Tefsir Kulliyati - 16. Sayfa - 022Hac
40. DERS KURBANLA İLGİLİ HÜKÜMLER
Ayetlerin Lafzı Tahlili
Âyetlerin İcmâli Manaları
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler
Âyetlerdeki Şer'i Hükümler
Birinci Hüküm: Ay»Tt«Ki «Ei-Büdûn» K«Lim»Si Deveyi Olduğu Gibi Tığın Da İfade Eder Mi?
İkinci Hüküm: Kurbanda Efdal Olan Hangi Hayvanın Kesimidir?
Üçüncü Hüküm : Hacda Kesilen Kurbanın Etinden Yemenin Hükmü?
Dördüncü Hüküm : Hacdaki Kurbanın Kesim Yeri Ve Zamanı?
Âyetlerden Alınacak Dersler
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
40. DERS KURBANLA İLGİLİ HÜKÜMLER
36 — Biz kurbanlık develeri de sizin için Allanın şeairinden kıldık. On-> size hayır vardır. O halde onlar ayakta dur(up boğazlamalarken ü-
zerlerine Allahın ismini anın. Yanlan üstü düş(üp öl)dükleri vakit de ondan hem kendiniz yiyin, hem ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyip dilenen fakir(ler)e Tetirin. Onlan, kükredesiniz diye, böylece size musahhar kıldık.
37 — Onların ne etleri, ne kanları hiçbir zaman Allaha (yükselip) erls-ez. Fakat sizden O'na (yalnız) takva ulaşır. Size olan hidayetine karsı Alanı büyük tanımanız İçindir ki O, bunları böylece size ram etmiştir. (Ha-Hbkn) iyi hareket edenleri müjdele.
Ayetlerin Lafzı Tahlili
(El büdne): Budni. bedene'nin çoğuludur. Bedene se kurbanlık deveye denir.
(Savaffe): Sevvaf. saffet kelimesinin çoğuludur. Saffet, kesim anında ön ayaklarından birini kaldıran deveye denir
(Vecebet cünûbühâ): Vecebet, düşmek manasına gelir. Cünub ise cenb'in çoğuludur ve etraf, yan demektir.
(Elgânia velmugterre): Kani kelimesi kanaat kökünden gelir, elindekine razı olarak kimseden birşey istemeyen kimse demektir. Mu'tar ise halktan para veya mal isteyip alana denir.
Bu Âyetlerin, Önceki Âyetlerle Münasebeti
Önceki âyetlerde Allahu taala takva yollarını hatırlatırken bu âyetlerinde şiarlarına tazim etmeye ve vazettiği hükümleri yerine getirmeye azami derecede gayret etmeyi beyan etmektedir. Mekke'de kesilecek devenin kendi şeairinden kılındığı ve bunun cok büyük bir yakınlaşma vasıtası olduğu bildirilmektedir. Zira onu dinî bir alamet ve Allah (cc)'a taatın acık bir delili kılmıştır.
Âyetlerin İcmâli Manaları
Allah (cc) icmalen şöyle buyurmaktadır: Ey müminler, deve kesmenizi dininizin şiarı kıldım. Onun Kabe'de kesilmesi bir ibadet olduğu gibi ondan yenilip yedirilmesi bakımından da hem dünyada, hem de ahirette menfaat ve sevap vardır. Onları ayakta ve bir ayaklarını da havaya kaldırmış oldukları halde kestiğiniz vakit üzerlerine Allanın ismini zikredin. Kesimden sonra yere düşen devenin etinden yiyin ve muhtaç olduğu halde istemeyene ve ihtiyacını açıkça bildirene yedirin. Onu kesim anında bile o gücüne ve cüssesine rağmen size ram etmişizdir. Eğer onu size ram etmeseydik gerek kesimde, gerek binmelerde ve sağmada sizin bunları yapmanıza imkân yoktu. Allah (cc)'ın bu sayısız nimetlerine karşı şükredin.
Allahu taala ikinci âyette de şöyle buyurmaktadır: Allah (cc)'a yaklaşmak için kestiğiniz develerin ne etlerinden, nede kanlarından Allah (qc)'o hiçbir şey ulaşmaz. Ancak O'na ulaşan sizin O'na itaatınızdaki, emirlerini yerine getirmenizdeki takvanızdır. Zira ameller ancak takva ve ihlas ölçüleriyle makbuldür. Takvasız, ihlassız bir ibadet ruhsuz cesede benzer. O cesedin İnsana ne kadar faydası varsa, bu ibadetin de o kadar faydası vardır. Kimse, Allah (cc) için kesip dağıttığı etten ihlas ve takva yoksa sevap alacağını zannetmesin.
Allahu taala âyetlerin sonunda müminlere şükretmenin farz olduğumu ve insanlara ram ettiği kurbanlık hayvanlardan dolayı Allaha tazim etmeyi hatırlatarak iyilik yapan insanları cennetle müjdelemektedir.
Âyetlerin Nüzul Sebebleri
ibni Abbas (ra) ve Mücahid (ra)'den rivayet edildiğine göre müslü--aanlardan bir cemaat cahiliye devrinde yaptıkları gibi kestikleri kurbanın seterini parçalayarak Kabe'nin etrafına dağıtmaya ve kanıylada Kabe'nin savarlarını boyamaya kalkıştığında bu âyetler nazil oldu. Âyetler bu adet-en yasaklayarak uygun olanın kesilen hayvanların etlerinin yenilmesi ve ««dirilmesi olduğunu bildirmektedir. [1]
Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Allahu taala mücmelen hayvanları insanlara ramet-raesinin şükrü icabettiren nimetlerinden bir nimet olduğunu beyan etmek-«dır. Bu nimetlerin tafsilatını ise. «Ellerimizin işleyip yaptıklarından ken-dieri için bunca davarlar yarattığımızı, bu sayede onlara malik olmuş bu-uRduklarını da görmediler mi? Biz onları kendilerine müsahhar kıldık/ İşit binecekleri bunlardan, yiyecekleri bunlardandır. Bunlarda kendileri için icha nice menfaatler ve içecekler vardır. Hala şükretmezler mi?» (Yasin: "1-72-73) ve «Davarları da (sizin faidenize) O yaratmıştır ki, bunlarda sizin cin ısıtıcı ve koruyucu maddeler ve nice menfaatler vardır. Onlardan yersiniz de.» (Nahl: 5) âyetleriyle beyan buyurmuştur.
İkinci incelik: Âyetteki «Allanın şiarlarından maksat Allahu toalanın lallarına vazetmiş olduğu kanunların uygulanmasının işaretidir. Bu kanunen Allah (cc)'a izafe etmekten maksat da onların büyüklüğü içindir. Zira au kanunların uygulanmasından maksat Allah (cc)'a yaklaşmaktır. Bir de-*ey: kesmek de Allah (cc)'ın kanunlarına karşı olan saygıyı göstermektir. İra bu âyetlerin nüzulü sırasında bir devenin değeri, insanlara faydası salamından, şimdiki bir otomobil ile aynıdır.
Üçüncü incelik: Âyetteki. «O halde onlar ayakta dur(up boğazlanır)-arfcen üzerlerine Allanın ismini anın.» ifadesinde develerin sığır ve koyun Bidi yatırılarak kesilmediğine, ayakta dururken boğazlanarak kesilmesine şoret vardır. Çünkü devenin kesiminde en uygun şekil, Resulullah (sov)'ın îjrınetinin de beyan ettiği gibi budur.
Âyetlerdeki Şer'i Hükümler
Birinci Hüküm: Ay»Tt«Ki «Ei-Büdûn» K«Lim»Si Deveyi Olduğu Gibi Tığın Da İfade Eder Mi?
Alimler «büdûıuun (tekili bedene) ister erkek, ister kısrak olsun deveye denildiğinde ittifak etmişlerdir. Ancak şer'i ıstılahta hacda kesilen kurbanlık deveye denilmesi meşhurdur. Sığır da deve gibi yedi hisse olduğuna göre ona da «bedene» ismi verilmesi hususunda fakihler iki görüşe ayrılmışlardır:
1.) Hanefilere göre «bedene» deveye denildiği gibi sığıra da denilir. Buna göre «bene» kelimesi hacda kesilen sığır ve deveden olan kurbanlara verilen müşterek bir isimdir. Herhangi bir şahıs «bedene» ismiyle bir adakta bulunduğu takdirde deve kesmeyip sığır kesmesi kafi gelir. Çünkü hüküm bakımından sığır deveye eşittir. Hanefilerin görüşü Ata (ra) ve Saib bin Museyyib (ra)'den de rivayet edilmiştir. Hanefilerin delilleri ise şunlardır:
a) Cabir'den şöyle rivayet edilmiştir: Cabir, «Biz bedeneyi yedi hisse olarak keserdik.» dedi. Bunun üzerine «Sığır da yedi hisse olarak kesilir mi?» diye soruldu. «Sığır da bedenedir.» cevabını verdi. [2]
b) Rivayete göre İbni Ömer (ra), «Ben bedeneyi ancak deve ve sığır biliyorum.» demiştir.
2.) İkincisi Şafiilerin görüşüdür. Safilere göre hakikatte «bedene» ancak deveye denilir. Sığıra ise ancak mecaz yoluyla «bedene» denilebilir Şayet birisi bir bedene adamış olsa deve yerine sığır kesmesi caiz değildir. Adağın üzerinden kalkması için mutlaka deve kesmesi lazımdır. Bu görüş Mücahid (ra)'den de rivayet edilmiştir.
Şafiilerin delili ise Cabir bin Abdullah (ra)'tan rivayet edilen şu hadistir: «Resulullah (sav). «Bir bedene (deve) yedi kişiye, bir sığır da yedi kişiye kafi gelir.» buyurdu.» [3] Hükümleri herne kadar aynı olsa da ayrı ayrı zikredilmeleri bunların aynı olmadığını gösterir.
Zahir olan «bedene» kelimesinin deve için kullanılmasıdır. Zira Allahı taala, «O halde onlar ayakta dur(up boğazlamalarken...» buyurmuştur Yalnız deve ayakta kesildiğine göre «bedene» devedir. Sığır ise ayakta deyt. yatırılarak kesilir. Cabir'den rivayet edilen «&§ır da bedenedir» sözü le İbni Ömer (ra)'den rivayet edilen «Ben bedeneyi ancak deve ve sığır siıyorum.» sözü sığırla devenin hükümlerinin bir olduğuna delalet eder. •oksa «bedene» kelimesinin sığırla deve arasında müşterek bir isim ol-auğunu göstermez. En doğrusunu Allah (cc) bilir.
İkinci Hüküm: Kurbanda Efdal Olan Hangi Hayvanın Kesimidir?
Alimler, kurban edilecek hayvanın ancak deveden, sığırdan, koyun m keçiden olacağında icma etmişlerdir. Kesilecek kurbanın erkek veya dişi aması farketmemektedir. Alimler kurbanın en efdalinin önce deve, sonra sağır, sonra da koyun olduğunda ittifak etmişlerdir. Zira deve et bakımından sığırdan ve koyundan daha fazladır. Deveden sonra da sığır daha tala et verdiği için koyundan efdaldlr.
Bir deve ve sığır yedi kişi tarafından ortaklaşa kurban edilebilir. Kotun ise ortaklaşa kurban edilemez. Koyun ancak bir kişi tarafından kur-zan edilebilir.
Alimler kurban kesecek bir şahsın bir deve veya sığırın yedide birine artak olmasının mı yoksa kendi başına bir koyun kesmesinin mi daha sfdal olduğunda ihtilaf etmişlerdir. Ancak zahir ve sahih olan görüş, fa-crlerin faydası hangisinde daha çoksa onun efdal olduğudur. Deve ve içirin yedi kişi tarafından kurban edilebileceğine Cabir bin Abdullah (ra)'-nn rivayet edilen «Biz Resulullah (sav) ile hac sırasında deve ve sığırı »«di kişi ortaklaşa kurban ettik.» hadisidir. [4]
Hacda herkes istediği hayvanı ve istediği kadar kurban edebilir. Çün-w Resulullah (sav) veda haccında yüz deve kurban etmiştir.
Üçüncü Hüküm : Hacda Kesilen Kurbanın Etinden Yemenin Hükmü?
Allahu taala hacda kesilen kurban etlerinin yenilmesini, «Allanın rızık alarak kendilerine verdiği dört ayaklı davarlar (kurbanlıklar) üzerine ma-olan günlerde (hac) Allanın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, yok-fakiri de doyurun.» (Haç: 8) âyetinde emir buyurmaktadır. Allahu raalanın bu emri, zahiri ile. Temettü ve Kran haclarında kesilen kurban-onn. nafile olarak kesilen kurbanların ve hac veya umrede işlenilen bir •«itadan dolayı kesilmesi gereken kurbanların etlerinden yenilmesini şamildir.
Fakihler bu hususta ihtilaf ederek birkaç görüşe ayrılmışlardır. Biz bu görüşleri özetleyerek aktarıyoruz :
Hanbelilerle Hanefilere göre kurbanı kesen, Temettü haccı, Kran hoc-cı ve nafile hacların kurbanlarından yiyebilir. Fakat hacda işlenilen hatadan dolayı kesilen kurbanın etinden kendisj yiyemez.
İmam Malik (ra)'e göre ise Temettü, Kran ve nafile hacların kurbanları ile bir hatadan dolayı kesilen kurbanların etlerinden kurban sahibi yer. Ancak baş veya vücudundaki bir hastalıktan dolayı ihramlı kalması tıbben mahzurlu olan hacı ihramdan çıkarak ceza kurbanı keser ki işte bundan ve hac esnasında av yapmışsa buna karşılık keseceği ceza kurbanından ve bir de Mekke fakirlerine hac mevsimi kesmek üzere nezredi-len kurbanın etinden yiyemez.
Şafiilere göre' Temettü haccının, Kran hocanın, ceza kurbanının, av cezasının ve nezir kurbanının eti sahibi tarafından yenilemez. Kurban sahibi yalnız nafile olarak kestiği kurbanın etinden yiyebilir.
İmamlar arasındaki ihtilafın kaynağını Temettü ve Kran haccında kesilen kurbanın sebebi konusundaki görüş farkı meydana getirmektedir. Cumhura göre bu kurban şükretmek için vacibtir. Bundan ötürü de kesen, kurbanın etinden yiyebilir. İmam Şafii (ra)'ye göre ise kurban ceza olarak kesilir. Bu yüzden de kurbanı kesen, kurbanın etinden yiyemez. Bu husustaki tafsilat fıkıh kitaplarında vardır.
Dördüncü Hüküm: Hacdaki Kurbanın Kesim Yeri Ve Zamanı?
Alimler hacda kesilen kurbanın zamanı konusunda ihtilaf etmişlerdir.
imam Şafii (ra)'ye göre hacdaki kurbanın kesim zamanı Kurban Bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günleridir. Zira Resulullah (sav). «Teşrik günleri, kesim günleridir.» [5] buyurmuştur. Şayet bayram günlerinde kesilemez ise kaza edilir. Fakat geçikildiğj için günaha girilmiş olur.
İmam Malik (ra) ve İmam Hanbel (ra)'e göre hac kurbanının kesim günleri, ister vacib. ister nafile olsun, bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Bayramın dördüncü günü kurban kesilmesi sahih değildir.
Hanefiler ise Temettü ve Kran haccında kesilecek kurbanın kesim günleri konusunda Maliki ve Hanbelilerin görüşünü aynen kabul etmektedirler. Fakat nezir, ceza ve nafile kurbanlarının yalnız bayram günlerinde değil diğer günlerde de kesilebileceği görüşündedirler.
İmam Nehâi [ta), hac kurbanının kesim vaktinin bayramın birinci gü-k. jcşladığı ve son güne kadar devam ettiği görüşündedir.
-kjc kurbanının kesim yeri ise. kurban ister vacib. ister nafile olsun, whı«£ harimidir. Zira Allah (cc). «Ey iman edenler, siz (hac veya umre inanı fcromlı bulunurken av öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldü-{üzertne) öldürdüğü o hayvanın benzeri bir ceza vardır ki Kabeye bir kurbanlık olmak üzere bunu içinizden adatet sahibi iki adam (ve takdir) edecektir.» (Mgide: 95) ve «...Kurban yerine (Minaya) kadar başlarınızı tıraş etmeyin.» (Bakara: 196) buyurmuştur.
«urban kesim yerini Resulullah (sav) da «Minanın her yeri kurban ke-ıı»» »eridir. Muzdelifenin her tarafı vakfe yeridir. Mekke-I mükerremenin tımr «en yol ve kesim yeridir.» [6] hadisiyle beyan etmiştir. Öyleyse Mekk îonminin herhangi bir yerinde kurban kesilmesi caizdir.
Âyetlerden Alınacak Dersler
1- Hacda kurban kesmek ve bu kesime tazim göstermek Allah (cc)'a «an.cşmanıii bir yolu ve İslâmın şiarlarındandır.
2- Hac ve diğer kurbanlar ancak deve. sığır ve koyundan olur.
3- Devenin kesiminde efdal olan ayakta boğazlama, sığır ve koyun-ena ise yatırarak kesmedir.
4- Kurban kesmekten maksat, fakirlere yardım ve takvadır.
5- Hacda kesilen kurban. İsmail aleyhisselamı kurban etmek isteriğinde ibrahim aleyhisselama Hz. İsmail yerine gönderilen koc hadisesi--. temsil etmektedir.
Âyetlerdeki Teşrii Hikmetler
Allahu taala gerek hac ve gerek normal kurbanın kesilmesini dinin seçkinden kılmıştır. Müslüman kurban kesmekle Allah (cc)'a yaklaşır ve Z' -sun rızası ve mağfiretine nail olur. Kurban ayrıca hac esnasında işlemen hatalardan dolayı girilen günahlara da kefaret olur. Kurban, müs-u~onın sözünde, fiilinde ve amellerinde İhlasın işaretidir.
Müslüman kestiği kurban üzerine yalnız Allah (cc)'ın ismini onar. Bun-ncr kasıt Allah (cc)'ın rızosıdır. Nitekim Allahu taala. «De ki: Şüphesiz senim namazım da ibadetlerim (kurban) da, dirimim de ölümüm de hiçbir inağı olmayan alemlerin Rabbi Adanındır.» (Enam: 162) âyetinde bütün ibadetlerin yalnız kendisi için yapılması gerektiğini emretmiştir, ibadetlerde yalnız Allah (cc)'a teveccüh. İhlasın adet edinilmesine olduğu kadar. «Onların ne etleri, ne kanlan hiçbir zaman Altona (yükselip) erişmez. Fakat sizden O'na (yalnız) takva ulaşır.» âyetinin işaret ettiği gibi takva mertebesinin kazanılmasına da vesile olur.
Müşrikler ise kurbanlarını putlara, onlardan menfaat beklemek ve gelecek musibetlerden korunmak için keserlerdi. Müminler yalnız Allah (cc) için kurban keser ve bununla da Allah (cc)'a halisane ibadet ettiğini göstermiş olur. islâm hacda kesilen kurbanla kalblerin takvası arasında bir bağ kurmuştur. Çünkü hacdaki ibadetin maksadı da takvadır. Hacdaki İbadet ile şiarlar, yalnız Allah (cc)'a İbadet etmenin işaretleri olduğu gibi ibrahim aleyhisselamın oğlu İsmail aleyhisselamı yalnız Allah (cc)'ın emrine boyun eğerek, «Artık o (oğul ibrahim) yanında koşmak çağına erine* (babası), «Oğulcağızım dedi, ben seni rüyamda boğazlıyorum görüyorum. Bak artık ne düşünürsün.» (Oğlu) dedi: Babacığım, sana edilen emir ne İte yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın. Vaktaki bu suretle ikisi de (Allanın emrine) ram oldular. (İbrahim) onu alnı üzere' yıktı. Biz ona: «Ya İbrahim, rüyana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz iyi haretek edenleri böyle mükafatlandırırız.» diye nida ettik. Hakikat bu, apaçık ve kati bir imtihandı. Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.» (Saffat: 102-03-104-105-106-107) Ayetlerinde görüldüğü gibi kesmeye götürdüğünde Allah tarafından gönderilen fidyeyi temsil ve baba-oğulun Allah (cc)'ın emrine karşı göstermiş oldukları takva ve teslimiyetin tekrar edilmesi ve yeniden yaşatılması manasını taşır. İşte bu Allah (cc)'ın kudretini gösteren açık mucizelerdendir. Kurban Allah (cc) için fakirlerin ve müminlerin ihtiyaçlarının karşılanmasına vesile olan bir sadakadır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi