Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 26 - Kuran - Abd - 51. Sayfa

 

Cüz : 26

  67 / 51 ZÂRİYÂT (1-6)

519

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا -1, فَالْحَامِلاَتِ وِقْرًا -2, فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًا -3, فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْرًا -4, اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ -5, وَاِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ -6,

51    ZÂRİYÂT SÛRESİ

 

İman esasları, Allah’ın kudreti ve pekçok kevnî ayetlerden bahseden sûre Kur’ân ve ahireti ya-lanlayanların ahiretteki cezalarını bildirip müslümanlara hazırlanan nimet cennetlerinden bahseder. Geçmiş toplumlardan İbrahim, Lut, Musa kıssaları ve azgın zorba olan Âd, Semûd ve Nuh kavminin olayları anlatılır. İnsan ve cinlerin yalnızca Allah’a kulluk için yaratıldıklarından bahsederek son bulur.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Tozu dumana katan ve savurup kaldıran rüzgarlara, tabiat kuvvetleri-ne ve meleklere, 2 yağmur yükleriyle yüklü bulutlara da, 3 denizlerde kolayca akıp gi-den gemilere ve yörüngelerinde dönüp seyreden gezegenlere, 4 tüm kâinât içerisinde yaratıkların tümünün işlerini taksim edip ayarlayan güçlere andolsun ki; 5 Size vaat o-lunan haşir, neşir, ceza, mükafat, cennet, cehennem kesinlikle meydana gelecektir. 6 Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. 8

 

 

520

67 / 51 ZÂRİYÂT (7-30)

Cüz : 26

 

 

وَالسَّمَآءِ ذَاتِ الْحُبُكِ -7, اِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ -8, يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَ -9, قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ -10, اَلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ -11, يَسْئَلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ -12, يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ -13, ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْ هَذَا الَّذِى كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ -14, اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ -15, اَخِذِينَ مَآ اَتَيهُمْ رَبُّهُمْ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ -16, كاَنُوا قَلِيلاً مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ -17, وَبِاْلاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ -18, وَفِى اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّآئِلِ وَالْمَحْرُومِ -19, وَفِى اْلاَرْضِ اَيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ -20, وَفِى اَنْفُسِكُمْ اَفَلاَ تُبْصِرُونَ -21, وَفِى السَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ -22, فَوَرَبِّ السَّمَآءِ وَاْلاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَآ اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ -23, هَلْ اَتَيكَ حَدِيثُ ضَيْفِ اِبْرَهِيمَ الْمُكْرَمِينَ -24, اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلاَمًا قَالَ سَلاَمٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ -25, فَرَاغَ اِلَى اَهْلِهِ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ -26, فَقَرَّبَهُ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلاَ تَأْكُلُونَ -27, فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا لاَ تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلاَمٍ عَلِيمٍ -28, فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ -29, قَالُوا كَذَلِكَ قَالَ رَبُّكِ اِنَّهُ هُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ -30,

 

7 7 Düşün, yıldız kümeleriyle dolu yörüngeler, yollar sahibi, düz ve güzel yaratılmış gök kubbeyi! 8 Siz ey inkârcılar! Kur’ân ve peygamber hakkında çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz. 9 Bu çeşitli sözlerinden dolayı, ancak haktan yüz çevirenler sapıtırlar. 10 Peygamber ve Kur’ân hakkında değişik yalanlamalarla or-taya çıkanlar kahrolsunlar, yok olsunlar. 11 Onlar aptalca daldıkları cehalet içerisinde, ne dediklerini bilmezler. 12 Ve alay edercesine sorarlar: “Ne zaman gelecek ceza gü-nü?” 13 O ceza günü, ateşin üzerinde çetin bir sınav verecekleri gündür. 14 Ve o gün onlara: “Tadın azabınızı! İşte dünyada çarçabuk gelmesini istediğiniz bu idi” denilecek.

15 Ama yollarını Allah’ın kitabıyla bulanlar, cennetlerde ve pınar başlarında-dırlar. 16 Rablerinin kendilerine verdiği tüm nimet ve ikramları, elde ederek huzurlu bir yaşantı içindedirler. Zaten onlar dünyada da iyilik ve güzelliği huy edinenlerdi. 17 Ge-celeri pek az uyurlardı, 18 seherlerde bağışlanma dilerlerdi 19 ve sahip oldukları her-şeyden, yardım isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay ayırırlardı. 20 İyiden iyiye inanmış olanlar için, yeryüzünde Allah’ın varlığına birliğine delalet eden nice işa-retler, belgeler var. 21 Kendi öz benliğinizde de, nice ibretler, alametler var. Hâlâ bun-ları görmüyor musunuz? 22 Rızkınızın meydana gelmesine sebep olan yağmurlar ve size vaat edilen ceza, sevap ve amel defterleri göklerdedir. 23 İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, vaat olunduğunuz ceza, hesap, cennet, cehennem gibi şeyler, tıpkı söylediğiniz sözün, kendi sözünüz olduğunda şüpheniz olmadığı gibi doğrudur ve mutlaka gerçekleşecektir.

 

/ 24 İbrahim’in meleklerden ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 O elçiler, İbrahim’e gelip O’na selam verdiklerinde, size de selam olsun demişti ve kendi kendine, bunlar tanınmayan kimseler diye düşünmüştü. 26 Hemen ailesinin ya-nına giderek, kızartılmış semiz bir buzağı eti ile geldi. 27 Onların önüne yaklaştırıp, “Yemez misiniz?” dedi. 28 Yemediklerini görünce, onlardan dolayı içine bir korku düş-tü; ama onlar: “Korkma!” demişlerdi ve O’na bilgi sahibi bir oğlu olacağını müjdelemiş-lerdi. 29 Bunun üzerine İbrahim’in karısı çığlık atarak ilerledi ve şaşkınlık içinde yüzü-ne vurarak feryat etti: “Benim gibi kısır bir kocakarıdan mı olacak, o bilgili çocuk!” diye. 30 Onlar da: “Bu böyledir, Rabbin böyle buyurdu ve şüphesiz Rabbin, herşeyi yerli ye-rince yapandır ve herşeyi bilendir” dediler. 8

 

 

Cüz : 27

67 / 51 ZÂRİYÂT (31-51)

521

 

 

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ -31, قَالُوآ اِنَّآ اُرْسِلْنَآ اِلَى قَوْمٍ مُجْرِمِينَ -32, لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ -33, مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ -34, فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ -35, فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ -36, وَتَرَكْنَا فِيهَآ اَيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ اْلاَلِيمَ -37, وَفِى مُوسَى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلَى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ -38, فَتَوَلَّى بِرُكْنِهِ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ -39, فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِى الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ -40, وَفِى عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ -41, مَا تَذَرُ مِنْ شَىْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلاَّ جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ -42, وَفِى ثَمُودَ اِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتَّى حِينٍ -43, فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ -44, فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ -45, وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ -46, وَالسَّمَآءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْيدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ -47, وَاْلاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ -48, وَمِنْ كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ -49, فَفِرُّوآ اِلَى اللهِ اِنِّى لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ -50, وَلاَ تَجْعَلُوا مَعَ اللهِ اِلَهًا اَخَرَ اِنِّى لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ -51,

 

7 31 İbrahim: “Ey elçiler! Göreviniz nedir?” deyince; 32 “Şüphe yok ki biz, günaha batıp gitmiş Lût toplumunu helak etmek üzere gönderildik. 33 Aşırı gidip, ölçü-yü kaçıran bu toplum üzerine, pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırmak için. 34 Öyle taş-lar ki, bu aşırı gidip, ölçüyü kaçıranlar için, Rabbinin katında işaretlenmiştir.” 35 Der-ken orada inananlardan kim varsa, çıkarmıştık. 36 Gerçekten de bir ev halkından baş-ka, müslüman da bulamamıştık orada. 37 Ve o memlekette acıklı azaptan korkanlar için, apaçık belgeler, kalıntılar ve ibretli manzaralar bıraktık. 38 Musa ve Firavun kıs-sasında da, aynı ibretli mesajı verdik. Çünkü biz O’nu; Firavun’a apaçık bir delille gön-dermiştik. 39 O bütün ileri gelenleri ve ordusuyla birlikte yüz çevirmişti, kibirlenip, bö-bürlenmişti de; “Bu Musa bir büyücü veya bir deli” demişti. 40 Ve biz onu ve askerleri-ni alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacak-tı. 41 Ve tüm günahkarları yok eden kasırgayı, üzerlerine saldığımız Âd kavminin ba-şına gelenlerde de, aynı ibretleri görebilirsiniz. 42 Bu kasırga geçtiği her yerde, hiç bir-şey bırakmadı, herşeyi çürümüş kemiklere ve küle çevirdi. 43 Semûd kavminin kıssa-sında da aynı mesaj vardır ki, biz onlara kısa bir zaman sefanızı sürün bakalım demiş-tik. 44 Çünkü Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine ümitsizce, bakı-nıp dururlarken, bir ceza yıldırımı onları yakalamıştı. 45 Çünkü ne ayakta durmaya güçleri kalmış, ne de yardım görebilmişlerdi. 46 Daha önce Nuh kavmini de böylece yok etmiştik. Çünkü onlar da, Allah’ın yolundan çıkmış bir toplum idiler.

 

/ 47 Gökyüzünü ve içerisindekileri, yaratıcı gücümüzle inşa eden biziz ve onlardan daha üstününü ve daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter veya o gökyü-zünü devamlı genişletmekteyiz. 48 Biz yeryüzünü de genişce yaydık ve onu pek de güzel düzenledik. 49 Herşeyden de çift çift yarattık ki, Allah’ı hatırlar, ibret alırsınız di-ye. 50 Öyleyse: “Boş, anlamsız, sahte ve kötü olan herşeyden kaçıp, Allah’a sığının. Gerçekten ben, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcıyım. 51 Ve Allah’la beraber başka ilahlar kabul etmeyin. Gerçekten ben, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı-yım.” 8

 

 

522

67 / 51 ZÂRİYÂT (52-60)

Cüz : 27

 

 

كَذَلِكَ مَآ اَتَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلاَّ قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ -52, اَتَوَاصَوْا بِهِ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ -53, فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ اَنْتَ بِمَلُومٍ -54, وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرَى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ -55, وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَاْلاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ -56, مَآ اُرِيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَآ اُرِيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ -57, اِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ -58, فَاِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلاَ يَسْتَعْجِلُونِ -59, فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذِى يُوعَدُونَ -60,

7 52 İşte böyle, kendilerinden önce yaşamış olanlara da hangi elçi gel-diyse, mutlaka, “Bu bir sihirbazdır veya delidir!” dediler. 53 Geçenlerle sonraki ge-lenler, bu sözü birbirlerine tavsiye mi ettiler de, hep aynı itirazı yapıyorlar. Hayır, onlar ve bunlar hepsi azgın ve taşkın kimselerdir. 54 O halde onlardan yüz çevir, bundan dolayı kınanacak değilsin. 55 Ama yine sen kulak veren herkese, öğüt vermeye devam et. Çünkü bu hatırlatmalar mü’minlere fayda sağlar. 56 Ve iyi bilin ki, ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. 57 Ve ben on-lardan ne rızık istiyorum, ne de beni doyurmalarını. 58 Şüphesiz her canlının rız-kını veren Allah’tır, kuvvetine acizlik gelmeyen tek kuvvet sahibi de yine Allah’tır. 59 Şüphesiz yaratılış gayesi dışında yaşamaya devam edenler, geçmişteki ar-kadaşları gibi azaptan paylarını alacaklardır. Öyleyse onu acele istemesinler. 60 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere, vaat olunan azap günü, vay onların hallerine.