Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 28 - Kuran - Abd - 58. Sayfa

 

 

Cüz : 28

105 / 58 MÜCÂDELE (1-6)

541

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ سَمِعَ اللهُ قَوْلَ الَّتِى تُجَادِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِى اِلَى اللهِ وَاللهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَا اِنَّ اللهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ -1, اَلَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَآئِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلاَّ اللَّئِ وَلَدْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَرًا مِنَ الْقَوْلِ وَزُورًا وَاِنَّ اللهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ -2, وَالَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَآئِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَآسَّا ذَلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ -3, فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَآسَّا فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ اَلِيمٌ -4, اِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَقَدْ اَنْزَلْنَآ اَيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ مُهِينٌ -5, يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللهُ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا اَحْصَيهُ اللهُ وَنَسُوهُ وَاللهُ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ -6,

 

58    MÜCÂDELE SÛRESİ

Zıhar yapmanın hükmü, keffareti, gizli konuşma ve meclis adabı, perygamberle özel konuşma meselesi, Allah düşmanlarını sevmemenin gerekliliğinden yahudi ve münafıkların değişik tavırlarından bah-sedip maskelerini indirir. Allah için sevip, Allah için buğzetme gerçeğini ortaya koyarak sûre sona erer.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Gerçekten de Allah, seninle kocası hakkında tartışıp, Allah’a şi-kayette bulunan kadının sözünü işitti. Zaten Allah, sizin konuşmanızı duyuyor-du. Şüphesiz Allah, herşeyi işiten ve herşeyi görendir. 2 Bundan sonra içiniz-den: “Sen artık bana annem kadar haramsın!” diyerek hanımlarından boşa-nanlara gelince unutmasınlar ki, eşleri anaları gibi asla olamaz, anaları ancak onları doğuran kadınlardır. O halde bu kimseler, çirkin ve yalan bir söz söyle-miş oluyorlar. Bu nedenle bu söyledikleri ne kadar asılsız ve çirkindir. Ama Allah, gerçekten günahları affedici ve bağışlayıcıdır. 3 O halde sen, bana an-nem kadar haramsın diyerek, hanımlarından ayrılanlara ve sonra söyledikle-rinden geri dönenlere gelince, onların bu işledikleri suçtan kurtuluş yolları; bir-birleriyle cinsel ilişkiden önce bir köleyi hürriyetine kavuşturmaları gerekir. İşte size öğütlenen hüküm budur, yoksa zihar yapmak suretiyle, hanımlarınız bo-şanmış olmazlar ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

4 Ancak köleyi hürriyetine kavuşturma imkanı olmayan, bunun yerine birbirleriyle cinsel ilişkiden önce, iki ay arka arkaya oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen kimse, altmış yoksulu doyuracaktır. Bu Allah’a ve elçisine i-nancınızı isbat etmeniz için gereklidir. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Al-lah’tan gelen gerçekleri örtbas etmek suretiyle inkâr edenlere, şiddetli bir azap var. 5 Allah’ın ve peygamberin buyruklarına uymayıp karşı gelip ayrı bir yol or-taya koyanlar, kendilerinden öncekilerin burunlarının sürtülüp alçaltıldıkları gibi onlar da, alçaltılıp rüsvay edileceklerdir. Şüphesiz biz apaçık ayetler indirmiş-tik. İndirdiğimiz bu ayetleri inkâr edenlere de, küçük düşürürücü bir azap var-dır. 6 O gün Allah, onların hepsini de diriltip toplar ve neler yaptılarsa hepsini haber verir onlara. Onlar ne yaptıklarını unutmuşlardır, ama Allah, hepsini bir bir tesbit etmiştir. Çünkü Allah, herşeye şahittir.

 

 

542

105 / 58 MÜCÂDELE (7-11)

Cüz : 28

 

 

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ يَعْلَمُ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوَى ثَلاَثَةٍ اِلاَّ هُوَ رَابِعُهُمْ وَلاَ خَمْسَةٍ اِلاَّ هُوَ سَادِسُهُمْ وَلآ اَدْنَى مِنْ ذَلِكَ وَلآ اَكْثَرَ اِلاَّ هُوَ مَعَهُمْ اَيْنَ مَا كَانُوا ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيَمَةِ اِنَّ اللهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ -7, اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوَى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِاْلاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَةِ الرَّسُولِ وَاِذَا جَآؤُكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللهُ وَيَقُولُونَ فِى اَنْفُسِهِمْ لَوْلاَ يُعَذِّبُنَا اللهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمَصِيرُ -8, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلاَ تَتَنَاجَوْا بِاْلاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَةِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِى اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ -9, اِنَّمَا النَّجْوَى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ اَمَنُوا وَلَيْسَ بِضَارِّهِمْ شَيْئًا اِلاَّ بِاِذْنِ اللهِ وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ -10, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِى الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللهُ لَكُمْ وَاِذَا قِيلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللهُ الَّذِينَ اَمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ اُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ -11,

 

/ 7 Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde olan herşeyi, Allah’ın bildiğin-den haberin yok mu? Aralarında gizli gizli konuşan her üç kişinin, dördüncüsü mutlaka O’dur ve her beş kişinin altıncısı, ister daha az, ister daha çok olsun-lar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar Allah mutlaka onlarla beraberdir. Ama sonunda kıyamet günü, Allah yaptıklarını onlara gösterecektir. Çünkü Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.

8 Ey Muhammed! Bakmıyor musun şu adamlara ki, gizli gizli konuş-maktan yasaklandıkları halde, yine o yasaklandıkları işe dönüyorlar günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda, gizli gizli konuşuyorlar. Sana gel-dikleri zaman, seni Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi kendilerine: “Bu söylediklerinizden dolayı, Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter, oraya gireceklerdir, ne kötü girilecek yerdir orası.

9 Ey iman edenler! Kendi aranızda gizli toplantılar yaptığınız zaman, münafıkların yaptıkları gibi günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelme üze-rinde konuşmayın. Bunun yerine her türlü iyilik, hayır, güzellikte ve yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulma hususunda görüşmeler yapın ve huzurunda toplanaca-ğınız Allah’ın kitabı ile yolunuzu bulmaya çalışın.

10 Karşı çıkanların fısıldaşmaları başka şey değil, ancak inananları üzmek için şeytandandır. Oysa Allah’ın izni olmadıkça, müslümanlara hiç bir zarar veremez. İnananlar yalnızca Allah’a güvensinler.

11 Ey iman edenler! Herhangi bir kimse size, toplantı yerlerinde ge-nişleyin, yer açın dediğinde, genişleyin ve ona yer açın ki, Allah da sizin herşe-yinizde, size genişlik versin. Yeni gelenlere yer vermek için veya namaz ve ci-hada koşmak üzere, kalkın denildiğinde de kalkıverin ki, Allah sizden inananla-rı ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Çünkü Allah, ne yapı-yorsanız, hepsinden haberdardır. 8

 

 

Cüz : 28

105 / 58 MÜCÂDELE (12-21)

543

 

 

يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَيكُمْ صَدَقَةً ذَلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاَطْهَرُ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ -12, ءَ اَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَيكُمْ صَدَقَاتٍ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللهُ عَلَيْكُمْ فَاَقِيمُوا الصَّلَوةَ وَاَتُوا الزَّكَوةَ وَاَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَاللهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ -13, اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللهُ عَلَيْهِمْ مَا هُمْ مِنْكُمْ وَلاَ مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ -14, اَعَدَّ اللهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا اِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ -15, اِتَّخَذُوآ اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ  فَلَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ -16,  لَنْ تُغْنِىَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلآ اَوْلاَدُهُمْ مِنَ اللهِ شَيْئًا اُولَئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ -17, يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلَى شَىْءٍ اَلآ اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ -18, اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسَيهُمْ ذِكْرَ اللهِ اُولَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ اَلآ اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ -19, اِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللهَ وَرَسُولَهُ اُولَئِكَ فِى اْلاَذَلِّينَ -20, كَتَبَ اللهُ لاَغْلِبَنَّ اَناَ وَرُسُلِى اِنَّ اللهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ -21,

 

7 12 Ey iman edenler! Peygambere birşey danışacağınız ve gizli ko-nuşacağınız zaman, bu özel görüşmeden önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temiz bir hareket olacaktır. Ama verecek sadaka bulama-dığınız takdirde bilin ki, Allah size müsamaha eder ve sizi bağışlar. 13 Gizli konuşmanızdan önce, sadaka vermekten dolayı, fakir düşeceğinizden mi kor-kuyorsunuz? Madem size emredileni yapmadınız, Allah da sizi bundan affetti, bundan dolayı, bundan sonra, sadaka vermeden de konuşup danışabilirsiniz. Öyleyse sizler bundan böyle, namazınızda devamlı ve dikkatli olun, zekatı ve-rin, Allah’a ve Rasulüne itaat edin. Çünkü Allah, yapageldiğiniz herşeyden ha-berdardır.

 

/ 14 Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kuranla-rın farkında değil misin? Onlar ne müslüman olarak sizdendirler, ne o Yahudi-lerdendirler. Onlar bile bile yalan söyleyerek, Allah adına yemin ediyorlar ve biz müslümanız diyorlardı. 15 Allah onlar için, münafıklıklarından dolayı, şid-detli biz azap hazırlamıştır. Onların yapageldikleri şey gerçekten de çok kötü-dür. 16 Onlar yeminlerini kalkan yapıp, insanları Allah yolundan çevirdiler. On-lar için aşağılatıcı bir azap vardır. 17 Onların ne malları, ne de evlatları kendi-lerini Allah’a karşı koruyamayacaktır. Onlar cehennemliklerdir ve orada ebedi kalacaklardır.

18 Allah onların hepsini tekrar dirilteceği gün, dünyada size yemin et-tikleri gibi, Allah’a da yemin edip, müslüman olduklarını söyleyecekler ve bu yeminle bir şey kazanırız sanacaklar. İyi bilin ki, en büyük yalancılar onlardır. 19 Şeytan onlar üzerinde üstünlük kurmuş ve onları Allah’ı anmaktan uzaklaş-tırmıştır. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır, iyi bilin ki, şeytanın taraftarları mut-laka kaybedenlerdir. 20 Allah’a ve elçisine karşı gelenler, işte onlar kıyamet günü en alçaklar arasındadırlar. 21 Şüphesiz Allah: “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz” diye yazmış ve hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, çok üstündür. 8

 

 

544

105 / 58 MÜCÂDELE (22)  

Cüz : 28

 

 

لاَ تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ اْلاَخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ اللهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوآ اَبَآءَ هُمْ  اَوْ اَبْنَآءَ هُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشِيرَتَهُمْ اُولَئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ اْلاِيمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِىَ اللهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ اُولَئِكَ حِزْبُ اللهِ اَلآ اِنَّ حِزْبَ اللهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ -22,

7 22 Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun; babaları, oğulla-rı, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Rasulüne düşman olanlarla, dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah onların kalplerine ima-nı yerleştirmiş ve Kur’ân-ı Kerîm ile onları desteklemiştir. Zamanı gelince onla-rı, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi olarak kalacaklar-dır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah’tan. İşte onlar Allah’tan yana o-lanlardır. Dikkat edin, Allah’tan yana olanlar, gerçek mutluluğa ulaşacaklardır