Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

87-EL-A'LA SURESİ - Bilmen - 87. Sayfa

 

    Allah'ın isimlerini tenzih, Hak T e âlâ Hazretlerini Yüce zâtı hakkında nakledilmiş olan mübarek isimler ile zikretmekten, i I âh lığın şanına lâyık olmayan, noksanlığı ifade eden isimler ile anmamaktan ve onun kutsal isimlerini hürmetle yadedip, hürmete aykırı vaziyetler hâlinde lisâna almamaktan ibarettir.

  Allah'ın hükümlerini tenzih, o hikmet sahibi Mabudun her hükmünü, tasvip ve tasdik edip bunun sahip olmanın gereği olduğunu ve birer hikmetin icabı bulunduğunu tasdik ve itirafta bulunmaktan ibarettir. Kısacası Hak Teâlâ Hazretlerini dâima tesbîh etmek ve kutsamak, onun kulları için en kutsal bir vazifedir. Onun içindir ki: Müslümanlar, namaz kılarlarken Peygamberimizin yüce emirlerinden dolayı rükû hâlinde "Süphane Rabbiyel'azîm" ve secde hâlinde de "Süphane Rabbiyel'âlâ" demektedirler.

     (O) Rabbül'âlemiyn (ki:) Bütün mahlûkatı (yarattı da) hepsini kendilerine lâyık birer şekilde (düzeltti.) Meselâ: insanları pek güzel bir surette yarattı şâir hayat sahiplerine de muhtaç oldukları uzuvları verdi, âlemin bütün tabakalarını birer mükemmel tarzda tanzim buyurdu.

   (Ve O ki:) O Kâinatın Rabbi ki: Bütün yarattıklarını cinslerini, nevilerini, vasıflarını, devam müddetlerini (takdir) tâyin (etti de) sonra kendilerine (doğru yolu gösterdi.) Hepsine de birer kabiliyet verdi, hepsini de geçimlerini temin için çalışmaya kabiliyetli kıldı ve özellikle mükellef olan kullarına hayır ve şer yolunu gösterdi, onları selâmet ve saadete erdirecek yolu tâyin buyurdu.

  (Ve O ki:) O Kerîm olan âlemlerin Rabbi ki: (O yeşillikleri) varlık alanına (çıkardı) hayvanların yaşamaları için geniş çayırları, otlak mahallerini yaratmış oldu.

     (Sonra onu) O yeşilliklerden her birini (kapkara kuruca bir ota çevirdi.) O güzel manzaralardan eser kalmadı, işte dünya varlığı başlangıçta ne kadar güzel, ne kadar dikkat çekici bulunsa da nihayeti böyle bir değişimden ibaret bulunacaktır. Bir değişikliğe uğrayacaktır. Bu hususta ki ilâhî beyan, gaflet sahiplerini uyandırmak için bir darb-ı mesel mesabesindedir.

 

      bir mucize numunesidir, çünkü Yüce Peygamber hiç bir şey okumuş, yazmış değildi, Ümmi idi, o öyle olduğu hâlde böyle bir Kur'an-ı Kerime nail ve onu derhal ezberlemeye kadîr oldu. Sonra bu Sûre - i celîle, Mekke-i Mükerreme'de ilk nazil olanlardandır. Fevkalâde bir emrin vuku bulacağını haber verdi, ve o emir bilâhare tahakkuk etti ki: O da Resûl-i Ekrem'in bir hârika olmak üzere bütün Kur'an-ı ezberlemesinden diğer kurtuluş eserlerinin yüz göstermesinden vesâireden ibarettir.

      (Allah'ın dilediği müstesna) Evet.. Ey Yüce Peygamber bütün Kur'an âyetlerini, ezberlemeye okumaya muvaffak olacaksındır. Ancak Cenab-ı Hak'kın hikmet gereği neshettiği veya hafızandan geçici olarak giderildiği bâzı âyetleri unutacaksındır. Bunların dışında bütün Kuran âyetleri hafızanı aydınlatacak ve süsleyip duracaktır. (Şüphe yok ki. O) Kerem Sahibi Mâbud (aşikâr olanı da bilir, gizliyi de) bilir. Kullarının bütün sözlerini işlerini kalple rinde kî düşüncelerini bilmektedir. Bu cümleden olmak üzere Yüce Peygamberine vahyettiği şeylerde ve onlardan bâzılarının neshedilmiş olduğu da Allah katında bilmektedir.

     (Ve) Ey Yüce Peygamber!. (Seni en kolayına muvaffak ederiz.) Yâni: Seni tam bir kolaylığa Kur'an-ı Kerim'i ezberlemeye muvaffak kılarız, seni en kolay bir şeriate, takibi pek kolay bir saadet yoluna eriştiririz, sen müsterih ol...

  (Artık) Ey Yüce Peygamber!. Sen insanlara (öğüt ver) sana vahyedilen Kuran âyetleriyle halkı irşada çalış. (Eğer öğüt fâide verirse,) Kendilerinde kabiliyet bulunur da verilen nasihatleri kabul ederse ne güzel, kendileri fâidelenirler, selâmet yolunu takibe muvaffak olurlar. İnat edip de verilen öğütleri kabul etmeyenler de lâyık oldukları kötü bir âkibete uğrarlar, sen ey merhametli Peygamber!. Mahzun olma.

  Korkan kimse, öğüdü dinleyecektir.

     Evet.. (Korkan kimse) Allah-ü Teâlâ'nın azabından korkan herhangi bir takva sahibi zât, (öğüdü dinleyecektir.) Öyle bir kimseye verilen nasihat, her hâlde kendisine fâide verecektir. Binaenaleyh insanlara karşı güzelce nasihatte bulunmak, haddi zâtında bir iyilik severlik vazifesidir. Nasihat veren, sevaba nail olur. Nasihat         dinleyenler de iki kısma ayrılır, bir kısmı o nasihati dinleyerek istifâde eder, bir kısmı da kabul etmeyerek sapıklık içinde kalır, yarın âhirette bir mazeret ileri sürmeğe selâhiyeti kalmamış bulunur.

  En kötü olan ise ondan kaçınır.

   Evet.. (En kötü olan) Hakkı kabulden kaçınan, katı kalpli olan kimse (ise ondan kaçınır) öğüt dinlemez, kendi aleyhinde hareket etmiş bulunur, nihayet o hareketin cezasına kavuşur.

  O kimsedir ki: En büyük ateşe yaşlanacaktır.

 

      (Sonra orada) o cehennemde öyle bir şahıs ebediyyen azap görecektir. (Ne ölür ve ne dirilir.) Yâni: Ne ölür ki, azaptan kurtul ab i l s in, ne de fâideli bir hayata nail bulunur ki: Bir istirahata kavuşabilsin.

  Muhakkak o kimse felaha ermiştir ki: Temizlenmiştir.

  (Muhakkak o kimse felaha) kurtuluşa, muradına (ermiştir ki, temizlenmiştir.) İmânı sayesinde küfür pisliğinden kurtularak manevî bir temizliğe kavuşmuştur. Veya zekâtını vermiştir. Veyahut namaz için abdest alıp tertemiz bir hâlde yaşamıştır.

   (Ve) O zât (Rab'binin) mukaddes (ismini) kalbiyle ve I i s ân iyi e (zikredip de namaz kılmıştır.) Beş vakit namazını kılmaya devam etmiştir. İşte kurtuluşa eren bu gibi samimi mü'mîn kullardır. Bir görüşe göre bu ilâhî beyandan maksat, fitir sadakasını verip bayram gününde Allah'ın ismini zikrederek tekbirde ve bayram namazını edada bulunmaktadır. Bu dinî vazifeyi yerine getiren bir mümin kurtuluşa erecektir. Aslında bu âyeti kerîme, bu sadaka-i fitrin ve bayram namazının vücubundan evvel nazil olmuş ise de inmesinin, hükmün icra edilmesinden bir müddet önce bulunması caizdir.

  Belki siz, dünya hayatını tercih edersiniz.

         (Belki siz) Ey insanlar!. Çoğunluk itibariyle (dünya hayatını) âh i ret hayatı üzerine (tercih edersiniz) her hangi bir fânî varlığı, bir zevk ve s af ayı tercih ederek o gelecekteki bakî hayatı düşünmezsiniz, onun için çalışmazsınız.

  Halbuki, âh i ret daha hayırlıdır ve daha bakîdir.

  (Halbuki âhiret) Dünyadan (daha hayırlıdır ve daha bakidir.) Çünkü: Âhire t hayatı ebedîdir, müminler hakkında cismanî ve ruhanî saadetleri içermektedir, dünya hayatı ise fânidir, elem ve kederlerden uzak değildir. Artık öyle saadete dayalı olan bir âhiret hayatını, bu fâni ve elem verici dünya hayatına tercih etmek lâzım değil midir?. O ebedî hayat için

 

   (Şüphe yok ki, bu) Temizlenenlerin, namaz ile, zikrile uğraşanların ebedî bir amelde kurtuluşa erecekleri (elbette evvelki sahifelerde) bildirilmiş (tir.) Kur'an-ı Kerim'den evvel nazil olmuş olan semavî kitaplar da bu hakikati haber vermiştir.