Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

076 – iNSAN SURESi - Talat - 76. Sayfa

76-İNSAN SÛRESİ


 Kur'ân-ı Kerîm'in yetmiş altıncı sûresi olup 31 âyetten müteşekkildir. Medine'de Rahman sûresinden sonra nazil olmuştur. Bazılarına göre de sûre Mekkîdir. Sûrede insanın yaratılışından söz edildiği için, ona "insan sûresi" denilmiştir. Sûrenin Dehr, Ebrâr, Emsâc ve Hel etâ gibi başka adları da vardır.
 
 Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adıyla


 1-2-      İnsan,   zikredilecek  hiçbir şey  değilken  (ve  henüz  yok  iken)  üzerinden muhakkak bir zaman gelip geçmiştir. Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan ediyoruz. Bu itibarla onu işitir ve görür kıldık.
 3-         Sonra da ona gideceği yolu gösterdik. Kimi şükrederek bu yoldan gider, kimi de kâfir olarak ondan sapar.
 4-         Kâfirler için elbette zincirler, halkalar ve alevli cehennem hazırladık.
 5-         İyiler ise, karışımı kâfur olan bir tastan içerler.
 6-         O kâfur, bir pınardır ki, onu, diledikleri yere fışkırtıp akıtan Allah'ın kulları içerler.
 7-         Kendilerine vâcib kıldıkları adağı yerine getirirler; kötülüğü yaygınlaşmış olan bir günden korkarlar.
 8-         içlerinin çekmesine rağmen, yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire yediririler.
 9-         "Biz sizi sırf Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz." •
 10-       "Biz, yüzleri asıklaştıracak olan bir günde Rabbımızdan korkarız" derler.
 11-       Allah da onları bu günün şerrinden korur ve yüzlerine parlaklık, kalblerine de neş'e verir.
 12-       Sabretmiş olmaları dolayısıyla onları, cennetle ve ipekle mükafatlandırır.
 13-       Cennette  sedirlere  yaslanmış  olarak,   ne  yakıcı  güneş   görürler;   ne  de dondurucu soğuk...
 14-       Ağaçlarının gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır.
 15-       Çevrelerinde gümüşten kaplar ve billur kâseler dolaştırılır.
 16-       Gümüşten yapılmış gibi billurlar ki, onları ölçülü bir şekilde dolaştırırlar,
 17-       Orada, karışımı zencebil olan bir kâseden içirilirler.
 18-       O da cennette bir pınardır ki, ona "selsebil" denir.
 19-       Çevrelerinde ebedileşmiş gençler dolaşırlar; onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın.
 20-       Zaten cennette nereye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün,
 21-       Üzerinde,  yeşil ipekten  ince ve  kalın  elbiseler vardır.  Gümüş  bilezikler takınmışlardır; Rabları onlara tertemiz bir içki içirir.
 22-       Onlara denir ki: "işte bu sizin mükâfatınızdır. Dünyadaki çalışmalarınız şükre değer bulunmuştur."
 23-       (Ey Muhammedi) Kur'ân'ı sana indiren şüphesiz biziz.
 24-       Rabbının hükmüne kadar sabret ve onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir kâfire itaat etme.
 25-       Rabbının ismini sabah akşam zikret.
 26-       Geceleyin de O'na secde et ve gecenin uzun bir bölümünde Onu teşbih et.
 27-       Şu müşrikler, çabuk kazanılan dünya nimetlerinden hoşlanıyorlar da ağır bir günü arkalarında bırakıyorlar.
 28-       Oysa onları yaratan ve mafsallarını bağlayan biziz. Dilediğimiz zaman da. onları, benzerleriyle değiştiririz.
 29-       Bu, şüphesiz bir öğüttür. Dileyen, Rabbına giden bir yol tutar.
 30-     Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.  Şüphesiz Allah,   her şeyi  hakkıyle
 bilendir; hikmet sahibidir. 31-      Dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zâlimler ise, onlar için de acı bir azâb hazırlamıştır.