Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 19. Sayfa - Abd

 

304

44 / 19 MERYEM (1-11)

Cüz : 16

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

كهيعص -1, ذِكْرُ رَحْمَةِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا -2, اِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاءً خَفِيًّا -3, قَالَ رَبِّ اِنِّى وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّى وَاشْتَعَلَ الرَّاْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا -4, وَاِنِّى خِفْتُ الْمَوَالِىَ مِنْ وَرَآئِى وَكَانَتِ امْرَاَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا -5, يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ اَلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا -6, يَازَكَرِيَّا اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلاَمٍ اِسْمُهُ يَحْيَى لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا -7, قَالَ رَبِّ اَنَّى يَكُونُ لِى غُلاَمٌ وَكَانَتِ امْرَاَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا -8, قَالَ كَذَلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُنْ شَيْئًا -9, قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لِى اَيَةً  قَالَ اَيَتُكَ اَلاَّ تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلاَثَ لَيَالٍ سَوِيًّا -10, فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحَى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا -11,

 

19    MERYEM SÛRESİ

 

Ana tema olarak sûre Allah’ın birliği inancını iyice yerleştirmek, yüce Allah’a yakışmayan şeyler-den O’nu uzak tutmak, öldükten sonra dirilme ve dünyada yapılanların karşılığını görme inancını kuvvetlen-dirmektedir. Sûre Hz. Zekeriyya oğlu Yahya, Hz. Meryem ve oğlu İsa ile peygamberlerden İbrahim, İshak, Yakub, Musa, Harun, İsmail, İdris, Nuh kıssalarını örnek olarak verir. Bu kıssaların hedefi peygamberlik mü-essesesinin birliğini isbat ve bütün peygamberlerin insanları Allah’ın birliğine çağırmak için geldiklerini vur-gulamaktadır.

Sûre kıyamet sahnelerinden bir sahne sergileyerek yine müslümanları uyarır. Sûreye Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd sûresi de denilir.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Kâf, Hâ, Yâ, ‘Ayn, Sa’d. 2 Bu anlatılacak olaylar, kulu Zekeriyya’ya Rabbinin bahşettiği rahmeti, dile getiren bir hatırlatmadır. 3 Hani O Zekeriyya, gizli bir seslenişle Rabbine yakararak 4 şöyle demişti: “Ey Rabbim! Doğrusu artık ke-miklerim gevşedi, saçlarım ağardı, ama şimdiye kadar sana yönelttiğim hiçbir dua-mın, cevapsız bırakıldığını da asla görmedim. 5 Ve gerçek şu ki, ben göçüp gittik-ten sonra, arkamdan iş başına geçecek yakınlarımın yapacakları kulluktan kaygı duyuyorum. Karım da baştan beri kısırdı. Öyleyse bana katından, benim yerimi alacak bir yardımcı bahşet 6 ki bana ve Yakub’un soyuna mirasçı olsun. Ve sen ey Rabbim! O’nu hoşnut olacağın bir ahlakla donat!” 7 Bunun üzerine melekler O’na seslendiler: “Ey Zekeriyya! İsmi Yahya olan bir oğul müjdeliyoruz sana ve Allah şöyle buyuruyor: Daha önce bu ismi hiçbir kimseye vermemiştik.”

8 Zekeriyya: “Ey Rabbim!” dedi. “Karım kısır olduğu halde ve ben de, yaşlanarak bütünüyle güçsüz bir duruma düşmüşken, benim nasıl oğlum olabilir ki?”

9 Melek: “Orası öyle ama” dedi, “Rabbin diyor ki: Bu benim için kolaydır, tıpkı daha önce seni yoktan var ettiğim gibi.” 10 Zekeriyya: “Rabbim, öyleyse ba-na bir işaret ver!” diye yalvardı. Allah buyurdu: “Senin işaretin, sapasağlam oldu-ğun halde, üç gün, üç gece insanlarla konuşamaman olacak…” 11 Bunun üzerine Zekeriyya, ibadet ettiği yerden kavminin karşısına çıkıp onlara: “Sabah akşam, Rabbinizin sınırsız yüceliğini anın!” diye işaret etti. 8

 

 

Cüz : 16

44 / 19 MERYEM (12-25)

305

 

 

يَايَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَاَتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا -12, وَحَنَانًا مِنْ لَدُنَّا وَزَكَوةً وَكَانَ تَقِيًّا -13, وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا -14, وَسَلاَمٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا -15, وَاذْكُرْ فِى الْكِتَابِ مَرْيَمَ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا  مَكَانًا شَرْقِيًّا -16, فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا -17, قَالَتْ اِنِّى اَعُوذُ بِالرَّحْمَنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِيًّا -18, قَالَ اِنَّمَا اَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لاَهَبَ لَكِ غُلاَمًا زَكِيًّا -19, قَالَتْ اَنَّى يَكُونُ لِى غُلاَمٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ وَلَمْ اَكُنْ بَغِيًّا -20, قَالَ كَذَلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَلِنَجْعَلَهُ اَيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّا وَكَانَ اَمْرًا مَقْضِيًّا -21, فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِهِ مَكَانًا قَصِيًّا -22, فَاَجَاءَ هاَ الْمَخَاضُ اِلَى جِذْعِ النَّخْلَةِ قَالَتْ يَالَيْتَنِى مِتُّ قَبْلَ هَذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا -23, فَنَادَيهَا مِنْ تَحْتِهَا اَلاَّ تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا -24, وَهُزِّى اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا -25,

 

7 12 Ve çocuk doğup büyüdüğünde, O’na: “Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl!” dedik. Biz O’na, çocukken doğru ve kapsamlı düşünme yeteneği vermiştik. 13 Tarafımızdan O’na, kalp yumuşaklığı ve arınmışlık… da vermiştik de, o günah ve fenalıkların tümünden sakınırdı. 14 Ana-babasına iyilik ederdi, zorba ve âsî de değildi. 15 Bunun içindir ki, doğduğu gün de, öldüğü gün de Allah’ın selamı O’nun üzerineydi, diriltilerek kabrinden çıkartılacağı gün de, yine O’nun üzerine olacaktır.

 

/ 16 Ey Rasûlüm! Sana indirdiğimiz kitaptaki Meryem kıssasını da ha-tırla ve başkalarına da hatırlat. Hani O ailesinden ayrılıp, evinin doğu tarafına çe-kilmişti de, 17 ailesiyle arasına bir perde germişti. Derken O’na görevli meleğimiz, Cebrail’i gönderdik de, bu melek Meryem’e eli yüzü düzgün bir insan şeklinde gö-rünmüştü.

18 Meryem O’nu görünce: “Ben, senden sınırsız rahmet sahibi Rah-man’a sığınırım. Eğer Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyorsan, bana yaklaşma!” dedi.

19 Melek: “Ben, yalnızca Rabbinin bir elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan çocuğu bağışlamak üzere gönderildim” dedi.

20 Meryem: “Bana bir insan dokunmamışken, benim nasıl oğlum olabi-lir? Ve hem ben, kötü ahlaklı bir kadın da değilim” dedi.

21 Melek: “Gerçek, dediğin gibidir. Ama Rabbin buyurdu ki: O çocuk ol-ma meselesi, bana göre kolaydır. Hem o olacak çocuğu, insanlara kudretimizi gösteren bir alamet ve tarafımızdan bir rahmet kılmak için, bunu yapacağız. Ve bu Allah tarafından, önceden karara bağlanmış bir hükümdür.”

22 Böylece Meryem, O çocuğa gebe kaldı ve O’nunla uzak bir yere çeki-lip gitti. 23 Derken doğum sancısı, O’nu bir hurma ağacına dayanmaya sürükledi de o zaman: “Keşke bu durum başıma gelmeden önce ölseydim de, unutulup git-seydim!” dedi. 24 Bunun üzerine hurma ağacının alt tarafından Meryem’e şöyle seslenildi: Üzülme, Rabbin senin altında bir ırmak akıttı. 25 Hurma ağacını, kendi-ne doğru silkele ki, üzerine olgun, taze hurmalar dökülsün. 8

 

 

306

44 / 19 MERYEM (26-38)

Cüz : 16

 

 

فَكُلِى وَاشْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًا فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَدًا فَقُولِى اِنِّى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِيًّا -26, فَاَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا ياَمَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا -27, يَااُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِيًّا -28, فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِى الْمَهْدِ صَبِيًّا -29, قَالَ اِنِّى عَبْدُ اللهِ اَتَانِىَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا -30, وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُ وَاَوْصَانِى بِالصَّلَوةِ وَالزَّكَوةِ مَا دُمْتُ حَيًّا -31, وَبَرًّا بِوَالِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا -32, وَالسَّلاَمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا -33, ذَلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِى فِيهِ يَمْتَرُونَ -34, مَا كَانَ لِلَّهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍ سُبْحَانَهُ اِذَا قَضَى اَمْرًا  فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ -35, وَاِنَّ اللهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ -36, فَاخْتَلَفَ اْلاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ -37, اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا لَكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ فِى ضَلاَلٍ مُبِينٍ-38,

 

7 26 Ve sonra da ye iç, doğacak olan bu çocuktan dolayı da, gözün ay-dın olsun! Ve insanlardan birini görürsen, ona de ki: Ben, O sınırsız rahmet sahibi Rahman olan Allah için, bir süre konuşmamaya söz verdim, bu yüzden bugün in-sanlardan hiçbir kimseyle konuşmayacağım.”

27 Bir süre sonra, çocuğunu kucağında taşıyarak kavmine döndü. “Ey Meryem!” dediler. “Sen gerçekten tuhaf bir iş yaptın. 28 Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban, kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz, hayasız bir kadın değildi.” 29 Bunun üzerine Meryem, kundaktaki çocuğa işaret etti. Onlar: “Daha beşikteki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki” dediler.

30 Fakat, o beşikteki çocuk: “Bakın!” dedi “Allah’ın kuluyum ben. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı. 31 Ve nerede olursam olayım, hayırlı kılmıştır beni, yaşadığım sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi de emretti. 32 Beni a-nama iyilik eden biri kıldı ve beni, başkaldıran zorba da yapmadı. 33 Doğduğum gün, öleceğim gün ve hayata yeniden döndürüleceğim gün de, selamet içindeyim.” 34 İşte budur Meryem oğlu İsa, onların şüpheye düştükleri şey hakkında, gerçek söz budur.

35 Bir oğul edinmek Allah’a asla yaraşmaz. Sınırsız yüceliğiyle O, böyle bir şeyin üstünde ve ötesindedir. Bir işin olmasını istedi mi ona “ol” der o da “olu-verir.”

36 Ve İsa’nın, her zaman söylediği gerçek şudur: Şüphesiz benim Rab-bim de, sizin Rabbiniz de Allah’tır. Öyleyse yalnızca O’na kulluk edin. Dosdoğru yol yalnızca budur.

37 Gerçekler bu şekilde ortada iken, Hıristiyan olduklarını iddia eden gu-ruplar, yine de kendi aralarında, İsa’nın yaratılışıyla alakalı meselede çekişip duru-yorlar. Öyleyse son yargı günü olan ahiretin gerçekleşeceği an, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlerin vay haline...

38 Bizim karşımıza çıkacakları gün, neler işitecekler, neler görecekler! Ama bugün yaratılışa aykırı hareket ederek yaşayanlar, apaçık bir sapıklık içinde-ler. 8

 

 

Cüz : 16

44 / 19 MERYEM (39-51)

307

 

 

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِىَ اْلاَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ وَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ -39, اِنَّا نَحْنُ نَرِثُ اْلاَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ -40, وَاذْكُرْ فِى الْكِتَابِ اِبْرَهِيمَ اِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا -41, اِذْ قَالَ لاَبِيهِ يَااَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لاَ يَسْمَعُ وَلاَ يُبْصِرُ وَلاَ يُغْنِى عَنْكَ شَيْئًا -42, يَااَبَتِ اِنِّى قَدْ جَاءَ نِى مِنَ الْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَاتَّبِعْنِى اَهْدِكَ صِرَاطًا سَوِيًّا -43, يَااَبَتِ لاَ تَعْبُدُ الشَّيْطَانَ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمَنِ عَصِيًّا -44, يَااَبَتِ اِنِّى اَخَافُ اَنْ يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِنَ الرَّحْمَنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَانِ وَلِيًّا -45, قَالَ اَرَاغِبٌ اَنْتَ عَنْ اَلِهَتِى يَااِبْرهِيمُ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ لاَرْجُمَنَّكَ وَاهْجُرْنِى مَلِيًّا -46, قَالَ سَلاَمٌ عَلَيْكَ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّى اِنَّهُ كَانَ بِى حَفِيًّا -47, وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللهِ وَاَدْعُو رَبِّى عَسَى اَلاَّ اَكُونَ بِدُعَاءِ رَبِّى شَقِيًّا -48, فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللهِ وَهَبْنَا لَهُ اِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَكُلاًّ جَعَلْنَا نَبِيًّا -49, وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا -50, وَاذْكُرْ فِى الْكِتَابِ مُوسَى اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولاً نَبِيًّا -51,

 

7 39 Bunun içindir ki, herşeyin hükme bağlanmış olacağı, o pişmanlıklar gününün gelip çatması konusunda onları uyar. Çünkü onlar, o güne karşı umursa-mazlık gösterip, o günün geleceğine hâlâ inanmıyorlar.

40 Halbuki, o gün mutlaka er geç gelecek ve çatacak, yeryüzü ve onun üzerindeki herşey yok olacak sonra, herşeyin sahibi olarak kalacak olan yine biz olacağız ve o zaman onların hepsi bize dönecekler.

 

/ 41 Kitaptaki İbrahim’i de hatırla ve başkalarına da hatırlat: Gerçek-ten O, özü sözü doğru bir peygamberdi. 42 Hani O, bir zaman babasına dedi ki: “Ey babacığım! Duymaz, görmez, senden hiçbir şeyi gideremez şeylere niçin tapı-nıyorsun? 43 Ey babacığım! Sana gelmeyen bilgi bana geldi. Bana uy, seni doğru yola götüreyim. 44 Ey babacığım! Gel şeytana kulluk etme. Şüphe yok ki, şeytan sınırsız rahmet sahibi olan Rahman’a baş kaldıran birisidir. 45 Ey babacığım! Ben, senin başına O sınırsız rahmet sahibi Rahman’ın katından bir azap gelip çat-masından ve böylece şeytanın dostu olmandan korkarım.”

46 Babası: “Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer bu tutumuna bir son vermezsen, seni mutlaka öldüresiye taşa tutarım. Haydi git, bir süre benden uzak dur.”

47 İbrahim: “Sana selam olsun!” diye cevap verdi. “Rabbimden seni, ba-ğışlamasını isteyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkardır. 48 Sizden ve sizin Allah’tan başka yalvarıp, yakardığınız şeylerden uzak duracak ve yalnızca Rabbi-me yalvaracağım. Böylece Rabbime yalvarmakla, sizin gibi bedbaht olmam.”

49 Ve böylece İbrahim, onlardan ve onların Allah’ı bırakıpta tapındıkları şeylerden uzaklaşınca O’na İshak’ı ve Yakub’u bahşettik ve bunların hepsini de peygamber yaptık.

50 Ve onları rahmetimizle ödüllendirdik. Gerçek şöhretlerini yaydık, adla-rını yüceltip iyi anılmalarını sağladık.

 

/ 51 Ve kitapta Mûsa’yı da hatırla, Musa’dan da söz et. Doğrusu O, ihlas sahibi idi. Hem elçi, hem de peygamberdi. 8

 

 

308

44 / 19 MERYEM (52-64)

Cüz : 16

 

 

وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ اْلاَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا -52, وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَا اَخَاهُ هَرُونَ نَبِيًّا -53, وَاذْكُرْ فِى الْكِتَابِ اِسْمَعِيلَ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً نَبِيًّا -54, وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلَوةِ وَالزَّكَوةِ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا -55, وَاذْكُرْ فِى الْكِتَابِ اِدْرِيسَ اِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا -56, وَرَفَعْناَهُ مَكَانًا عَلِيًّا -57, اُولَئِكَ الَّذِينَ اَنْعَمَ اللهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ مِنْ ذُرِّيَّةِ اَدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ اِبْرَهِيمَ وَاِسْرَآئِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا  وَاجْتَبَيْنَا اِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ اَيَاتُ الرَّحْمَنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا -58, فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلَوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا -59, اِلاَّ مَنْ تَابَ وَاَمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ شَيْئًا -60, جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِى وَعَدَ الرَّحْمَنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا -61, لاَ يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا اِلاَّ سَلاَمًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا -62, تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِيًّا -63, وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلاَّ بِاَمْرِ رَبِّكَ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا -64,

 

7 52 O’na Tûr Dağının sağ tarafından seslenmiş, konuşmak için kendi-mize yaklaştırmıştık. 53 Rahmetimizin bir neticesi olarak, kardeşi Harun’u da pey-gamber olarak O’na bağışladık.

54 Kitapta İsmail’i de an, gündeminde örnek şahsiyet olarak bulunsun ve başkalarına da hatırlat. Doğrusu O, sözünde duran biriydi, bir elçi ve bir peygam-berdi. 55 Toplumuna namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi ve Rabbinin katında da hoşnutluk kazanmıştı.

56 Kitapta İdris’i de an, hatırla ve örnek şahsiyet olarak kabul et ve baş-kalarına da duyur. O da özü sözü doğru olan biriydi, bir peygamberdi. 57 Biz O’-nu, pek yüce bir konuma yükseltmiştik.

58 İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler, A-dem’in soyundan, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail de-nilen Yakub’un neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden ve seçip beğendiğimiz ki-şilerdendir. Sınırsız rahmet sahibi olan Rahman’ın ayetleri onlara okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlardı.

59 Onların ardından öyle nesiller geldi ki, namaza karşı duyarlılık ve de-vamlılıklarını yitirdiler, istek ve arzularının peşlerine takıldılar. Bunlar da azgınlıkla-rının cezasını bulacaklardır.

60 Ancak pişman olup Allah’a yönelen, iman edip doğru ve dürüst işler işleyenler, cennete girerler ve hiçbir haksızlığa da uğramazlar. 61 Sınırsız rahmet sahibi olan Rahman’ın kullarına her türlü beşeri algı ve tasavvurun ötesinde söz verdiği Adn cennetleri… O’nun sözü mutlaka yerini bulacaktır.

62 Orada onlar, boş ve yararsız söz işitmeyecekler, ancak “İç huzuru ve esenlik sizlere!” sözünü duyacaklardır. Sabah akşam yani her zamanda rızıkları hazırdır onların. 63 Yolunu Allah’ın kitabıyla bulan kullarımıza bırakacağımız cen-net, işte budur.

64 Ve melekler: “Biz ancak, Rabbinin buyruğuyla ineriz. Geçmişimiz, ge-leceğimiz ve aralarındaki herşeyimiz O’nundur, yani O’nun emrine tabidir ve Rab-bin asla hiçbir şeyi unutmaz.” 8

 

 

Cüz : 16

44 / 19 MERYEM (65-76)

309

 

 

رَبُّ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا -65, وَيَقُولُ اْلاِنْسَانُ ءَ اِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ اُخْرَجُ حَيًّا -66, اَوَلاَ يَذْكُرُ اْلاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ يَكُنْ شَيْئًا -67, فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا -68, ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ شِيعَةٍ اَيُّهُمْ اَشَدُّ عَلَى الرَّحْمَنِ عِتِيًّا -69, ثُمَّ لَنَحْنُ اَعْلَمُ بِالَّذِينَ هُمْ اَوْلَى بِهَا صِلِيًّا -70, وَاِنْ مِنْكُمْ اِلاَّ وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَقْضِيًّا -71, ثُمَّ نُنَجِّى الَّذِينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا -72, وَاِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ اَيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ اَمَنُوا اَىُّ الْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَقَامًا وَاَحْسَنُ نَدِيًّا -73, وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَحْسَنُ اَثَاثًا وَرِءْ يًا -74, قُلْ مَنْ كَانَ فِى الضَّلاَلَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمَنُ مَدًّا حَتَّى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضْعَفُ جُنْدًا -75, وَيَزِيدُ اللهُ الَّذِينَ اهْتَدَوْا هُدًى وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ مَرَدًّا -76,

 

7 65 Göklerin, yerin ve bunların arasında var olan herşeyin Rabbidir O. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na kullukta devamlı, dirençli ve ısrarlı ol. O’nun adıyla anılan hiçbir kimse var mıdır, bilir misin?

 

/ 66 Bütün bunlara rağmen, insan yine de der ki: “Ben öleceğim de, sonra dirilip yeniden hayata mı döndürüleceğim?” 67 İnsan, hiç düşünmez mi ki, o hiç birşey değilken daha önce biz yarattık onu.

68 Öyleyse Rabbine and olsun ki, biz onları ve dünyada onları yön-lendiren, her türlü şeytanı ve yandaşlarını toplayacak ve sonra cehennemin çevresine, diz çökmüş bir halde getireceğiz. 69 Sonra her guruptan, O sınırsız rahmet sahibi olan Rahman’a karşı, azgınlıkta ileri gidenleri çekip ayıracağız. 70 Çünkü biz, daha iyi biliriz, cehenneme girmeye daha layık olanı. 71 İçiniz-de o cehenneme uğramayacak hiçbir kimse yoktur, yani hepiniz o cehennemi göreceksiniz. Rabbinin olup bitmiş hükmü budur. 72 Ve bir kere daha hatırlat-mış olalım ki. Biz yolunu, yordamını Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışanları, ce-hennemden kurtaracağız ama, yaratılış gayesi dışında hareket etmiş olanları, onun içinde diz çökmüş olarak bırakacağız.

73 Kendilerine ayetlerimiz açık bir şekilde okunduğu zaman, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler iman edenlere: “Bu iki insan topluluğundan, konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, meclis ve topluluk bakımından hangisi daha güzeldir?” deyip duruyorlar.

74 Onlardan önce gelip geçen nice toplulukları helak ettik. Öyle ki, onlar dünyevi güç ve gösterişce, sonrakilerden daha üstün idiler. 75 De ki, kim sapıklık içindeyse, sınırsız rahmet sahibi olan Rahman, ona mühlet versin ne çıkar. Nihayet vaadedildikleri azabı veya kıyameti gördükleri zaman, kimin yer olarak daha kötü, destek ve dayanak olarak kimin zayıf olduğunu anlayacak-lardır.

76 Ve Allah hidayete erenlerin hidayetlerini, artırdıkça artırır. Devamlı olan yararlı işler, Rabbinin yanında karşılık olarak dünyevî kazançlardan daha değerli ve sonuç itibariyle de daha iyidir. 8

 

 

310

44 / 19 MERYEM (77-95)

Cüz : 16

 

 

اَفَرَاَيْتَ الَّذِى كَفَرَ بِاَيَاتِنَا وَقَالَ لاُوتَيَنَّ مَالاً وَوَلَدًا -77, اَطَّلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا -78, كَلاَّ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا -79, وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا -80, وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللهِ اَلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا -81, كَلاَّ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا -82, اَلَمْ تَرَ اَنَّا اَرْسَلْنَا الشَّيَاطِينَ عَلَى الْكَافِرِينَ تَؤُزُّهُمْ اَزًّا -83, فَلاَ تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ اِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا -84,  يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ اِلَى الرَّحْمَنِ وَفْدًا -85, وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ اِلَى جَهَنَّمَ وِرْدًا -86, لاَ يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلاَّ مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا -87, وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا -88, لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا اِدًّا -89, تَكَادُ السَّمَوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ اْلاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا -90, اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمَنِ وَلَدًا -91, وَمَا يَنْبَغِى لِلرَّحْمَنِ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا -92, اِنْ كُلُّ مَنْ فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ اِلاَّ اَتِى الرَّحْمَنِ عَبْدًا -93, لَقَدْ اَحْصَيهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا -94, وَكُلُّهُمْ اَتِيهِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فَرْدًا -95,

 

7 77 Ayetlerimizi inkâr edip, “Bana muhakkak mal da, evlat da verile-cektir” deyip isyan eden o adamı gördün mü? 78 O gizlediğimiz ve kimsenin bil-mediklerini mi biliyor? Yoksa rahmeti sınırsız olan Rahman’la bir sözleşme mi yap-tı? 79 Asla! Biz onun karşı gelerek söylediklerini aleyhinde delil olarak yazacağız, çekeceği azabın süresini uzattıkça uzatacağız. 80 Onun söylediği şeylere, yani mal ve evlada biz mirasçı olacağız, onlar bize kalacak, o yalnız başına bizim hu-zurumuza gelecektir. 81 Onlar Allah’ı bırakıpta, birtakım tanrılar edindiler. Bunlar-la güç ve yücelik kazanmak istediler. 82 Fakat hayır, o tanrılar onların ibadetlerini inkâr edip reddedecekler ve onlara karşı düşman kesilecekler.

 

/ 83 Görmüyor musun biz, bizden gelen gerçekleri örtbas edenlerin ü-zerine, kendilerini iyice günaha teşvik edip sevkeden şeytanları gönderdik?

84 Öyleyse onların üzerine, azabın gelivermesi için acele etme. Biz onla-rın günlerini ve nefeslerini tek tek sayıyoruz.

85 O gün biz, yolunu kitap ve Allah ile bulanları onurlu konuklar olarak, O sınırsız rahmet sahibi Rahman’ın huzurunda toplarız.

86 Günaha gömülüp gitmiş olanları, susamış bir vaziyette cehenneme sürüp götürürüz. 87 Sınırsız rahmet sahibi Rahman olan Allah katında söz ve izin alandan başkasının şefaate gücü yetmez.

88 Hal böyleyken, yine de bazıları: “O sınırsız rahmet sahibi olan Rah-man kendine bir oğul edinmiştir” diyorlar. 89 Andolsun ki, pek çirkin bir söz söyle-diniz. 90 Öyle ki, bu iddianın dehşetinden neredeyse, gök paramparça olacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp gidecekti. 91 Demek O sınırsız rahmet sahibi Rah-man’a bir oğul yakıştırıyorlar öyle mi? 92 Hem sınırsız rahmet sahibi Rahman’ın, bir oğul edinmesi asla yaraşmaz. 93 Göklerde ve yerde olan herkes, sınırsız rah-met sahibi Rahman’ın huzuruna birer kul olarak çıkacaktır. 94 Doğrusu O, kulları-nı bilgisiyle kuşatmış, herşeylerini ve nefeslerini birer birer saymıştır. 95 Ve onla-rın herbiri kıyamet gününde, O’nun huzuruna tek başına çıkacaktır. 8

 

Cüz : 16

44 / 19 MERYEM (96-98)  

311

 

 

اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَنُ وُدًّا -96, فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنْذِرَ بِهِ قَوْمًا لُدًّا -97, وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ اَحَدٍ اَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا -98,

7 96 Sınırsız rahmet sahibi Rahman olan Allah, iman edip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları, sevgiyle kuşatacaktır. 97 Gerçekten de biz, yolunu Allah ve kitabıyla bulanları müjdelemen, düşmanlıkta inat ve ısrar edenleri korkutman için, Kur’ân’ı senin dilinle indirerek kolaylaştırdık. 98 On-lardan önce nice toplumları helak ettik, şimdi bunlardan hiçbirini görüyor, yahut derinden bir iniltileri olsun işitiyor musun?