Tefsir Kulliyati - 74. Sayfa - Abd
|
|
574 |
4 / 74 MÜDDESSİR (1-17) |
Cüz : 29 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يَآاَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ -1, قُمْ فَاَنْذِرْ -2, وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ -3, وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ -4, وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ -5, وَلاَ تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُ -6, وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ -7, فَاِذا نُقِرَ فِى النَّاقُورِ -8, فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ -9, عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ -10, ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا -11, وَجَعَلْتُ لَهُ مَالاً مَمْدُودًا -12, وَبَنِينَ شُهُودًا -13, وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْهِيدًا -14, ثُمَّ يَطْمَعُ اَنْ اَزِيدَ -15, كَلاَّ اِنَّهُ كَانَ لاَيَاتِنَا عَنِيدًا -16, سَاُرْهِقُهُ صَعُودًا -17,
74 MÜDDESSİR SÛRESİ
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Ey örtüsüne, dinlenmeye, yalnızlığa bürünmüş olan peygamber! 2 Kalk ve insanları uyar. 3 Rabbinin büyüklüğünü duyur, bildir. Çünkü büyüklük sadece O’na aittir. 4 Elbiseni, eteğini, bedenini, kişiliğini, kalbini her türlü kirden ve ahlaki noksanlıktan temiz tut. 5 Her türlü pislik ve kötülükten kaçın uzak dur. 6 İyilik yapmayı kendine kazanç aracı kılma veya yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma. 7 Rabbinin rızasını kazanmak için din adına yapılan her türlü işte Rabbine dayan ve sabret. 8 Ve insanları uyar ki, yeniden diriliş için sura üfürüldüğü zaman. 9 İşte o gün çok zorlu ve sıkıntılı bir gündür. 10 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere ise, hiç de kolay değildir. 11 Bana bırak tek başına yarattığım o kişiyle uğraşmayı. 12 Kendisine geniş imkanlar verdiğim, 13 her zaman yanında ve top-lantılarda hazır bulunan oğullar verdiğim, 14 herşeyi kendisi için genişce yaydığım yani başkalarına verilenlerden çok daha fazla güç, yetenek, imkan verdiğim insanı. 15 Buna rağmen o hâlâ fazlalaştırmamı, daha fazla vermemi umuyor.
16 Hayır, asla ummasın. O ayetlerimize karşı adamakıllı inada girişti. 17 Böyle-ce onu güç yetirilemeyen zor bir azaba mecbur edip yokuşa süreceğim. 8
|
|
Cüz : 29 |
4 / 74 MÜDDESSİR (18-47) |
575 |
|
اِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ -18, فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ -19, ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ -20, ثُمَّ نَظَرَ -21, ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ -22, ثُمَّ اَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ -23, فَقَالَ اِنْ هَذَآ اِلاَّ سِحْرٌ يُؤْثَرُ -24, اِنْ هَذَآ اِلاَّ قَوْلُ الْبَشَرِ -25, سَاُصْلِيهِ سَقَرَ -26, وَمَآ اَدْرَيكَ مَا سَقَرُ -27, لاَ تُبْقِى وَلاَ تَذَرُ -28, لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِ -29, عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ -30, وَمَا جَعَلْنَآ اَصْحَابَ النَّارِ اِلاَّ مَلَئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلاَّ فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ اُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ اَمَنُوآ اِيمَانًا وَلاَ يَرْتَابَ الَّذِينَ اُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَآ اَرَادَ اللهُ بِهَذَا مَثَلاً كَذَلِكَ يُضِلُّ اللهُ مَنْ يَشَآءُ وَيَهْدِى مَنْ يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلاَّ هُوَ وَمَا هِىَ اِلاَّ ذِكْرَى لِلْبَشَرِ -31, كَلاَّ وَالْقَمَرِ -32, وَاللَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَ -33, وَالصُّبْحِ اِذَآ اَسْفَرَ -34, اِنَّهَا لاِحْدَى الْكُبَرِ -35, نَذِيرًا لِلْبَشَرِ -36, لِمَنْ شَآءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَ -37, كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ -38, اِلاَّ اَصْحَابَ الْيَمِينِ -39, فِى جَنَّاتٍ يَتَسَآءَ لُونَ -40, عَنِ الْمُجْرِمِينَ -41, مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ -42, قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ -43, وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ -44, وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَآئِضِينَ -45, وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ -46, حَتَّى اَتَينَا الْيَقِينُ -47,
7 18 Bakınız mesajlarımız inkâr edenlere ulaştırıldığında, onları nasıl tesirsiz hale getireceğini düşünüp ölçtü, biçti. 19 Allah’ın rahmetinden uzak olup geberesice nasıl da ölçtü biçti. 20 Evet o geberesice kendisini perişan eder böyle hesaplarla. 21 Ve sonra yeni dayanak-lar bulmak için çevresine bakar. 22 Sonra bir iş yapamamanın üzüntüsü ve öfkesinden kaşlarını çattı, suratını astı. 23 Sonra Kur’ân’a ve peygambere ardını döndü ve kendini büyük gördü. 24 Ve dedi: Bu Muhammed’in söyledikleri eskiden beri söylenen, aktarılagelen bir sihir, bir sihirbaz sözünden başkası değildir. 25 Bu Allah sözü değil, insan sözüdür.
26 Bu nedenle onu öteki dünyada cehennem ateşine sokacağım. 27 Cehennem ate-şinin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? 28 İçerisine atılan kimsede ne hayat bırakır, ne de ölü-me terkeder. 29 İnsana gerçek hakikati gösterir veya derileri tamamıyla yakıp kavurur. 30 O cehennem üzerinde ondokuz adet, gurup veya sınıf görevli melek vardır. 31 Ve biz cehennem işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirdik. Biz o görevli meleklerin sayısını Allah’tan ge-len gerçekleri örtbas edenler için bir sınama aracı yaptık ki, daha önce bize de kitap verildi di-yenler, sağlam bilgi edinsinler ve iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin. Ve hem ken-dilerine kitap verilenler, hem de iman edenler bu meleklerin sayısı hakkında şüpheye düşmesin-ler. Kalplerinde şüphe ve nifak hastalığı bulunanlarla Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler de: “Allah bu örnekle neyi anlatmak istedi?” desinler. Böylece Allah yoldan çıkmak isteyeni sap-tırır, doğruya ulaşmak isteyeni ise doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularının yani melek, rüzgar, tabii afetler vb. şeylerin sayısını kendisinden başka kimse bilemez. Bu ayetler de insanlara diğer ayetler gibi bir öğüt ve uyarıdır.
/ 32 Hayır, onlar asla öğüt almazlar. Aya andolsun ki, 33 çekilip giden geceye de, 34 ağaran sabaha da andolsun ki; 35 o cehennem belaların en büyüğüdür. 36 İnsanlar için u-yarı, korku vasıtasıdır 37 sizden iyilikler yaparak önde gitmeyi veya küfür yüzünden cehennem-de kalmayı seçen her biriniz için.
38 Hesap günü her insan yapmış olduğu bütün kötü fiiller için rehin olarak tutulacak-tır. 39 Ancak amel defterleri sağdan verilenler böyle değildir. 40 Onlar cennet bahçelerinde otu-rup, konuşup soracaklar, 41 günahkarlara. 42 Sizi bu cehennem ateşine sürükleyen nedir? 43 Berikiler diyecekler ki: “Biz ne namaz kılanlardan idik, 44 ne de yoksulları doyururduk. 45 Boş ve anlamsız şeylere dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik. 46 Dilimizle hesap gününe inandığı-mızı söylediğimiz halde yaşantımızla o güne hazırlık yapmamak suretiyle o günü yalanlamıştık. 47 Sonra da bu halimiz ölüm bize gelinceye kadar devam etti. 8
|
|
576 |
4 / 74 MÜDDESSİR (48-56) |
Cüz : 29 |
|
فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ -48, فَماَ لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ -49, كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ -50, فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ -51, بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتَى صُحُفًا مُنَشَّرَةً -52, كَلاَّ بَلْ لاَ يَخَافُونَ اْلاَخِرَةَ -53, كَلاَّ اِنَّهُ تَذْكِرَةٌ -54, فَمَنْ شَآءَ ذَكَرَهُ -55, وَمَا يَذْكُرُونَ اِلاَّ اَنْ يَشَآءَ اللهُ هُوَ اَهْلُ التَّقْوَى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ -56,
7 48 Bu hal ve sıfatları üzerinde bulunduranlar yani 43, 44, 45, 46. ayetlerde anlatılan kimselere hiçbir şefaat edicinin şefaatı fayda vermeyecektir. 49 O halde bunca in-sanlara ne oluyor ki, Kur’ân’ın uyarmalarından yüz çevirmede ve kaçmaktadırlar. 50 Adeta korkuya kapılmış yaban eşekleri gibidirler 51 arslandan ürküp kaçan. 52 Evet o inkârcılar; hepsinin davet olundukları Kur’ân yetmezmiş gibi kendilerine özel sahifeler ve kitaplar gön-derilmesi gerektiğini iddia ederler. 53 Hayır, onların bu istekleri boştur. Gerçekten onlar öl-dükten sonra dirilmeyi, hesabı, ceza ve mükafatı kabul etmeyen ve bu yüzden de Kur’ân’-dan yüz çeviren kimselerdir. 54 Hayır O Kur’ân gerçekten de tesirli bir öğüttür. 55 Artık di-leyen herkes O’ndan ders alabilir. 56 Ama öteki dünyaya inanmayanlar, Allah dilemedikçe O Kur’ân’dan ders alamazlar. O Allah, azabından korkulup korunulacak olan, ve kendi kita-bıyla yol bulunandır. Bağışlamaya ehil olan da yalnızca O’dur
İslami Okul Okulların En Önemlisi