki: "Yazıklar
olsun bize; biz azgın kimseler imişiz. Belki Rabbımız bize, o bahçeden daha
iyisini verir. Biz artık dileklerimizi Rabbımıza yöneltiyoruz."
33- İşte azâb böyledir. Eğer bilmiş olsalardı, âhiret azabı bundan daha
büyüktür.
34- Allah'tan sakınanlar için, Rabları katında nimet cennetleri
vardır.
35- Müslümanları o günahkârlarla bir mi tutacağız?
36- Hem size ne oldu ki, nasıl hükmediyorsunuz?
37- Yoksa sizin, içinden ders aldığınız bir kitabınız mı var?
38- Her halde o kitapta bugün seçtiklerinizi bulmuş olacaksınız?
39- Yoksa kıyamet gününe kadar sürecek size verilmiş söz ve
yeminlerimiz vardır da ona dayanarak her vereceğiniz hüküm size
âit mi olacak?
40- (Ey Muhammedi) Sor bakalım onlara, onların hangisi buna kefil
olacak?
41- Yoksa onların ortakları mı var? O halde eğer sözlerinde doğru
iseler ortaklarını getirsinler.
42-43- Bacakların açıldığı ve gözleri düşmüş,
üzerlerini de bir zillet kaplamış olarak secdeye davet olundukları gün, buna
güçleri yetmeyecektir. Oysa dünyada iken sapasağlam oldukları halde secdeye
davet olunup duruyorlardı.
44- (Ey Muhammedi) Şimdi sen, bu sözü yalanlayanları bana bırak. Biz
onları, kendilerinin bilmediği bir yönden derece derece
azaba yaklaştıracağız.
45- Onlara mühlet veriyorum; şüphesiz benim tuzağım çok sağlamdır.
46- Yoksa, (ey Muhammedi), sen onlardan bir
ücret isliyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
47- Yoksa gayb onların yanındadır da bunu onlar mı yazıyorlar?
48- (Ey Muhammedi) Rabbının hükmü karşısında sabret. Hani
îman etmeyen kavmine kızgın bir halde Rabbına
seslenen balık sahibi Yûnus gibi olma.
49- Eğer Rabbından ona bir nimet ulaşmasaydı, kötülenmiş bir kimse
olarak çıplak bir araziye atılıverirdi.
50- Buna rağmen Rabbı onu seçmiş ve sâlih kullarından eylemiştir.
51- O inkâr edenler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni
gözleriyle yere yıkacaklardı.Senin hakkında "o
muhakkak bir mecnundur' diyorlardı.
52- Halbuki Kurân, bütün âlemlere uyarıdan
başka bir şey değildir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi