Tefsir Kulliyati - 16. Sayfa - 056Vakia
63. DERS KUR'ANIN ABDESTSİZ OLARAK TUTULMASININ HARAM OLUŞU
Ayetlerin Lafzı Tahlili
Bu Âyetlerle Önceki Âyetler Arasındaki Münasebet:
Âyetlerin İcmali Manaları
Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler
Âyetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: «Siyanet Edilmiş Kitap» Tan Maksat Nedir?
İkinci Hüküm: «Ona Tam Bir Surette Temizlenmiş Olanlardan Başkası El Süremez.» Âyetinden Maksat Nedir?
Üçüncü Hüküm: Kur'anın Elle Tutulmasının Hükmü Nedir?
Mühim Bir Uyan:
Dördüncü Hüküm: Allahu Taalanın Kur'andaki Yeminlerinin Hikmeti 4nedir?
Beşinci Hüküm: Kur'anda Yapılan Yeminlerin Türleri Nelerdir?
Altıncı Hüküm: Allah (cc)'tan Başkası İle Yemin Edilir mi?
Âyetlerden Alınacak Dersler
63. DERS KUR'ANIN ABDESTSİZ OLARAK TUTULMASININ HARAM
OLUŞU
75 — Hayır (hakikatler kafirlerin dediği gibi değildir.) İşte yıldızlan!» düştüğü yerlere andediyorum.
76 - ki hakikatte bu, eğer bilirseniz, büyük bir anddır
77 — Muhakkak o elbette çok şerefli bir Kur'an'dır.
78 — Kİ siyan et edilmiş bir kitapta (yazılı)dır.
79 — Ona tam bir surette temizlenmiş olanlardan başka» el süre-m«z.
80 — (O) alemlerin Rabtolnden indirilmiştir.
81 — Şimdi siz bu kelamı mı hor görücülersinb?
82 — Rızkınıza (şükür edeceğinize) siz behemehal tekzibe mi kalkışırsınız?
83 — Hele (can) boğaza gelince,
84 — O vakit siz görürsünüz!
85 — Biz ona sizden yakınız. Fakat görmezsiniz.
86 — Onu (ta boğazınıza gelince cesedinize) geri çevirsenizyot Eğer (İddianızda) sadıktarsanız...
Ayetlerin Lafzı Tahlili
(Mevögirnnücumî): Mevakl', mevkinin çoğuludur ve birşeyin düştüğü yere denir. Nücum, necm'in çoğuludur. Necm, yıldız demektir.
(Meknûni): Saklanan, gizlenen şey.
(El mutahharün); Cenabetlik ve idrar gibi namaza mani olacak şeylerden temizlenmiş olanlar.
(Mudhinûn): Hor görmek, yalanlamak.
(Belegatilhülgûm): Belagat, ulaşmak anlamr-na gelen bir fiildir. Hulküm, boğaz demektir.
(Medînîne); Mükafat istemektir.
(Terciûneha); Terci', rücudan gelen bir fiildir. Dönmek demektir. Yani, ruhu vücuda döndürebilecek misiniz demektir.
Bu Âyetlerle Önceki Âyetler Arasındaki Münasebet:
Allahu taala önceki âyetlerde Alfah (cc)'ın vahdaniyetini, ölümden sonra dirilmeyi ve hesap vermeyi isbat edecek delilleri zikretmiştir, Sonra da peygamberliği isbat edecek deliller takib etmiştir. Sonra do Resullerin sonuncusu olan Muhammed bin Abdullah'a nazil olan Kur'anın doğruluğunu bildirmiştir. Kur'an asırlar boyu onun peygamberliğinin isbatı için ebedi bir mucizedir. Kur'an, müşriklerin za'mettikleri gibi Muhammed (sav)'in telifi değildir. O, hakim ve alîm olan Allah (cc) tarafından indirilmiştir. İşte bu işaret ettiklerimiz bu âyetlerle önceki âyetler arasındaki bağlantının ne kadar ahenkli olduğunu göstermektedir.
Âyetlerin İcmali Manaları
Allah (cc), yıldızların yörüngeleri üzerine yemin etmektedir. Şayet bilirseniz bu, çok büyük bir şeydir. Çünkü yıldızlar yörüngeleri ile birlikte onları yaratan Allah (cc)'ın kudretine en açık delildirler. Allahu taala an-dederek Kur'anın sihir, kehanet, iftira değil büyük ve korunmuş bir kftap olduğunu isbat ediyor. O, Allah (cc) tarafından korunmuş, her batıldan, değişmeden ve değiştirilmeden korunacak olan ve herşeyi hakkıyla bilen hüküm ve hikmet sahibi Allah (cc)'ın indirdiği kitaptır. Bu kitabı şeytanlar getirmedi. Şeytanlar zaten Allah (ccj'tn ilminde saklı olan ve korunan bu kitaba el süremezler. Onu ancak Allah (cc) katından temiz melekler indirmiştir. Yeryüzünde de onu melekler gibi temiz olanlar tutabilir. Çünkü o, aziz ve ceül otan Allah (cc)'in kelamıdır. Allah (cc)'ın kelamına karşı saygı İse ancak temizlikle olabilir.
Ey İnsanlar, siz bu kitabı, Kur'anı mı yalanlıyorsunuz? Siz Allah (cc)'ın nimetlerine karşı şükrü böyle mi yapıyorsunuz? Hakikat siz bütün nimetleri veren Allah (cc)'ın fazlını İnkar ediyorsunuz. Ruhunuz gırtlağınıza gelip dayandığında, meçhul bir yol ayrımında durduğunuzda ne yapacaksınız? Tekrar dünyaya dönebilir misiniz? Ölümü sizden defetmeye gücünüz yetebilir mi? Cesetten ayrılan ruhunuzu tekrar cesede döndürmeye kadir misiniz? Eğer hesap vermeyecekseniz veya dediğiniz gibi Ölümden sonra ne hesap, ne mükafat, ne de yeniden dirilme varsa, o zaman serbestsiniz. O zaman, ruhu gırtlağına yaklaşan kimsenin ruhunu geri çevirin. Hesap vermeye giden insanları geri çevirin. Halbuki siz ölen bir kişiye yalnız bakıyorsunuz, hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bizim meleklerimiz sizden o ruhlara daha yakındır. Siz o ruhun büyük bir hesaba gittiğini görmüyorsunuz. Cün-. kü siz acizzisiniz. Allah (cc)'ın huzuruna temiz gidenler İse mükafatlarını göreceklerdir. Siz de cezanızı
Âyetlerin Tefsirindeki İncelikler
Birinci incelik: Yıldızların yörüngeleri üzerine yemin edilmesi, Allah (cc)'ın kudretinin büyük, hikmetinin kamil ve sanatının bedl' oluşuna İşaret etmektedir, öyle ki bunu açıklamak ne düle, ne de kalemle mümkündür. Yapılan birşeyin büyüklüğü onu yapanın azametine delalet eder. Gök ve göğün İhata ettiği-güneş, ay ve yıldızlar Allah (cc)'ın kudretinin bir eseridirler. Bunlar arasındaki düzen mucid, hüküm ve hikmet sahibi olan A'lah (cc)'ın varlığına ve birliğine delalet eder.
İkinci incelik: Fahreddin Razi: «Âyetteki «şerefli bir Kur'andtr» ifadesinde derin bir İncelik vardır. Çok okunan bir kitap hem okuyana, hem dinleyene usanç verir. Hatta bir mecliste bir adam bir mevzuyu ikinci defa anlatsa ona tekrar ettiği için kızılır. Halbuki Kur'an böyle değildir. Okudukça, dinledikçe zevk alınır. Ne kadar tekrar edilirse edilsin usanç vermez.» [1]
Üçüncü İncelik: Kur'ana, «Şimdi siz bu kelamı mı hor görücülersiniz?» âyetinde görüldüğü gibi «hadis» (kelam) ismi verilmesi çok görülmektedir. «Hadis» ise yeni olan şeye denir. Yeni konuşulan, duyulan şey insana tad verir. Kur'an ise «kadim» olmasına rağmen onda yeni söylenilen bir kelamın tadı. vardır. Her okunuşta sanki hiç okunmamış gibi zevk alı-mr. işte bu İtibarla Kur'ana «hadis» denilmesi doğrudur.
Dördüncü incelik: Yıldızlar üzerine yemin etmekle Kur'an arasında ne münasebet vardır. Ki, Kur'anın doğruluğunu isbat için yıldızlar üzerine yemin edilmiştir. Cenabı Allah yıldızları yerin ve denizlerin karanlığında insanların yolunu ve yönünü tayin etmesi için yaratmışsa, Kur'an âyetlerini de sapıklığın ve cehaletin karanlıklarında insanların yolunu tayin etmek için göndermiştir. Yıldızlar maddi karanlığı aydınlattığı gibi Kur'an da manevi karanlıkları aydınlatmaktadır. Buradaki yeminde maddi ve manevi yol göstericiler arasında bir birleşme olmuştur.
Beşinci incelik; «Ona tam bir surette temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.» âyeti haber şeklinde gelmişse de mana itibariyle birşe-yi yasaklamaktadır, ibni Kesir bu âyetin tefsirinde şöyle der: «Bazı alimlere göre temiz olmaktan maksat, cünüp ve abdestsiz olmamaktır. Müslim'in Sahihinde İbni Ömer (ra)'den rivayet ettiği hadise göre Resulul-lah (sav), müşrik memleketlere giden kimsenin yanında Kur'an götürmesini yasaklamıştır. Bu yasaklama müşriklerin ona el sürmemesi için yapılmtştır. İmam Malik (raj'in Muvatta'dakl rivayetine göre de Resuiuilah (sav) Amr bin Hazm'a yazdığı mektupta, «Kur'anı ancak temiz kimseler eline alsın.» buyurmuştur.»[2]
Altıncı incelik: «Rızkınıza (şükür edeceğinize) siz behemahat tekzibe
mi kalkışırsınız?» âyetinin manası, «Siz rızkınızın şükrünü Kur'anı yalanlayarak mı yapıyorsunuz?» demektir. Yani siz, küfrü şükrün yerine koyuyorsunuz denilmiştir. Salebi de âyetin tefsirinde, «Siz Kur'andan pay alacak •yerde onu tekzıb ediyorsunuz.» demiştir. [3]
Âyetlerdeki Şer'ı Hükümler
Birinci Hüküm: «Siyanet Edilmiş Kitap» Tan Maksat Nedir?
Müfessİrler âyetteki «siyanet edilmiş kitap»tan maksadın ne olduğu hususunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
Bazı alimlere göre bundan maksat, «levh-i mahfuzudur. «Siyanet edil-miş»ten maksat da gözlerden saklanmış demektir. ;Ki ona ancak Cebrail ve Mikail gibi melekler muttali olabilir.
Diğer bazı alimlere göre «slyanet edilmiş kitapalan maksat, levh-i < mahfuz değil Kur'andır. Kur'an-ı kerim nasıl hafızlar tarafından ezberlenerek hafızalarda saklanırsa, satırlara yazılarak da sayfalarda korunur. Nitekim Ailahu taola, «O, <Allah indinde» çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sa-hifededir.» (Abese: 13-14) buyurmuştur. Buna göre âyetteki «siyanet edilmişsin manası, «değişme ve bozulmadan korunmuş»tur. Ailahu taala öa, «Kur'anı biz indirdik, biz. Onun koruyucuları da şüphesiz biziz.» (Hicr: 9) buyurmuştur.
İkinci Hüküm: «Ona Tam Bir Surette Temizlenmiş Olanlardan Başkası El Süremez.» Âyetinden Maksat Nedir?
Müfessirler, âyetteki el sürülmeyecek kitaptan maksadın Kur'an mı -yoksa levh-i mahfuz mu olduğu hususunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
Bazı alimlere göre buradaki el' sürülemeyecek kitaptan maksat Kur'andır. Buna göre âyetin manası şöyle olur: Bu Kur'ana abdestll olmayan kişiler e! süremez.
Diğer bazı alimlere göre İse buradaki kitaptan maksat levh-i mahfuzdur. Buna göre de âyetin manası, «Levh-I mahfuza temiz olanlardan başkası el süremez.» olur. Buradaki temiz olanlar ise meleklerdir.
Âyetteki kitabın tevfo-i mahfuz olduğunu söyleyenler görüşlerini Isbat İpin «O (Allah indinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahifelerdedir. Kı-metii, sevgili, takva sahibi katiblerin elleriyle (yazılmıştır).» (Abese: 13-16) âyetlerini delil almışlardır. Buna göre temiz olanlar meleklerdir.[4]
Üçüncü Hüküm: Kur'anın Elle Tutulmasının Hükmü Nedir?
Kur'an-ı kerim, Allah (cc)'ın mukaddes kitabıdır. Ona tazim ve ihtiram etmek farzdır. Ona tazim etmenin bir işareti de onu abdestsiz eie almamaktır. Fukaha, Kur'anın abdestsiz eie alınamayacağında icma etmiştir. Abdestsiz olarak tutulmasını yalnız öğretmek ve öğrenmek kasdıyla eie alanlar için caiz görenler de vardır. Bu da zarurettir. Öyleyse abdestsiz, cünüp kimselerle ay hali gören ve lohusa kadınların Kur'anı ellerine alması haramdır.
Mühim Bir Uyan:
Kur'an-ı Kerimi abdestsik. olaraK ele almak haramdır. Bu hükme kimse karşı çıkmamıştır. Ancak fukaha arasındaki görüş ayrılığı bu hükmün mevzumuz âyetlerden mi yoksa başka âyetlerden mi çıktığı hususundadır.
Fukahadan bazılarına göre Kur'anı abdestsiz ele almanın haram oluşu mevzumuz âyetlerin işaretiyle sabittir. Çünkü Ailahu taala, Kur'anı semada ancak temiz meleklerin tutabildiğini haber vermektedir. Bizim elimizdeki Kltab da levh-i mahfuzda yazılmış kitabın aynısı oiduğuna göre onu tutanların da mutlaka abdestll olmaları farzdır.
Diğer bazı alimlere göre ise, Kur'anın abdestsiz olarak ele alınamayacağı hükmü mevzumuz âyetlerle değil, Resulullah (sav)'ın sünnetiyle sabittir. Bu görüşteki fakihier, kendi görüşlerini isbat için de birçok akli ve naklî delil getirmektedirler.
1- «Ona tam bir surette temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.» âyeti Mekke'de nazil olmuştur. İlim ehli bilir ki, Mekke'de nazil olan âyetler fıkhı meselelerle ilgili değil, iman ve itikadla ilgilidir.
2- Bu âyet birşeyt haber vermektedir. Haberi emir şeklinde tevil ' etmek âyeti haber şeklinden çıkarır. Âyetin haber şeklinden çıkmasıyla
ortaya bir mecaz çıkar. Kelamda ise asıl olan hakikattir, mecaz değil.
3- «Mutahharûn» (temiz yaratılanlar) kelimesi bizim görüşümüze, yani «temiz yaratılmış meleklerse işaret eder. Eğer burada abdest alanlar kasdedilseydi, «kendisini temizleyenler» manasındaki «mutotahharun» kelimesinin kullanılması gerekirdi. Nitekim bunu, «...Allah hem çok tövbe edenleri sever, hem çok temizlenenleri (mutatahharun) sever.» (Bakara: 222) âyeti de teyid etmektedir.[5]
Özet olarak, Resulullahın sünneti Kur'anı ele almak İçin abdestli ol-. manın farz olduğuna delalet etmektediı.
İbni Habban ve ashab-ı sünenin tesbit ve rivayet ettiklerine göre, Re-sulullah (sav). Yemen halkına yazdığı mektupta, «Kur'anı ancak abdestli kimseler eline alabilir.» buyurmuştur. Fukahanın cumhuru (Ebu Hanife, Malik ve Şafii) da böyle hükmetmişlerdir. Sahabilerin çoğu da çocuklarına Kur'anı ellerine alacakları zaman abdest almalarını emrederlerdi.
Dördüncü Hüküm: Allahu Taalanın Kur'andaki Yeminlerinin Hikmeti 4nedir?
Araplar sözlerini tekid etmek için yemin ederlerdi. Kur'an ise Arapça ile nazil olmuştur. Kur'anın birçok âyetlerinde kelamın tekidi için çeşitli yeminler yapılmıştır. Yoksa bu yeminler davanın isbatı için yapılmamıştır. Zira davanın isbatı kat'İ delillerle yapılır.
Kur'anın iki tür muhatabı vardır. Kur'ana iman etmiş mümin veya onu teR'zİb eden kafir. Mümin Allah (cc}'ın haber verdiğini yeminsiz olarak tasdik edip inanan kimsedir. Kafirler ise delillerle inanmadıkça yapılan kasemler yüzünden inanacak değillerdir, öyleyse Kur'andaki yeminler, sözü tekid etmek ve mevzunun ehemmiyetine dikkat çekmek içindir. Atlahu taa-la, âyetlerinde herhangi birşey üzerine yemin ettiği zaman, muhatabının zekası kendi kendine araştırmaya başlar. Acaba Allahu taala bu varlık üzerine niçin yemin etmiştir? Bundan maksat nedir? Niçin başka bir varlık üzerine değil de özellikle onun üzerine yemin edilmiştir? İşte bu soruların cevabını bulmak için muhatap düşünmeye ve araştırmaya başlayacaktır.
Beşinci Hüküm: Kur'anda Yapılan Yeminlerin Türleri Nelerdir?
Kur'onda çeşitli şekillerde yeminler varid olmuştur. Bunları üzerlerine yapıldıkları şeylere ve yapılış sebeblerine göre Ikl grupta inceleyebiliriz.
1- Üzerlerine yapıldıkları şeylere göre yeminler:
a) Allah (cc)'ın zatı üzerine yapılan yeminler. Mesela, «İşte o göğün ve yerin Rabblne ondolsun ki (vaadolunduğunuz) o (şeyler) tıpkı sizin konuştuğunuz gibi şüphesiz ve kat't bir gerçektir.» (Zarİyat: 231 ve «İşte Rabbine andolsun ki onlara, topuna yapmakta oldukları şeyleri elbette soracağız.» (Hicr: 92-93) âyetlerinde görüldüğü gfbi.
b) Çeşitli yaratıklar üzerine yapılmış yeminler. Mesela, «Andolsun incire, zeytine, Sina dağına ve şu emin şehre ki biz hakikat İnsanı en güzel bir biçimde yarattık.» (Tin: 1-4} ve «Andolsun güneşe ve onun aydınlığına, ona tabi olduğu zaman aya, ona parlaklık verdiği zaman gündüze, onu örtüp büründüğü zaman geceye, göğe ve onu bina edene, yere ve onu yayıp döşeyene, herbir nefse ve onu düzenleyene, sonra tSa ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı İlham edene ki onu tertemiz yapan kisl muhakkak umduğuna ermiş, onu alabildiğine örten kişi İse elbette ziyana uğramıştır.» (Şems:11-10) ve «Andolsun fecre, on geceye, hem çifte, hem teke, gelip geçeceği dem geceye, (ki) bunlarda akıl sahipleri için birer yemin (değeri) vardır.» (Fecr: 1-5} âyetinde görüldüğü gibi.
c) Bizzat Kur'an üzerine yapılan yeminler. «Sad. O şanlı, şerefli Kur'ana yemin ederim ki (hal) küfredenlerin iddia ettikleri gibi değildir). Bilakis (onların dışı boş) bir onur, (İçi İse tam) bir tefrika içindedir.» (Sâd: 1-2} ve «(Hidayet yolunu) apaşikar gösteren (şu) kitaba andederlm ki haki-. kat biz onu (onun manalarını) anlayosınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.» (Zuhruf: 2-3) ve «Kaf, o çok şerefli Kur'ana yemin ederim ki (Mekke kaflr-ferl peygambere İman etmediler).» (Kaf: 1) âyetlerinde görüldüğü gibi.
d) Mevzumuz âyette olduğu gibi bizzat «and» (kasem) üzerine yapılan yeminler. «(Demek ki hakikat ey kafirler sizin dediğiniz gibi değildir). An-de derim o (geceleri) geri dön(üp aydınlık neşreden)...» (Tekvin 15) ve «Kıycmet gününe andederlm. Kendisini alabildiğine krnayan nefse yemin ederim (ki siz öldükten sonra mutlaka dirileceksiniz),» (Kıyamet: 1-2) ve «Şu beldeye yemin ederim. Sen bu beldeye helal İken.» (Beled: 1-2) âyetlerinde görüldüğü gibi.
2- Sebebîerine göre yapılan yeminler.
a) Allah (cc)'tn vahdaniyetinin İsbatı İçin yapılan yeminler. «Saflar bağlayıp duranlara, sevk ve zecredenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki gerçek sizin Tanrınız hakikaten birdlr.ı (Saffat: 1-4) âyetlerinde görüldüğü gibi.
b) Kur'anın hak olduğunu isbat için yapılan yeminler. «Hayır (hakikatler kafirlerin dedikleri gibi değildir). İşte ytfcftzlann düştüğü yerlere ande-dlyorum —kt hakikaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir anddır— muhakkak o ebette çok şerefi! bir Kur*andsr.ı (Vakıa: 75-77) âyetlerinde görüldüğü gibi.
c) Resulullah (sav)'ın peygamberliğini İsbat İçin yapılan yeminler. «Yasin. O hikmet dolu Kur'ana yemin «derim ki sen (bab&im) hfç şüphesiz (Hak canibinden) gönderilen fpeygamberJterdensJn.» (Yasin: 1-3) âyetlerinde olduğu gibi.
d) Resulullah (sav)'tan müşriklerin İsnad ettikleri kötü sıfatların olmadığını göstermek İçin yapılan yeminler, «Hokka He kaleme ve (kalem erba-bmm) yarmakta olduktan şeflere andoteun W, (hdbftıtm) sen, Rabbmfn nimeti sayesinde, felr mecnun değfisin,» (Kalem: 1-2) âyetlerindekl gibi.
Altıncı Hüküm: Allah (cc)'tan Başkası İle Yemin Edilir mi?
Alimler, Alitfh .(ccpn isminden veya sıfatlarından başto birssyte yemin etmenin Jraram olduğunda Icma etmîsîerdir. ftesöHflfah (sav), «Yemin «îmek İsteyen içişi ya Mlan $cc) İle yenün etsin veya hiç etmesin.» buyurmuştur.
Allah .(cç)"tan başka şeylerle yemin edilmesinin haram oluşu fasonlar ipindir. Allahu taala yarattığı şeylerden dilediği ile yemin etmektedir. Çünkü feirşeyfe şerrim etmek onun ehemmiyet ve azametini gösterir. Allahu taala Kur'anın birçok âyetlerinde görüldüğü gibi yarattığı birçok şeyle yemin etmiştir. Aüah (ccpn bu yeminleri o şeyin sağlamlık ve ehemmiyetini gösterir. Cenabı Allahın yemin ettiği şey, onu yaratanın kudretine delalet eder. Resuiulloh (sav), «Hakikat Allahu taala size babalarınız İle yemin ötmeyi yasaklamıştrr. Yemin etmek İsteyen kişi ya Allah İle yemin etsin veya hiç etmesin.» buyurmuştur.
Âyetlerden Alınacak Dersler
1- Allah (ccpn yıldızların yörüngeleri üzerine yemin etmesi, yoktan varettiği nizamın yaratıcısının büyüklüğünü göstermek içindir.
2- Kur'an sihir, şiir ve kehanet değil, ancak hakîm ve alîm olan Allanın kelamıdır.
3- Aziz kitabımız Kur'anı levh-i mahfuzdan dünyamıza şeytanlar değil, temiz yaratılmış melekler getirmiştir. O halde Kur'anı eline alanların da temiz, abdestll olması şarttır.
4- Kur'an tebdil ve tağyirden, batıldan korunmuştur. Çünkü Allahu taala onun korunmasını tekeffül etmiştir.
5- Nimetlere karşı tekzib ve inkar değil, şükredilmelidir.
6- İnsanlar eğer amellerinin mükafat ve cezasını görmeyecekse o zaman kendi nefsinden belayı defetmesi lazımdır.
7- Yaşadığımız dünya dışında bir yer olması lazımdır ki insanlar orada yaptıklarının karşılığını alabilsinler.
Ayetlerdeki teşrii hikmetler
Kur'an mecid olan Allah (cc)'ın kitabı, kullarına düsturu, resullerin sonuncusu olan Hz. Muhammed'e indirdiği vahyidir. Semavi kitapların en son nazil olanı ve en şereflisidir. O, beşeriyeti doğru yola ileten, insanları mutluluğa ulaştıran ve cehaletten kurtarıp ilim ışığına çıkaran kitabtır. Öyleyse ona saygı göstermek bu şerefli kitabın hakkıdır. Onu tatbik etmek, en yüksek mevkide tutmak, devamlı okumak bütün müslümanlara farzdır.
Kur'an-ı. kerime saygının bir alameti de onu eline alan kimsenin temizlenmesidir. Çünkü o, Allah (cc)'ın kelamıdır. Öyleyse müminin Kur'an hakkında saygısızlık yapması veya onu abdestsiz olarak eline alması doğ-râ değildir.
Resulullah (satf), Amr bin Hozm'a yazdığı mektupta. «Kur'anı ancak abdestli ve temiz kimseler eline alabilir.» buyurmuştur. Resulullah (sav)'ın Kur'ana azami derecede saygı göstermesi, bizim de ona saygı göstermemizi icobettirmektedir. Allahu taala Kur'anın şanını yüceltmiştir. Çünkü onu ayların en efdali olan Ramazan ayında, gecelerin en efdali olan Kadir gecesinde inzal buyurmuştur. Kur'an-ı kerimin Resulullaha gelmesinde de Ruhul emin olan Cebrail aleyhlsselam vasıta olmuş, o seçilmiştir. Kur'an-ı kerimin nerede ve nasıl yazıldığı, «O (Allah İndinde) çok şerefli, kadri yüce, tertemiz sahlfelerdir. Kıymetli, sevgili, takva sahibi katiplerin elleriyle yarılmıştır)». (Abese: 13-16) âyetleriyle bildirilmiştir. O zaman müminlere bu kitab-ı mübine saygı göstermeleri farz olmaz mı?
Kur'anı temiz ve pak melekler getirmişlerdir. Müminlerin de o meleklere benzemeleri için Kur'anı ellerine almadan önce temizlenmeleri, ab-dest almaları lazımdır.
«{Âyetlerimiz hakkında sapıklığa düşenler) o zikre (Kur'ana) —o ken dilerine gelince— küfredenlerdir ki İşte bunlar şüphesiz bize gizli kal mazlar). Halbuki o, cidden sarp bir kitaptır ki, ne Önünden, ne ardından onq hiçbir batıl (yonaşıb) gelemez. (O), bütün kainatın hamdettlğt, o yegane. hüküm ve hikmet sahibi (Allah)tan İndirilmedir.» (Fussılet: 41-42).
[1] Razi. age, C. 8. S. B9
[2] Ibni Kesir, age, C. 4, Kurtubl, age.
[3] Ibni Cevzi. age, C. 8. S. 154.
[4] Alusi, Kurtubl, Razi.
[5] Razi, Alusi, Kurtubî. Ibni Cevzl. 416
İslami Okul Okulların En Önemlisi