Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 47. Sayfa - Abd

 

 

506

95 / 47 MUHAMMED (1-11)

Cüz : 26

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ اَضَلَّ اَعْمَالَهُمْ -1, وَالَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَمَنُوا بِمَا نُزِّلَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَهُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَاَصْلَحَ بَالَهُمْ -2, ذَلِكَ بِاَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اتَّبَعُوا الْبَاطِلَ وَاَنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا اتَّبَعُوا الْحَقَّ مِنْ رَبِّهِمْ كَذَلِكَ يَضْرِبُ اللهُ لِلنَّاسِ اَمْثَالَهُمْ -3, فَاِذا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى اِذَآ اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَاِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَاِمَّا فِدَآءً حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَا ذَلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ اللهُ لاَنْتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَكِنْ لِيَبْلُوَ بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِى سَبِيلِ اللهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ -4, سَيَهْدِيهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْ -5, وَيُدْخِلُهُمُ الْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ -6, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِنْ تَنْصُرُوا اللهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ -7, وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْسًا لَهُمْ وَاَضَلَّ اَعْمَالَهُمْ -8, ذَلِكَ بِاَنَّهُمْ كَرِهُوا مَآ اَنْزَلَ اللهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ -9, اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِى اْلاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ دَمَّرَ اللهُ عَلَيْهِمْ وَلِلْكَافِرِينَ اَمْثَالُهَا -10, ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ مَوْلَى الَّذِينَ اَمَنُوا وَاَنَّ الْكَافِرِينَ لاَ مَوْلَى لَهُمْ -11,

 

47    MUHAMMED SÛRESİ

 

Ana konusu Allah yolunda cihad olan sûre savaş, esirler, ganimetler ve münafıkların durumlarını ele alır. Allah’ın mü’min kullarına yardımı için gerekli şartları da açıklayan sûre, geçmiş toplumların yok ol-malarıyla alakalı zorbalardan örnekler getirir. Münafıkların maskelerini düşürüp dünyanın fani, ahiretin ebedî olduğunu bildirerek sona erer. Sûreye Kıtâl adı da verilir.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Onlar ki, Allah’tan gelen gerçekleri tanımayarak kâfir oldular. Allah yolundan döndüler ve Allah yoluna girmek isteyenleri çevirmek istediler. Allah onların bütün iş ve çabaları-nı boşa çıkaracak. 2 İman edip doğru dürüst işler işleyen, Rableri tarafından Muhammed’e indi-rilen gerçeğe inananların yaptıkları kötülükleri örtüp gizleyecek ve hallerini düzene sokacaktır. 3 Bu böyledir, çünkü Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, anlamsız ve geçersiz şeylere uy-dular, iman edenler ise, Rablerinden gelen değişmez gerçeğe uydular ve işte Allah insanlara böyle örnekler getirmekte ve hallerini böyle anlatmaktadır.

4 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmiş olanlarla, savaşa giriştiniz mi vurun boyunla-rını. Onları iyice yaralayıp, bozguna uğratıp da onlara üstün geldiniz mi, işe sağlam yapışın, on-ları öldürmeyin, esir alın, savaş ağırlıklarını bırakıp sona erince de, o esirleri ya iyilik edip salıve-rin, ya da fidye alarak serbest bırakın. Bu böyledir, Allah dileseydi, savaşsız da helak ederdi on-ları, fakat savaş ortamında sizi birbirinizle imtihan etmek ister. Allah kendi yolunda öldürülenlerin yaptıklarını asla boşa çıkarmaz 5 ve onları cennet yoluna eriştirir, işlerini ve durumlarını düzeltip iyileştirecektir. 6 Ve onları kendilerine tanıttığı cennetine sokacaktır. 7 Ey iman edenler! Eğer siz, Allah’ın davasına yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, ayaklarınızı İslâm’ın hakkını koruma yolunda sağlam tutar. 8 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip, küfrü tercih edenlere ge-lince, onlar yıkılıp yok olsunlar. Allah onların bütün gayretlerini boşa çıkaracak. 9 Bu onların Al-lah’ın indirdiğine nefret duymaları yüzünden olacaktır. Bu sebeple Allah, onların bütün yapıp et-tiklerini değersiz hale getirecektir.

10 Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yaşamış olanların sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Allah onları kökten yok etti. Tüm Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere de, bunlara benzer azaplar vardır. 11 Bu böyle olacaktır, çünkü Allah iman edenlerin koruyucusu ve yardımcısıdır. Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin ise, bir yardımcısı ve koruyucusu yoktur.

 

 

Cüz : 26

95 / 47 MUHAMMED (12-19)

507

 

 

اِنَّ اللهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَاْكُلُونَ كَمَا تَاْكُلُ اْلاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ -12, وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ هِىَ اَشَدُّ قُوَّةً مِنْ قَرْيَتِكَ الَّتِى اَخْرَجَتْكَ اَهْلَكْنَاهُمْ فَلاَ نَاصِرَ لَهُمْ -13, اَفَمَنْ كَانَ عَلَى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّهِ كَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ وَاتَّبَعُوآ اَهْوَآءَ هُمْ -14, مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِى وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَآ اَنْهَارٌ مِنْ مَآءٍ غَيْرِ اَسِنٍ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِبِينَ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِى النَّارِ وَسُقُوا مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ اَمْعَآءَ هُمْ -15, وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَ حَتَّى اِذَا خَرَجُوا مِنْ عِنْدِكَ قَالُوا لِلَّذِينَ اُوتُوا الْعِلْمَ مَاذَا قَالَ اَنِفًا اُولَئِكَ الَّذِينَ طَبَعَ اللهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَاتَّبَعُوآ اَهْوَآءَ هُمْ -16, وَالَّذِينَ اهْتَدَوْا زَادَهُمْ هُدًى وَاَتَيهُمْ تَقْوَيهُمْ -17, فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلاَّ السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً فَقَدْ جَآءَ اَشْرَاطُهَا فَاَنَّى لَهُمْ اِذَا جَآءَ تْهُمْ ذِكْرَيهُمْ -18, فَاعْلَمْ اَنَّهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَيكُمْ -19,

 

/ 12 Gerçek şu ki, Allah iman edip, yararlı ve doğru dürüst işler ya-panları içinden ırmakların aktığı cennetlere koyacaktır. Allah’tan gelen gerçek-leri örtbas edenler ise, bu dünyadaki hayatlarından zevk alıp, hayvanlar gibi yi-yip içseler de, öteki dünyada yerleri ateş olacaktır. 13 Ey Muhammed! seni yurdundan çıkaranlardan daha güçlü nice toplumları yok ettik, onlara bir yar-dımcı çıkmadı. 14 Rabbinden kesin bir delile sahip olan kimse, yaptığı kötü-lükleri kendisine güzel görünen ve yalnızca keyfine göre hareket eden kimse ile bir olur mu?

15 Yolunu Allah ve kitabıyla bulanlara vaadedilen cennetin durumu şöyledir: Orada su ırmakları var; bozulup kokmaz, süt ırmakları var; lezzetleri bozulmaz, şarap ırmakları var; içenlere lezzet verir sarhoşluk ve baş ağrısı yapmaz, orada onlar için saf süzme baldan ırmaklar var, her çeşit meyvalar var ve Rablerinden bir bağışlanma da var. Bu nimetlere erişenlerle, ateşte de-vamlı kalacak olup, kaynar sudan içirilerek bağırsakları parça parça olan kim-seler bir olurlar mı hiç?

16 Ve onlardan seni dinler gibi görünenler de var. Sonunda yanından çıkınca, kendilerine gerçek ilim verilmiş olanlara, seni çekiştirmek ve dinledik-lerini küçümsemek amacıyla, az önce O ne söyledi diye sorarlar. İşte bunlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar, her zaman sadece kendi tutku ve arzularına uymuşlardır. 17 Doğru yola iletilenlere gelince, Allah onların hidayetini artırıp, onlara korunma duygusu vermektedir. 18 Yoksa on-lar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Oysa onun alamet-leri gerçekten gelmiştir. Onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar.

19 Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur gerçek İlah olarak ancak Allah vardır. Hem kendi kusurlarından, hem mü’min erkek ve kadınların kusur ve gü-nahlarından dolayı bağışlanma dile. Çünkü Allah, sizin dönüp dolaşacağınız yeri de bilir, varıp duracağınız yeri de bilir.

 

 

508

95 / 47 MUHAMMED (20-29)

Cüz : 26

 

 

وَيَقُولُ الَّذِينَ اَمَنُوا لَوْلاَ نُزِّلَتْ سُورَةٌ فَاِذَآ اُنْزِلَتْ سُورَةٌ مُحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا الْقِتَالُ رَاَيْتَ الَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ نَظَرَ الْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِ فَاَوْلَى لَهُمْ -20, طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ فَاِذَا عَزَمَ اْلاَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا اللهَ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ -21, فَهَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ تَوَلَّيْتُمْ اَنْ تُفْسِدُوا فِى اْلاَرْضِ وَتُقَطِّعُوآ اَرْحَامَكُمْ -22, اُولَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمَى اَبْصَارَهُمْ -23, اَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاَنَ اَمْ عَلَى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا -24, اِنَّ الَّذِينَ ارْتَدُّوا عَلَى اَدْبَارِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْ وَاَمْلَى لَهُمْ -25, ذَلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لِلَّذِينَ كَرِهُوا مَا نَزَّلَ اللهُ سَنُطِيعُكُمْ فِى بَعْضِ اْلاَمْرِ وَاللهُ يَعْلَمُ اِسْرَارَهُمْ -26, فَكَيْفَ اِذَا تَوَفَّتْهُمُ الْمَلَئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْ -27, ذَلِكَ بِاَنَّهُمُ اتَّبَعُوا مَآ اَسْخَطَ اللهَ وَكَرِهُوا رِضْوَانَهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ -28, اَمْ حَسِبَ الَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَنْ لَنْ يُخْرِجَ اللهُ اَضْغَانَهُمْ -29,

 

/ 20 İman edenler derler ki: “Savaş hakkında bir sûre indirilseydi ya.” Fakat hükmü açık bir sûre indirilip de, onda savaştan söz edilince, kalple-rinde hastalık olanların sana, ölüm korkusundan bayılıp düşen kimsenin bak-tığı gibi baktıklarını görürsün. Onların vay haline veya onlara uygun olan; 21 Allah’ın çağrısına uymak ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman, cihad işlerinde Allah’a sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu. 22 Siz ey münafıklar! İşbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarmak, akrabalık bağlarını parçalamak sizden umulur değil mi? Veya zalimler sizin başınıza geçtiği takdirde, onlarla bir olup yeryüzünde bozgunculuk yapar, ak-rabalık bağlarını keser, onlarla birlikte akrabalarınızı öldürürsünüz değil mi? 23 Onlar öyle kimselerdir ki, Allah onları lanetleyip sağır yapmış ve gözlerini de kör etmiştir.

24 Kur’ân’ı iyice araştırıp anlamak için düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var ki, hiçbir hakikat gönüllerine girmiyor. 25 Hida-yet ve doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra, gerisin geriye dönüp hak din-den dönenlere ise, şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları boş umutlara boğmuştur. 26 Çünkü onlar, Allah’ın vahyettiğini beğenmeyenlere: “Kimi işler-de size uyacağız” demişlerdi. Allah onların tüm gizlediklerini bilir. 27 Fakat melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırken, halleri nice olur? 28 Bu böyledir; çünkü onlar, Allah’ın gazabına sebep olan şeylere uydu-lar, O’nu razı edecek şeyden hoşlanmadılar. Allah da onların bütün yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

 

/ 29 Yoksa kalpleri hasta olanlar, Allah’ın kalplerindeki kinleri orta-ya çıkarmayacağını mı sandılar? 8

 

 

Cüz : 26

95 / 47 MUHAMMED (30-38)

509

 

 

وَلَوْ نَشَآءُ لاَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِسِيمَيهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ الْقَوْلِ وَاللهُ يَعْلَمُ اَعْمَالَكُمْ -30, وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدِينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِرِينَ وَنَبْلُوَ اَخْبَارَكُمْ -31, اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الهُدَى لَنْ يَضُرُّوا اللهَ شَيْئًا وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ -32, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اَطِيعُوا اللهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلاَ تُبْطِلُوا اَعْمَالَكُمْ -33, اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ ثُمَّ مَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَهُمْ -34, فَلاَ تَهِنُوا وَتَدْعُوآ اِلَى السَّلْمِ وَاَنْتُمُ اْلاَعْلَوْنَ وَاللهُ مَعَكُمْ وَلَنْ يَتِرَكُمْ اَعْمَالَكُمْ -35, اِنَّمَا الْحَيَوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ اُجُورَكُمْ وَلاَ يَسْئَلْكُمْ اَمْوَالَكُمْ -36, اِنْ يَسْئَلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا وَيُخْرِجْ اَضْغَانَكُمْ -37, هَآاَنْتُمْ هَؤُلآءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا فِى سَبِيلِ اللهِ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِهِ وَاللهُ الْغَنِىُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَرَآءُ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لاَ يَكُونُوآ اَمْثَالَكُمْ -38,

 

7 30 Biz dileseydik, o münafıkları sana gösterirdik, ama onları sen yüz çizgilerinden tanırsın, hiç şüphesiz konuşmalarından da tanıyacaksın. Al-lah tüm yaptıklarınızı bilmektedir.

31 Ve hepinizi mutlaka sınayacağız ki, bizim yolumuzda üstün gayret gösterenleri ve sıkıntılara göğüs gerenleri diğerlerinden ayırabilelim. Çünkü biz iman ve cihadla alakalı bütün iddialarınızın doğruluğunu deneyeceğiz.

32 Şüphesiz ki o inkâra sapanlar ve insanları Allah yolundan alıko-yanlar, kendilerine doğru yol besbelli olduktan sonra, peygambere karşı gelen-ler, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah onların bütün yaptıklarını bo-şa çıkaracaktır.

33 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, yaptık-larınızı Allah ve Rasûlüne itaat etmemek suretiyle, boşa çıkarıp heder etme-yin. 34 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip, Allah yolundan çeviren, sonra da bu halleri üzerinde devamlı kalarak ölenleri, Allah asla affetmeyecektir. 35 Artık gevşemeyin ve üstün olduğunuz halde, barışa çağırmayın, siz galipsiniz, üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir. Sizin her türlü amel ve hizmetlerinizin mükâfatını asla eksiltmez.

36 Bu dünya hayatı bir oyundan ve geçici bir eğlenceden ibarettir; a-ma eğer Allah’a inanır ve yolunuzu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırsanız, si-ze hak ettiğiniz her türlü mükâfatı verecektir. Dikkat edin O, sizden sahip oldu-ğunuz tüm malları, kendi davası uğrunda feda etmenizi istemez.

37 Çünkü O, herşeyinizi isteseydi ve sizi zorlasaydı, onlara cimrice sarılırdınız ve böylece sizin, İslâm dinine karşı kinlerinizi ortaya çıkarırdı.

38 Ey mü’minler! Bilin ki sizler, Allah yolunda malınızı, canınızı har-camaya çağrılıyorsunuz, ama sizin aranızda bile cimrice davrananlar var. Ve kim Allah yolunda cimrice davranırsa, sadece kendi zararına cimrilik yapmış o-lur. Çünkü Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, sizler herşeye muhtaçsınız ve siz O’na itaatten yüz çevirirseniz, yerinize sizin gibi olmayacak, başka toplumları getirir.