Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

077 – MURSELAT SURESi - Talat - 77. Sayfa

77-MÜRSELÂT SÛRESİ


 Kur'ân-ı Kerîm 'in yetmiş yedinci sûresi olup 50 âyetten müteşekkildir. Mekke'de Humeze sûresinden sonra nazil olmuştur. Ancak 48. âyeti Medenîdir. Allah Ta'âlâ, meleklerin kasdedildiği "gönderilenler" manâsına gelen Mürselâfa yemin ettiği için sûreye bu ad verilmiştir.


 Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

 

1-7-     Birbiri ardınca ve iyiliklerle gönderilen, rüzgar gibi esip savuran, yaydıkça
 yayan, hak ile bâtılı birbirinden ayıran, kötülükleri kaldırmak ve azâb ile
 korkutmak için peygamberlere ilim ve hikmet getiren meleklere yemin ederim
 ki, size vaad olunan kıyamet mutlaka vâki olacaktır.

8-12-   Yıldızların   ışığı   söndüğü,   gök   yarıklığı,   dağlar   ufalanıp   savrulduğu,
 peygamberlerin ümmetlerine şâhidlik edecekleri vaktin tayin olunduğu zaman,
 o hesap hangi güne ertelenmiştir?
 13-       Hüküm gününe.
 14-       Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
 15-       Her şeyi yalanlamış olanların o gün vay haline.
 16-17- Evvelkileri helak etmemiş miydik? Sonra arkadan gelenleri de onlara katarız.
 18-       Suçluları böyle yaparız.
 19-       Her şeyi yalanlamış olanların o gün vay haline.
 20-22-  Sizi   basit  bir sudan   yaratıp   belirli   bir  süreye   kadar  sağlam  bir yere yerleştirmedik mi?
 23-       Bunu biz takdir ettik. Ne güzel takdir edenleriz.
 24-       Bütün bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 25-27- Yeryüzünü dirilere ve ölülere toplanma yeri yapmadık mı? Üzerinde yüksek sabit dağlar yaratıp size tatlı sular içirmedik mi?
 28-       Bütün bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 29-       O yalanlayanlara denir ki: "Dünyada iken yalanlamış olduğunuz şeye, azaba gidin."
 30-33- "Gölge yapmayan, saray gibi büyük, sanki develer gibi sapsarı kıvılcımlar
 saçan cehennem alevlerinden korunmayan üç kollu duman gölgeliğe gidin." 34-      Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 5-36-   Bu gün, onların Konuşamayacakları, özür dilemeleri için kendilerine izin de verilmeyen gündür.
 37-       Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 38-       Bugün, sizi ve sizden öncekileri topladığımız hüküm günüdür.
 39-       Eğer sizi azâbtan kurtaracak bir hileniz varsa onu bana yapın.
 40-       Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 41 -       Allah'tan korkanlar ise, şüphesiz gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.
 42-       Onlar için diledikleri her çeşit meyve vardır.
 43-       Onlara "dünyada işlemiş olduklarınıza karşılık afiyetle yeyin ve için" denir.
 44-       Biz iyilik edenleri, şüphesiz, böyle mükâfatlandırırız.
 45-       Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 46-       Ey hakkı yalanlayanlar! Yeyin ve biraz faydalanın; şurası bir gerçektir ki, siz suçlusunuz.
 47-       Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 48-       Onlara "rükû edin" denildiği zaman, rükû etmezler.
 49-       Bunları yalanlayanların o gün vay haline.
 50-       Bundan sonra da onlar hangi söze îman edeceklerdir?