94-EL-INŞIRAH SURESİ - Bilmen - 94. Sayfa
?.
Bu mübarek süre de Resül-i Ekrem'in nail olduğu nimetleri bildiriyor. Onun uğradığı sıkıntı ve şiddetin giderileceğini müjdeliyor. O Yüce Peygamberin sâlih âmellere devamını ve yalnız Cenab-ı Hak'ka tevekkül etmesini ve yönelişte bulunmasını emretmektedir. Şöyle ki: Ey Peygamberlerin en faziletlisi!. (Senin göğsünü) peygamberlik feyziyle, ilim ve marifetle (açıp genişletmedik mi?) elbette ki, genişlettik, yâni: Ey insanların şereflisi!. Senden hayreti, üzüntü ve kederi giderdik, kalbine bir kudret, bir manevî zevk ihsan ettik, seni kutsal bir kuvvetle, ruhani bir ışıkla kuvvetlendirdik ve aydınlattık, evet.. Sen bu ilâhî lütfe erişmiş bulunmaktasın.
Sadr" = göğüs denilmesi, şu gibi bir hikmete dayalıdır: Göğüs, bir vesvese mahallidir. Şeytan, insanların göğüslerine vesveselerini düşürmeğe çalışır, o vesveseleri gidermek, yok etmek ise göğsü açmaktan ibarettir. Ve şöyle de deniliyor ki: Şeytan, kalbe vesvese düşürmek için göğse gelir, göğüs ise kalbin kal'ası mesabesindedir. Şeytan, orada bir delik bulursa oradan kalbe vesveselerini düşürmeğe başlar, kalpte hüzün ve kederin, yanlış düşüncelerin ortaya çıkmasına sebebiyet verir akıl ve bilginin mahalli olan kalbi bozmaya çalışmış bulunur. Fakat bir zâtın göğsü, ilâhî bir lütuf olarak açılmış olunca, bir açıklamaya, bir genişlemeye nail olunca artık şeytanın vesveselerine mahal olmaktan kurtulur.
?.
(Ve) Ey Son Peygamber!, (senden yükünü indirmedik mi?.) Yâni: Peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları gidererek seni kolaylıklara eriştirdik, tam bir muvaffakiyetle o pek mühim, yüce vazifeni yerine getirmeye güç yetiriyorsun.
Öyle ki, senin sırtına pek ağırlık vermişti.
(Öyle ki:) O üzerine almış olduğun peygamberlik görevi, o manevî yük (Senin sırtına pek ağırlık vermişti.» sonra ilâhî bir yardım olarak o ağırlığı duymaz oldun, o lan sî vazifeyi tam bir kolaylıkla yapmaya muvaffak bulundun.
Evet Yüce Peygamber, risâletin başlangıcında ne kadar heyecanlar içinde kalmıştı, halka dini hükümleri bildirmeğe çalışıyordu. Bir takım inkarcıların hâllerinden dolayı pek üzüntülü bulunuyordu, fakat Cenab-ı Hak, o mübarek Peygamberine manevî bir güç ihsan buyurdu, artık risâlet vazifesini manevî bir zevk ile yapmaya devam ederek bir nice muvaffakiyetlere nail oldu.
Inkaz" siklet, ağırlık vermek, yükün sırta ağırlık vererek kemikleri gizlice çatırdamaya getirmesi demektir.
sânını yükselttik.
(Ve) Ey Yaratıkların en şereflisi!. (Senin için şanını yükselttik.) Seni bütün insanlar ve cinlere Peygamberlerin sonuncusu, faziletlisi ve en şereflisi kıldık, senin pek yüksek ismin bütün ufuk levhalarını süsleyip durmaktadır. Bütün mü'minler, senin için salât-ü selâmda bulunmaktadırlar.
Cemâlinde o ümmiyyi yetimin"
feyz-i hüdavendi hakimin"
edeb verdi ki, Ashab-ı zekâye"
fühuli hükemaye"
(Artık şüphe yok ki:) Her (Çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.) her zorluğun giderilmesi için bir çare mevcut, peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları Cenab-ı Hak birer suretle bertaraf eder. Yüce Peygamberini sükûnete kavuşturur. Bu hususta bir tereddüde, bir üzüntüye düşmeğe gerek yok.
çarh-ı felek aksine devran etmez."
şaşâanlı feyz-i hüdavendi hakimin"
Usr" güçlük, zahmet, müşkilât, göğüs darlığı, vazife yükü, düşmanların kuvveti, eza ve cefası gibi şeylerdir. "Yüsr" de; Kolaylık, yavaş şey, kolay olmak demektir.
Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
(Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.) Bunun inkârı mümkün değildir. İnsan, vakit vakit bâzı müşkil şeyler karşısında kalır, sonra bunlar açılır, gider, kolaylıklar, muvaffakiyetler yüz gösterir. Hak yolunda görülen bir zahmetin mükâfatı ise büyük bir sevap olduğu için o sevap, en büyük bir kolaylık, bir muvaffakiyet demektir. Elverir ki: İnsan sabırlı olsun, büyük heyecanlara kapılmasın, yüz gösteren bir hoş olmayan hâlin, bertaraf olmasını Kerem Sahibi Yaratıcıdan niyaz eylesin, kendi hâlini düzeltmeye çalışsın.
(Artık boş kaldın mı) Yâni: Bir vazifeni yapıp bitirdin mi: (hemen çalış.) diğer bir vazifeni yapmaya gayret et, boş durma, meselâ: Farzdan namazı kılmış olunca sünnet ve nafile olan namazları kılmaya başla, cihad gibi bir vazifeyi yapmış olunca da Rab'bine ibâdete devam et, gelecek için lâzım olan şeyleri tedarike çalış, bu ilâhî emir gösteriyor ki: Müslümanların dâima güzelce faaliyette bulunmaları lâzımdır. Müslümanlıkta tembellik, caiz değildir. Müslümanlar, dâima yükselmeğe, istikbâllerini güzelce temine gayret etmelidirler.
Rab'bine yönel.
!. Mükâfata kavuşmak, pek yüce tecellilere erişmekle hakkıyla gönlü ferah olmak için (ancak Rab'bine yönel.) çünkü her şekilde kendisine sığınmaya ve yönelmeğe lâyık olan, ancak o Kerem Sahibi Yaratıcıdır. O rahîm, kerîm olan Mabudumuzun afv ve keremine sığınarak ondan muvaffakiyetler niyaz eyleriz. Başarı Allah'tandır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi