Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 43. Sayfa - Abd

 

488

   63 / 43 ZUHRUF (1-10)

Cüz : 25

 

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

حم -1, وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ -2, اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْاَنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ -3, وَاِنَّهُ فِى اُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ -4, اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا اَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفِينَ -5, وَكَمْ اَرْسَلْنَا مِنْ نَبِىٍّ فِى اْلاَوَّلِينَ -6, وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ نَبِىٍّ اِلاَّ كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُن -7, فَاَهْلَكْنَا اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا وَمَضَى مَثَلُ اْلاَوَّلِينَ -8, وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ -9, اَلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ اْلاَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلاً لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ -10,

 

.

 

43    ZUHRUF SÛRESİ

 

İlahlığın Allah’tan başkasına yakıştırılmasının aklî ve mantıkî yönden kabul edilemez oluşunu vurgulayarak başlayan sûre doğru yoldan sapmaların bir kural olarak insanların atalarının inancına körü kö-rüne sarılmalarının sonucu olduğu gerçeğini vurgulamaktadır. Özet olarak İbrahim’in kıssası da anlatılan sû-re Musa ve Firavun kıssasını da anlatarak helak olan Firavun ve yandaşlarıyla müşrikleri korkutmuş oluyor.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Hâ, Mîm.

2 Düşün gerçekleri apaçık ortaya koyan bu kitabı! 3 O’nu düşünüp kavrayabilmeniz için, Arapça bir kitap olarak indirdik. 4 O Kur’ân, katımızda bulunan ana kitapta mevcut olup şanı büyüktür ve hikmetle doludur.

5 Siz ölçüyü taşıran bir toplumsunuz diye, şimdi o öğüt ve hatırlatma dolu Kur’ân’ı sizden uzaklaştırıp size bildirmekten vaz mı geçelim? 6 Oysa biz, önce gelip geçen toplumlara, nice nice peygamberler gönderdik. 7 Ama onlara ne kadar peygamber geldiyse, mutlaka onu alaya alıp eğlendiler. 8 Onun için biz, kuvvetçe senin kavminden daha güçlü olanları helak ettik. O evvelki helak ettiğimiz toplumların örnekleri, nice ayetlerimizde anlatılmış geçmiştir. 9 Eğer onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, “Onları çok üstün, çok güçlü, herşeyi bilen Allah yarattı” derler. 10 O Allah ki, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı. İstediğinizi elde etmek için de, orada yollar meydana getirmiştir. 8

 

 

Cüz : 25

63 / 43 ZUHRUF (11-22)

489

 

 

وَالَّذِى نَزَّلَ مِنَ السَّمَآءِ مَآءً بِقَدَرٍ فَاَنْشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ -11, وَالَّذِى خَلَقَ اْلاَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَاْلاَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ -12, لِتَسْتَوُا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحاَنَ الَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ -13, وَاِنَّآ اِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ -14, وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِهِ جُزْء اً اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَكَفُورٌ مُبِينٌ -15, اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفَيكُمْ بِالْبَنِينَ -16, وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَنِ مَثَلاً ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ -17, اَوَمَنْ يُنَشَّؤُا فِى الْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى الْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ -18, وَجَعَلُوا الْمَلَئِكَةَ الَّذِينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمَنِ اِنَاثًا اَشَهِدُوا خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْئَلُونَ -19, وَقَالُوا لَوْ شَآءَ الرَّحْمَنُ مَا عَبَدْنَاهُمْ مَا لَهُمْ بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ اِنْ هُمْ اِلاَّ يَخْرُصُونَ -20, اَمْ اَتَيْنَاهُمْ كِتَابًا مِنْ قَبْلِهِ فَهُمْ بِهِ مُسْتَمْسِكُونَ -21, بَلْ قَالُوآ اِنَّا وَجَدْنَآ اَبَآءَ نَا عَلَى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلَى اَثَارِهِمْ مُهْتَدُونَ -22,

 

7 11 O Allah ki, gökten ihtiyacınıza göre belli ölçülerde su indirir de, onunla kupkuru ölü memleketlere hayat verir. İşte siz de böylece kabirleriniz-den diriltilip çıkarılacaksınız.

12 Ve O Allah bütün karşıt ve çiftleri de yaratandır ve bindiğiniz hay-vanları ve gemileri de yaratan O’dur 13 ki, böylece onlara üzerlerine binip yer-leşince, Rabbinizin bunca nimetlerini hatırlayıp bütün bunları bizim hizmetimi-ze veren Allah ne yücedir, yoksa biz onu zaptedip kendimize yanaştıramazdık. 14 Ve şüphe yok ki biz, Rabbimize döneceğiz deyin diye, tüm binitleri sizin emrinize vermiştir.

15 Ama hâlâ o inkârcı putperestler kullarından bir kısmını, O’ndan bir parça sayarak O’na ortak koştular. Böyle düşünen insan, gerçekten apaçık bir nankördür.

16 Yoksa Allah yarattıklarından kızları kendisine aldı da, oğulları size mi bıraktı? Bu nasıl söz?

 

/ 17 Nitekim o putperestlerden birine, Rahman’a kolayca isnat et-tiği kız çocuğunun doğumu müjdelenince, yüzü kararır ve içi öfkeyle dolar. 18 Süs içinde yetiştirilip tartışmayı ve kavgayı beceremeyecek ve istediğini söyle-yemeyecek olan kız çocuklarını mı Allah’a isnat ediyorlar.

19 Rahman’ın kulları olan melekleri, dişiler sınıfına soktular, yoksa onların yaratılışını mı gördüler? Onların bu saçma iddiası kaydedilecek ve böyleleri hesap günü bu suçlarından dolayı sorguya çekilecekler.

20 Ve Rahman olan Allah isteseydi, kulluk etmezdik o putlara derler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalayıp yalan söy-lüyorlar. 21 Yoksa onlara bu kitaptan önce bir kitap mı verdik de, ona sımsıkı tutunuyorlar? 22 Hayır! “Biz atalarımızı belli bir inanç üzerinde bulduk ve an-cak onların izinden giderek doğru yolu buluyoruz” derler. 8

 

 

490

63 / 43 ZUHRUF (23-33)

Cüz : 25

 

 

وَكَذَلِكَ مَآ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِنْ نَذِيرٍ اِلاَّ قَالَ مُتْرَفُوهَآ اِنَّا وَجَدْنَآ اَبَآءَ نَا عَلَى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلَى اَثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ -23, قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكُمْ بِاَهْدَى مِمَّا وَجَدْتُمْ عَلَيْهِ اَبَآءَ كُمْ قَالُوآ اِنَّا بِمَآ اُرْسِلْتُمْ بِهِ كَافِرُونَ -24, فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ -25, وَاِذْ قَالَ اِبْرَهِيمُ لاَبِيهِ وَقَوْمِهِ اِنَّنِى بَرَآءٌ مِمَّا تَعْبُدُونَ -26, اِلاَّ الَّذِى فَطَرَنِى فَاِنَّهُ سَيَهْدِينِ -27, وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ -28, بَلْ مَتَّعْتُ هَؤُلآءِ وَاَبَآءَ هُمْ حَتَّى جَآءَ هُمُ الْحَقُّ وَرَسُولٌ مُبِينٌ -29, وَلَمَّا جَآءَ هُمُ الْحَقُّ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ وَاِنَّا بِهِ كَافِرُونَ -30, وَقَالُوا لَوْلاَ نُزِّلَ هَذَا الْقُرْاَنُ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ -31, اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَعِيشَتَهُمْ فِى الْحَيَوةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَةُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ -32, وَلَوْلآ اَنْ يَكُونَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمَنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِنْ فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَ -33,

 

7 23 İşte böyle ey Muhammed! senden önce de hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, o şehrin hali vakti yerinde olanları şöyle dediler: “Doğrusu biz babalarımızı bir din ve inanç üzerinde bulduk ve biz de onların izinden gideriz.” 24 Peygamberleri onlara dedi ki: “Ben size, babalarınızdan kalma dininizden daha doğrusunu getirecek olsam da, yine babalarınızın yolu-nu mu tutarsınız?” Onlar da: “Biz senin getirdiğin şeyleri tanımıyoruz” dediler. 25 Biz de onlardan intikam aldık, işte bakın yalanlayanların sonu ne oldu?

 

/ 26 Hani bir zamanlar İbrahim babasına ve toplumuna demişti ki: “Şüphesiz ben, sizin kulluk ettiklerinizden tamamıyle uzağım. 27 Ben, ancak beni yoktan var edene taparım. Muhakkak ki O, beni doğru yola iletecektir.” 28 İbrahim bu tek Allah’a inanma sözünü hakka dönsünler diye, zürriyeti arasında yaşayacak bir vasiyyet olarak bıraktı.

29 Doğrusu bunları da, babalarını da kendilerine gerçekleri içeren ki-tap ve onu açıklayan peygamber gelinceye kadar yaşattım. 30 Fakat onlara gerçekleri içeren mesajım gelince: “Bu bir büyüdür ve biz onu inkâr edenleriz” dediler. 31 Ve dediler ki: “Bu Kur’ân iki şehirden, yani Taif ve Mekke’nin birinin en büyük, en ileri gelen adamına inseydi ne olurdu?” 32 Onlar mı Rabbinin rahmetini paylaştıracaklar. Dünya hayatında onların geçimliklerini pay eden bi-ziz ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki, biri diğerine iş gördü-rebilsin. Rabbinin rahmeti onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. 33 Eğer sınırsız zenginliklerin, önlerine serilmesiyle, bütün insanlar küfürde birle-şen tek bir toplum haline gelecek olmasaydı, Rahman’ı inkâr edenlerin evleri-ne, gümüşten tavanlar ve üzerine basıp çıkacakları, gümüşten merdivenler ya-pardık. 8

 

 

Cüz : 25

63 / 43 ZUHRUF (34-47)

491

 

 

وَلِبُيُوتِهِمْ اَبْوَابًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِؤُنَ -34, وَزُخْرُفًا وَاِنْ كُلُّ ذَلِكَ لَمَّا مَتَاعُ الْحَيَوةِ الدُّنْيَا وَاْلاَخِرَةُ عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ -35, وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ -36, وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ -37, حَتَّى اِذَا جَآءَ نَا قَالَ يَالَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَرِينُ -38, وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فِى الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ -39, اَفَاَنْتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ اَوْ تَهْدِى الْعُمْىَ وَمَنْ كَانَ فِى ضَلاَلٍ مُبِينٍ -40, فَاِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَاِنَّا مِنْهُمْ مُنْتَقِمُونَ -41, اَوْ نُرِيَنَّكَ الَّذِى وَعَدْنَاهُمْ فَاِنَّا عَلَيْهِمْ مُقْتَدِرُونَ -42, فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذِى اُوحِىَ اِلَيْكَ اِنَّكَ عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ -43, وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْئَلُونَ -44, وَاسْئَلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَآ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمَنِ اَلِهَةً يُعْبَدُونَ -45, وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسَى بِاَيَاتِنَآ اِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَقَالَ اِنِّى رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ -46, فَلَمَّا جَآءَ هُمْ بِاَيَاتِنَآ اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ -47,

 

7 34 Ve evlerine, gümüş kapılar üzerine yaslanacakları koltukları da hep gümüşten yapardık. 35 Ve onları altına ve mücevherlere boğardık. Ama bunların tümü, bu dünya hayatının gelip geçici zevklerinden başka birşey de-ğildir. Ahiretteki cennet nimetleri ise, yollarını Allah ve kitabıyla bulanlarındır.

 

/ 36 Kim Rahman’ın Kur’ân’ından yüz çevirirse, ona bir şeytanı sardırırız da, artık o onun yanından ayrılmaz ve devamlı kötülükleri telkin eden bir arkadaşı olur. 37 O şeytanlar bunları yoldan çıkardıkları halde, bunlar doğ-ru yolda olduklarını sanırlar. 38 Sonunda o yoldan çıkan kimse, bizim huzuru-muza geldiği zaman kötü arkadaşına der ki: “Keşke benimle senin aranda, iki doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, seni hiç görmeseydim. Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın!” 39 Bu günkü pişmanlığınız, kesin olarak size fayda ver-mez. Çünkü siz, dünyada yaratılış maksadına aykırı yaşamıştınız. Şüphe yok ki, şimdi azabı çekmede ortaksınız.

40 Ey Muhammed! Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı sen mi doğru yola ileteceksin? 41 Eğer biz, seni vefat ettirip onların arasından alıp götürsek bile, mutlaka onlardan intikam alırız. 42 Yahut onları tehdit ettiğimiz şeyi sana gösteririz, yani senin gözlerinin önünde, onları azaba uğratırız. Şüphesiz biz onların hakkından geliriz. 43 Sen sana vahyedi-lene sımsıkı sarıl. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın. 44 Şüphesiz o vahiy yolu Kur’ân, sana ve toplumuna bir şereftir, ama zamanı gelince hepiniz O’na karşı, tutumunuzdan dolayı hesaba çekileceksiniz. 45 Ve ey peygamber! Tevhid inancı konusunda bir şüphen varsa, elçilerimizden senden önce gönderdikleri-mize sor. Rahman olan Allah’tan başka sahte ilahlara tapılmasına hiç izin ver-miş miyiz?

 

/ 46 İşte bu şekilde Musa’yı ayetlerimizle Firavun ve çevresindeki ileri gelenlere gönderdik. Musa onlara: “Bakın” dedi. “Ben bütün alemlerin Rabbinden gönderilen bir elçiyim.” 47 Musa onlara delillerimizle gelince, onlar birdenbire işi alaya alıp, gülmeye başladılar. 8

 

 

492

63 / 43 ZUHRUF (48-60)

Cüz : 25

 

 

وَمَا نُرِيهِمْ مِنْ اَيَةٍ اِلاَّ هِىَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَا وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ -48, وَقَالُوا يَآاَيُّهَا السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ -49, فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ -50, وَنَادَى فِرْعَوْنُ فِى قَوْمِهِ قَالَ يَاقَوْمِ اَلَيْسَ لِى مُلْكُ مِصْرَ وَهَذِهِ اْلاَنْهَارُ تَجْرِى مِنْ تَحْتِى اَفَلاَ تُبْصِرُونَ -51, اَمْ اَنَا خَيْرٌ مِنْ هَذَا الَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلاَ يَكَادُ يُبِينُ -52, فَلَوْلاَ اُلْقِىَ عَلَيْهِ اَسْوِرَةٌ مِنْ ذَهَبٍ اَوْ جَآءَ مَعَهُ الْمَلَئِكَةُ مُقْتَرِنِينَ -53, فَاسْتَخَفَّ قَوْمَهُ فَاَطَاعُوهُ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ -54, فَلَمَّآ اَسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَعِينَ -55, فَجَعَلْنَاهُمْ سَلَفًا وَمَثَلاً لِلاَخِرِينَ -56, وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلاً اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ -57, وَقَالُوآ ءَ اَلِهَتُنَا خَيْرٌ اَمْ هُوَ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ اِلاَّ جَدَلاً بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ -58, اِنْ هُوَ اِلاَّ عَبْدٌ اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلاً لِبَنِى اِسْرَآئِيلَ -59, وَلَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلَئِكَةً فِى اْلاَرْضِ يَخْلُفُونَ -60,

 

7 48 Bizim onlara göstermekte olduğumuz ayet ve mucizelerden herbiri, elbette diğerinden daha büyüktür. Belki dönerler diye, biz onları azapla yakalayıverdik. 49 Ve her defasında “Ey büyücü!” demişlerdi. “Seninle yaptığı peygamberlik sözleşmesi hatırına, bizim için Rabbine yalvar, biz artık kesinlik-le doğru yola geliriz.” 50 Derken onlardan azabı kaldırdık mı, sözlerinden dö-nüverdiler. 51 Firavun halkına çağrıda bulunarak dedi ki: “Ey kavmim! Mısır saltanatı ve buyruğumun altında akıp duran şu ırmaklar benim değil mi, gör-müyor musunuz? 52 Ben ne demek istediğini bile, doğru düzgün anlatamayan şu zavallı Musa denilen adamdan daha hayırlı değil miyim? 53 Sonra neden O’na hiç altın bilezikler atılmadı? Ve neden O’nunla birlikte saflar halinde me-lekler gelmedi?” 54 Firavun böylece kavmini adam hesabına koymayıp, hafife aldı, ahmaklaştırıp aldattı da, onlar da ona boyun eğer hale geldiler. Çünkü onlar hak yoldan çıkmış bir toplumdu. 55 Ama bize meydan okumaya devam edip, bizi kızdırınca, kendilerinden intikam aldık. Derken hepsini suda boğduk. 56 Onları geçmişten kalan bir hatıra ve sonrakiler için bir ibret örneği kıldık.

 

/ 57 Ey Muhammed! Meryem oğlu İsa, ne zaman bir örnek olarak anlatılsa, senin kavmin hemen kendilerini haklı çıkaran bir delil bulduklarını sa-narak bağrışmaya başlarlar. 58 Ve “Hangisi daha iyi, bizim ilahlarımız mı, yok-sa O’mu?” derler. Ama onlar bu karşılaştırmayı tartışma olsun diye ortaya attı-lar. Doğrusu onlar kavgacı ve tartışmacı bir toplumdur. 59 İsa’ya gelince O, sadece bir insandır, kendisini peygamberlikle şereflendirdiğimiz ve İsrailoğulla-rı için örnek kıldığımız bir kulumuz. 60 Eğer isteseydik sizlerden de yeryüzün-de, birbiri ardından gelen melekler yapardık. 8

 

 

Cüz : 25

63 / 43 ZUHRUF (61-73)

493

 

 

وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلاَ تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِ هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ -61, وَلاَ يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ -62, وَلَمَّا جَآءَ عِيسَى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذِى تَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَاتَّقُوا اللهَ وَاَطِيعُونِ -63, اِنَّ اللهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ -64, فَاخْتَلَفَ اْلاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَلِيمٍ -65, هَلْ يَنْظُرُونَ اِلاَّ السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ -66, اَلاَخِلاَّءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلاَّ الْمُتَّقِينَ -67, يَاعِبَادِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلآ اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ -68, اَلَّذِينَ اَمَنُوا بِاَيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمِينَ -69, اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ -70, يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ اْلاَنْفُسُ وَتَلَذُّ اْلاَعْيُنُ وَاَنْتُمْ فِيهَا خَالِدُونَ -71, وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِى اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -72, لَكُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِنْهَا تَاْكُلُونَ -73,

 

7 61 O İsa’nın veya Kur’ân’ın gelişi, kıyametin geleceğini gösteren bir bilgidir. Sakın kıyametin geleceği hakkında, hiçbir şüpheye kapılmayın ve bana uyun, dosdoğru yol yalnızca budur. 62 Ve şeytan sizi doğru yoldan ayır-masın, çünkü o gözle görünse de görünmese de sizin apaçık düşmanınızdır. 63 İsa apaçık delillerle gelince, dedi ki: “Ben size peygamber olarak geldim ve üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeylerden, bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. 64 Allah şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse yalnızca O’na kulluk edin, doğru yol sadece budur.” 65 Fakat İsa’dan sonra gelenler arasında çıkan guruplar, farklı görüşler sa-vunmaya başladılar. Yaradılış maksadı dışında yaşamaya devam edenlere, acı bir günün azabından vay hallerine… 66 Onlar kıyametin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? 67 O gün tüm dostlar birbirlerine düşman kesilecekler. Ancak yolunu yordamını Allah’ın kitabıyla bulanlar müstesna.

 

/ 68 Ve o gün Allah onlara: “Ey benim kullarım! Bu gün ne korka-caksınız, ne de üzüleceksiniz!” diyecek. 69 O kullarım ki, ayetlerime inanmış-lar ve müslüman olmuşlardır. 70 Ey kullarım! Siz ve mü’min eşleriniz girin cen-nete, orada ağırlanıp sevindirileceksiniz. 71 Orada altın tepsiler ve kadehlerle onların etrafında dolaşılır. Orada canlarının çektiği, gözlerinin hoşlandığı her-şey var. Ve sizler orada ebedi kalacaksınız. 72 Dünyada yaptığınız doğru dü-rüst işler sayesinde, elde edeceğiniz cennet işte böyledir. 73 Size orada pek-çok meyveler de var, onlardan yersiniz. 8

 

 

494

63 / 43 ZUHRUF (74-89)

Cüz : 25

 

 

اِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَ -74, لاَ يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ -75, وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلَكِنْ كَانُوا هُمُ الظَّالِمِينَ -76, وَنَادَوْا يَامَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ -77, لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلَكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ -78, اَمْ اَبْرَمُوآ اَمْرًا فَاِنَّا مُبْرِمُونَ -79, اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لاَ نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَيهُمْ بَلَى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ -80, قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمَنِ وَلَدٌ فَاَنَا اَوَّلُ الْعَابِدِينَ -81, سُبْحَانَ رَبِّ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ -82, فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتَّى يُلاَقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِى يُوعَدُونَ -83, وَهُوَ الَّذِى فِى السَّمَآءِ اِلَهٌ وَفِى اْلاَرْضِ اِلَهٌ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ -84, وَتَبَارَكَ الَّذِى لَهُ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَعِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ -85, وَلاَ يَمْلِكُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلاَّ مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ -86, وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللهُ فَاَنَّى يُؤْفَكُونَ -87, وَقِيلِهِ يَارَبِّ اِنَّ هَؤُلآءِ قَوْمٌ لاَ يُؤْمِنُونَ -88, فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلاَمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ -89,

 

7 74 Ama dikkat edin, günahlara batmış olanlar, cehennem azabı içinde ebedi kalacaklardır. 75 Bu azap, onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler. 76 Onlara haksızlık yapacak olanlar biz değiliz, onlardır kendilerine haksızlık yapanlar. 77 O cehennemdekiler cehennem bekçisine: “Ey Malik!” diye seslenecekler. “Rabbin hükmünü verip, işimizi bitiriversin, böyle yan-maktansa, ölüp kül kömür olmak iyidir.” Görevli diyecek ki: “Hayır, siz burada ölmeden bu şekilde ebedi duracaksınız.”

78 Andolsun ki size gerçekleri içeren mesajımızı gönderdik ve fakat çoğu-nuz gerçeği hoş görmüyor, istemiyordunuz. 79 Yoksa onlar, son dini ve son peygam-beri imha etmek için, işi sıkı mı tutuyorlar? Biz de işi sıkı tutup, o inkârcıları cezalandır-mada kararlıyız. 80 Yoksa biz onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmeyiz mi sanı-yorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçilerimiz de her yaptıklarını yazarlar.

81 De ki: Rahman’ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum, ama böyle birşey asla olamaz.

82 Göklerin ve yerin Rabbi, kudret ve egemenlik tahtının Rabbi olan Allah, o inkârcıların vasfettikleri her türlü sıfattan, kesinlikle yüce ve uzaktır. 83 Onları bırak da, vaat edilen hesap günü ile karşılaşıncaya kadar boş işler ve konuşmalara dalıp oy-nasınlar. 84 O ki, gökte de yerde de tek ve gerçek ilahtır. O herşeyi yerli yerince ya-pan ve herşeyi bilendir. 85 Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin mülkü, saltanatı kendisine ait olan O Allah’ın şanı çok yücedir. Kıyametle alakalı tüm bilgiler O’nun ka-tındadır ve ancak O’na döndürüleceksiniz.

86 Allah’ı bırakıp ta, O’ndan başkasına tapanların taptıkları şeylerin hiç bi-risi, hiç kimseye şefaat etme gücüne sahip değillerdir. Ama hakka şehadet eden ve O’na inanan kimseler izin verildiği takdirde şefaat edebileceklerdir. 87 Eğer Allah’tan başka varlıklara tapanlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, elbette “Allah” derler. O halde neden bu apaçık gerçeklerden sapıyorlar. 88 Peygamberin: “Ya Rabbi, şüphe yok ki bunlar iman etmeyen bir topluluktur” demesine karşı Allah:

89 Ey Muhammed! Şimdi sen, onlardan yüz çevir, vazgeç ve size “Selam deyiver!” yakında bilecekler.