Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Saf Süresi - Kuran - 061Saf - 1. Sayfa

SAF SÜRESİ 2

Meal 2

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri 2

Meal 2

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri 2

Hz. İsa'nın Hz. Muhammed'i Müjdelemesi 2

Allah'ın Yardımcıları 4


SAF SÜRESİ

 

Meal

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tenzih eder. Yegâne galib olan ve her işi hikmetle çeviren O'dur.

2/3-  Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız bir şeyi söy­lüyorsunuz? Allah'ın katında en buğzedilen şey yapmayacağınız şeyi söylemektir.

4- Allah, kendi yolunda kurşunla   birbirine perçinlenmiş duvarlar gibi saf bağlayıp savaşanlan sever.

5- (Hatırlat o zamanı) ki Musa, kavmine: «Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği bir peygamberi olduğumu bildiğiniz hal­de beni niçin incitiyorsunuz?» demişti. Onlar döndüklerinde Al­lah da onların kalplerini döndürdü. Zaten Allah fasık kavimleri doğru yola iletmez.[1]

 

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri

 

(1-5) «Göklerde ve yerde ne varsa...» Bu Ayetlerin Tefsiri

Bu sureye aynı zamanda El-Havariyyin ve Hz. İsa Suresi de denilmektedir. Cumhur'a göre bu sure Medeni'dir. Bu görüş İbn Zübeyr, îbn Abbas, Hasan, Katade, îkrime ve Mücahid'den gel­miştir. İbn Yesar «Mekki'dir» diyor. Bu da İbn Abbas ve Müca hid'den gelmiştir. Fakat birinci rivayet tercih edilmiştir.

Surenin ayetleri ihtilafsız olarak 14'tür. Kelimeleri 220, harf­leri ise 926'dır. Surenin ismi dördüncü ayetten gelmektedir.

«Mersus» kelimesi kurşunla birbirine bağlanmış duvarlar de­mektir. Burada muhkemlik kastedilmektedir. Yani onlar savaş saffım tutarken birbirlerine o şekilde kenetleniyorlardı ki adeta birbirlerine geçirilmiş ve aralarında herhangi bir boşluk bu-bulunmayan duvar taşlan gibiydiler.

«Zâğû» fiili haktan kaymada ısrar etmek demektir. Yani on­lar Hz. Musa'nın getirdiği haktan inhiraf ettikçe Allah da hakkı kabul etmek hususunda kalplerini çevirdi. Çünkü onlar körlük ve delâleti seçmişlerdi. Ceza amelin cinsindendir. [2]

 

Meal

 

6- (Hatırlat o zamanı) ki Meryem'in oğlu İsa da: «Ey îs-railoğullan! Ben size Allah'ın (gönderilmiş) elçisiyim. Benden ön­ce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adın­da bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim» demişti. Fakat o onlara mucizelerle gelince «Bu apaçık bir sihirdir» dediler.

7- İslâm'a davet olunduğu halde Allah adına yalan uydu­randan daha zalim kim olabilir? Allah zalimler güruhunu doğru yola hidayet etmez.

8- Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

9- Allah, Rasûlü'nü hidayet ve hak dinle gönderdi ki müş­rikler istemese dahi onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın.

10- Ey iman edenler! Size sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?

11- Allah'a ve Rasûlü'ne iman edeceksiniz. Allah'ın yolun­da mallarınızla canlarınızla savaşacaksınız. Eğer bilirseniz bu si­zin için en iyisidir.

12- (Bu cihadı yaptığınız takdirde Allah)  sizin günahları­nızı bağışlar ve sizi  (gölgelikleri)  altından   ırmaklar akan Adn Cennetleri'nde hoş konutlara koyar. İşte büyük kazanç budur.

13- Başka bir kazanç daha vardır ki onu da seveceksiniz: Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetih!  (Ey Rasûlüm!) müminleri müjdele!

14- Ey iman edenler!  Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem'in oğlu İsa da havarilere; «Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım  kimdir?»   demişti.  Havariler  de,    «Allah  yolunun yardımcıları biziz» demişlerdi. İsrailoğulları'ndan bir zümre inkâr etti. Biz de inananları düşmanlarına karşı destekledik ve onlar üstün geldiler.. [3]

 

Dirayet Ve Rivayet Tefsiri

 

(6-14)   «(Hatırlat o zamanı) ki Meryem'in oğlu İsa...» Bu Ayetlerin Tefsiri[4]

 

Hz. İsa'nın Hz. Muhammed'i Müjdelemesi

 

Hz. İsa kendisinden sonra gelen «Ahmed» isimli peygamberi müjdelemekte ve Tevrat'ı tasdik etmektedir. Zira beşinci sıfrin 20. faslında Tevrat şunları söylemektedir: «Allah Sina'dan yönel­di. Sairde tecelli etti. Harran dağlarında ortaya çıktı. Onunla be-raber sağında tertemiz radmeler vardı». Aynı kitabın 11. faslında şunlar yer almaktadır: «Ey Musa.1 Ben İsralloğullan'na kadreşle-rinden bir peygamber göndereceğim. Senin gibidir. Kelamımı onun ağzına koyacağım. O onlara ben ona ne emredersem onu söyler. O kimse ki bu peygamberin benim adıma konuştuklarını kabul etmezse ben ondan ve onun torunundan   da intikam   alacağım». Hz. İsa'nın konuşmasından anlaşılıyor ki onun dini şu hakikatleri tasdik etmeyi içermektedir:

Allah'ın kitaplarını ve —îster daha önce olsun isterse daha sonra— bütün peygamberleri tasdik etmek.

«Ahmed», Rasûl-ü Ekrem'in Özel ismidir. îmam Malik, Buha-ri, Müslim, Darimi, Tirmizi, Nesei, Cübeyr bin Mutim'den Easûl-ü Ekrem'in şöyle buyurduğunu rivayet ediyorlar: «Benim birçok isimlerim vardır. Muhammed benim ismimdir. Ahmed ismimdir. EUHaşır benim ismimdir. Bana böyle söylemesinin nedeni insan­lar ben geldikten sonra haşr olunacaklar dır. Yani ben son peygam­berim. El-Mahi benim ismimdir. Allah benimle küfrü mahveder, siler götürür. El-Akib benim ismimdir». El-Akıb kendisinden sonra peygamber olmayan kişidir.

Rasûlullah'ın Ahmed ismi ya fiili muzari nefsi mutekellim vahdedir veya hamidiyyet kökünden ismi tafdil olarak veya mah-mudiyet kökünden yine ismi tafdil olarak gelmektedir. Rasûlul­lah'ın müjdelenmesi Kur'an'ı mucizin açıkladığı hakikatlerden bi­ridir. Hıristiyanların onu inkâr etmesi bir nevi hezeyandır. Onla­rın «eğer böyle bir müjde olsaydı İncil'de zikredilecekti» şeklinde­ki iddiaları da geçerli değildir. Bunu bir an geçerli farzetsek bile cevabımız şu olur:

Rasûl-ü Ekrem ile ilgili bu müjde İncil'de zikredilmiştir. An­cak İncil'i derleyenler, Hz. İsa'nın ref'inden (göğe kaldırılmasın­dan) sonra, İncil'i derlemeyi ihmal etmişlerdir. Çünkü bu Tevrat' ta vardı. Hz. Davud'un mezmurlarında, Eş-Şeyia'nın, Habkuk'un, Ermiya'nm ve diğer peygamberlerin suhuflarında vardı. Bununla iktifa etmişlerdir. Mümkündür ki İncil'de de bu vardı. Fakat hi-ristiyan alimleri dinlerine duydukları sevgiden veya başka bir ne­denden dolayı bu ibareyi silmişlerdir. Hıristiyanlar nezdindeki inciller dörttür:

1- Matta İncili: Bu zat 12 havariden biridir. Hz. İsa'nın ref'inden sekiz sene sonra Filistin'de, Süryani diliyle bu İncil'i derlemiştir. Bu İncil'in 68 kitabı vardır.

2- Mâkros İncili: Markos yetmiş kişiden biridir. Bunu Hz. İsa'nın ref'inden 12 sene sonra Roma'da, Frenkçe yazmıştır. Bu­nun kitaplar: 48'dir.

3- Luka İncili: O da yetmiş kişiden biridir. İskenderiye'de Yunanca olarak bu kitabı derlemiştir. Kitapları 83'tür.

4- Yuhanna İncili: Yuhanna Hz. İsa'nın dostudur. Hz. İsa* nın ref'inden 30 sene sonra îfsus'da bu İncili derlemiştir. Bunun da kitapları kipti nüshalarında 33'tür. Bu indiler ihtilaflıdır. Bun­larda öyle şeyler vardır ki onlara insafla bakan, Allah'ın kelâmı olmadıklarını hemen anlar. Meselâ Hıristiyanların iddiasına göre Hz. İsa çarmıha gerilmiş, defnedilmiş, kabrinden çıkartılıp göklere refedilmiş v.s. Bu İncil'ler tarih kitapları gibi kaleme alınmışlar. İç­lerinde Üz. İsa'nın bazı durumlarının açıklanması da sözkonusu-dur. Mesela doğumu ve ref'i gibi. Bir de bazı kelimeleri vardır. Tıpkı İslâm dininde bazı büyük insanların ve salihlerin lehinde yazılan menkıbe kitapları gibi. Binaenaleyh bu İncil'lerin bazı du­rumları ihmal etmeleri, Kur'an'da Hz. İsa'nın beşikte konuşması, peygamberimizi müjdelemesi gibi hususların yazılmaması hiç de zarar vermez. Çünkü bunlar tarihvari eserlerdir. Yanlış ve yalan­larla doludurlar. Bütün bunlarla beraber Yuhanna İncil'inde, in-saflı insanlar için, Hz. İsa'nın Rasûl-ü Ekrem'le ilgili beşaretleri görülebilir. Mesela 15. fasılda Hz. İsa şunları söylemiştir: «Parak­lit hakkın ruhudur. O kimsedir ki babam (Allah kastedilmektedir) onu gönderecektir. O her şeyi size Öğretecektir...»

Yine Yuhanna söylüyor:

«Mesih söyledi: Kim beni seviyorsa benim kelimemi ezberle-sin. Babam da onu sever. Onun yanına gelecek ve onun katında konaklayacaktır. Ben bunu size söyledim. Çünkü ben daimi olarak sizin yanınızda değilim. Paraklit ki ruh'ulkuds olan babam onu gönderecektir, o size her şeyi öğretecektir. O benim söylediklerimi size hatırlatacaktır. Ona olan selamımı size emanet bırakıyorum. Kalbiniz sarsılmasın, korkmasın. Zira ben gidiyorum. Ve size dö­nüş yapacağım. Eğer beni seviyorsanız benim babaya gitmeme se. vinmeniz lâzımdır».

Yine Yuhanna'dan bir ayet:

«Kesinlikle sizin için hayırlısı benim babama gitmemdir. Zira ben gitmezsem size Paraklit gelmez. Ben gittiğimde onu size gön­dereceğim. O geldiğinde hatadan dolayı âlemi kınayacaktır. Benim çok konuşmam vardır. Onu söylemek istiyorum. Fakat siz onu kal­dırmazsınız. Lakin hak ruhu geldiğinde, o ruh ki sizi bütün hakka irşad edecektir, çünkü o kendi katından konuşmaz. O dinledikle, rini konuşur. O size her geleni haber verecektir. Babanın bütün haklarını size tanıtacaktır».

Yine Yuhanna'dan: «Eğer beni seviyorsanız vasiyetlerimi htf* zediniz. Ben babadan istiyorum ki size başka bir Paraklit versin, sizinle ebediyete kadar sebat etsin. O Paraklit hakkın ruhudur. O ruh ki âlem onu kabul etmeye güç yetirmedi. Çünkü onlar onu tanımıyorlar. Ben sizi yetim bırakıyorum, size yakında gelece­ğim.»

«Paraklit» kelimesi hamd mânâsını ifade etmektedir. Bu söz­le Rasûl-ü Ekrem'in kastedildiği kesindir. Bazı hıristiyanlar onu «hammad»; yani çokça hamdedici şeklinde tefsir etmişlerdir. Bu kelimede Rasûl-ü Ekrem'in «Ahmed» ismine işaret vardır. Bazıla­rı da onu muhlis kurtarıcı şeklinde tefsir etmişlerdir. Çünkü Hz. îsa «Allah başka bir kurtarıcıyı gönderecektir» demiştir. Hz. İsa' nm bu kelamı hamd başlığıyla değil kurtarıcı başlığıyla Rasûl-ü Ekrem'i müjdelemektedir. Ve böylece Rasûl-ü Ekrem'in risaleti-nin sabit olduğuna istidlal edilir.

İbn Abbas 8. ayetin tefsirinde «Onlar Kur'an'ı iptal etmeyi ira­de ederler. Sözde onu yalanlamayı kastederler demektir» diyor, îbn Bahr «Onlar Allah'ın hüccetlerini yalanlamakla iftihar etmek istiyorlar» diyor. Dahhak «Onlar Rasûlullah'ın iftiralarla helak ol­masını istiyorlar» demek olduğunu söylemiştir.

İbn Abbas'tan gelen bir rivayete göre vahy kırk gün tehire uğ­radı. Yahudilerden olan Kâb bin Eşref «Ey yahudiler! Müjdelenin!

Allah Muhammed'in nurunu söndürdü, gelecek ayetlerdeki nuru­nu söndürdü. Artık onun nurunu tamamlamaz» dedi ve Rasûl-ü Ekrem bundan dolayı üzüldü, bu ayet indi.

«Müşrikler istemese de onu bütün dinlerin üzerine galip geti­recektir» cümlesinden anlaşılıyor ki İslâm dini ruhuna muhalif olan bütün dinleri yok edecektir. Allah bu va'dini yerine getirmiş­tir. Çünkü yeryüzünde hiçbir din yoktur ki îslâm'a karşı mağlûp olmasın, kahrolmasın. Mücahid diyor ki: «Hz. İsa indiği zaman yeryüzünde İslâmdan başka hiçbir din olmayacaktır».

Eğer 10. ayetteki hitap halis müminlere ise halis müminlerin iman etmelerinden maksat, iman üzere sebat göstermeleri ve de­vam etmeleridir veya iman ile cihadı bir araya getirmeleridir. Ya­ni hem nefsi hem de başkasını tekmil etmek. Eğer bu hitap zahi­ren müminler içinse o zaman Allah'a iman etmekten maksat, ima-nı Allah için halis kılmalarının istenmesidir.

«Yakın fetihHen maksat dünyada verilen ganimetlerdir. Bazı­ları «Mekke fethi kastedilmektedir» dedi. İbn Abbas, «İlerde müs. tumanlar için fethedilen Fars ve Rum diyarlarının fethidir» demiş­tir. [5]

 

Allah'ın Yardımcıları

 

«Allah'ın yardımcıları olun»; yani kılıçla Allah'ın düşmanlarıy­la cihad etmek suretiyle onun dinine yardımcı olun. Bu hitap Al­lah'tan ehli imanadır. Yani Hz. İsa'nın arkadaşlarının yaptığı gibi yapıp Allah'ın dinine yardımcı olun ve dolayısıyla Hz. Muhammed' in havarileri olun. Havarilerden maksat, peygamberlerin arkadaş­ları demektir. Ma'mer «Bu olmuştur» diyor. Zira Akabe gecesinde Rasûlullah'a biat eden yetmiş kişiye bu hitap veriliyor. Ve bu yet-miş kişi de Allah'ın dinine yardımcı olmuşlardır.

Ayetteki «ila» kelimesi «mea» mânâsını ifade eder. Yani «Al­lah'la beraber benim yardımcılarım kimlerdir?» Veya beni Al­lah'a yaklaştıran haslette benim yardımcılarım kimlerdir? Bunun tafsilatı Al-i îmran Suresi'nde geçmişti. Hz. İsa'nın ref'inden sonra İsrailoğullan iki gruba ayrıldı. Biri iman etti, diğeri kâfir oldu. «Biz iman edenleri düşmanlarına galip getirdik. Onlar galip oldu-lar» ayetini İbn Abbas şöyle yorumlar: «Hz. İsa'nın zamanında iman edenleri, Hz. Muhammed'in dünyaya gelmesiyle diğer kâfir dinlere galib getirdi demektir».

Mücahid, «Onlar zamanlarında Hz. İsa'yı inkâr edenlere karşı galip geldiler demektir» diyor.

Bazıları «Ayetin mânâsı şudur: Biz Kur'an'm inişi zamanında müslümanları dalâlette olan iki gruba da galip getirdik demek­tir». Yani «İsa Allah'dı, göklere çekildi» diyenlere de «İsa Allah'ın oğludur, Allah onu yanına getirdi» diyenlere de müslümanları ga­lip getirdik. Zira Hz. İsa hiç kimse ile savaşmamış, onun arkadaş­ları arasında kendisinden sonra da ^avaş olmamıştır.

Zeyd bin Ali ve Katade «Onlar hüccetlerle, delillerle galip gel­diler demektir» dedi. Çünkü onlar rivayete göre şöyle dediler: «İsa'nın uyuduğunu bilmiyor musunuz? Halbuki Allah uyumaz. İsa yemek yerdi, Allah yemek yemez».[6]

SAFF SURESÎ'NÎN SONU

 



[1] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/98.

[2] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/99.

[3] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/100.

[4] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/101.

[5] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/102-106.

[6] Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 15/106-107.