Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 4. Sayfa - 038Sad

38- SÂD SÛRESİ

 

Mekke'de ve Kamer Sûresinde» sonra nazil olmuştur. Medenî olduğu da söylenmişse de ed-Dânî'nin söylediği gibi, sahih değil­dir.[1]

 

1.  Sad. Zikir dolu Kur'ân'a yemin olsun.

2. Hayır, o küfredenler boş bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

3.  Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik de onlar çığlıklar kopardı­lar. Halbuki kurtulmak vakti değildi.

4. Kiifredenler, içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı da demiş­lerdi ki: "Bu, çok yalancı bir büyücüdür.

5. Tanriları bir tek tanrı mı kıldı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey. "

6. Onların elebaşılarından bir grup: "Yürüyün ve tanrılarınız üzerinde di­renin. Şüphesiz ki bu, sizden istenen bir şeydir. " diyerek kalkıp gitiler.

7. "Biz bunu, diğer dinde de işitmedik. Bu ancak bir uydurmadır.

8. Aramızda zikir O'na mı indirilmiş? " Hayır, onlar zikrimden şüphe için­dedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tutmamışlardı.

Tirmizî'nin Mahmud ibn Ğaylân ve Abd ibn Humeyd kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetlerinde o şöyle anlatmış: Ebu Talib hastalandığında Kureyş onun yanına geldiler, onlar Ebu Talib'in yanında otururlarken Hz. Peygamber (sa) de geldi. Ebu Talib'in yanında sadece bir kişinin oturabileceği bir yer kalmıştı. Ebu Cehl, Hz. Peygamber (sa)'in geldiğini görünce gelip o boş yere am­casının yanına oturmasını engellemek istedi, kalkıp oraya kendisi oturdu ve O'nu, Ebu Talib'e şikâyet etti. Ebu Talib: "Ey kardeşimin oğlu kavminden ne istiyorsun?" dedi. Hz. Peygamber (sa): "Ben onlardan sadece bir tek kelime is­tiyorum. O kelimeyle bütün Araplar onlara boyun eğecek ve Acemler kendileri­ne cizye verecekler." dedi. Ebu Talib: "Bir tek kelime mi?" dedi. Allah'ın Rasûlü (sa): "Evet bir tek kelime. Ey amca, Yegâne ilâh Allah'tır desinler." de­di. "Tanrıları bir tek tanrı mı kıldı? Doğrusu bu şaşırtıcı bir şey... Biz bunu di­ğer dinde de işitmedik. Bu ancak bir uydurmadır" (âyet: 5-7) dediler de işte on­lar hakkında bu "Sâd. Zikir dolu Kur'ân'a yemin olsun. Hayır, o küfredenler boş bir gurur ve bir parçalanma içindedirler." âyet-i kerimeleri nazil oldu.[2] Râzî bu hadisenin Hz. Ömer'in müslüman olmasından sonra meydana geldiği ve Kureyş'in ileri gelenlerinden 25 kişinin Ebu Tâlib'e geldikleri ayrıntısına da yer vermektedir.[3]

Taberî'nin de kendi isnadıyla İbn Abbâs'tan rivayetinde bu hadise üzerine sûrenin ilk beş âyetinin, yine ondan gelen başka bir rivayette ise ilk sekiz âyeti­nin İndiği belirtilmiştir.[4]

İçlerinden "Yürüyün ve tanrılarınız üzerinde direnin. Şüphesiz ki bu, siz­den istenen bir şeydir." diyerek kalkıp gidenin Ukbe ibn Ebî Muayt olduğu da Mücahid'den rivayet edilmiştir.[5]

Müfessirler bu hadisenin aynı sûredeki "Onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad ve kazıkların sahibi Fir'avn de yalanlamıştı (âyet: 12) âyet-i kerimesinin nüzul sebebi olarak zikretmektedirler. Bu anlatımda Hz. Ömer'in müslüman olması­nın Kureyş'e ağır geldiği ve bu gidişe bir dur demek üzere Kureyş ileri gelenle­rinin Ebu Talib'e el-Velîd ibnu'l-Muğîra'nın teklifi üzerine gittikleri ayrıntıları da bulunmaktadır.[6]

 

16. Ve dediler ki: "Rabbımız hesab gününden önce bizim payımızı çabuklaştırıver. "

el-Hâkka Süresindeki "Amma kime de kitabı sağından verilmişse..." (Hak­ka, 69/19) âyet-i kerimesi nazil olunca müşrikler sırf alay olsun diye: "Bizim kitabımızı dünyada hemen veriver." dediler de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.[7]

 

28. Yoksa Biz, iman etmiş ve salih ameller işlemiş olanları, yeryüzünde bozgunculuk edenler gibi mi kılarız? Yoksa Biz, müttakîleri günahkârlar gibi mi tutarız?

Kureyş müşriklerinden bazıları mü'minlere: "Ahirette bize, size verilme­yen hayırlar verilecek." demişlerdi. İşte bu âyet-i kerime bunun üzerine nazil oldu.

İbn Asâkir'in İbn Abbâs'tan rivayetle tahric ettiği bir habere göre ise Bedr günü savaştan önce mübareze için çıkan Hz. Hamza, Hz. Ali, Hz. Ubeyde ibnu'l-Hâris ile bunların karşılarına çıkan müşrikler Utbe, Şeybe ve el-Velîd ibn Utbe hakkında nazil olmuştur.[8]

 

62. Ve dediler ki: "Bizim kendilerini kötülerden saydığımız adamları niçin burada görmüyoruz?

63. Onları alaya almıştık. Yoksa şimdi gözlere görünmez mi oldular? "

Mücâhid'den rivayet edildiğine göre Ebu Cehl, Ümeyye ibn Halef ve Bedr'de mldürülen Kureyş kâfirlerinin ileri gelenleri ile mü'minlerden onların alaya aldıkları ve küçük gördükleri Ammâr, Suheyb, Selman, Habbâb, Bilâl ve benzeri zayıf müslümanlar hakkında nazil olmuştur.[9]


 

[1] Alûsî, agte. XXm,160.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/755.

[2] Tırmizî, Tefsîru'l-Kur'ân, Sâd, 38/1, hadis no: 3232; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, 1.362

[3] Râzî, age. XXVI, 177.

[4] Taberî, age. XXin,79.

[5] Taberî, age. xxm,80.

[6] Vahidî, age. s. 259.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/755-756.

[7] Beğavî, age. IV,50.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/756.

[8] aiûsî, age. xxm,i89.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/757.

[9] aiûsî, age. xxm,2i8.

Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/757.