Cüz : 17 - Kuran - Abd - 22. Sayfa
|
|
Cüz : 17 |
103 / 22 HACC (1-5) |
331 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يَآاَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ -1, يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ -2, وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِى اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ -3, كُتِبَ عَلَيْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلاَّهُ فَاَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ اِلَى عَذَابِ السَّعِيرِ -4, يَآاَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فِى رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْ وَنُقِرُّ فِى اْلاَرْحَامِ مَا نَشَاءُ اِلَى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُوا اَشُدَّكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلَى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلاَ يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْئًا وَتَرَى اْلاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ -5,
22 HACC SÛRESİ
Sûre ürkütücü bir kıyamet sahnesi ile başlar, kalpleri titreten akılları baştan alan bir sarsıntı, sonra diriliş ve ilâhî adalet gereği yapılanların karşılıksız kalmayacağı ve kimsenin konumundan dolayı kay-rılmayacağı o günü gözler önüne sergiler. Sûre bu mesajları verirken tekrar tekrar uyarır ve sûre bu mesajını üç gurup insana verir ki, bu üç gurup her dönemde vardır ve kıyamete kadar da varlığını devam ettirecektir. İlk gurup müşrikler: Her ortamda ve konumda Allah’tan başka sözde güçlere uyanlar ve Allah’ın emirlerine karşılık onların emirlerini isteklerini yerine getiren Mekke’li Kureyş’liler ve onların müslümanların hac iba-detlerine engel olmaya haklarının olmadığından bahsedilerek Kâbe’nin ve İbrahim’in durumları sergilenmek-tedir. İkinci gurup: Kararsız mü’minler. Üçüncü gurup: Gerçek mü’minler.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Ey İnsanlar! Rabbinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın. Çünkü kıya-met saatinin sarsıntısı gerçekten korkunç olacak! 2 O saate ulaştığınız gün, emzi-ren analar çocuklarını bırakıp unutacaklar ve her gebe yaratık da, vaktinden önce yükünü bırakıverecek, insanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi göreceksin. Çünkü Allah’ın azabı şiddetlidir. Dolayısıyla bu dehşetli azap, onların akıllarını başlarından almıştır. 3 Hal böyleyken yine de, nice insan herhangi bir bilgiye sa-hip olmaksızın, Allah hakkında tartışmakta ve bu yolda baş kaldıran her türlü şey-tan ve yandaşlarının peşine takılmaktadır. 4 O şeytan ve yandaşları ki, kendilerine yönelen kimseleri yoldan çıkaracak ve onları kavurucu azaba sürükleyeceklerdir. Onların görevi budur.
5 Ey insanlar! Ölümden sonraki dirilme hakkında, şüphede iseniz o za-man hatırlayın ki, biz gerçekten her birinizi topraktan yarattık. Sonra bir damla me-niden, sonra döllenmiş yumurtadan, sonra temel unsurları itibariyle tamamlanmış, fakat bütün hususiyetleriyle henüz tamamlanmamış bir et parçasından yarattık, si-ze apaçık kudretimizi gösterelim diye. Ve doğmasını dilediğimizin, anasının kar-nında bizce belirlenmiş bir süre için kalmasını sağlarız, sonra sizi çocuk olarak dünyaya getirir ve büyümenize imkan veririz de, böylece bir kısmınız olgunluk ça-ğına erişir. Öyle ki, kiminize daha çocukluk çağında ölüm tattırılırken, kiminiz de yaşlılığın öyle düşkün çağlarına eriştirilir ki, bildiğini bilmez olur. Ve sen ey insan-oğlu! Ölümden sonra tekrar kalkıştan şüphe ediyorsan düşün ki, bir bakıyorsun yeryüzü kupkuru, ama ona su indirdiğimizde bir de bakarsın canlanıp kabarmış ve her türden iç açıcı bitkiler vermiş! 8
|
|
332 |
103 / 22 HACC (6-15) |
Cüz : 17 |
|
ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْيىِ الْمَوْتَى وَاَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ -6, وَاَنَّ السَّاعَةَ اَتِيَةٌ لاَ رَيْبَ فِيهَا وَاَنَّ اللهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبُورِ -7, وَمِنَ النّاَسِ مَنْ يُجَادِلُ فِى اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلاَ هُدًى وَلاَ كِتَابٍ مُنِيرٍ -8, ثَانِىَ عِطْفِهِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللهِ لَهُ فِى الدُّنْيَا خِزْىٌ وَنُذِيقُهُ يَوْمَ الْقِيَمَةِ عَذَابَ الْحَرِيقِ -9, ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَاَنَّ اللهَ لَيْسَ بِظَلاَّمٍ لِلْعَبِيدِ -10, وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللهَ عَلَى حَرْفٍ فَاِنْ اَصَابَهُ خَيْرٌ اِطْمَاَنَّ بِهِ وَاِنْ اَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ اِنْقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَاْلاَخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ -11, يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللهِ مَا لاَ يَضُرُّهُ وَمَا لاَ يَنْفَعُهُ ذَلِكَ هُوَ الضَّلاَلُ الْبَعِيدُ -12, يَدْعُوا لَمَنْ ضَرُّهُ اَقْرَبُ مِنْ نَفْعِهِ لَبِئْسَ الْمَوْلَى وَلَبِئْسَ الْعَشِيرُ -13, اِنَّ اللهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ اِنَّ اللهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ -14, مَنْ كَانَ يَظُنُّ اَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللهُ فِى الدُّنْيَا وَاْلاَخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ اِلَى السَّمَاءِ ثُمَّ لِيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغِيظُ -15,
7 6 Bütün bunlar, Allah’ın kudreti sayesinde, böylece meydana gel-mektedir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, herşey O’nunla varlık kazanır ve O ölüleri diriltir ve herşeye güç yetirendir. 7 Ve bil ki ey insanoğlu! Kıyamet de şüphe götürmez bir biçimde gelip çatacaktır ve Allah mezarlarda yatan herkesi de diriltip kaldıracaktır. 8 Ama buna rağmen yine insanlar arasında, niceleri vardır ki, herhangi bir bilgiye, herhangi bir doğru yol öğretisine ve ışık saçan i-lahi bir kitaba sahip olmaksızın, Allah hakkında tartışıp durur. 9 Allah’ın yolun-dan saptırmak amacıyla, gururla salınıp kasılarak tartışmasını sürdürür. Dün-yada onun için aşağılık bir durum var, kıyamet günü de yakıcı azabı ona tat-tıracağız. 10 Ve ona o gün: “Bu senin kendi elinle önceden kazandığın şey. Çünkü Allah kullarına, asla en küçük bir haksızlık yapmaz!” denecek.
/ 11 Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah’a imanla küfrün sınırın-da, yani kıyı kenar kulluk eder, öyle ki başına bir iyilik gelse, ondan hoşnut o-lur, ama başına sınayıcı bir güçlük gelse, hemen bütünüyle yüz çevirir ve böy-lece dünyayı da, ahireti de kaybeder. İşte en açık zarar ve kayıp da budur. 12 Böyle yaparken Allah yerine, kendisine ne zarar, ne de yarar sağlayabilen şey-lere yalvarıp yakarır. İşte budur, doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık. 13 Ve bazan da zararı, yararından daha akla yakın olan kimselere yalvarıp yaka-rır ve tapınır. Ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır o. 14 Gerçek şu ki, Allah iman edip dürüst ve yararlı işler ortaya koyanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Şüphe yok ki Allah dilediğini yapar. 15 Her kim Allah’ın peygamberine bu dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini düşünüyorsa ken-disine bir çare bulup göklere uzansın, Allah’la olan bütün bağlantılarını kessin ve böylece görsün bakalım, bu kurduğu düzen onu sıkıntısından kurtaracak mı? 8
|
|
Cüz : 17 |
103 / 22 HACC (16-23) |
333 |
|
وَكَذَلِكَ اَنْزَلْنَاهُ اَيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَاَنَّ اللهَ يَهْدِى مَنْ يُرِيدُ -16, اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى وَالْمَجُوسَ وَالَّذِينَ اَشْرَكُوا اِنَّ اللهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ اِنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ -17, اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِى السَّمَوَاتِ وَمَنْ فِى اْلاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ اِنَّ اللهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ -18, هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِى رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُسِهِمُ الْحَمِيمُ -19, يُصْهَرُ بِهِ مَا فِى بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ -20, وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ -21, كُلَّمَا اَرَادُوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ اُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ -22, اِنَّ اللهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ -23,
7 16 İşte böylece biz, O kitabı apaçık ayetler halinde indirdik ve bun-dan böyle, Allah doğru yola ulaşmayı isteyen kimseyi, doğru yola yöneltecek-tir.
17 Gerçek şu ki inananlar, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecusi-ler ve bir de Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelik yakıştıranlar arasındaki hükmü kıyamet günü Allah verecek, haklıyı haksızı ortaya çıkaracaktır. Çünkü Allah herşeye şahittir.
18 Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde varolan herşeyin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanların bir çoğunun Allah’ın kudret ve yüceliği önünde yere kapandığını görmüyor musun? Bir çok insan da O’na karşı geldikleri için öte dünyada, azabı hak edecekler. Allah’ın alçalttı-ğını yükseltebilecek kimse yoktur. Şüphe yok ki, Allah dilediğini yapar.
19 İşte birbirine karşı iki gurup. Rableri hakkında her zaman birbirle-riyle çatışma içinde olmuşlardır. Bunlardan, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip, hakkı inkâr edenler için, öte dünyada ateşten elbiseler biçilmiştir, tepele-rine de kaynar su dökülecektir. 20 Bu dökülen kaynar su ile, karınları içindeki organlar ve derileri eritilecektir. 21 Onlara orada demirden kamçılar veya to-puzlar da vardır. 22 Onlar, uğradıkları beladan, acı ve ızdıraplardan dolayı, kurtulmak için, oradan çıkmak istediklerinde, yine oraya çevrilirler ve bu yakıcı azabı sonuna kadar tadın! denir.
/ 23 Buna karşılık imana erişip, dürüst ve faydalı davranışlar orta-ya koyanları, Allah içlerinde dere ve ırmakların aktığı cennetlere sokacaktır. O-rada onlar altın bilezikler ve inciler takınacaklar ve onların elbiseleri de ipekten olacaktır. 8
|
|
334 |
103 / 22 HACC (23-30) |
Cüz : 17 |
|
وَهُدُوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا اِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ -24, اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذِى جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَاءً اَلْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِاِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَلِيمٍ -25, وَاِذْ بَوَّأْنَا لاِبْرَهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لاَ تُشْرِكْ بِى شَيْئًا وَطَهِّرْ بَيْتِىَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ -26, وَاَذِّنْ فِى النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالاً وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ -27, لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللهِ فِى اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ اْلاَنْعَامِ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَقِيرَ -28, ثُمَّ لِيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ -29, ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّهِ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ اْلاَنْعَامُ اِلاَّ مَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ اْلاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ -30,
7 24 Çünkü bu cennetleri kazananlar, sözün en iyisine, en tutarlısı-na yönelmek arzusunu gösterdiler de böylece övgüye değer Rablerinin yolunu bulmuş oldular.
25 Gerçekten, O Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, Allah’ın yolundan ve kendisini ziyarette yerlisi ile misafiri eşit tutulan, Mescid-i Ha-ram’dan insanları alıkoyanlar şunu bilmeliler ki, kim orada zulüm ile haktan sa-pıp dinsizliğe yeltenirse, ona can yakıcı bir azaptan tattırırız.
/ 26 Hani bir vakit biz İbrahim’e, mukaddes evin yerini göstermiş ve O’na demiştik ki: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve benim mabedimi, O’nu tavaf edecek olanlar, namaz kılanlar, saygı ile eğilip secdeye kapananlar için temiz tut.”
27 Bütün insanlara haccı ilan et, hacca çağır, yaya olarak ve her türlü binek üstünde veya yorgun argın develer üzerinde, her uzak yoldan sana gelsinler 28 de haccın kendilerine sağlayacağı yararları görsünler ve kurban için belirlenen günlerde kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları Allah adını anarak kessinler. Bunların etinden yiyin, yoksul ve fakirlere de ye-dirin. 29 Sonra ihramda iken yapılamayan şeyleri yapıp temizlensinler, varsa adaklarını yerine getirsinler ve bu dünyanın en eski ve zorbalardan engellenip özgürlüğe kavuşturulmuş mabedini bir kere daha tavaf etsinler.
30 Bütün bunlar, Allah tarafından tanzim edilen hacc ibadetidir. Her kim Allah’ın mukaddes emirlerine saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliğinedir. Yasak oldukları size bildirilenlerin dışında, bütün hayvanlar size he-lal kılınmıştır. Artık o pis putlara hürmet göstermekten çekinin, yalan sözden sakının. 8
|
|
Cüz : 17 |
103 / 22 HACC (31-38) |
335 |
|
حُنَفَآءَ لِلَّهِ غَيْرَ مُشْرِكِينَ بِهِ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْوِى بِهِ الرِّيحُ فِى مَكَانٍ سَحِيقٍ -31, ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَآئِرَ اللهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ -32, لَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ اِلَى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَا اِلَى الْبَيْتِ الْعَتِيقِ -33, وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ اْلاَنْعَامِ فَاِلَهُكُمْ اِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ اَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ -34, اَلَّذِينَ اِذَا ذُكِرَ اللهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا اَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِى الصَّلَوةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ -35, وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَآئِرِ اللهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ -36, لَنْ يَنَالَ اللهَ لُحُومُهَا وَلاَ دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللهَ عَلَى مَا هَدَيكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ -37, اِنَّ اللهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ اَمَنُوا اِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ -38,
7 31 Ve bütün bunları, O’ndan başka şeylere tanrısal nitelikler yakıştırmak-sızın ve sahte, düzmece olan herşeyden yüz çevirip yalnızca Allah’a yönelerek yapın. Çünkü bilin ki, Allah’tan başkasına ilahlık yakıştıran kimse, gökten savrulup düşen, kuşların didikleyip kapıştığı, yahut rüzgarın uzak ıssız bir yere savurduğu kimse gibi, kendini boşlukta hisseder. 32 İşte bu akılda tutulmalıdır. Kim Allah’ın ibadet için koy-duğu alamet, sembol ve simgelere uyup saygı gösterirse, şüphe yok ki bu inananların kalplerinde bulunan Allah’a karşı sorumluluk bilincindendir. 33 O kurbanlık hayvanlar-da, sizin için kesilecekleri zamana kadar yani yün, süt ve güçlerinden birtakım yararlar vardır. Sonra bu kurbanlıkların boğazlanıp infak edilecekleri yer, yeryüzünün en eski ve zorbalardan korunmuş mabedi olan Kâbe’dir.
/ 34 Biz her ümmet için bir kulluk eylemi olarak; Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları Allah’ın adını anmaları şartıyla kurban kesmelerini öngördük. Gerçek ilahınız tek bir ilahtır. Yalnız O’na teslim olun. Ey Muhammed! Tüm iyi yürekli, alçak gönüllü kimseleri Allah’ın hoşnutluğuyla müjdele. 35 Onlar ki, ne zaman Allah’tan söz edilse kalpleri titrer, başlarına gelen her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dişlerini sıkıp direnirler, namazlarına devamlı ve duyarlıdırlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah’ın rızasını kazanmak için başkalarına da harcarlar.
36 Büyük baş hayvanların kurban edilmelerine gelince, biz bunu sizin için, Allah tarafından konulmuş, dininizin alamet ve sembollerinden biri olarak öngördük ki, bunlarda sizin için nice yararlar vardır. Öyleyse artık onlar kurban edilmek üzere sıra-ya dizildiklerinde veya develer ayakta oldukları halde onların üzerine Allah’ın adını a-narak kesin. Cansız olarak yere serildiklerinde, onların etinden kendiniz de yiyin; ihti-yacını gizleyen ve istemek zorunda kalan fakiri de onunla doyurun. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize sunduk. 37 Fakat unutmayın ki, onların ne et-leri Allah’a ulaşır, ne de kanları. Fakat O’na ulaşan, yalnızca sizin iyi niyet ve samimi-yetinizdir. İşte bu amaçla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, O’nun sizi doğru yola i-letmesine karşılık, O’nun şanını yüceltip tekbir getiresiniz diye. Öyleyse güzel davra-nanları müjdele 38 ki, Allah inananları bütün kötülüklere karşı savunup koruyacaktır. Çünkü Allah, hangi türden olursa olsun, hainliği sanat edinip, nankörlüğü benimseyen hiç kimseyi asla sevmez.
|
|
336 |
103 / 22 HACC (39-46) |
Cüz : 17 |
|
اُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِاَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَاِنَّ اللهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ -39, اَلَّذِينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلاَّ اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللهُ وَلَوْلاَ دَفْعُ اللهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللهِ كَثِيرًا وَلَيَنْصُرَنَّ اللهُ مَنْ يَنْصُرُهُ اِنَّ اللهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ -40, اَلَّذِينَ اِنْ مَكَّنّاَهُمْ فِى اْلاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلَوةَ وَاَتَوُا الزَّكَوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ اْلاُمُورِ -41, وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ -42, وَقَوْمُ اِبْرَهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ -43, وَاَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسَى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ -44, فَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَشِيدٍ -45, اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِى اْلاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا اَوْ اَذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَاِنَّهَا لاَ تَعْمَى اْلاَبْصَارُ وَلَكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِى فِى الصُّدُورِ -46,
/ 39 Kendileriyle savaşa girişilen mü’minlere, zulme uğramaların-dan dolayı, savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım ulaştıracak güçte-dir. 40 Onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için, haksızlıkla yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, şüphesiz o zaman içlerinde Allah’ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kilise-ler, havralar ve mescitler çoktan yıkılıp gitmiş olurdu. Ve şüphesiz Allah, kendi dinine yardım edenlere, mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah, çok üs-tündür, çok güçlüdür. 41 O mü’minler ki, kendilerini yeryüzünde egemen kıl-sak, namaz ibadetine ağırlık verip, toplumda namazı devamlı kılınması ve du-yarlı olunması gereken bir ibadet haline getirirler, arınmak için verilmesi gere-ken zekatı verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar. Ama olup biten herşeyin sonucu hakkkında hüküm vermek Allah’a kalmıştır.
42 Ey peygamber! Eğer o kimseler seni yalanlıyorlarsa, unutma ki onlardan çok önce Nuh toplumu, Âd ve Semûd toplumu kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamışlardı. 43 Tıpkı İbrahim toplumunun, Lût toplumunun yalanladıkları gibi, 44 Medyen halkı da aynen yalanlamıştı. Musa da yalan sa-yılmış, reddedilmişti. Her seferinde hakkı inkâr edenlere belirli bir süre için fır-sat verdim, ama günü gelince, onları kıskıvrak yakaladım ki, nasılmış beni in-kâr etmek? görsünler! 45 Yaratılış gayesine aykırı davranan nice şehir sakin-lerini biz yok ettik. Şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor. O şehirlerin tavanları, duvarlarına çökmüş, yerle bir olmuş, kuyuları kendi haline terkedilmiş, bir za-manlar göğe doğru yükselen sarayları şimdi yerle bir olmuş! 46 Sana karşı çı-kanlar, hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı, onların başına ge-lenleri görerek, düşünebilen kalpleri ve işitebilen kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, onlarda kör olan gözler değil, kör olan göğüslerdeki kalplerdir. Yani asıl felaket, kalp gözünün kör olmasıdır. Çünkü insana gerçekleri gösterecek olan odur. 8
|
|
Cüz : 17 |
103 / 22 HACC (47-55) |
337 |
|
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللهُ وَعْدَهُ وَاِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ -47, وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ اَمْلَيْتُ لَهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ اَخَذْتُهَا وَاِلَىَّ الْمَصِيرُ -48, قُلْ يَآاَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا اَنَا لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ -49, فَالَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ -50, وَالَّذِينَ سَعَوْا فِى اَيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ اُولَئِكَ اَصْحَابُ الْجَحِيمِ -51, وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلاَ نَبِىٍّ اِلاَّ اِذَا تَمَنَّى اَلْقَى الشَّيْطَانُ فِى اُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللهُ مَا يُلْقِى الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللهُ اَياَتِهِ وَاللهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ -52, لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِى الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِى شِقَاقٍ بَعِيدٍ -53, وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ اُوتُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِهِ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ اللهَ لَهَادِ الَّذِينَ اَمَنُوا اِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ -54, وَلاَ يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِى مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً اَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ -55,
7 47 Onlar senden, azabı çarçabuk getirmeni isterler. Andolsun ki, Allah verdiği sözden caymaz. Şüphesiz ki Rabbinizin ölçüsüyle bir gün, sizin sayıp hesapladığınız bin yıl gibidir. 48 Ve nice şehir halkı var ki, yaratılış ga-yesine aykırı hareket ettikleri için onlara, bir süre için fırsat vermiştim. Ama za-manı gelince, onları kıskıvrak yakalayıverdim, dönüş ancak banadır.
/ 49 Ey Muhammed! De ki: “Ey insanlar! Ben yalnızca, size Allah tarafından gönderilen, apaçık bir uyarıcıyım!” 50 Artık iman edip güzel, yararlı amellerde bulunanlar için bir bağışlanma ve çok üstün ve çok büyük bir rızık vardır. 51 Ayetlerimize karşı gelmeye uğraşanlarsa, işte onlar cehennemliktir-ler. 52 Biz senden önce, hiçbir Rasül ve Nebi göndermedik ki, o bir dilek ve arzuda bulunduğu zaman veya birşey okumak istediği zaman şeytan onun di-leğine bir kuşku veya sapma unsuru bırakmış olmasın. Ama Allah şeytanın katmak istediği şeyi iptal eder ve kendi ayetlerini, peygamberinin kalbinde ve zihninde sağlam olarak yerleştirir. Allah yaptığını yerli yerince yapandır ve sı-nırsız bilgi sahibidir. 53 Allah şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme vesilesi yapsın. Çünkü bu tür şüphelere kapılarak, kendilerine yazık eden kimseler, doğrusu çok derin bir yanılgı içindedir. 54 Ve yine Allah’ın, şeytanın bu çabalarını boşa çıkarması, doğru bilgiden nasibi olanların, bu ilahi mesajın senin Rabbbinden gelen bir gerçek olduğunu kavramaları, ona inan-maları ve bütün kalpleriyle ona bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçek-ten de Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola yöneltir. 55 O Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler ise, kendilerine kıyametin ansızın gelip çatmasına veya bütün ümitlerin boş olduğu, o günün azabı başlarına çökünceye kadar, Kur’ân hakkında kapıldıkları şüpheden, asla kurtulamazlar. 8
|
|
338 |
103 / 22 HACC (56-64) |
Cüz : 17 |
|
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِى جَنّاَتِ النَّعِيمِ -56, وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاَيَاتِنَا فَاُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ -57, وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِى سَبِيلِ اللهِ ثُمَّ قُتِلُوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللهُ رِزْقًا حَسَنًا وَاِنَّ اللهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ -58, لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلاً يَرْضَوْنَهُ وَاِنَّ اللهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ -59, ذَلِكَ وَمَنْ عاَقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِىَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللهُ اِنَّ اللهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ -60, ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِى اللَّيْلِ وَاَنَّ اللهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ -61, ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللهَ هُوَ الْعَلِىُّ الْكَبِيرُ -62, اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَتُصْبِحُ اْلاَرْضُ مُخْضَرَّةً اِنَّ اللهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ -63, لَهُ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ وَاِنَّ اللهَ لَهُوَ الْغَنِىُّ الْحَمِيدُ -64,
7 56 O kıyamet günü tüm egemenlik Allah’ındır. Bütün insanları yar-gılayacak ve aralarındaki farkı ortaya koyacaktır. Buna göre iman edip dürüst ve faydalı işler yapanlar, kendilerini nimet cennetlerinde bulacaktır. 57 Ama Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere ve mesajlarımızı yalanlamaya kalkı-şanlara gelince, işte böylelerini alçaltıcı bir azap karşılayacaktır.
/ 58 Öte yandan zulüm diyarını terkedip, Allah yolunda kavgaya girişip ölen, ya da öldürülen kimselere gelince, muhakkak ki Allah onları, öte dünyada güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah rızıklandıranların en hayırlısıdır. 59 Ve dolayısıyla, onları mutlaka son derce hoşnut kalacakları bir yer olan cennete sokacaktır. Çünkü Allah mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir ve azap etmede acele etmez. 60 Gerçek şudur ki, kendisine yapılan saldırıya denk bir tepki ile karşılık verdiği halde, yeniden kendisine acımasızca saldırılır-sa, Allah böyle birine mutlaka arka çıkacaktır. Şüphesiz Allah çok affeden ve bağışlayandır.
61 İşte böylece Allah öylesine sınırsız kudret sahibidir ki, geceyi kı-saltır, gecenin bir kısmını gündüz yapar, gündüzü kısaltır, gündüzün bir kısmı-nı gece yapar. Çünkü Allah, olup biten herşeyi görücü ve işiticidir.
62 Bunu böylece bilin ki, Allah varlığı kendinden olan tek gerçek zat-tır. O’nun dışında yalvarıp yakardıkları ise, anlamsız ve amaçsız boş şeylerdir. Çünkü Allah, çok yüce ve çok büyüktür.
63 Görmüyor musun, gökten su indiren Allah’tır ki, onunla yeryüzü yeşeriyor. Şüphesiz Allah, kulları hakkında lütuf ve ihsan sahibidir ve herşey-den de haberdardır.
64 Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi O’nundur. Ve doğrusu Allah, hiçbir şeye muhtaç olmayacak kadar zengin ve bütün övgülere de layık-tır.
|
|
Cüz : 17 |
103 / 22 HACC (65-72) |
339 |
|
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى اْلاَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْرِى فِى الْبَحْرِ بِاَمْرِهِ وَيُمْسِكُ السَّمَاءَ اَنْ تَقَعَ عَلَى اْلاَرْضِ اِلاَّ بِاِذْنِهِ اِنَّ اللهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُفٌ رَحِيمٌ -65, وَهُوَ الَّذِى اَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَكَفُورٌ -66, لِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلاَ يُنَازِعُنَّكَ فِى اْلاَمْرِ وَادْعُ اِلَى رَبِّكَ اِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُسْتَقِيمٍ -67, وَاِنْ جَادَلُوكَ فَقُلِ اللهُ اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ -68, اَللهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فِيمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ -69, اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللهَ يَعْلَمُ مَا فِى السَّمَاءِ وَاْلاَرْضِ اِنَّ ذَلِكَ فِى كِتَابٍ اِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللهِ يَسِيرٌ -70, وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِهِ عِلْمٌ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ -71, وَاِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ اَيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ فِى وُجُوهِ الَّذِينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذِينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اَيَاتِنَا قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذَلِكُمْ اَلنَّارُ وَعَدَهَا اللهُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ -72,
/ 65 Yeryüzünde var olan herşeyi ve koyduğu yasalarla denizde seyreden gemileri ve gök cisimlerini, kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşme-meleri için, yerlerinde ve yörüngelerinde tutanın Allah olduğunu görmüyor mu-sun? Gerçekten de Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. 66 Ni-tekim size hayat veren, sonra sizi öldüren ve en sonunda sizi yeniden dirilte-cek olan da O’dur. Bunca gerçeklere rağmen, insan çok nankördür.
67 Biz her ümmete bir ibadet tarzı kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse onlar, bu ibadet tarzı meselesinde, seninle tartışmasın-lar. Sen yalnızca onları, Rabbinin yoluna çağır. Çünkü sen, gerçekten dosdoğ-ru bir yol üzerindesin. 68 Ama seninle tartışmaya çalışırlarsa, onlara de ki: “Yapıp ettiklerinizi en iyi bilen Allah’tır”
69 Çünkü üzerinde ayrılığa düştüğünüz tüm konularda, kıyamet günü aranızda hüküm verecek olan Allah’tır.
70 Bilmez misin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsini ancak Allah bi-lir. Bunların hepsi bir kitapta yazılıdır. Bu eşya ve olayların bilgisine sahip ol-mak, Allah için çok kolaydır.
71 Yine de yeri geldikçe, O’na inandıklarını söyleyen kimseler, Allah’ı bırakıp öyle şeylere tapıyorlar ki, Allah onlara ibadet edilebileceği hakkında, hiçbir bilgi indirmemiştir. Kendilerinin de bu hususta, bir bilgileri yoktur. Sadece hayallerine göre hareket ediyorlar. Yaratılış gayelerine aykırı yaşayan bu kim-selerin, hiçbir yardımcıları da yoktur.
72 Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin yüzündeki, inkârcı tavrı hemen farkedebilirsin. Ken-dilerine ayetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracak gibiler. De ki: Size bu kin ve öfkenizden daha kötü birşey haber vereyim mi? Ahiretteki cehennem ateşi! Allah onu, gerçekleri örtbas etmiş olanlara vaad etmiştir. Ne kötü sonuçtur o.
|
|
340 |
103 / 22 HACC (73-78) |
Cüz : 17 |
|
يَآاَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لاَ يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ -73, مَا قَدَرُوا اللهَ حَقَّ قَدْرِهِ اِنَّ اللهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ -74, اَللهُ يَصْطَفِى مِنَ الْمَلَئِكَةِ رُسُلاً وَمِنَ النَّاسِ اِنَّ اللهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ -75, يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَاِلَى اللهِ تُرْجَعُ اْلاُمُورُ -76, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ -77, وَجَاهِدُوا فِى اللهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَيكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِى الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِلَّةَ اَبِيكُمْ اِبْرَهِيمَ هُوَ سَمَّيكُمُ الْمُسْلِمينَ مِنْ قَبْلُ وَفِى هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَاَقِيمُوا الصَّلَوةَ وَاَتُوا الزَّكَوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللهِ هُوَ مَوْلَيكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ -78,
/ 73 Ey insanlar! İşte size bir örnek veriliyor, onu dinleyin şimdi. Sizin Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız bütün o düzmece varlıklar, hepsi bir araya gelseler dahi, asla bir sinek bile yaratamazlar. Hatta bir sinek, onlardan birşey kapacak olsa, onu bile geri alamazlar. İsteyen, yani puta tapanda aciz ve güçsüz, istenen put veya putlaştırılan şahsiyet de, ne kadar güçsüz.
74 Putları Allah’a ortak koşmak suretiyle hataya düşenler, Allah’ın güç ve kudretini gereği gibi kavrayıp değerlendiremiyorlar. Çünkü Allah, herşe-yi hükmü altında tutan, en yüce iktidar sahibidir.
75 Allah meleklerden de, insanlardan da elçiler seçer. Şüphe yok ki Allah, herşeyi gören ve herşeyi işitendir.
76 Seçtiği tüm elçilerin bildikleri sınırlıyken O, onlar hakkında olanı ve olacağı da bütünüyle bilmektedir. Çünkü bütün işler Allah’a döner.
77 Ey iman edenler! Rüku’ edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki, böylece kurtuluşa eresiniz.
78 Ve Allah’ın davası için, O’nun yolunda gösterilmesi gereken, en zorlu ve en üstün çabalara girişin. Mesajına muhatap ve taşıyıcı olarak, sizi seçen ve bu din konusunda üzerinize bir zorluk ve güçlük yüklemeyen O’dur. Sizin dininizi de, babanız İbrahim’in dini gibi, geniş kapsamlı yapıp güçlük yük-lemedi. O Allah, bundan önceki kitaplarda da, bu Kur’ân’da da size müslüman-lar adını verdi ki, peygamber size şahit ve örnek olsun, siz de insanlara, şahit ve güzel örnek olasınız. Öyleyse namazınıza devamlı ve duyarlı olun, arınma-nız için verilmesi gereken zekatı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin ger-çek efendiniz O’dur. Ne güzel efendi ve ne güzel yardımcıdır O.
İslami Okul Okulların En Önemlisi