Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Kulliyati - 16. Sayfa - 038Sad

59. DERS ŞERİATTA HİLENİN YERİ 2

Ayetlerin Lâfzı Tahlili 2

Ayetlerin İcmali Manaları 2

İsmrs Eyyub Aleyhisselamın Kıssasından Maksat Nedir?. 2

Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler 2

Âyetlerdeki Şer'i Hükümler 3

Birinci Hüküm: Eyyub Aleyhtssetamtn Hanımım Dövmek İçin Yemin Etmesinin Sebebi Nedir?. 3

İkinci Hüküm: Terbiye İçin Karının Dövülmesi Mubah Mıdır?. 4

Üçüncü Hüküm: Bir Demet Sapla Vurmak Eyyub Atoyhteselâma Hat Bir Hüküm Müdür, Yoksa Umumi Midir?. 5

Dördüncü Hüktim: Terblye İçin Kadına Vurulacak Darbın Ayrı Ayrı Vurulması Şart Mıdır?. 5

Beşinci Hüküm: İslâm Şeriatında Hile Yapmak Caiz Midir?. 6

Altıncı Hüküm: Allah’ın Fiilleri Maslahata Tabii Midir?. 6

Yedinci Hüküm: Yemini Yerine Getirmek Mi, Bozup Kefaret Vermek Mi Daha Efdaldlr?. 6

Âyetlerden Alinacak Dersler 7

Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler 7


59. DERS ŞERİATTA HİLENİN YERİ

 

41- Kulumuz Evyubu da an. Honl o, Rabblne şöyle nida etmljtfc «Hakikat, şeytan beni yorgunluğa (meşakkalo) ve azaba (hastalığa) uğ-j rattı.                                                                                                                 

42- Ayağınla vur (yere dedik). İşte hem yıkanacak, hem İçecek so­ğuk (bir su),

43- Ona hem ehlini, hem onlarla beraber bir mislini, bizden bir rah­met ve temiz akıl sahipleri için de bir ibret almak üzere, bağışladık.

44- «Eline bir demet sop al da onunla vur. Yemininde durmazlık et­me.» (dedik). Biz onu hakikaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu. Hakikat o, dalma {Allaha) dönen (bir zat) İd).

 

Ayetlerin Lâfzı Tahlili

 

(Binusbin): Nun'un ötre ile ve sad'ın harekesiz okunmasıyla azab ve hastalık manasına gelir

(Ürkud): Rekd kökünden gelen bir fiildir. Rekd, ayakla vurmaktır.

(Muğteselün): Gusledilecek ve İçilecek su de­mektir.

(Diğsen): Sözlükte karışık şeylere denir. Burada ise yaş ve kuru karışık bir deste sep demektir.

(Tahnes): Hıns kökünden gelen bir ffildir. Hıns. Yemini bozmaktır.

(Evvabün): Evb'ln çoğuludur. Evb, dönmek demektir.

 

Ayetlerin İcmali Manaları

 

Allahu taala Hz. Peygambere hitaben şöyle buyurmaktadır: Milletine kulum Eyyûb'un kıssasını hatırlat. Zira o, duçar olduğu hastalıktan dolayı Allah (cc)'tn şifa vereceğini umarak Allah (cc)'a niyazda bulundu. Şöyle dedi: Yarabbi, hakikaten ben zengin iken fakir oldum. Sıhhatli iken has­ta oldum. 'Muhakkak sen zayıf düşenlerin Rabbl, merhamet edenlerin en merhametllsisln. Allahu taala onun duasm' kabul ederek sıkıntıdan kur­tardı. Hastalığına şifa verdi. Ona ayağını yere vurmasını emretti. Ayağını yere vurunca yerden bir su kaynadı. O su İle yıkanarak vücudundaki, içe­rek de içindeki hastalıklardan şifa buldu. Allah (cc)'ın İzniyle tam tabii hayatına kavuştu.

Allahu taala ona şifa verdikten sonra yitirdiklerine ve ailesine yeniden kavuşturdu. Sabrına" karşılık çok sayıda çocuk ve ikram olarak fazlından servet verdi. Allahu taala bü kıssayı hatırlatarak kullarına fazi ve keremini haber vermektedir. Uğradığı sıkıntı ve hastalığa Eyyub aleyhisselam nasıl dayandı nasıl sabretti ise insanlar onu örnek alarak sıkıntı ve hastalıkla­rına öyle sabretmelidirler. Herşeyin Allah (cc)'tan olduğunu bilerek Allah (cc)'a yönelmeli ve isteyeceklerini ondan İstemelidirler.

Hakim olan Allah (cc), Eyyub aleyhisselama şifa verdikten sonra onun. hastalığı sırasında kendisine hizmet eden zevcesini terketmesinl İrade et­medi. Eyyub aleyhisselam yaptığı bir hatadan dolayı zevcesine yüz sopa, vurmaya yemin etmişti. Allahu taala kadına gösterdiği sabırdan ötürü bir mükafat olmak üzere Eyyub aleyhisselama şöyle bir fetva verdi: Yüz adet sapı birleştirerek bir demet haline getirip onunla bir defa vurmasını, bunun yüz sopa yerine geçeceğini ve böylece yemininin yerine geleceğini bildir­di.

Allahu taala, Eyyub aleyhisseiamın sabrına şehadet ederek şiddet ve darlığın isyana vesile olmaması gerektiğine işaret etmektedir. Eyyub aley-hisselam kullarının en hayırlısı idi. Her zaman O'nun taatinde ve O'nun rı­zasını taleb ederdi.

Eyyub aleyhisselamın bu şekilde dua etmesi, duçar olduğu sıkıntı ve hastalıktan şikayet manasına gelmez. Çünkü o herşey emrinde olan Allahu taalaya sığınmaktadır.

 

İsmrs Eyyub Aleyhisselamın Kıssasından Maksat Nedir?

 

Eyyub aleyhisseiam ve diğer peygamberlerin kıssalarının beyan edil­mesinin maksadı, hayatta karşılaşılan şeylerden ibret almaktır. Sanki Al­lahu taala Hz. Peygambere kavminin sana sefihçe hareket etmelerine, sa­na karşı gösterdikleri şiddete, yaptığın davete mani olmalarına karşı sab­ret. Dünyada encok nimet, mal ve mevki verilen Davud aleyhisseiam ile oğiu Süleyman aleyhisselam, encok bela ve mihnete uğrayan da Eyyub aleyhisselamdır. öyleyse bunların hallerini göz önüne getirerek dünya hal­lerinin hiçkimse için gereği gibi uygun olmadığını anla. Akıllı kişilerin ya­pacakları şey, hastalık ve sıkıntılara karşı sabretmektir,

 

 Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler

 

Birinci İncelik: Eyyub aleyhisselama iki çeşit meşakkat verilmişti. Birisi mal ve servetinin elinden gitmesi, fakirliğe düşmesi, ikincisi ise şid­detli bir hastalıktır. Allahu taala bu âyeti kerimede biri maddi, diğeri be­denî olan iki musibete karşılık iki keilme zikretmiştir. Bunlardan birisi vü­cuduna İsabet eden hastalığa karşılık «nüsb» (bela) kelimesi, diğeri ise mai ve evladına gelen felakete karşılık da «azabı kelimesidir.

İkinci incelik; Allahu taala, Eyyub aleyhisselamı sabırla vasıflandır­dıktan sonra onu, «Biz onu hakikaten sabırlı bulduk.» öyetiyle sena etmiş­tir. Bununla birlikte Eyyub aleyhisselam Allahu taalaya halinden şikayet-tenerek, «Hakikat bana (bu) derd (gelip) canı. Sen esirgeyicilerin esirgeyi-cisisin.» (Enbiya: 83) demişti. Bu âyette de, «Hakikat şeytan beni yorgun­luğa (mesakkata) ve azaba (hastalığa) uğrattı.» demiştir. Bu âyetler in­sanın düştüğü sıkıntıdan Allah (cc)'a şikayette bulunmasının sabır ile bir tezad teşkil etmediğine delalet etmektedir. Nitekim.Yakub aleyhisselam do, «Ben (taşan) kederimi, mahzunluğumu yalnız Allaha şikayet ediyorum.» (Yusuf: 86) demiştir. Bundan ötürü Allahu taala Eyyub aleyhisselamı «O, ne güzel kuldu! Hakikat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) tdi.» âyetiyle methetmiştlr. Eğer Allah (cc)'a şikayette bulunmak sabra zıt olsa İdi Alla­hu taala Eyyub aleyhisselamı böyle methetmezdi.

Üçüncü İncelik: «Hakikat şeytan beni yorgunluğa (meşakkata) ve a-zaba (hastalığa) uğrattı.» âyetinde. Çünkü bu âyette Eyyub aleyhisselam malına, canına ve ehline gelen zaran Allah (cc)'ton utandığından dolayı şeytana isnad etmiştir. Herşeyin hakiki faili alemlerin Rabbl olan Allah (cc)'tır. Hayır, şer, menfaat ve zarar, hepsi Allah (cc)'ın kudretiyledir. Şu var ki şer Allah (cc)'a isnad edilemez. Ancak şeytana isnad edilebilir. Bundan ötürü Eyyub aleyhisselam, bu halinde dahi edebini koruyarak ken­disine gelen zararı şeytana atfetmiştir. Nitekim İbrahim aleyhisselam da, «(O Rab) ki beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Bana yediren, bana İçiren O'dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.» (Şuara: 78-80) âyetinde görüldüğü gibi yedirmeyi ve icirmeyi Allah (cc)'a, hastalığı da kendisine nisbet etmiştir.

Zemahşerî: «Şeytan ona vesvese verdiğinde o şeytana kulak verince Allahu taala ona bela ve azab verdi. Bunun için de bela ve azabı Allah (cc)'a değil; şeytana isnad etmiştir. Fakat gerçekte o musibeti Allah (cc) vermişti. Bunları bildiği holde bela ve ozabı şeytana isnad etmiştir.» [1]

Dördüncü İncelik: Süfyan-ı Sevri (ra)'ye belalara müptela olduğu hol­de sabreden (Eyyub aleyhisselam gibi) kulla, dünyanın bütün nimetleri verildiği halde şükreden (Süleyman aleyhisselam gibi) kuldan soruldu. «İkisi de eşittirler.» dedi. «Zira Allahu toala sabreden ve şükreden her İki kulu da sena etmiştir. Eyyub aleyhisselam hakkında, tO, ne güzel kuldu.» Süleyman aleyhisselam hakkında «(Süleyman) ne güzel kuldu.» (Sâd: 30) buyurmuştur.» [2]

Beşinci İncelik: Eyyub aleyhisselamın sabrı örnek gösterilir. Zira o, malına, canına ve ehline gelen musibetlere, en tercih edilen kavle göre onsekiz yıl sabretmiştir. Rivayete göre hanımı, şifa bulması için dua et­mesini İster. Hanımına, «Biz fcac sene rahat yaşadık?» diye sorar. Hanımı, «Yetmiş sene.» der. Bunun üzerine, «Hayret edenim sana. Yetmiş sene ni­mette yaşadık. Sabret de bir o kadar da meşakkat İçinde yaşayalım.» der.

Bazı tarihçilere göre de hanımına, «Allahtan şifa istemeye utanıyo­rum. Çünkü sıhhatli ve nimetli geçirdiğim gün kadar hastalık ve yoksul­luk geçlrmedim.» demiştir. Bundan ötürü Eyyub aleyhlsselamın sabrı ör­nek gösterilir.

 

Âyetlerdeki Şer'i Hükümler

 

Birinci Hüküm: Eyyub Aleyhtssetamtn Hanımım Dövmek İçin Yemin Et­mesinin Sebebi Nedir?

 

«Eline bir demet sap at da onunla vur. Yemininde durmazlık etme.» âyetinin zahiri, Eyyub aleyhisselamdan hanımını dövmek İçin yemin sadır olduğuna delalet eder.

Müfessirler, Eyyub aleyhisselamın şayet şifa bulursa hanımına yüz so­pa vurmak için yemin ettiğini söylerler. Allahu taala da yeminini yerine getirmek için zevcesine bir demet sapta vurmasını emretmiştir. Fakat âyet­te yemininin sebebi zikredilmemiştlr.

Bazı müfessirler yemin için uzun uzun birtakım sebeblerden söz et­mişlerdir. Fakat bunlar yazmaya değer nitelikte doğru bir haber değildir­ler.

Bazı tarihçiler şöyle demektedirler: Eyyub aleyhİsSelamm zevcesi has­talığında ona çok iyi bakmıştır. Hastalık uzadıkça bıkmaya başlamıştır. Şeytan bir doktor kılığına girerek onun yoluna çıkar. Kadın onu görünce, «Şurada bir hasta var. Onu tedavi edebilir misin?» der. Şeytan, Dilerse onu tedavi ederim. Fakat bir şartım var. Şifa bulduğunda bana, «Beni sen iyileştirdin.» desin.» cevabını verir. Zevcesi bunu Eyyub ateyhisseiama haber verir. Eyyub aleyhisseiam, «O senin gördüğün şeytandır. Allah (cc) İçin üzerime borç olsun ki, eğer iyileşirsem sana yüz sopa vuracağım.» der. Rivayete göre Eyyub ateyhisselamın yemininin sebebi budur. [3]

Bazıları da şöyle bir hikaye anlatırlar: İblis, Eyyub aleyhisselamın zev­cesine, «Eyyub'u hasta eden benim: Ben yerin tanrısıyım. Eğer bana bir defa secde edersen onu İyileştirir v© zenginliğine yeniden kavuştururu m. ı der. O da bunu Eyyub aleyhisselama haber verir. Eyyub aleyhisseiam, «O şeytandır. Allah (cc) adı İle yemin ederim ki, İyileşirsem sana yüz sopa vuracağım» der.

Allah (cc)';n kitabı olan Kur'anda Eyyub aleyhisselamın kıssası hak­kından herhangi bir tafsilat yoktur. Bundan ötürü onun hastalığı ve zevcesini döğmek için yaptığı yemin hakkında çeşitli hayalî rivayetler, yo­rumlar yapılmıştır. Bunların bir kısmı zaten batıldır. İnanmak sahih değil­dir. Bir kısmı da zayıftır.

İbnü'l-Arabî: «Bazı müfesslrlerln zikrettikleri, «İblisin göğün yedinci katında bir yeri vardır. Allah (cc)'tan Eyyub aleyhisselama musallat edil­mesini İster. Allahu taala da, «Seni onun malına ve ehline musallat et­tim.» der.s> rivayeti batıl ve son derece çirkindir. Çünkü şeytan Allah (cc)'-tn lanet ve gazabıyta cennet ve göklerden koğulmuştur. Koğulmuş şey­tan nasıl olur da rıza makamı olan yedinci kata çrkor, peygamberlerin makamında dolaşır? Bu, İslama aykırı olduğu gibi son derecede zararlıdır da.

«Eyyub aleyhisseiam hakkındaki kıssalardan birisi de şöyledir: «Şey­tan Eyyub aleyhisselama musallat edilmesi hususunda Allah (cc)'tan te­mennide bulunur. Allahu taala iblise, «Kulum Eyyuba birşey yapabildin mi?» diye sorar.» Bu kıssa da kesin surette asılsız ve batıldır. Çünkü Al­lahu taala İblisin askerleri olan kafirlerle konuşmaz. Nasıl olur da onları saptıran İblisle konuşur?

«Müfessirlerin bazı nakillerinde de şöyle denilmiştir: Atlahu taala şey­tana, «Seni Eyyub'un malına ve ehline musallat ettim. Onlara dilediğini yapabilirsin.» buyurmuştur. Bu herne kadar mümkünse de hakikatten u-zaktır.

«Bir başka nakilde de, Allah (cc) şeytanı Eyyub aleyhisselama musal­lat edince şeytan Eyyub aleyhisselamtn cesedine üfürmüş, onu hasta et­miş. Bu nakil de hakikatten uzaktır, Allahu taala Eyyub aieyhisseiamın düşmüş olduğu hastalık ve sıkıntıları şeytanın hiçbir İlgisi olmadan yap­maya kadirdir. Allahu taalanm lanetlediği şeytana böyle bir fırsat verib de mümtaz peygamberlerinin canlarına, mallarına, ehl ve eyaline musal­lat etmesi mümkün değildir. Çünkü şeytana böyle bir fırsat verilmesi onu sevindirir. Allahu taala ise peygamberleri her yönüyle şeytanın iğva ve za­rarlarından korumuştur, [4]

«Bazı müfessirlerin, «Şeytan Eyyub (sav)'un zevcesine, «Ben yerin tannsıyım. Eğer bana secde edersen kocanı İyileştiririm.» der.» sözlerin© gelince, kesin olarak bilinmelidir ki, herhangi bir insan hasta olduğu za­man kendisine nakildeki gibi, «Ben yerin tannsıyım.ıt denilse, değil bir peygamber karısı, hiçkimse bunu kabul edemez. Bir peygamber karısı na­sıl olur da ona inanır ve böyle bir şüpheye düşer. Böyle birşeyi, bedevi bir hayat yaşayan cahil bir çobanın karısı bile kabul etmez.»

İbnü'l-Arobî sözlerine şöyle devam eder: «Eyyub aleyhisselamın has­talığı ve sıkıntısı Kur'anda iki âyette zikredilmiştir. Birincisi mevzumuz, «Hakikat şeytan bent yorgunluğa (meşakkata) ve azaba (hastalığa) uğrat­tı.» âyeti, ikincisi, «Hakikat bana (bu) dert (gelip) çattı. Sen esirgeylcilerin eslrgeyiçişisin.» (Enbiya: 83) âyetidir. Eyyub aleyhisseiam hususunda Re-sulullah (sav)'ın buyurduklarına gelince: Buharî ve Nesaî'nin Ebu Hüreyre (raj'den rivayet ettikleri, «Eyyub aleyhisseiam çıplak olarak guslediyordu. Üzerine altından çekirgeler döküldü. Eyyub aleyhisseiam da onları top­ladı. O zaman Allahu taala, «Ben seni gördüklerinden daha zengin etme­dim mi?» buyurdu. Eyyub aieyhisselam, «Evet ya Rabbi, beni daha zen­gin ettin. Şu var ki, senin bereketinden vereceğine karşı zengin değilim.» dedi.» hadîsinden başka toirşey yoktur, öyleyse bu haberler kimden ve hangi lisanla gelmiştir? Âyet ve hadis dışındaki haber ve kıssaların hepsi İsraillyattır. Alimler Israiliyattan kesin olarak kaçınmalıdır. İsrailiyatla İl­gili satırlar görüldüğü zaman yüz çevlrilmelidir. İşitiidlğinde kulaklar ti-konmalıdır. Çünkü Israiliyat akla birçok havailer getirir, kalbte fitne ve meşakkatlere sebeb olur.»  [5]

Eyyub aleyhisselamın sabrının sübutu, hakkında Israililer kanalıyla gelen haberlere İnanmak lazım gelmez. Bazı müfessirler inceleyip araştır­madan kitaplarına bu haberleri almışlardır. İsraiiilerden gelen rivayetlerin hiçbirisinin senedi yoktur. Bununla birlikte bu gibi olayların peygamberle­re isnad edilmesi hiç doğru değildir. Çünkü bu haberler onların ismetine aykırı ve yüksek mevkilerine layık değildirler. Bu hususta müminlerin yap­ması gereken, Kur'an-ı kerimde zikredildiği kadarıyla yetinmek ve hura­felerden de yüz çevirmektir.

Bu hurafelerden bir örnek verelim: İsralli haberlere göre Eyyub aley-hlsselam o kadar ağır hasta idi ki, hastalığından ötürü etleri dökülmüş, vücudunda kurtlar meydana gelmişti. Bu hastalığından ötürü dost ve ya­kınları bile İğrenerek kendisini terketmişti. Bu durumuna zevcesinden başka kimse sabredememlşti. Son zamanlarda evinden de çıkarılarak bir mez­beleliğe atılmıştı, işte bunların hepsi yalan, asılsız 'kıssalardır. Çünkü pey­gamberin İsmetine aykırı şeylerdir.

Eyyu,b aleyhisselamın yakalandığı hastalık, etle deri arasında çok şiddetli ağrılar veren bir hastalıktı. Bu dayanılmaz bir ağrıydı. Zaman geçtikçe hastalık öyle şiddetlenmişti ki, buna bir peygamberden başka kimse dayanamazdı. Halkın nefret edeceği, tiksinip kaçacağı bir hastalık değildi. Bizce bilinmeyen herhangi bir sebebten dolayı Eyyub ateyhisselam zevcesine kızarak yüz sopa vuracağına yemin etmişti. Allahu taala da onun bu yemininden ötürü günah İşlememesi için bir demet sap alarak onunla bir defa vurmasını ve böylece yeminini yerine getirmesini emret­miştir. Allahu taala onun sabrına karşı da şifa vererek eskisinden daha sıhhatli ve daha zengin hale getirmiştir. [6]

 

İkinci Hüküm: Terbiye İçin Karının Dövülmesi Mubah Mıdır?

 

Bazı alimler, bu âyetlere dayanarak, kadının terbiye için dövülmesi­nin caiz olduğuna hükmetmişlerdir. Zira Eyyub aleyhisseiam, bir hata­sından ötürü karısına yüz sopa Vuracağına yemin etmiştir. Allahu taala da onun yeminini yerine getirmeyerek günahkâr olmaması İçin zevcesine vurmasına emretmiştir. Eğer terbiye için kadın dövmek caiz olmasaydı Allahu taala ona vurmasını emretmez ve şefkatli bir yol göstermezdi.

Bu âyetlerde aynt zamanda terbiye hududlan dışında kadının dövül­mesinin caiz olmadığına da işaret vardır. Bundan ötürü Resulullah (sav) Veda Hacct'nda verdiği hutbede, «Kadınlar size karşı İsyan ettikleri zaman onları hafifçe dövün.» buyurmuştur. Bu hadis herne kadar kadının dö­vülmesine cevaz verse de •kadının dövülmesinde yine de kerahet vardır. Çünkü Resulullah (sav), «Allah (cc)'tn kullarını dövmeyiniz.» buyurmuş­tur. Hz. Ömer Resulullah (sav)'a gelerek, «Ya Resuluilah, kadınlar koca­larına karşı isyan ettiler.» deyince, Resulullah (sav) da onların terbiye­leri İçin dövülmelerine ruhsat vermiştir.

Bu arada kadınlar da ResuluDoh (sav)'ın zevcelerine gelerek koca­larından şikayette bulunmuşlardır. Bunun üzerine Resulullah (sav), «Muhammedln ehline kadınlar gelerek kocalarından şikayette bulunmuşlardır. Onlar sizden daha hayırlı değillerdir.» buyurmuştur.[7]

Cessas şöyle der: «Allahu taalanın terbiye hususunda dövülmeyi zik­rettiği kadınlar kocalarına karşı geçimsiz ve asi .kadınlardır. Çünkü Allahu taala, «Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldtğınız kadınlara gelince, onlara (evvela) öğüt verin (vazgeçmezlerse) kendilerini yctoklarfınjda yalnız bı­rakın. (Yine kar etmezse) dövün.» (Nisa: 34) buyurmuştur.»

Eyyub aleyhisselamın kıssasında geçen âyet îse, Eyyub aleytrissela-mın karısını serkeşliğinden dolayı değil, terbiye İçin dövdüğünü İfade et­mektedir. «Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler.» (Nisa: 34) ayetine ge­lince; bu âyetin delalet ettiği hüküm de aynen Eyyub oleyhisselam kıssa-sındaki gtbt, kadının serkeşliği için değil, terbiye İçin dövülmesine dela­let eder. Çünkü rivayete göre Resulullah (sav) zamanında bir sahabl karı­sının yüzüne bir tokat vurunca kadının yakınları bunun kısasını İstediler.

Bunun üzerine, «Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler.» âyeti nazil oldu.

 

Üçüncü Hüküm: Bir Demet Sapla Vurmak Eyyub Atoyhteselâma Hat Bir Hüküm Müdür, Yoksa Umumi Midir?

 

"Alimler, Allahu taalanın Eyyub aleyhisselama yeminini yerine getirme hususunda emrettiği yüz sopa yerine bir demet sapla vurmanın yalnız ona mı, yoksa bütün ümmete mi olduğu hususunda İhtilaf etmişlerdir.

Mücahid (ra)'e göre bu hüküm yalnız Eyyub aleyhisselama hastır. Bu görüş İbni Abbas (ra)'tan da nakledilmiştir. İmam Malik (ra) İle Ahmed bin Hanbel (ra)'in görüşleri de böyledir.

- Ata ile Ibnl Ebi Leyla ise, bu hüküm yalnız Eyyub aleyhisselamo has değil, bütün müslümanlara umumidir demişlerdir. Hakikaten bu ruhsat Allah (cc)'ın bir fazi ve keremi olarak bütün ümmet için bir ruhsattır. İmam Şafii (ra) ve Ebu Hanife (ra)'nin görüşleri de budur. [8]

 

Dördüncü Hüktim: Terblye İçin Kadına Vurulacak Darbın Ayrı Ayrı Vu­rulması Şart Mıdır?

 

Alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Mesela, birisi, cariye ve kölesine on sopa vuracağına dair yemin etse^ on sopayı bir araya getirerek vur­ması kafi midir, yoksa darbları tek tek mi viîrmalıdır?

İmam Malik (ra) ve İmam Ahmed (ra)'e göre tek tok vurmadığı tak­dirde yeminini yerine getirmiş olmaz.

imam Ebu Hanife (ra) ve İmam Şafii (ra)'ye göre İse, öyle bir kişi on sopayı bir araya getirerek bir defa vurması, yeminini yerine getirmek için kafidir. On sopa ile bir defa vurduğunda yalnız bir sopa isabet etse bile sonuç aynıdır. Tek tek vurmasına lüzum yoktur. [9]             

Birinci görüşün delilleri:                                                       

1- Sopaları  birleştirerek bir kere vurmak, Eyyub ateyhisselama mahsus biz hükümdür. Çünkü Altahu taala, «(Ey Musanın, Isanın, Muham-medln   ümmetleri)   sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik.»

(MakJe: 48) buyurmuştur. Eyyub aleyhisselamın zevcesi ise yüz sopayı hakedecek birşey yapmamıştır. Allahu taala, Eyyub aleyhisselamin yemi­nini yerine getirmesi İçin kolay bir hüküm getirmiştir.

2- Misaldeki yemin eden kişi, vurmaya yemin etmişti. Bu yeminden maksat da ona acı vermektir. On sopayt bir defada vurmakta tek tek vur­mak gibi acı yoktur.

3- Yeminler niyetlere gördedir. Niyet olmadığı takdirde yeminde sar-fedilen sözün kelime anlamına ve halkın örfüne bakılır. Kelime anlamı ba­kımından on sopayı birleştirerek bir defa vurmak, on sopa vurmak demek değildir. Şu halde böyle yemin eden kişinin lügat ve örf bakımından da tek tek vurması lazımdır.

İkinci görüşün delilleri:

1- Eyyub aleyhisselomın kıssasında varld olan  hüküm umumidir. Bizim şeriatımızda neshedici bir hüküm bulunmadıkça, evvelki  peygam­berlerin şeriatları bizim için de geçerlidir.

2- Ensarilerden ve bazı sahabilerden yapılan rivayete birisi ağır bir hcstalığa yakalanmıştı. Yalnız bir deri, bir kemik kalmıştı. Bu halinde iken yanına gelen bir cariye ile münasebette bulundu. Daha sonra ziyaretine gelen yakınlarına başından geçenleri anlattı. Onlar da giderek hadiseyi Resuluilah (sav)'a haber verdiler. Resulullah (sav)'o, «Biz şimdiye kadar böyle bir hastalık görmedik. Eğer onu buraya getirseydi kemikleri dağı­lırdı. Çünkü o yalnız deri ile kemik kalmış» dediler. Resulullah (sav), «Yüz ince hurma dalını birleştirerek ona bir defa vurun.» buyurdu. [10]

Âyet de bu kavlin zahiren sıhhatine delalet eder. Çünkü yüz sopayı birleştirerek vuran adama, vurmuş denilir. Bu vuruşla yeminden de kurtul­muş olur.

3- Hanefi ve Şafii ulemasına göre, Eyyub aleyhisselam Kur'anın hükmü uyarınca bir demet sapla vurarak yeminini yerine getirmiş ve ye­mininden dolayı bir günah kazanmamıştır. Çünkü Allahu taala, «Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme.» buyurmuştur. Yalnız şu var ki. bu hüküm bütün hallerde uygulanamaz. Ancak hadfsle varid olan olayın benzerlerinde uygulanabilir.

 

Beşinci Hüküm: İslâm Şeriatında Hile Yapmak Caiz Midir?

 

Cessas şöyle der: «Âyette yapılması caiz olan şeylerde kendi nefsin­den veya gayrından bir 'kötülüğün defi İçin hile yapmanın caiz olduğuna delalet vardır. Çünkü Allahu taala Eyyub aleyhlsselama, yeminini yerine getirmek için karısına bir demet sapla vurmayı emretmiştir. Bu vuruşla zevcesine acı da vermemiştir.» [11]

İşte, yapılması caiz olan birşeyde kendisinden veya gayrından her­hangi bir mekruh şeyi gidermek için hile yapılabilir. Bu, şeriatta kabul edilen hilenin ölçüsüdür. Allah (cc)'ın farz ettiklerinden kaçmak için yapı­lan hile İle Allah (cc)'ın İnsanlara farz kıldığı zekat gibi şeylerden kaçın­mak için hile yapmak caiz değildir. Hiçbir selim akıl sahibi de böyle bir hileye başvurmaz. Çünkü Allahu taalanın farzları yerine getirilmek için farz kılınmıştır. Vazedilen hadler de yeryüzünde uygulanmak İçin meşru kılınmıştır. Yoksa Allah (cc)'ın ahkamını oyuncak etmek İçin değil.

Bazı alimler ise mevzumuz âyet ve «Vaktaki (Yusuf) onfann (zahire) yüklerini hazırladı. Su kabını öz kardeşinin yükü içine koydu. Sonra bir münadî {arkalarından) şöyle bağırdı: «Ey kaille (durun), siz şüphesiz hır­sızlarsınız.» (Yusuf: 70} âyetine dayanarak hilenin kayıtsız şartsız caiz ol­duğuna hükmetmişlerdir. Halbuki hadise hiç de bu alimlerin zannettiği gibi değildir. Çünkü Yusuf aleyhisselamın kardeşlerine yaptığı o hile, kar­deşlerinden daha üstün olduğunu İzhar için Allah (cc)'ın izni ile yapılmış­tır. Zira Allahu taala, «Yoksa o padişahın dinine göre kardeşini (esir ola-rak) tutabilecek değildi. Meğer ki, Atlanın İradesi ola.» (Yusuf: 76) buyur­maktadır.

Alusî şöyle der: «Bana göre, herhangi bir şer'i hükmü ibtal edecek, bozacak hile kabul edilemez. Mesela, hile Ne zekattan kurtulma gibi.» [12]

 

Altıncı Hüküm: Allah’ın Fiilleri Maslahata Tabii Midir?

 

Fahreddin Razi şöyle der: «Eyyub aleyhisselamın kıssası, Allah (cc)'ın fiillerinin maslahat ve mefsedetlerle Hletlenmekten uzak olduğuna dela­let eder. «O yapacağından mesul olmaz, fakat onlar mesul olurlar.» (En­biya; 23) âyeti de açıkça buna delalet etmektedir. Çünkü Eyyub aleyhisse­lam Allah (cc)'a karşı hiçbir günah İşlememiştir ki bu günahın karşılığı olarak bela ve hastalığa maruz kalsın. Onun hastalığa yakalanması herne kadar fazla sevaba nail olmasına vesile olmuşsa da Allahu taala vasıtasız olarak insana her hayır ve menfan vermeye kadirdir. Öyleyse Allahu taala­nın fiillerinin maslahatla illetli olduğunu İddia etmek, delilsiz bir iddiadır. Sarih olan, «O yapacağından mesul olmaz, fakat onlar mesuf oluriar.» âyetinin İfadesidir.» [13]

 

Yedinci Hüküm: Yemini Yerine Getirmek Mi, Bozup Kefaret Vermek Mi Daha Efdaldlr?

 

Âyeti kerime, eğer yemini yerine getirmekte bir günah yoksa, yerine getirmenin kefaret vermekten daha efdal olduğuna delalet eder,

İbnl Teymiye şöyle der: «Eyyub aleyhisselamın şeriatında zaten ye­min kefareti yoktu. Eğer olsaydı Allahu toala kefaret vermesini emreder­di.»

İbnü'l-Arabî de Teymlye'den önce aynı görüşü İleri sürmüştür.

Kurtubî: «İbnü'l-Arabî ve benzerlerinin «Eyyub aleyhisselamın şeria­tında kefaret yoktur.» demeleri sahih değildir. Zira Eyyub aleyhlsselom, İbni Şihab'ın rivayet ettiği hadiste görüldüğü gibi onsekiz sene gibi bir zaman süren hastalığı sırasında İki arkadaşı ona, «Sen öyle bir günah İş­lemişsin ki, biz öyle bir günahı kimsenin İşlediğini zannetmiyoruz», der­ler. Eyyub aleyhisselam, «Sizin ne demek istediğinizi anlamıyorum. Yalnız Rabblm bilir ki, birgün yoldan geçerken iki kişinin ayrı ayrı Allah (cc)'ın adı İle yemin ettiklerine şohid oldum. Eve dönünce onların yeminlerinin kefaretini vereyim de yeminlerini bozdukları takdirde günahkâr olmasın­lar diye azmettim.» dedi. Eve dönünce hastalığa yakalandı. Allah (cc)'a nida ederek, «Hakikat bana (bu) dert (gelip) çattı. Sen esirgeyicilerin eslr-geyicislsln.» (Enbiya: 83} dedi. Bu hadis, Eyyub aleyhlsselamın şeriatında da kefaretin olduğunu göstermektedir. Ayrıca başkasının yerine ondan izin almadan kefaret vermenin caiz olduğuna ve o adamın üzerinden ke­faretin düşeceğine de açık işaret vardır.» [14]

 

Âyetlerden Alinacak Dersler

 

1- Allahu taala, Eyyub aleyhisselama imtihan ve derecesini yük­seltmek için hastalık ve darlık vermiştir.

2- İnsanlar bu dünyada imanları ölçüsünde belaya uğrar. Bu yüz­den en büyük belallarta peygamberler karşılaşır.

3- Bir darlık ve hastalıktan ötürü Allahu taalaya şikayette bulun­mak sabra aykırı değildir.

4- Allahu taala insanları hem fakirlikle, hem de zenginlikte imtihan eder. Gerçek mümin hem fakirliğinde, hem zenginliğinde, hem hastalığında, hem de sağlığında şükrederidir.

5- Allah (cc)'a  karşı takva olunduğu zaman  Allahu taala Eyyub aleyhisselama yaptığı gibi, karşılaşılan sıkıntılardan bir çıkış yolu verir.

6- Ailahu taala, Eyyub ateyhlsselamın zevcesini, hastalığında gös­terdiği sabra karşılık, ona yüz sopa yerine bir demet sapla vurmasını em­rederek mükafatlandırdı.

7- Herhangi birisinin hakkını İptal etmek veya şer'î bir hükmü bozmak için olmayan hileler caizdir.

8- İnsan, yapmış olduğunu yemini yerine getirmelidir. Eğer şer'î bir maslahat varsa ve yenini yerine getirmekte bir günah varsa kefaret vermek daha efdaldir.

 

Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler

 

İslâm, her husus ve ahvalde insan toplumuna hükmetmek İçin teşriat ve talimlerle nazil olmuştur. Bundan ötürü de her İş için ayrı ayrı hüküm getirmiştir. Bu hükümlerde insanların birbirine aykırı fıtratlarına riayet edil­diği gibi, şer'İ hüküm ve teşriatın masahatlarına da riayet edilmiştir. Me­sela, şeriat kadının dövülmesine cevaz vermiş fakat buna bir smır koymuştur. Herşeyden önce kadına vurulacak darpların kırıcı ve yaralayıcı olmaması ve terbiye hududlarını aşmaması lazımdır. Fakat buna rağmen karısını döven kocanın İyi birşey yapmadığını kabul etmiştir. Kadınları dövmek hususunda verilen ruhsat, serkeş kadınlar içindir.

İslâm Şehidi Seyyid Kutub, Fizilal adlı eserinde şöyle der; «Eyyub aleyhisselamın hastalıkla müptela olması ve buna karşılık sabretmesi her­kes tarafından bilinen meşhur bir hadisedir. Bu yüzden herhangi bir sıkın­tı ve hastalığa duçar olan kimseye Eyyub aieyhisselam Örnek gösterilerek sabır tavsiye edilir. Şurası muhakkaktır ki, bu hadiseye o kadar israillyat karıştırılmıştır ki, adeta uydurma hikayeler onun hakikatini kaybettirmek­tedir. Bu hususta en emin yol Kur'anda bildirilenle iktifa etmektir. Eyyub aieyhisselam salih, tövbekar bir kuldur. Allahu taala ona ağır bir hastalık verdiği halde o yine de sabretmtştir. Hastalığı yüzünden sağlığı gittiği gibi malı ve ehli de elinden gitmiştir. Yalnız zevcesi kalmıştır yanında. Buna rağmen onun Allah (cc)'a olan güvenci sarsılmadı. Allah {cc)'tan gelene razı oldu ve kulluğuna devam etti.

«Şeytan aleyhillane ona yakınlığını sürdüren dostlarına vesvese ve iğva verdi. Eğer Allahu taala Eyyub aleyhisselamı sevse idi ona bu has­talığı vermezdi diye düşündüler. Gelip Eyyub aleyhisselama düşündükleri­ni de söylediler. Bu sözler Eyyub aleyhisselamı hastalığından daha çok üzdü. Bu vesveselerden bazısını ailesi naklettiği için kızarak «İyileşirsem sana yüz sopa vuracağım.» diye yemin etti. İşte o zaman Allah {cc)'a şekva ve niyazla teveccüh ederek şeytanın diğerlerinin aracılığı ile ken­dine eziyet verdiğini ifade ederek, «Hakikat şeytan beni yorgunluğa (me-şokkata) ve azaba (hastalığa) uğrattı.» dedi. O zaman Allahu taala, ezel­de bildiği gibi, onun doğruluk ve sabrını, şeytanın eziyet ve teşebbüslerin­den nefret ettiğini görerek rahmetiyle hastalığına son verdi, sıhhatini iade etti. Ona ayağını yere vurmasını emretti. Yerden fışkıran sudan içmesini ve onunla yıkanmasını buyurdu. Eyyub aieyhisselam böylece şifa buldu. Bu meseleyi, Allahu taala Kur'an-ı kerimde , «Ayağınla vur (yere dedik). İşte hem yıkanacak, hem İçecek soğuk {bir su). Ona hem ehlini, hem on­larla beraber bir mislin), bizden bir rahmet ye temiz akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere, bağışladık.» âyetleriyle beyan etmiştir.

«Bazı rivayetlere göre Allahu taala Eyyub aleyhisselamın ölen oğul­larını diriltmiş ve ona dirilttiği evladları kadar da fazladan evlad vermiştir. Halbuki Kur'an-ı kerimin nassında Eyyub ateyhisselam için ölüleri dirilt­mesine değil sarahaten, işareten bile delalet edecek birşey yoktur. Belki, «Ona hem ehlini, hem onlarla beraber bir mislini...» âyetinin manası, Allahu taala ona sıhhat ve afiyet verdikten sonra, ona göre gaib gibi olan ehlini ve çocuklar.nı iade etti ve akıl ve İdrak sahihlerine uyan olacak şekilde fazi ve ihsanından onların sayısı kadar mal ve evlad verd. demek­tir Bu kıssada mühim olan Allahu taalan.n verdiği bela ve musibetler kor-şısmda sabrederek Allah (cO'ın nimet ve fazlına nail olmasını görmektir. Çünkü onlar Allah (cc)'ın haklarında hükmettiklerine razı olmuşlardır.

«Zevcesini dövmek için yemin etmesine gelince. Allahu taalanın onfl eline bir demet sap alarak vurmasını emretmesi, hem ona, hem de onur hizmetinde bulunan ve bu hizmetinde sabır gösteren zevcesine *>lr rah­metidir Bu emirle onun yemininden dolay, günahkar olması önlenmiştir «Eline bir demet sop ol da onunla vur. Yemininde durmazlık etme.» Yemi ni yerine getirmekte gösterilen bu kolaylık ve iyileştikten sonra verilen bı nimetler Eyyub aleyhisselamm bela ve musibetlere sabrının, taatının güzel liginin ve Allah (cc)'a sığınmasının karşılığıdır. «Biz onu hakikaten sabırl bulduk O, ne güzel kuldu. Hakikat o, dalma (Allaho) dönen {bir zat) Idl.[15]

 



[1] Zemahşeri. Keşşaf. Ebu Hayyan, agö, C. 7. S. 400.

[2] Kurtubl, age, C. 13. S. 215.

[3] Süyûtî. Bge, C. 5. S. 316.

[4] Kuranda şöyle buyurulmuştur: .(İblis) Ey Rabbira, dedi, beni azdırdığın şeye (rahmetinden tard etmene) mukabil ben de andolsun yerfyüzönlde onlar (in msslyetlerini) herhalde süsleyeceğim. Onların hepsini, toptan, mu­hakkak ki azdıracağım. Ancak onlardan Ihlasa erdirilmiş kutların müstes­na.* Buyurdu ki: *fşte bu bana göre (hak ve layık) olan doğru bir yoldur. Benim kullarımın üzerinde senin hiçbir tahakkümün yoktur. Meğer ki azıp sapanlardan sana tabi olanlar olsun.* (Hicr: 30-41). Bu ayetler açıkça gös­teriyor ki, İblis ancak kendisine tabi olanlara tahakküm edebilir. Nebtlnr İse şeytana uymaktan uzaktırlar. (Çev.)

[5] İbnü'l-Arabi, Ahkamü'l-Kur'an'datı özetle. Kurtubi. age, C. 15. S. 209.

[6] Bu hususta tafsilat arayanlar ibni Kesir, Ebu Hayyan ve Alusl tefsirlerine baksınlar.

[7] Ebu Davud, Nesai. Buharl tarihinde.

[8] Alusl, Kurtybl. Cessas, İbnü'l-Arabi. 364

[9] Cessas. age, C. 3. S. 382.

[10] Ebu Davud.

[11] Cessas, age, C. 3. S. 384.

[12] Alusi, age. C. 23. S. 209.

[13] Fahreddin Razi, age. C. 7. S. zos'den özetle.

[14] Kurtubl, age. C. 15, S. 215.

[15] Seyyid Kutub. FtaitaM Kui-an. C. 23. S. 101 - 103'ien özette.