Tefsir Kulliyati - 52. Sayfa - Abd
|
|
522 |
76 / 52 TÛR (1-14) |
Cüz : 27 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالطُّورِ -1, وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ -2, فِى رَقٍّ مَنْشُورٍ -3, وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ -4, وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ -5, وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ -6, اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ -7, مَا لَهُ مِنْ دَافِعٍ -8, يَوْمَ تَمُورُ السَّمَآءُ مَوْرًا -9, وَتَسِيرُ الْجِبَالُ سَيْرًا -10, فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -11, اَلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ -12, يَوْمَ يُدَعُّونَ اِلَى نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا -13, هَذِهِ النَّارُ الَّتِى كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ -14,
52 TÛR SÛRESİ
Bu sûrede ana hatlarıyla İslâm inancının esasları olan Allah’ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme ve hesaptan bahseder. Ahiretin sıkıntılı manzaraları gözler önüne sergilenip cennet manzara-larına geçilir, tüm kâfir ve müşrikler uyarılır. Kâfir ve müşriklerin putlarıyla alay edilerek onların şiddetli inkâr ve inatları açıklanır ve peygamberlerine de Allah’ın yardımı gelinceye kadar sabretmesi emredilerek sûre son bulur.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Andolsun Tûr-i Sîna Dağına, 2 satır satır yazılmış kitaba, 3 yayıl-mış açık kağıt ve deriler üzerine, 4 hac, umre ziyaretçileri ve meleklerle şenlenmiş olan eve, 5 yükseltilmiş tavana, 6 taşkın, coşkun ve dalgalanıp duran denize; 7 Gerçek şu ki, ey insanoğlu! Rabbin tarafından günahkarlar için hazırladığı azap, kesinlikle gerçekleşecektir. 8 Onu engelleyecek hiç birşey olmayacaktır. 9 O gün gök, bir sarsıntı ile sarsılacak. 10 Dağlar yerlerinden oynayıp, yürütülecek. 11 O gün gerçekleri yalan sayanların vay haline, 12 tüm hayatları boyunca tamamen boş şey ve boş işlerle oyalanıp duranların. 13 O gün onlar, itile kakıla cehennem ateşine sürüklenirler ve kendilerine denilir ki: 14 “Bu sizin yalanlamış olduğunuz cehennemdir.” 8
|
|
Cüz : 27 |
76 / 52 TÛR (15-31) |
523 |
|
اَفَسِحْرٌ هَذَآ اَمْ اَنْتُمْ لاَ تُبْصِرُونَ -15, اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُوآ اَوْ لاَ تَصْبِرُوا سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -16, اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ -17, فَاكِهِينَ بِمَآ اَتَيهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ -18, كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -19, مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ -20, وَالَّذِينَ اَمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِاِيمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَىْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ -21, وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ -22, يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لاَ لَغْوٌ فِيهَا وَلاَ تَأْثِيمٌ -23, وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَكْنُونٌ -24, وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَآءَ لُونَ -25, قَالُوآ اِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِى اَهْلِنَا مُشْفِقِينَ -26, فَمَنَّ اللهُ عَلَيْنَا وَوَقَينَا عَذَابَ السَّمُومِ -27, اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُ اِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ -28, فَذَكِّرْ فَمَآ اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلاَ مَجْنُونٍ -29, اَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِهِ رَيْبَ الْمَنُونِ -30, قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنِّى مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ -31,
7 15 Peki bu cehennem de, bir büyü müdür yoksa, doğruluğunu görme-ye yanaşmadığınız birşey mi? 16 Girin o cehenneme, artık ister sabredip katlanın, isterse katlanmayın sizin için farketmez, siz yalnızca yapmış olduğunuzun karşılı-ğını görüyorsunuz.
17 Yollarını Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışanlar, cennetlerde ve nimetler içindedirler. 18 Rablerinin kendilerine bağışlayacağı şeyler ile mutluluk bulacaklar. Çünkü Rableri onları, o çok yakıcı cehennem azabından korumuştur. 19 “İşledik-lerinize karşılık afiyetle, gönül huzuru içinde, yiyiniz, içiniz 20 sıra sıra dizilmiş mutluluk divanlarına uzanmış oldukları halde...” Onları saf, temiz, iri gözlü hurilerle evlendireceğiz. 21 Onlar ki, inandılar, soyları da imanda kendilerine uydu. Onları cennete sokarken soylarını da kendilerine eriştirip, cennete katmışızdır ve kendi amellerinin sevabından da, hiç birşey eksiltmemişizdir. Ama sonunda herkes ken-di kazandığına bağlıdır, yani ona göre ceza veya mükafat görecektir. 22 Ve onla-ra, orada canlarının istediği meyvadan ve etten bol bol vermişizdir. 23 Orada bir-birlerine öyle kadeh sunarlar ki, içtikleri şarabın etkisinden, ne boş şeylerden bah-setme var, ne de günaha sokma. 24 Kendilerine ait hizmetçiler etraflarında dönüp dolaşırlar, sanki onlar, sedefteki saklı inciler gibi pırıl pırıl saf ve temiz. 25 Cennet-likler birbirlerine dönüp sorarlar, 26 diyecekler ki: “Bakın, dünyada iken çoluk ço-cuğumuzun arasında yaşarken, günaha düşmekten ve sonumuzdan korku için-deydik. 27 Allah bize bol bol lütufta bulundu da, ta iliklere işleyen cehennem aza-bından korudu. 28 Biz bundan önce dünyada da, O’na yalvarıp ibadet ederdik. Çünkü O, iyiliği bol ve rahmeti geniştir.”
/ 29 Öyleyse ey Muhammed! Sen bütün insanlara öğüt ver. Çünkü sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kahinsin, ne de bir deli. 30 Yoksa onlar senin hakkında, O bir şairdir, zamanın tokadını yemesini bek-liyoruz mu diyorlar? 31 De ki: “Siz bekleyedurun, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. Bakalım hangimiz felakete çarpılacaktır göreceğiz.” 8
|
|
524 |
76 / 52 TÛR (32-49) |
Cüz : 27 |
|
اَمْ تَأْمُرُهُمْ اَحْلاَمُهُمْ بِهَذَآ اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ -32, اَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُ بَلْ لاَ يُؤْمِنُونَ -33, فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِثْلِهِ اِنْ كَانُوا صَادِقِينَ -34, اَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ اَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ -35, اَمْ خَلَقُوا السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ بَلْ لاَ يُوقِنُونَ -36, اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ اَمْ هُمُ الْمُسَيْطِرُونَ -37, اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ -38, اَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَ -39, اَمْ تَسْئَلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ -40, اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ -41, اَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا فَالَّذِينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكِيدُونَ -42, اَمْ لَهُمْ اِلَهٌ غَيْرُ اللهِ سُبْحَانَ اللهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ -43, وَاِنْ يَرَوْا كِسْفًا مِنَ السَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَرْكُومٌ -44, فَذَرْهُمْ حَتَّى يُلاَقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ -45, يَوْمَ لاَ يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا وَلاَ هُمْ يُنْصَرُونَ -46, وَاِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذَلِكَ وَلَكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ -47, وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ -48, وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ -49,
7 32 Yoksa bu tutarsızlık ve çelişkiyi, akılları mı onlara emrediyor. Yok-sa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa onlar, bu Kur’ân’ı kendisi uydurmuş-tur mu diyorlar. Hayır, aksine onlar gerçeği biliyor, ama inanmak istemiyorlar. 34 Ama O Kur’an’ı bir insan sözü olarak görüyorlarsa, O’na benzer bir söz söylesinler de, görelim söyledikleri doğru mu, değil mi? 35 Yoksa kendileri, hiçbir yaratıcı ol-madan mı oluşup var oldular, yoksa kendileri mi kendilerini yaratıyorlar? 36 Gök-leri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, ama onlar hiç birşey hakkında kesin bir inanca sahip değiller. 37 Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı kâinâta hüküm ve saltanat kurup, herşeyi istedikleri gibi yöneten. 38 Yoksa on-ların göğe çıkıp meleklerin sözlerini ve onlara bildirilenleri dinleyecekleri bir merdi-venleri mi var? Öyleyse onu dinlemiş olanlardan birisi, bilgisinin açık bir delilini ge-tirsin. 39 Yoksa kızlar Allah’a, oğullar size öyle mi? 40 Yoksa ey Muhammed! Peygamberlik görevine karşılık, onlardan bir ücret istiyorsun da, bu yüzden ağır bir borca mı girmiş oluyorlar? 41 Yoksa görülmeyen bilgi kaynağı kendilerinin yanın-dadır da, oradan mı yazıp tesbit ediyorlar. 42 Yoksa bir hile ve tuzak mı kurmak istiyorlar. Ama Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendileri tuzağa düşecek-lerdir. 43 O halde Allah’tan başka bir ilahları mı var? Allah sınırsız yüceliğiyle, on-ların yakıştırdığı ortaklardan uzaktır.
44 Ama o gerçekleri örtbas edenler, gökten bir parçanın düştüğünü gör-seler, inatlarından dolayı birbiri üstüne yığılmış bulutlardır derler. 45 Artık korku-dan bayılacakları güne kavuşuncaya kadar bırak onları, ne yaparlarsa yapsınlar. 46 O gün onların hile ve tuzakları, kendilerine hiçbir fayda vermez ve onlara yar-dım da olunmaz. 47 Gerçek şu ki, yaratılış gayesi dışında yaşayanlara, öteki dün-yadaki korkunç azaptan önce de sıkıntı, bunalım, kabir azabı gibi başka azaplar da vardır, ama çoğu bunun farkında değil.
48 O halde, Rabbinin hükmünü sabredip tüm zorluk ve sıkıntılara göğüs gererek bekle. Çünkü sen, bizim gözlerimizin önündesin ve her ne zaman, yani uy-kuda iken, otururken, namaz için ayağa kalktığında, Rabbinin sınırsız büyüklüğü-nü tüm eksiksiz övgüleriyle överek yücelt. 49 Gecenin bir kısmında ve yıldızların kaybolmasından sonra da O’nun şanını yücelt.
İslami Okul Okulların En Önemlisi