Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 28 - Kuran - Abd - 66. Sayfa

 

Cüz : 28

107 / 66 TAHRÎM (1-7)

559

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ اَحَلَّ اللهُ لَكَ تَبْتَغِى مَرْضَاةَ اَزْوَاجِكَ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ -1, قَدْ فَرَضَ اللهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْ وَاللهُ مَوْلَيكُمْ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ -2, وَاِذْ اَسَرَّ النَّبِىُّ اِلَى بَعْضِ اَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّاَتْ بِهِ وَاَظْهَرَهُ اللهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَاَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّاَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ اَنْبَاَكَ هَذَا قَالَ نَبَّاَنِى الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ -3, اِنْ تَتُوبَآ اِلَى اللهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَاِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَاِنَّ اللهَ هُوَ مَوْلَيهُ وَجِبْرِيلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمَلَئِكَةُ بَعْدَ ذَلِكَ ظَهِيرٌ -4, عَسَى رَبُّهُ اِنْ طَلَّقَكُنَّ اَنْ يُبْدِلَهُ اَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَآئِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَآئِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَاَبْكَارًا -5, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا قُوآ اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَئِكَةٌ غِلاَظٌ شِدَادٌ لاَ يَعْصُونَ اللهَ مَآ اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ -6, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لاَ تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -7,

 

66    TAHRÎM SÛRESİ

 

Rasûlullah’ın kendiliğinden bazı şeyleri kendisine haram kılmasından bahsederek başlayan sûre eşler arasındaki sırrın yayılmaması gerektiğini öğretir. Nuh ve Lut peygamberlerin hanımlarının iman etme-diklerini ve “Ateşe girin” emrini hakettiklerini bildirir. İnanmayan Firavunun hanımının da iman etmiş bir kim-se olarak örnek verildiğini ve nasıl dua ettiğini açıklayarak namuslu iffetli İmran’ın kızı Meryem’in de hatırla-tılmasıyla sûre sona erer. Sûretü’n-Nebî adı da verilir.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Ey peygamber! Eşlerinden herhangi birini memnun etmek için neden Allah’ın sana helal kıldığı bazı şeyleri kendine haram kılıyorsun. Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır. 2 Şüphesiz Allah yeminlerinizin keffaretle çözülmesini size farz kıl-mıştır. Allah sizin dostunuz ve yardımcınızdır. O herşeyi bilen ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır. 3 Hani bir gün peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söyle-mişti, eşi bu sözü gizlemeyip başkasına haber verdiği zaman Allah da bunu peygam-bere açıkladı. Bunun üzerine peygamber de sır verdiği hanımına Allah tarafından ta-mamı bildirilen hadisenin bir kısmını söylemiş bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber olup biteni anlatınca: “Sırrını yaydığımı sana kim bildirdi?” dedi. Peygam-ber de: “Bana herşeyi bilen herşeyden haberdar olan Allah bildirdi” dedi. 4 Ey pey-gamber! Onlara de ki: “İkiniz de tevbe ederek Allah’a yönelin, çünkü ikinizin de kalbi haktan ayrılmıştı ve Allah’ın elçisi olan peygambere karşı birbirinizi desteklerseniz, bi-lin ki Allah, O’nun koruyucusu ve yardımcısıdır. Sonra da Cibrîl, mü’minlerin doğru dü-rüst hareket edenleri ve bütün melekler O’nun yardımcılarıdır. 5 Ey peygamber eşleri! Eğer O sizi boşarsa, belki de Rabbi O’na sizin yerinize sizden daha hayırlı, kendisini Allah’a teslim eden, oruç tutan veya O’nun rızasını aramak için yola koyulan daha ön-ce evlenmiş veya bakire kadınlar verir.

6 Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden ko-ruyun ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır veya taştan yapılmış tüm putlardır. O’nun başında görevli olarak bulunan melekler sert ve kuvvetlidirler. Allah’ın buyruğuna karşı gelmez, kendilerine emredilen herşeyi yaparlar. 7 Cehenneme giren, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere denilir ki: “Ey kâfirler! Bugün özürler beyan etmeyin. Çünkü ne yaptınızsa ancak onunla cezalandırılıyorsunuz.”

 

 

560

107 / 66 TAHRÎM (8-12)

Cüz : 28

 

 

يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا تُوبُوآ اِلَى اللهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ يَوْمَ لاَ يُخْزِى اللهُ النَّبِىَّ وَالَّذِينَ اَمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا اِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ -8, يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ -9, ضَرَبَ اللهُ مَثَلاً لِلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَاَتَ نُوحٍ وَاِمْرَاَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلاَ النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ -10, وَضَرَبَ اللهُ مَثَلاً لِلَّذِينَ اَمَنُوا اِمْرَاَتَ فِرْعَوْنَ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنِى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ -11, وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ -12,

 

/ 8 Ey iman edenler! Tam bir pişmanlık ve gönül huzuru içinde gösterişten uzak ölçüde Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtüp yok eder ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyar ki o gün Allah, peygamberi ve O’nunla beraber iman edenleri utandırmaz ve nurları önlerinde ve sağlarında hızla yayılır ve “Ey Rabbimiz!” derler. “Bizim nurumuzu tamamla ve kuvvetlendir ve bizi bağışla, şüphesiz ki senin gücün herşeye yeter.”

9 Ey peygamber! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfir ve mü-nafıklarla amansızca mücadele et ve onlara karşı kararlı ve sert davran. Onla-rın varacakları yer cehennemdir, o ne kötü bir varış yeridir.

10 Allah gerçekleri örtbas eden inkârcılara Nuh’un karısıyla Lut’un karısını örnek getirmektedir. Onlar iki erdemli kulumuzun nikahı altında idiler ama kocalarına iman etmeyip inkâr etmek suretiyle onlara karşı hainlikte bu-lundular. Onlar peygamber olmalarına rağmen karılarından Allah’ın azabından hiçbir şeyi savamadılar. Onlara cehennem görevlileri tarafından: “Cehenneme giren suçlu kâfirlerle birlikte sizde ateşe girin” denilir. 11 Allah iman edenlere de Firavun’un karısını örnek getirmiştir ki O: “Ey Rabbim!” diye yalvarmıştı. “Senin katında olan cennette benim için bir köşk inşa et, beni Firavun’dan ve yaptıklarından koru ve beni şu zalim yani yaratılış gayesi dışında yaşayan mil-letten kurtar.”

12 Allah İmran’ın kızı Meryem’i de misal verir ki, O iffet ve namusunu korumuştu. Derken biz O’na ruhumuzdan üfürmüştük. Meryem Rabbinin söz-lerinin ve kitaplarının doğruluğunu bilip kabul etmiş ve samimiyetle bağlanan-lardan olmuştu.