Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

107-EL-MAUN SURESİ - Bilmen - 107. Sayfa

 

    Bu mübarek sûre, dini yalan sayan, muhtaçlara yardımdan kaçınan, riyakâr olup yan il arak namaz kılan ve son derece cimri bulunan herhangi bir şahsın o pek çirkin vaziyetini nazarı dikkate sunmaktadır. Şöyle ki: Ey Peygamber!. Veya ey akıllı, düşünen insan!. (Gördün mü?) Yâni: Hâline vâkıf olup bildin mi (o kimseyi ki: Dini yalanlar.) açık ve parlak olan İslâm dininin gerçekliğini, yüceliğini tasdik etmez, küfür içinde yaşamaktan çekinmez.

 

  İmdi o kimseler ki: Yetimi it ive ri r.

        (İmdi o) İslâm dinini inkâr eden şahıs (o kimsedir ki: Yetimi itiverir.) yanından şiddetle kovar, ona bir hakaret gözüyle bakar, onun bir ihtiyacını bertaraf etmeğe yanaşmaz.

  (Ve) O kimse, öyle cimri ve iyiliksever olmaktan öyle uzaktır ki, (yoksula yemek yedirilmesi için) başkalarını da (teşvikte bulunmaz.) bir hayra vesile olmak istemez, başkalarının iyilikte bulunmalarını bile kıskanır.

âyette şuna işaret vardır ki: İnsan, elinden geldiği takdirde yetimlere, fakirlere kendi malından yardım etmelidir. Kendi malı olmadığı takdirde başkalarını öyle bir yardımda bulunmaya güzel bir şekilde teşvik eylemelidir. İnsaniyet adına iyiliksever bulunmalıdır.

âyet-i kerimenin bildirdiği kimseden maksat; Ebû Cehil'dir ki: Bir yetimin vasisi bulunuyordu, o yetim bir gün çıplak bir hâlde Ebû Cehl'in yanına gelmiş, onun yanındaki kendi malından bir şey istemiş, Ebû Cehil ise o yetimi fena bir surette def etmiştir. Yahut o kimseden maksat, münafıklardan bir şahıstır. Maamafih bu ilâhi beyan, bütün o gibi cimri kimseleri hitab etmektedir.

     (Artık vay hâline!.) Yazıklar olsun, şahısları azaba lâyıktır, (o namaz kılanların ki:) Bedenen ve lisânen namaz kıldıkları hâlde o namazdan ruhen yararlanamazlar. gafletten uyanmazlar, ahlâki fazilet ile vasıflanmaya çalışmazlar, yoksullar hakkında bir şefkat, muhabbet duygusu beslemezler.

    Evet, azaba lâyıktır, (O kimseler ki: Onlar namazlarından yanılanlardır.) yâni, lisânen okuduklarından gaflette bulunurlar, ona ehemmiyet vermezler, unutma ve hatadan hiç kurtulamazlar, ne için okuduklarını, rüku ve sücutte bulunduklarını asla düşünmezler.

mü'mîn de bazen namazlarında yanılabilir, bunun telâfisi için sehiv secdesi ve namazı iadesi, meşrü'dur. Kasde dayalı olmayan bir yanılma ve hata bu müslümanlar hakkında affedilmiştir.

  O kimseler ki: Onlar göstericilerdir.

    Evet.. (O kimseler ki: Onlar, göstericilerdir.) insanlara gösteriş için namaz kılarlar, sırf Allah rızâsı için, samimi bir kalp ile ibâdette bulunmuş olmazlar, riyakârca bir hâlde yaşar dururlar, elbette ki: Onlar, azabı hak etmişlerdir.

 

?. Yetimlere, yoksullara yardımda bulunurlar mı?. Onların namazları da samimî değil, bir gösteriş içindir. Böyle bir riya = gösteriş ise küfürden bir parça bulunmaktadır.

sûre, bizlere telkin etmiş bulunuyor ki: Bir insan, samimi bir surette müslüman olmalıdır. İslâm dininin yüceliğini kalben ve lisânen tasdik etmelidir, fakirlere zaiflere de elden gelen yardımı esirgememelidir. Dinî vazifelerini bir şekv ile, bir uyanıklıkla seve seve yapmaya çalışmalıdır. Allah'ın himayesine sığınarak her hususta muvaffakiyyatı Kerem Sahibi Mâbud'tan temennide, niyazda bulunmalıdır. Ve başarı Allah'tandır.