Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

074 – MUDDESSiR SURESi - Talat - 74. Sayfa

74. MUDDESSİR SÛRESİ


 Kur'ân-ı Kerîmin yetmiş dördüncü sûresi olup 56 âyetten müteşekkildir. Mekke'de Müzzemmil sûresinden sonra nazil olmuştur. Muddessir veya mutedessir, elbisesine bürünen kimse demektir. Hazreti Peygamber Hıra mağarasında Cebrail (a.s.)'i ilk defa gördüğü zaman, korkarak evine gelmiş ve eşi Hatice'ye "beni örtünüz' demişti. İşte o zaman melek tekrar gelerek "ey örtünen Muhammedi" manâsına sûrenin ilk âyetlerini indirmiştir. Bu sebepledir ki sûreye "Muddessir süresi" denilmiştir.


 Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


 1-2-      Ey örtüye bürünen (Muhammed)! Kalk ve uyar.
 3-         Rabbını tekbîr et. (O'nu yücelt).
 4-         Elbiseni temizle.
 5-         Günahlardan uzak dur.
 6-         Yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.
 7-         Rabbın için sabret.
 8-10-   Sûra üflendiği gün, işte o gün kâfirlere kolay olmayan çetin bir gündür.
 11-14- Tek başıma yarattığım, kendisine pek çok mal ve yanı başında oğullar verdiğim ve kendisi için sayısız nimetlerimi yaydıkça yaydığım o kâfir kimseyi sen bana bırak.
 15-       Bütün bunlardan sonra, nimetlerimi daha da artırmamı istiyor.
 16-       Hayır asla! O, ayetlerimize karşı son derece inatçı kesilmiştir.
 17-       Onu sarp bir yokuşa süreceğim.
 18-       Çünkü o, düşünüp taşınmış, ölçüp biçmiştir.
 19-       O katlolası nasıl ölçüp biçmiş!
 20-       O katlolası nasıl ölçüp biçmiş!
 21-       Sonra bakıyor;
 22-       Sonra kaşlarını çatıp surat asıyor;
 23-       Sonra da sırtını dönüp büyüklük taslıyor;
 24-       Ve diyor ki: "Bu, sihirbazlardan aktarılan bir sihirden başka bir şey değil."
 25-       "Bu, sadece bir insan sözü."
 26-       İşte bu adamı Sakar (cehennem)'a sokacağım.
 27-       Sakar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
 28-       O, yakmadık ne ot bırakır, ne kemik...
 29-       O, hiç durmadan derileri kavuran bir ateştir.
 30-       On dokuz melek de bakıcısı vardır.
 31-       Cehennem bakıcılarını yalnız meleklerden yaptık. İnkâr edenlere imtihan olması, kitap ehline yakîn hasıl etmesi, iman edenlerin imanlarını artırması, kendilerine kitap verilenlerin ve müminlerin şüphe etmemeleri, kalblerinde bozukluk olanların ve kâfirlerin de, "Allah bu misal ile ne demek istiyor?" demeleri için, meleklerin sayısını da belirledik. Allah, işte böylece, dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbının askerlerini O'ndan başka kimse bilmez. Bu, insan için bir öğüttür.
 32-37- Hayır; inkâra asla yol yoktur. Aya, dönüp gelen geceye, aydınlanan sabaha yemin ederim ki, insan için, içinizden öne geçmek yahut geri kalmak isteyen kimse için cehennem, bir uyarıcı olarak, muhakkak ki büyük belâlardan biridir.
 38-      Her nefis, kendi kazancıyle tutulur.
 39-42- Ancak meymenetli olanlar (defterleri sağından verilenler), cennetler içindedir. Suçlulara "sizi cehennem ateşine sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
 43-       Onlar da derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
 44-       "Düşkünü doyurmuyorduk."
 45-       "Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk."'
 46-       "Dîn (hesap) gününü yalanlıyorduk."
 47-       "Nihayet ölüm bizi, bu haldeyken yakaladı."
 48-       Artık şefâatçıların şefaati onlara layda vermez.
 49-       O halde neden öğütten yüz çevirmektedirler? 50-51- Sanki onlar, aslandan ürkmüş yaban eşekleridir.
 52-       Belki onlardan herbiri, kendisine, önünde açılmış bir sahîfe verilmesini istiyor.
 53-        Hayır, asla! Onlar âhiretten korkmuyorlar.
 54-       Hayır; Kur'ân bir öğüttür.
 55-       Dileyen o öğüdü alır.
 56-       Allah dilemedikçe de öğüt alamazlar. Kendisinden korunmaya ehil olan O'dur; mağfiret etmeye ehil olan da.